1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"BENİM DÜNYAM" konulu resim yarışması başladı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de bu yarışmaya katılıma davet ediyoruz...

Türkiyenin Gölleri

Konusu 'Türkiye Coğrafyası' forumundadır ve arzum tarafından 7 Aralık 2008 başlatılmıştır.

  1. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Akşehir Gölü

    Koruma Statüsü : Bölgenin herhangi bir koruma statüsü yoktur.
    Coğrafi Koordinatları: 38o 32' Kuzey 31o 28' Doğu

    Eber gölü gibi, Sultan dağları ile Emir dağı arasındaki çöküntü alanında yer alır. İdari olarak Konya ve Afyonkarahisar illeri sınırları içerisinde yer almaktadır.

    Kapalı bir havzada bulunduğundan dışarıya akıntısı yoktur. Buna karşın suları çok az tuzludur. Kıyılardan göle karışan tatlı su kaynaklarının bolluğu, kıyılarda suyun tatlılaşmasını sağlar. Tuzluluk orta kesimlerde ve kuzeydoğuda daha belirginleşir.

    Göl, Sultan dağlarından inen mevsimlik ve sürekli akarsular, göl çevresindeki akiferlerin yer altı suyu akımı ile göl alanına düşen yağışlarla beslenmektedir. Boşalımı ise, göl yüzeyinden buharlaşma ve sulama amacıyla alınan sularla olmaktadır.

    Gölün geçmişte Taşköprü çayı vasıtasıyla Eber gölü ile olan bağlantısı, Eber gölü çıkışına DSİ'nce inşa edilen regülatör ve sulama kanalları ile kesilmiştir.

    Göldeki su seviyesi ve göl alanı, yıllara ve mevsimlere göre büyük değişiklikler göstermektedir. 1961-1991 rasat periyodunda en düşük su seviyesi Kasım 1963'de tespit edilmiştir. Buna göre su kodu 955.01 metre, göl alanı 25 500 hektar ve su hacmi 460 milyon m3 olmuştur. En yüksek su seviyesi ise Mayıs 1970'de tespit edilmiş, bu seviyedeki su kodu 959.76 metre, göl alanı 39 000 hektar ve su hacmi 2.1 milyar m3 olmuştur.

    Sığ bir göl olup, derinliği 2 ile 4 m arasında değişmektedir. Gölün güneydoğusundaki yaklaşık 10 kilometrelik kıyı şeridi dışında kalan tüm kıyıları seyrek fakat geniş sazlıklarla kaplıdır. Akarsu deltalarında söğüt toplulukları mevcuttur.

    Gölün flora ve faunası, Eber gölüyle benzerlik göstermektedir. Eber gölü seviyesinde olmasa bile, yine de ekolojik olarak bol gıdalı (eutrophic) göl sınıfına girmektedir. Sazan ve turna gibi ticari önemi olan balıkların yanısıra beş balık türü daha bulunmaktadır.

    Akşehir Gölü de ornitolojik önemi büyük olan göllerimizden biridir. Eber gölünde üreyen, beslenen ve konaklayan bütün kuş türlerine burada da rastlanır.

    Göl aynasını çevreleyen geniş sazlıklar, su kuşları için kuluçka alanı, beslenme yeri, sığınma, barınma ve toplanma mekanı olarak son derece uygun bir ortam oluşturmaktadır. Sazlıklar, burada Eber gölüne nazaran daha seyrek olmasına rağmen geniş alanlara yayılması; kuşlara avcılardan korunmak için geniş bir hareket olanağı sağlamaktadır. Yine geniş su aynası, avcılar tarafından taciz edilen kuşların sığınmaları yönünden büyük önem taşımaktadır.
    Gölde, sonbahar ve kış başlarında başta yaban kazları ve yaban ördekleri olmak üzere, pelikanlar, dalgıçlar, balıkçıllar, yağmurcunlar ve martı türlerinden oluşan 60-80 bin civarında kuş görülmektedir. Özellikle yaban kazları, kış mevsiminde geceyi çok kalabalık gruplar halinde gölde geçirmektedirler. Türkiye'de görülen yaban kazı populasyonunun en büyüğü (107.000) Aralık 1977'de Tansu GÜRPINAR tarafından Akşehir Gölünde kaydedilmiştir.
    Ancak kışın şiddetli dönemlerinde göl yüzeyinin donması sebebiyle, 1-2 ayda olsa göl bu işlevini kaybetmektedir.
     
  2. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Aktaş Gölü

    İl : Ardahan İlçe : Çıldır Yüzölçümü : 2700 ha.

