1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türkiye'de Nüfusun Dağılışı /Türkiye Ekonomik Coğrafyası

Konusu 'Türkiye Coğrafyası' forumundadır ve Suskun tarafından 23 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Türkiye'de Nüfus

    Ülkemizdeki nüfusun sayısı ve nüfusla ilgili veriler yapılan nüfus sayımları ile elde edilir. Bu sayımlar sonucunda, toplam nüfus, nüfusun yaş gruplarına ve cinsiyete göre dağılımı, okur yazar oranı, eğitilmiş nüfus durumu, işsiz sayısı, çalışan nüfusun iş kollarına göre dağılımı, köy ve kent nüfus sayıları belirlenir.


    [​IMG]

    Türkiye’de ilk düzenli nüfus sayımı 1927’de, ikinci nüfus sayımı ise 1935’te yapılmıştır. Daha sonra 5 ve 0 ile biten yıllarda nüfus sayımı yinelenmiştir. En son nüfus sayımı 1990’da yapılmış ve daha sonraki sayımların 10 yılda bir yapılması kararlaştırılmıştır.




    [​IMG]

    Türkiye'de Nüfus Sayımları ve Sonuçları

    Nüfusla ilgili bilgiler, genellikle nüfus sayımı sonuçlarından elde edilir. Bu sayımlarla nüfusun sayısı, meslek grupları, yaş durumu, eğitim, ailedeki nüfus sayısı, kadın - erkek nüfusu, nüfus artış hızı gibi bilgiler elde edilebilir.
    Türkiye'de ilk nüfus sayımı 1927 yılında, en son nüfus sayımı ise, 1997 yılında yapılmıştır.


    [​IMG]

    Yukarıdaki tablo ve grafiklerden çıkarabileceğimiz sonuçlar şunlardır:

    • 1927 - 1997 yılları arasında nüfus miktarı ve nüfus yoğunluğu devamlı artmıştır. Bu artış yaklaşık 5 kat olmuştur.

    • Nüfus artış hızı 1940 lı yıllarda oldukça azalmıştır. Bu azalmada, İkinci Dünya Savaşı tehlikesi, asker nüfusunun artması, sağlık sorunlarının artması gibi sebepler etkili olmuştur. 1997 yılındaki son sayımda ikinci önemli düşüş görülmüştür. Bu azalmada da, halkın eğitim seviyesinin yükselmesi, kent nüfusunun artması ve halkın bilinçlenmesi gibi faktörlerin etkili olduğu söylenebilir.

    • En fazla nüfus artış hızı 1955 - 1960 yılları arasında olmuştur.

    Türkiye'de Nüfus Yoğunluğu

    1997 yılı nüfus verilerine göre, toplam nüfusun bölgelere dağılımı

    1. Marmara 15.936.000
    2. iç Anadolu 10.525.000
    3. Ege 8.325.000 *
    4. Karadeniz 8.284.000
    5. Akdeniz 8.109.000 ,
    6. D.Anadolu 5.945.000

    yoğunluğunun bölgelere dağılımı

    1. Marmara 236
    2. G. Doğu Anadolu 96
    3. Ege 89
    4. Akdeniz 66
    5. iç Anadolu 64
    6. Karadeniz 58
    7. D.Anadolu 36

    Tarımsal Nüfus Yoğunluğu
    Bir ülkede veya herhangi bir sahada, tarım ve hayvancılıkla geçinen nüfusun, tarımsal alana bölünmesiyle elde edilen nüfus yoğunluğuna tarımsal nüfus yoğunluğu denir. Bu yöntem, aritmetik nüfus yoğunluğuna göre, daha gerçekçidir. ...
    1950'den 1990 yılına gelinceye kadar tarımsal nüfus yoğunluğunda 18 kişilik bir azalma gerçekleşmiştir. Bunda, tarım alanlarının 15.9 milyon nektardan, 28.7 milyon hektara çıkmasının ve kırsal kesimden kentlere göçün artmasının etkisi olmuştur. 1950'de 5.2 milyon olan kent nüfusu, 1990'da 31.5 milyona çıkarken, kırsal kesimde bu kadar büyük artış olmamıştır.
    Türkiye'de tarımsal nüfus yoğunluğu bölge ve iller arasında farklılık gösterir. Bunda yerşekillerinin dağlık ve ovalık olmasıyla, tarımda çalışan nüfusun miktarı etkili olmaktadır.
    Genel olarak, tarımsal nüfus yoğunluğu, dağlık alanlarımızda fazla, geniş tarımsal ovalarımızda ise düşüktür.

