1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkiye'de Fikri ve Sanatsal Haklar

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve e-PaCk tarafından 10 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    Ülkemizde Avrupa Birliği sürecinde, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nda 2001 ve 2004 yılında yapılan değişikliklerden sonra fikri ve sanatsal haklarda yaratıcıları koruyan önemli değişiklikler oldu.
    Bu değişiklikler ile, korsan kopyacılığın önlenmesi amaçlanmakla beraber, yayıncılık, müzik ve sinema sektörüne yatırım yapan kişiler bağlantılı hak sahibi olarak etkin biçimde korunmaya başladı.
    Şüphesiz ki yasalardaki değişiklikler mahkemelerce uygulanmıyorsa etkin bir koruma sağlamaz. Bunun farkında olunduğu için Ülkemizde önce fikri ve sanatsal hakların uyuşmazlıklarına bakacak uzman mahkemeler kuruldu. Bu mahkemelerde görev yapacak hakimler Avrupa Birliği mevzuatı çerçevesinde yurt dışında eğitim gördü. Şimdi uzman mahkemelerde görev yapan bu hakimler gelişmiş ülkelerdeki hukuk uygulamasını Ülkemizde de gerçekleştiriyorlar.

    Bu doğrultuda Ülkemizdeki hukuk kurallarına baktığımızda fikri ve sanatsal haklar konusunda şunları söyleyebiliriz.

    Fikri ve sanat eserleri ; ilim ve edebiyat eserleri, müzik eserleri, güzel sanat eserleri, sinema eserleri, işlenme eserler ve derlenmeler olarak gruplara ayrılır.

    Bir eserin sahibi olan yaratıcıları manevi ve mali haklara sahiptirler. Manevi haklar ; umuma arz yetkisi , eserde adının belirtilmesini istemek ve eserde değişiklik yapılmasını engellemek şeklinde özetlenebilir. Maddi haklar ise ; işleme hakkı, çoğaltma hakkı, yayma (kiralamak, ödünç vermek, satmak, dağıtım yapmak) hakkı, temsil hakkı, işaret, ses veya görüntülü araçlarla kamuya sunma hakkı ve pay ve takip hakkı şeklinde ifade edilir.

    Bu haklara sahip kişiler genel olarak eserin yaratıcılarıdır. Yaratıcılardan bu hakları miras yoluyla kazananlar veya sözleşme yaparak devralanlar da mali ve manevi hakları koruyabilirler.

    2001 ve 2004 değişiklikleri ile Kanun’a dahil edilen bağlantılı hak sahipleri de çeşitli haklara sahiptirler. Eser sahibinin izni ile;
    -bir eseri yorumlayan, tanıtan, anlatan, söyleyen, çalan ve çeşitli biçimlerde icra eden sanatçılar,
    -bir eserin icrasını ve diğer sesleri ilk defa tespit eden fonogram yapımcıları, radyo ve televizyon kuruluşları ve
    -filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren film yapımcıları bağlantılı hak sahipleridir.

    Bağlantılı hak sahipleri ;
    -eserlerde isimlerinin belirtilmesi,
    -değişiklik yapılmasını engelleme,
    -mali hakların izinsiz kullanımlarını yasaklama,
    -işaret, ses veya görüntülü araçlarda kamuya sunulmasını yasaklama haklarına sahiptirler.

    Fikir ve Sanat Eserleri kanunu’nun 52. maddesine göre; eser veya bağlantılı hak sahipleri ile yapılacak sözleşmelerin yazılı olması şarttır ve hak devri yapılan konuların açıkça ve ayrı ayrı yazılması gerekir.

    Yukarıda belirtilen hakların; eser veya bağlantılı hak sahipleri veya devrettikleri diğer hak sahibi kişilerden izinsiz kullanılması ve saldırıya konu olması hallerinde hukuk ve ceza davaları açılabilir.

    Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre fikri ve sanatsal haklara saldıran kişilere karşı;
    - eser sahibinin veya saldırının tespiti davası,
    - saldırının kaldırılması davası,
    - saldırının önlenmesi davası,
    - maddi ve manevi tazminat davaları açılabilir.

    Maddi tazminat davalarında FSEK’e göre; saldırı yapan kimse ile sözleşme yapılmış olsaydı istenecek bedelin üç katı talep edilebilir.

    Eser sahibinin yukarıda sayılan manevi haklarına veya mali haklarına saldıran kişiler, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre 2 yıldan 4 yıla kadar hapis veya 50 milyar TL den 150 milyar TL ye kadar para cezası ile cezalandırılır.

    Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’ndaki değişiklikler sonucu, polise ve belediyelere korsan kopyaları toplama yetkisi verilmiş ve korsan kopya yapanlara altı yıla kadar hapis cezası getirilmiştir. 2004 yılında Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na eklenen bir madde ile fikri ve sanatsal hakları ihlal eden internet sitelerinin servis sağlayıcılar vasıtası ile yayınının durdurulacağı da düzenlenmiştir.

    Bu yasal düzenlemeler, uluslar arası fikri hak kuruluşlarının çalışmalarının da etkisi ile Kültür ve Turizm Bakanlığının gayretleri sonucu sağlanmıştır.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı ayrıca önümüzdeki günlerde 2000 yılı öncesi çıkarılan yönetmelikleri Kanun’da yapılan değişiklikler paralelinde değiştirme hazırlığındadır. Yönetmeliklerden birisi de eserlerin kayıt ve tescili hakkındadır. Bu yönetmelik değişikliğine göre, müzik ve film yapımları, bu yapımlarda yer alacak eserler ile bilgisayar oyunlarının Bakanlığa kayıt ve tescili zorunlu hale gelecektir. Bu değişiklik ile ülkemizdeki korsan kopyaların önlenmesi yönünde bir adım daha atılmış olacaktır.

    Sonuç olarak 2001 yılından bu yana yapılan yasal düzenlemeler ve mahkeme uygulamaları sonucu; Ülkemizde fikri ve sanatsal hakların bugün, gelişmiş ülkeler kadar korunduğunu söylemekten memnuniyet duyuyoruz.
     

Sayfayı Paylaş