    1798 metre gibi yüksek rakımlı bir platoda yer alan göl tektonik oluşumludur.

    Göl Gürcistan sınırında yer almakta olup 1400 hektarlık kısmı Ülkemiz sınırlarında geri kalan 1300 hektarlık kısmı Gürcistan sınırlarında yer almaktadır.

    Göl içerisinde oniki tane irili ufaklı ada bulunmaktadır. Göl birkaç küçük dere vasıtasıyla beslenmektedir. Göl su seviyesinin artığı bahar aylarında göldeki fazla su Kura Nehrine boşalır.Göl kıyısında ve adalarda yer yer sazlanma gözlenmektedir.

    Sulak alanın kullanım durumu :
    Gölde balıkçılık karadan olta balıkçılığı şeklinde yapılmaktadır. Tepeli Pelikanın Ülkemizdeki en önemli üreme alanlarından biridir.

    Koruma Statüsü :
    Gölde herhangi bir koruma statüsü olmamasına karşın, askeri yasak bölge olması nedeniyle insan aktivitesi oldukça sınırlıdır.

    Sulak alanı tehdit eden faktörler :
    Gürcistan ve diğer Kafkas Ülkeleri ile gelişen ticarete cevap verebilmek amacıyla açılması planlanan Aktaş Sınır Kapısı bölgeye bir hareketlilik getirecektir. Buda gölde insan baskısının artmasına sebep olacaktır.

    Çözüm önerileri :
    Askeri yetkilililerinde görüşleri alınarak Gürcistan Hükümeti ile işbirliği halinde alan için ortak bir yönetim planı geliştirilebilir.
     
  3. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Akyatan Lagünü

    Coğrafi Koordinatları : 36o 37’ Kuzey 35o 16’ Doğu
    Rakım : Deniz Seviyesi
    Yüzölçümü : 4900 hektar

    İdari olarak Adana ilinin Karataş ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Adana’ya 48 km. mesafededir.

    Deltadaki göl ve lagünler, Akdeniz’in su düzeylerinin değişmeye başladığı 4. dönemin sonunda (10.000 yıl önce)oluşmaya başlamıştır. Akyatan gölünün bulunduğu yerde, deltayı oluşturan nehirlerin yataklarından taşmasıyla geniş bir bataklık oluşmuştu. Bataklık, daha sonra dalgaların taşıdığı kumların zamanla kıyıda oluşturduğu kordonla denizden ayrılmış ve bugünkü görünümünü almıştır. Tipik bir alüvyal baraj gölüdür.

    Akyatan gölü, Türkiye’nin en büyük lagün gölüdür. Ortalama su seviyesindeki alanı 4.900 hektardır. Yaz boyunca gölü besleyen suların azalması ve yüksek buharlaşma nedeniyle göl alanı çok küçülmektedir. Suyun çekildiği alanlarda geniş çamur düzlükleri oluşmakta ve yaz sonuna doğru tamamen kurumaktadır.

    Çamur düzlükleri özellikle gölün batı ve kuzeydoğu kesimlerinde oluşmakta, Kapıköy yakınlarındaki bazı adalar ise karayla birleşmektedir.

    Göl, güneybatıdan çıkan 2 km.lik dar bir kanalla denize bağlanmaktadır. Göl sularının yüksek olduğu dönemlerde kanal vasıtasıyla gölden denize, düşük olduğu dönemlerde ise denizden göle doğru su akışı olmaktadır. Bu nedenle göl suyundaki tuzluluk mevsimlere göre değişiklik göstermektedir.

    Kışın ve ilkbaharda, drenaj kanalları ile taşınan sular ve yağışların etkisi ile göl suyu tatlılaşmakta, yazın ise yüksek buharlaşma ve denizden göle olan su girişi nedeniyle tuzluluk artmaktadır. Ayrıca, tuzluluk denize bağlantının olduğu kesimde daha yüksek, sızıntı ve drenaj sularının etkili olduğu kuzey kesimlerde ise daha düşüktür.

    Göl ile deniz arasında yer yer genişliği birkaç km’yi, yüksekliği ise 20 m’yi bulan Türkiye’nin en büyük kumulları yer almaktadır. Yer yer birkaç sıra halinde olan kumul tepeleri arasında deniz seviyesinin altında oluklar (çukurlar) bulunmaktadır. Bunlar yağışlı dönemlerde suyla dolarlar. Ayrıca, kumulların kuzeydoğusunda hiç kurumayan ve ekolojik açıdan önemli tatlısu birikintileri ve bataklıkları vardır.