    Bazı ülkelerin ise aritmetik yoğunlukları şu şekildedir:
    Çin'in nüfusu Japonya'dan fazla olduğu halde, yüzölçümü de geniş olduğundan nüfus yoğunluğu daha az olmuştur.
    Rize, Artvin ve Hakkari gibi kır nüfusunun fazla, buna karşılık tarım topraklarının az olduğu sahalarda, tarımsal nüfus yoğunluğu artmaktadır. Konya, Şanlıurfa ve Edirne gibi geniş tarım alanlarının bulunduğu illerde ise tarımsal nüfus yoğunluğu azalmaktadır.
    Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgeleri dağlık olduğundan tarımsal nüfus yoğunluğu artarken, İç Anadolu'da ovalık alanlar fazla olduğundan tarımsal nüfus yoğunluğu azalmaktadır.


    Fizyolojik Nüfus Yoğunluğu

    Toplam nüfusun, ekili - dikili alanlara bölünmesiyle ortaya çıkan yoğunluğa fizyolojik nüfus yoğunluğu denilmektedir,
    • Nüfusun cinsiyet durumu
    1945 yılındaki sayıma kadar, ülkemizde kadın nüfusunun erkek nüfustan daha fazla olduğunu görüyoruz. Bu durumda, Kurtuluş Savaşı ve Birinci Dünya Savaşı tehlikesi etkili olmuştur. Fakat, 1945'ten sonra erkek nüfusu kadın nüfusunu geçmiştir. Şu anda erkek nüfus % 1,2 oranında fazlalık gösterir.
    Türkiye'de dışarıdan göç alan İstanbul, Ankara, İzmir gibi merkezlerde erkek nüfus fazla iken, dışarıya göç veren Trabzon, Tokat, Yozgat gibi merkezlerde kadın nüfusu daha fazladır.
    Aktif Nüfus
    Aktif nüfus, çalışan nüfus veya faal nüfus olarak da adlandırılır.
    15-64 yaş arasındaki nüfusa çalışma çağındaki nüfus denilmektedir. Bu nüfusun hepsi bir işte çalışmaktadır. Çalışabilecek yaştaki nüfus içinde, çalışan nüfus oranı ne kadar çoksa, işsizlik oranı o kadar azdır. Genellikle, sanayileşmiş ve buna bağlı olarak gelişmiş ülkelerde işsizlik az iken, az gelişmiş ülkelerde işsizlik fazladır.
    Türkiye'de nüfusun % 40'ını çocuk, genç ve yaşlı nüfusu oluşturduğundan, aktif nüfus oranı gelişmiş ülkelere göre daha az ve işsizlik oranı daha fazladır.

    Çalışan nüfusun ekonomik faaliyet kollarına göre dağılımı
    Ekonomik faaliyetler üç büyük gruba ayrılır. Bunlar

    • Tarım (Tarım, hayvancılık, ormancılık, vs.)
    • Sanayi (Endüstri, madencilik, vs.)
    • Hizmet (İnşaat, ticaret, turizm, vs.) sektörleridir.
    Az gelişmiş ülkelerde, toplam çalışan nüfusun % 90'a yakını tarımsal nüfus özelliği taşır. Gelişmiş ülkelerde ise tarımsal nüfus % 10 civarındadır. Diğer nüfus, hizmet ve sanayi sektöründe çalışmaktadır.
    Tabloya göre, gelişmiş ülkelerde, hizmet ve sanayi söktöründe çalışanların oranı, tarımdan oldukça
    fazladır.
    Gelişmekte olan ülkelerde, sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfus, gelişmiş ülkelere göre daha azdır.
    Aşağıdaki tabloya baktığımızda, Türkiye'de 1927 yılında nüfusun %90'ı tarım, %10'u sanayi ve hizmet sektöründe çalışmıştır. 1950 - 1960 lı yıllarda tarım sektöründeki nüfus azalmaya başlamıştır. Özellikle 1980 li yıllardan sonra, sanayileşme hızının artmasıyla tarım sektöründeki nüfus % 50'nin altına düşmüştür.
    Çalışan nüfusun içindeki tarımsal nüfus oranı azalırken, nüfusun miktarı artmıştır. Çünkü, 1927 de 13 milyon olan nüfus, 1997 de 62 milyonu geçmiştir. Bu durum gözardı edilmektedir.
    Türkiye'de çalışan nüfusun yaş ortalaması düşüktür. Çalışan nüfusun bölgelere göre dağılımı incelendiğinde dengesizlik görülür.
    Sanayi ve hizmet sektöründeki nüfusun büyük bölümü, Marmara Bölgesi'ndeki Çatalca - Kocaeli ve Güney Marmara bölümlerinde yoğunlaşmıştır.
    İzmir, Ankara, Eskişehir, Adana, Mersin, Zonguldak, Ereğli, Karabük, Gaziantep, Kayseri, Denizli, Konya gibi illerde sanayi nüfusu yoğundur.