    Göl kıyılarında genişlikleri tatlısu sızıntılarına bağlı olarak farklılıklar gösteren bataklık ve sazlık alanlar bulunmaktadır. Gölün kuzeyi geniş tarım alanları ile çevrilidir.

    İŞLEV VE DEĞERLERİ
    Deltalar, mikro ve makro floranın yüksek bir üretim düzeyine ulaştığı, dünyanın en verimli doğal alanlarıdır. Bu yüksek verimin oluşturduğu yiyecek ağı, başta su kuşları olmak üzere, değişik türden zengin bir yaban hayatının barınmasına ve beslenmesine imkan sağlamaktadır.
    Deltalar, balıkların yumurta döktüğü, özellikle yavru balıkların beslendiği ve korunduğu alanlardır. Yapılan araştırmalar, yediğimiz balıkların üçte ikisinin hayatlarının tamamını yada belirli bir devresini sulak alanlarda geçirdiğini göstermiştir. Bu nedenle sulak alanlar, özellikle deltalar balıkçılığın devamlılığı yönünden hayati öneme sahiptirler.

    Akyatan Lagünü, yaşama ortamlarının çeşitliliği, barındırdığı hayvan ve bitki türleri ile çok sayıda uluslararası öneme sahip sulak alan kriterine sahip bir sulak alan ekosistemidir. Kışın Orta Anadolu’daki sulak alanların donması sonucu pek çok sukuşu güneydeki sulak alanlarımızda kışı geçirmektedir. Ayrıca, göç yolu üzerinde bulunmasından dolayı göç sırasında değişik türden çok kalabalık kuş gruplarına beslenme ev konaklama imkanı sağlamaktadır. Bu durum Akyatan lagününün önemini daha da artırmaktadır.

    Değişik habitatları, zengin bitki ve hayvan varlığı ile bilimsel çalışmalar için birer açık hava laboratuvarıdır. Taban suyunu dengeleme, denizden tuzlu su girişini önleme gibi işlevleriyle bölgenin su rejiminin düzenlenmesine katkı sağlarlar.

    Tüm bunların yanı sıra, Akyatan lagünü, su ürünleri üretimi ve turizm faaliyetleri gibi imkanlarıyla yöre ekonomisine önemli katkılar sağlayan çok yönlü bir sulak alan ekosistemidir.
    Güzel manzarası ve barındırdığı yaban hayatı ile kuş gözleme, balık tutma ve avcılık gibi rekreasyonel faaliyetler için de ideal bir ortamdır.

    FLORA VE VEJETASYON
    Yörede, Türk-İran ve Akdeniz bitki coğrafyasının etkisi hakimdir. Yaşam ortamlarının çeşitliliği, farklı ekolojik istekleri olan bitki türlerini gelişmesine imkan sağlamıştır. Bitkiler açısından en ilginç kesimi, denizle lagünler arasında yer alan kumullar oluşturmaktadır. Lagünlerden kumullara çıkıldıkça hakim tür zakkum ve kirpi dikeni görülmektedir. Daha içerilerde canavar otu, fare kulağı, fiğ ve yonca yaygındır. Çalılık alanlar ise mersin, böğürtlen ve Smilax türlerinden oluşmaktadır. Kumul vadiler ise Ophyrus sphegodes, Serapias sp. ve Orchis sp. ile kaplıdır.

    1955 yılında kumul stabilizasyonu amacıyla ağaçlandırma çalışmaları başlatılmış ve bugüne kadar yaklaşık 3687 hektar kumul alanı ağaçlandırılmıştır. Ağaçlandırmada, okaliptüs, kıbrıs akasyası, yalancı akasya, fıstık çamı, kızıl çam ile selvi kullanılmıştır.

    Tatlı suyun etkili olduğu alanlarda saz, kamış ile nilüfer ve sarısüsen bulunmaktadır. Tuzul su bataklıklarında ılgınlar ile Salicornia sp. ve Sueda sp. yaygındır. Kapıköyü yakınlarındaki adalar Daffodilis narcisusu ile kaplıdır. Köylerin çevrelerindeki çayırlarda ise süsen ile akyıldız görülmektedir.

    FAUNA VE ORNİTOLOJİK ÖNEMİ
    Açık su yüzeyleri, sazlıklar, tatlı ve tuzlu bataklıklar, tatlısu birikintileri, gölcükler, geniş kumul ekosistemleri, kumsallar gibi farklı ekolojik karakterlerdeki yaşam ortamları, başta sukuşları olmak üzere değişik türlerden çok zengin bir yaban hayatının barınmasına olanak sağlamaktadır.