    Nüfusun Eğitim Durumu
    6 yaşını bitiren nüfusa, tüm Dünya'da eğitim verilmeye çalışılır. Eğitim okur - yazarlık, ilköğretim, lise ve üniversite olmak üzere sınıflandırılabilir.
    Türkiye'de yıllara göre okur - yazarlık oranı şu şekildedir:
    Türkiye'de ilköğretimde okuyanların sayısı 10 milyon civarında iken, liselerde ise yaklaşık 2 milyon öğrenci eğitim görmektedir.
    1990 yılına göre, faal nüfusun % 55'e yakını ilkokul mezunları, % 7,4'e yakınını okur - yazar, % 5'e yakınını ortaokul ve lise mezunları, % 4'ünü de üniversite mezunları oluşturmaktadır.

    Nüfusun Kırsal - Kentsel Durumu
    Türkiye'de nüfusu 10.000'den az olan yerleşmelere kır nüfusu, fazla olan yerleşmelere de kent nüfusu denilmektedir.
    Ülkemizde, 1927 -1997 yılları arasında kır ve kent nüfusunda büyük değişmeler olmuştur.
    ülkemizde ulaşım yollarının ve sanayi faaliyetlerinin gelişmeye başlaması bunun yanında kırsal nüfusun artmasıyla birlikte kente doğru bir göç olayı başlamıştır.
    Kırsal kesimden kente göç olayı, en fazla, 1980 -1985 yılları arasında meydana gelmiş ve 1985 li yıllarda kır ve kent nüfusu az çok dengelenmiştir. En son yapılan 1997 yılındaki sayımda kent nüfusu % 65'e ulaşmıştır. Bu sonuç, ülkemizde sanayi ve hizmet sektöründe çalışan nüfusun arttığını göstermektedir. Aşağıdaki grafikler, Türkiye'nin kentsel ve kırsal nüfus değişimlerini daha iyi ifade etmektedir. Dikkatle inceleyiniz.
    Az gelişmiş ülkelerle, gelişmiş ülkelerin nüfus özelliklerinin karşılaştırılması
    Az gelişmiş ülkelerde;
    • Doğum oranı ve nüfus artış hızı yüksektir.
    • Genç nüfusun oranı fazla, yaşlı nüfus oranı
    • Nüfus grafiği geniş tabanlı üçgene benzer. Ortalama yaşam süresi azdır.
    • Çalışan nüfusun yaş ortalaması düşük, bağımlı nüfus oranı fazladır.
    • Tarım sektöründe çalışan nüfus fazla, hizmet ve sanayi sektöründe çalışan nüfus azdır.
    • Nüfusun eğitim seviyesi düşüktür.
    • Nüfusun yarısından çoğu, kırsal kesimde yaşamaktadır.
    • Gelişmiş ülkelerde;
    • Doğum oranı ve nüfus artış hızı düşüktür.
    • Ortalama yaşam süresi fazladır.
    • Genç nüfus oranı az, orta ve yaşlı nüfus fazladır.
    • Nüfus grafiği, tabanı dar, orta kesimi şişkin bir üçgene benzer.
    • Çalışan nüfusun yaş ortalaması yüksek ve bağımlı nüfus oranı azdır.
    • Hizmet ve sanayi sektöründeki çalışan nüfus, tarım sektöründe çalışan nüfustan daha fazladır.
    • Nüfusun eğitim seviyesi yüksektir.
    • Nüfusun yarısından çoğu, kentte yaşamaktadır.

    Türkiye'de Nüfusun Dağılışı

    Türkiye'de, 1997 nüfus sayımına göre, km2 ye düşen ortalama nüfus yoğunluğu 81 kişidir. Ancak, ülkemizdeki coğrafi bölgeler, bölümler ve yöreler arasında nüfus miktarı ve yoğunluğu yönünden önemli farklar bulunmaktadır.
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Türkiye’nin Ekonomik Coğrafyası

    İnsanlar hayatlarını devam ettirebilmek için çeşitli faaliyetlerde bulunurlar. Bunların başında tarım, hayvancılık, maden çıkarma, sanayi ürünleri üretimi ve hizmet gelir. Bu işlerin tamamına ekonomik faaliyet denir.

    Bir ülkenin ekonomik yapısı ve üretimi üzerinde o ülkenin fiziki ve beşeri şartları etkilidir. Bu şartlar ülkeden ülkeye farklılık gösterdiği gibi ülke içerisinde de bölgeden bölgeye farklılık gösterir.