    Göl ile deniz arasındaki geniş kumullar, çalılık alanlar etoburlar takımından birçok memeli için çok uygun yaşama ortamlarıdır. Alanda en yaygın görünen tür çakaldır. Alanda görünen diğer türler; tilki, yaban kedisi, tavşan ve kirpidir.

    Göl kıyılarında ve eski nehir kollarının oluşturduğu küçük göllerin bulunduğu yerlerde yaygın olarak kuyruk süren görülmektedir. Bölge, türün Asya’daki dağılımının en batı kesimidir. Ayrıca, bölgede su samurunun da görüldüğüne dair kayıtlar vardır.

    Sulak alan habitatları bakımından zengin çeşitlilik gösteren bölge, bol miktarda ağaç kurbağası, ova kurbağası ve gece kurbağası bulunmaktadır.

    Sürgünler bakımından da oldukça zengin olan bölgedeki, önemli türler yeşil kaplumbağa ve adi deniz kaplumbağasıdır. Bölgedeki kumsallar, Chelonia mydas’ın Akdeniz’deki önemli birkaç üreme alanından birisidir.

    Tatlısu birikintileri ve kanallarda çizgili kaplumbağa ile bataklık kaplumbağasına; kumullarda ise kara kaplumbağasına sıkça rastlanır. Çukurbaşlı yılan, ok yılanı, yılangöz kertenkele, tıknaz kertenkele, bukalemun, Crytodactylus kotschyii ile Agama stellio kumullarda görülen diğer sürüngen türleridir.

    Akyatan gölü Akdeniz’deki önemli dalyanlardan birisidir. Denizle olan bağlantısından göle beslenmek amacıyla bolca balık girmektedir. Göldeki diğer önemli tür mavi yengeçtir.

    Ornitolojik Önemi:
    Alınan en önemli fauna elemanlarını sukuşları oluşturmaktadır.

    Akyatan gölü, uluslararası ölçütlere göre, ülkemizdeki uluslararası öneme sahip sulak alanlardan birisidir. Göç yolu üzerinde bulunması, yaşama ortamlarının çeşitliliği ve uygun iklim koşulları alanı kuş varlığı yönünden zengin ve önemli kılmıştır.

    1990 yılı Mart, Nisan ve Mayıs aylarında yapılan bir araştırmada, alanda 250 kuş türü tespit edilmiştir. Göç sırasında binlerce kıyı kuşu gölde konaklamaktadır. Göl çevresindeki çamur düzlükleri kıyı kuşları için ideal ortamlardır. Göç sırasında kalabalık gruplar oluşturan kıyı kuşları; kılıçgaga küçük cılıbıt, küçük kumkuşu, döğüşkenkuş ve batak çulluğudur.

    Böcekler bakımından son derece zengin olan gölün sazlık kıyıları ve çalılıklarla kaplı kumulları, ibibik, gök kuzgun ve kırlangıç gibi kuşlar için ideal beslenme ve barınma alanlarıdır.
    Akyatan gölü kışlama alanı olarak son derece önemlidir. Özellikle şiddetli soğukların Anadolu’ya egemen olduğu dönemlerde, Anadolu yaylasındaki göllerin donmasıyla birlikte alandaki kuş varlığı büyük sayılara ulaşmaktadır. Her yıl 70.000 ile 80.000 arasında sukuşu kışı alanda geçirmektedir.

    Alanda nesli tehlikede olan dikkuyruk ördeğin yanısıra, elmabaş patka, fiyu,suna ve sakarmeke kalabalık gruplar oluşturur. Göldeki kışlayan önemli türlerden biri de flamingodur. Her yıl önemli kir kısım İran’ın Urumiye Gölü’nden gelen 10.000’i aşkın flamingo kışı gölde geçirmektedir.

    Göl, nesli tehlikede olan türlerden yaz ördeğinin ve yine ülkemizde nadir olarak görülen saz horozu ile turaç’ın önemli üreme alanlarından birisidir. Macar ördeği, yeşilbaş ve pasbaş gölde üreyen diğer ördek türleridir. Bölgede üreyen diğer önemli kuş türleri, kocagöz, akça cılıbıt mahmuzlu kızkuşu ve küçük sumrudur. Kuluçkaya yatan kuşlar hakkında ayrıntılı bir çalışmaya ihtiyaç vardır.

    TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLER
    Yöredeki ilk yerleşim Neolitik Çağın (İ.Ö. 800-5500 yılları) sonlarına kadar uzanmaktadır. Gölün doğusunda yer alan Karataş kasabasının yakınlarında ilk çağda antik Mallos kenti bulunmaktaydı. Mallos kentinin güney batısında ise Çukurova’nın ilk liman kenti olan Magarsos kenti kurulmuştur, Kuzey kesimi surlarla çevrili olan kentin liman tarafında kale, tiyatro, Athena Tapınağı, kilise, hamam, lahit, ve sarnıç kalıntıları bulunmaktadır. Ortaçağda yıkılan kale Abbasiler tarafından onarılmıştır. Osmanlı döneminde yapılan Karataş Hanı ise büyük ölçüde yıkılmıştır. İ.Ö.17.yüzyılda Hititlerin egemenliğinde olan bölgeye, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna kadar, Asurlar, Yunanlılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular ve Osmanlılar egemen olmuşlardır.

    İNSAN AKTİVİTELERİ

    Tarım
    Çukurova nitelikli toprakları ve uygun iklim koşullarıyla ülkemizin en verimli, aynı zamanda en büyük delta ovasıdır. Deltanın çok büyük kısmı tarımsal amaçlarla kullanılmaktadır. Ovadaki ana ürün pamuktur. Diğer önemli ürünler çeltik, karpuz, kavun, çilek, hububat ve turunçgillerdir. Deltanın tamamı dikkate alındığında göl ve civardaki nüfus yoğunluğu ve tarımsal verimin üst kesimlere nazaran daha düşük olduğu görülmektedir. Ancak, üst kesimlerdeki tarım alanlarının yerleşme ve sanayiye açılması, hızlı nüfus artışı ve yoğun göç deltadaki doğal alanlar üzerindeki baskının artmasına neden olmuş; göl çevresindeki geçici sulak alanların tam¤¤¤¤¤ yakını direne edilerek tarıma açılmıştır. Yine, göl çevresindeki kumullar düzeltilerek kavun, karpuz ve çilek alanlarına dönüştürülmüştür.

    Hayvancılık
    Ağaçlandırılmış kumul alanlarında otlatma yasaktır. Ancak, Kapı ve İnaplıhüyük Köyü yakınlarındaki kumul alanlarda aşırı otlatmanın etkileri görülmektedir.

    Balıkçılık
    Akyatan gölü, Doğu Akdeniz’in en zengin dalyanlarından birisidir. Denizle olan bağlantısından göle beslenmek ve üremek amacıyla bolca balık girmektedir. Gölün denize açılan bölümünde geleneksel bir dalyan inşa edilmiştir. Dalyan Karataş’lı balıkçılar tarafından işletilmektedir. Gölde avlanan balık türleri; kefal, çipura, levrek, yılanbalığı, yayın, karabalık, bıyıklı balık, sazan, aynalı sazan, gökkuşağı alası ve sırazdır.

    Gölde avlanan balıkların bir bölümü ihraç edilmektedir. Gölün doğru kesimlerinde mavi yengeç avlanmaktadır. Usulsüz ve yasa dışı avlanma, yavru balık toplanması ve tarım alanlarından gelen kirlilik göldeki balık populasyonlarının zarar görmesine neden olmuştur.

    Turizm
    Akyatan gölünde turizm faaliyetleri yok denecek kadar azdır. Sadece gölü denize bağlayan kanalın doğusunda tatil konutları inşaa edilmiştir.
    Tuzla Gölü civarında yazlık konutlar mevcut olup, turizm amaçlı tesislerin inşası için yoğun talepler sözkonusudur.

    Avcılık
    Alanın tamamı Orman Bakanlığınca 1987 yılında Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilerek avcılık yasaklanmıştır. Ancak, denetimlerin yetersizliği nedeniyle sınırlı da olsa avcılık yapılmaktadır.

    KORUMA VE YÖNETİM
    Gölün tamamını ve ağaçlandırma alanını kapsayan 11.244 hektarlık alan 1987 yılında Orman Bakanlığınca Yaban Hayatı Koruma Sahası ilan edilmiştir.

    1996 yılında Bayındırlık ve İskan Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı’nın işbirliğiyle deltadaki tüm doğal alanları kapsayacak şekilde hazırlanan çevre düzeni planında, sulak alan ekosistemi ve sistemle ilişkili habitatlar dikkate alınarak, mutlak koruma, ekolojik etkilenme ve tampon bölgeler belirlenmiş; her bir bölge için koruma ve kullanım esaslarını düzenleyen özel plan kararları geliştirilmiştir.

    Alan için geliştirilmiş bir yönetim planı mevcut değildir. Değişik etkinlikler için farklı kuruluşların yetkili olması ve kuruluşlar arasında yeterli koordinasyon ve işbirliğinin olmayışı korumada sıkıntılara neden olmaktadır.
     