    Türkiye ekonomisi üzerinde etkili olan başlıca faktörler şunlardır:

    1. Coğrafi Konum

    Türkiye Kuzey Yarımküre’de orta kuşakta yer alır. Bu durumun sonucu olarak mevsimlerin belirgin olarak yaşanması ve iklim şartlarının elverişli olması bir çok tarım ürününün yetişmesine imkan sağlamıştır. Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili olması ve dünyadaki önemli su yollarından İstanbul ve Çanakkale boğazlarına sahip olması deniz ulaşım ve ticaretinde önemli avantajlar sağlamaktadır.

    Ülkemizin Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarının birbirine çok yakın olduğu yerde bulunması önemli ticaret yollarının ülkemizden geçmesini sağlamıştır. Ülkemizin ekonomik ve kültürel yapıları farklı ülkelerle komşu olması ve petrol bakımından zengin ama ekonomileri fazla gelişmemiş Orta Doğu ülkeleri ile sanayileri gelişmiş Avrupa ülkeleri arasında yer alması, Türkiye’nin ekonomik ve stratejik önemini daha da artırmaktadır.

    2. Yerşekilleri
    Türkiye ortalama yükseltisi ve engebeliliği fazla bir arazi yapısına sahiptir. Yurdumuzun kuzey ve güneyinde uzanan sıradağlar ile Doğu Anadolu’daki dağlık alanlar, ulaşımı sınırlandırmakta, tarım alanlarının genellikle parçalı ve dağınık olmasına yol açmakta ve tarımda makine kullanımını zorlaştırmaktadır. Aynı zamanda bu dağlık ve engebeli alanlar akarsuların enerji potansiyelinin fazla olmasını, kış sporları, yayla turizmi, dağcılık gibi alanlarda önemli imkanlar oluşturmaktadır.

    Yerşekillerinin engebe ve yükseltisinin az olduğu Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgeleri ile Kıyı Ege ve diğer kıyılarımızdaki delta ovaları ile iç kesimlerdeki diğer ova ve platolar önemli tarım alanlarını oluşturmaktadır. Ova ve platolardaki tarım ve hayvancılık faaliyetleri de hem halkın önemli bir geçim kaynağını oluşturmakta hem de bir çok sanayinin hammaddesini sağlamaktadır.

    3. İklim
    Matematik konum bakımından ülkemiz ılıman iklim kuşağında yer alır. Ancak denize göre konum, yükselti, dağların denize göre uzanışı, bakı gibi faktörlerin etkisiyle ülkemizde farklı iklim özellikleri görülmektedir. Bu da tarım ürünlerinin çeşitliliği üzerinde etkilidir. Ilıman iklim özelliklerinin etkili olduğu Karadeniz kıyılarında fındık, çay, kivi, Akdeniz iklim şartlarının etkili olduğu Akdeniz, Ege ve Güney Marmara’da zeytin, turunçgil, pamuk gibi ürünler, iç kesimlerde karasal i iklimin etkili olduğu yerlerde ise tahıl, şekerpancarı gibi I ürünler yaygın olarak yetiştirilir. Bu tarım ürünlerine bağlı olarak kurulan fabrikalar ülkemiz ekonomisine önemli katkı sağlamaktadır.

    İklim koşullarının elverişli olduğu Akdeniz ve Ege kıyılarında gelişen deniz turizmi ekonomimize önemli gelir sağlamaktadır. Başta Doğu Anadolu Bölgesi olmak üzere kışların çok soğuk, kar yağışlı ve uzun sürdüğü yerlerde tarım, ulaşım ve sanayinin gelişmesi olumsuz etkilenmektedir.

    4. Nüfus ve Yerleşme
    Türkiye’de nüfus artış hızının yüksek olması nedeniyle genç nüfus oranı fazladır. Genç nüfusun ülke ekonomisine olumlu katkısının devam edebilmesi için eğitimin yaygınlaştırılması gerekir. Çünkü nüfus miktarının fazla olmasının yanında nitelikli olması da önemlidir. Çalışma çağındaki nüfus miktarının fazla olmasını avantaja dönüştürebilmek için yeterli istihdam alanları oluşturulmalıdır. Böylece hem işsizlik sorunu çözülmüş olacaktır hemde ülkemizdeki üretim ciddi bir oranda artmış olacaktır. Türkiyede nüfusun fazla olduğu yerlerdeki bir çok hizmetler nüfusun az olduğu kırsal yerleşmelere ulaştırılmamaktadır.

    5. Yeraltı Kaynakları
    Yeraltı kaynakları sanayinin gelişmesi bakımından önemli bir potansiyeli oluşturur. Türkiye bor, krom, demir ve bakır gibi madenler bakımından zengin rezervlere sahiptir. Ancak enerji kaynaklan yetersizdir.
     

Sayfayı Paylaş