  4. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Arin (Sodalı) Gölü

    İli:Bitlis İlçe:Acil cevaz Yüzölçümü:1500 ha.

    Arin Gölü, Van Gölü'nün hemen güneyinde, Van Gölünden alçak bir sırtla ayrılan tuzlu sığ bir göldür. Göle tatlı su sızıntısının olduğu kıyılarda küçük bataklıklar mevcuttur.

    Boz ördek, Macar ördeği ve dik kuyruk alanda üreyen en önemli türlerdir. Üreme mevsimi sonrasında gölde dik kuyruk sayısı 750'ye ulaşmaktadır. Bu türler Arin Gölü'nün uluslararası öneme sahip sulak alanlar içerisinde yer almasını sağlamaktadır.

    Koruma Statüsü:
    Alanın herhangi bir koruma statüsü bulunmamaktadır.

    Sulak Alanın Kullanım Durumu:
    Göl çevresinde yer alan bataklıklar ile otlaklarda hayvancılık yapılmaktadır. Göl çevresinde kuru hububat tarımı yapılmaktadır.

    Sulak Alanı Tehdit Eden Faktörler:

    Avcılık:
    Göl kenarında yerleşik olan köy ve kasaba halkının yanı sıra dışarıdan gelen avcılar tarafından gölde kaçak avcılık yapılmaktadır.

    Erozyon:
    Göl çevresinde yer alan tarım alanlarında su ve rüzgar erozyonu problemi mevcuttur.

    Çözüm Önerileri:
    Arin gölü çevresindeki tarım alanlarında ve otlaklarda erozyonla mücadele yöntemlerinin bir program dahilinde uygulanması gerekmektedir.

    Arin gölü çevresinde nesli tehlike altında olan türlerden toy'un ürediği avcılar tarafından belirtilmektedir. Ancak bu konuda yapılmış bir araştırma bulunmamaktadır. Bölgedeki toy habitatları araştırılarak avcılık eğitim programı uygulanmalıdır.
     
  5. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Bafa Gölü

    Koruma Statüsü: Göl 8.7.1994 tarihinde Tabiat Parkı ilan edilerek koruma altına alınmıştır.
    Coğrafi Koordinatları: 37o29’ Kuzey 27o28’ Doğu

    Eskiden Ege Denizinin bir körfezi olan Latmos Körfezi’nin, Menderes Nehri’nin taşıdığı alüvyonlarla kapanması ve yaklaşık 300 km2 lik körfezin dolması sonucunda bugünkü Bafa Gölü meydana gelmiştir.

    İdari olarak Aydın ve Muğla İli sınırları içerisindedir.

    Göl alanı, ortalama su seviyesinde (2m. kotunda) 6708 hektar olup, göl su seviyesi ve alanı mevsimlere ve yıllara göre değişiklik göstermektedir. 1962-1990 rasat periyodunda; en yüksek seviye 1984 yılında 5.39 metre olarak, en düşük seviye ise 1990 tarihinde 0.15 metre olarak tespit edilmiştir. Bu seviye kuzeydeki Serçin Gölü tamamen kurumuştur.

    Gölün beslenmesi, göl alanına düşen yağışlar, mevsimlik akarsular, kıyılardan çıkan pınarlar, dip kaynaklar ve Menderes nehri ile olan bağlantı kanayla olmaktadır.

    Kuzeyde ortalama derinliği 2 metre civarında olan gölün, orta kesimleri 21 metreye ulaşmaktadır. Göl üzerinde antik kalıntıların bulunduğu 4 ada vardır.

    Ekolojik yönden bol gıdalı özellik arz eden gölün, güneybatı kesimlerinde saz toplulukları, kuzeybatı ucunda sazlarla birlikte ılgın, söğüt ve kındıra toplulukları bulunmaktadır.

    Menderes nehri ile göl arasında taşkın önleme seddesi yapılmadan önse 300 tonun üçerinde olan balık üretimi, su seviyesinin düşmesi, sazlıkların kuruması ve ekolojik dengenin bozulması sonucu önemli ölçüde azalmıştır.

    Gölde sazan, yayın, sarıbalık, kızılkanat ve kefal bulunmaktadır.

    Kuş varlığı yönünden de son derece zengin olan gölde, pek çok kuş türünün yanısıra, nesli tehlikede olan türlerden cüce karabatak ve deniz kartalı kuluçkaya yatmakta ve kış mevsiminde de yüzbinlerce ördek ve su kuşu tarafından beslenme ve barınma yeri olarak kullanılmaktadır.
     
  6. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Balık Gölü

    İl : Ağrı İlçe : Ağrı Merkez- Doğubeyazıt Yüzölçümü : 3400 ha.

    2241 metre ile Türkiyenin en yüksek rakımlı gölüdür. Çevresinde bulunan dağlardan gelen dereler, kıyısındaki pınarlar ve yeraltı suları ile beslenmektedir.

    Göl tatlı su karekteri taşımaktadır. Gölün çıkış ayağı ise Balıkgölü Deresidir. Bu dere Balık Gölünden çıktıktan sonra Doğubeyazıt Sazlıklarına ulaşmaktadır.

    Göl kışın donmakta ve yaklaşık beş ay don kalmaktadır. Gölün güney kesiminde yeryer sazlıklar yer almaktadır.

    Sulak alanın kullanım durumu :
    Gölde balıkçılık önemli bir insan aktivitesi olup kırmızı benekli dağ alası bulunmaktadır.
    Göl üzerinde irili ufaklı adacıklar mevcut olup, bu adacıklarda nesli tehlikede olan türlerden kadife ördeği kuluçkaya yatar.

    Göl içme ve kullanma suyu kaynağı olarak kullanılmaktadır. Bu amaçla gölden yılda 80 hm3 su alınmaktadır.

    Göl ve çevresi günübirlik dinlenme ve rekreaktif amaçlı kullanıma hizmet vermektedir.

    Koruma Statüsü :
    İçme ve kullanma suyu kaynağı olarak koruma statüsüne sahiptir.

    Kirlilik :
    Göl çevresinde bulunan dinlenme tesisleri ve yerleşim birimleri gölde evsel kirlilik yaratmaktadırlar.

    Çözüm önerileri :
    Dinlenme tesislerinin arıtmalarını kurulmaları sağlanmalıdır.
     
  7. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Beyşehir Gölü

    Koruma Statüsü: Beyşehir Gölü’nün tamamını içeren alan 38.750 hektarlık saha 11.1.1993 tarihinde Milli Park ilan edilmiştir.

    Coğrafi Koordinatları: 37o 45’ Kuzey-31o36’ Doğu.

    Göller yöresinde, Beyşehir İlçesinin kuzeyinde, Şarkikaraağaç İlçesinin güneyinde Sultan dağları ile Anamas dağları arasındaki tektonik çukurlukta yer alan ülkemizin en büyük tatlı su gölüdür.

    İdari olarak Konya ve Isparta ili sınırları içerisindedir. Barındırdığı yaban hayatı, doğal güzellikleri ve tarihi değerleri ile göllerimiz içerisinde özel bir yeri olan Beyşehir Gölü; güzel mavi rengi, irili ufaklı adaları, kumsalları, karstik mağaraları ve bozulmamış bitki örtüsü ile ülkemizin en güzel göllerinden biridir.

    Tektonik kökenli olmasına rağmen göl alanın biçimlenmesinde karstik olaylar etkili olmuştur.
    Göl’de göl suları altındaki tepe uzantılarının oluşturduğu büyüklü küçüklü 32 ada bulunmaktadır. Büyük adalar genellikle gölün batısında yer almaktadır. En önemlileri Mada, İğdeli, Orta, Aygır, Hacıakif ve Keçi adalarıdır.

    Göl’ün güney ve kuzey kıyıları sığ olup, en derin yeri 10 metreyi bulmaktadır. Göl su seviyesi ve alanı yıllara ve mevsimlere göre değişiklik göstermektedir.

    1960-1990 göl rasat periyodunda, en düşük seviyesi Ekim 1975’te 1121.96 metre olarak tespit edilmiştir. Bu seviyedeki göl alanı 64.500 hektar olmuştur. Aynı rasat periyodundaki en yüksek su seviyesi, Mart 1981’de 1125.50 metre olarak gerçekleşmiştir. Bu kottaki göl alanı 74.600 hektardır.

    Gölün beslenimi; Sultan dağları ve Anamas dağlarından inen çaylar ve dereler, güneyindeki ve batısındaki mezozoik kalkerlerin çatlaklarından gelen pınarlar, göl dibindeki kaynaklar ve doğrudan göl yüzeyine düşen yağışlarla olmaktadır. Gölü besleyen toplam 27 adet çay ve dereden en önemlileri; kuzeyde Çarıksaray Deresi, batıda Ozan Çayı, güneyde Eflatun Pınarı (Sarıöz Çayı), Termiye Çayı, Karadiken, Soğuksu ile ili Irmaktır.

    Gölün boşalımı ise; gölün batısında kuzey-güney doğrultusunda yer alan düdenler vasıtasıyla suyun Manavgat havzasına taşınması, tarımsal amaçlı su kullanımı ve buharlaşma yoluyla gerçekleşmektedir.

    Akarsuların döküldüğü bölgeler ve sazlıkların yoğun olarak bulunduğu doğu ve kuzey kıyıları bol gıdalı karakter göstermektedir. Ancak, büyük bir bölümü ekolojik olarak orta gıdalıdır.
    Su ürünleri üretimi yönünden Göller Bölgesindeki en önemli göldür. Başta Sazan olmak üzere Akbalık, Çiçek Balığı, Gövce, Sarıbalık ve Çamura gölde bulunan balık türleridir.

    Göl alanı iklimsel özellikleri itibariyle, Akdeniz ve İçanadolu iklimleri arasında geçiş özelliği göstermektedir. Göl yüzeyi kışın kısmen veya tamamen donduğu için kuşlar açısından iyi bir kışlama alanı değildir. Ancak, eylül ve ekim aylarında ördekler ve dalgıçlar onbinleri aşan gruplar oluşturur. Sakarmekelerin ve kazlarında eklenmesiyle ekim ayı sonlarında göldeki toplam kuş populasyonu ellibinleri geçer. Bazı yıllar bu sayı birkaç misline ulaşır.

    Beyşehir Gölü’nün kuluçka alanı olarak önemi 1930’lu yıllardan beri bilinmektedir. Tepeli Pelikanın ilk bilinen kuluçka koloniler Beyşehir Gölü adalarında tespit edilmiştir. Adalar, av baskısı ve insan etkinliklerinden nispeten uzak olması sebebiyle karabataklar, balıkçıllar, martılar ve yırtıcılar için beslenme ve kuluçka alanı olarak önem taşımaktadır. Ayrıcı, eutrophic karakter gösteren ve akuatik canlılar bakımından zengin olan doğu kıyıları ve güneybatı ucundaki sazlıklar, dalgıçlar, yaban ördekleri ve balıkçıllar için kuluçka alanı oluşturduğu gibi aynı zamanda iyi bir beslenme alanıdır.

    Bolluk Gölü

    İli: Konya İlçe: Cihanbeyli Yüzölçümü: 1150 ha.
    - Bolluk Gölü, Tuz Gölünün batısında yer alan, suyu sodyum sülfat içeren tuzlu bir göldür.
    - Gölde kaşıkçı, kılıç gaga, Akdeniz martısı ve gülen sumru kuluçkaya yatar.
    - Bolluk Gölü, Tuz Gölünde üreyen flamingoların önemli bir beslenme alanıdır.

    Koruma Statüsü
    - Göl 1992 yılında Doğal Sit Alanı ilan edilmiştir.

    Sulak Alanın Kullanım Durumu
    - 1963 yılından bu yana Alkim Şirketi 200 ha.lık tuzladan sodyum sülfat ve sodyum klorür üretmektedir.
    - Sulak alanın çevresinde yaygın olarak kuru hububat tarımı yapılmaktadır.
    - Gölün kuzeyindeki mera alanı ile hububat hasatı sonrası tarım alanlarında hayvancılık yapılmaktadır.

    Sulak Alanı Tehdit Eden Faktörler
    -BSA Kanalının getirdiği besin açısından zengin suların etkisiyle gölün güney ucundaki tuzcul bitki örtüsü hızla bir tatlı su bataklığına dönüşmektedir. Ayrıca kanalın taşıdığı kirlilik de gölü olumsuz yönde etkilemektedir.

    Erozyon
    - Göl çevresindeki tarım alanlarında uygun yöntemlerle tarım yapılmamasından kaynaklanan özellikle rüzgar erozyonu problemi mevcuttur.

    Çözüm Önerileri
    - BSA Kanalının taşıdığı kirlilik, kanalın geçtiği tüm gölleri tehdit etmektedir. Bu nedenle Tuz Gölü havzasındaki tüm gölleri ve yerleşim birimlerini kapsayan kirliliğin önlenmesine yönelik entegre bir plan yapılmalıdır.
    - Toprak muhafaza yöntemlerinin uygulanması önem arz etmektedir.
    - Bolluk Gölü Sulak Alan Yönetim Planı hazırlanmalıdır.
     
  8. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Burdur Gölü

    Koordinatları : 370 45' Kuzey 300 12' Doğu
    Rakımı : 857 m. Ortalama Göl Alanı : 23700 ha.

    İdari olarak Burdur ve Isparta illeri sınırları içerisinde yer almaktadır.

    Burdur Gölü, Söğüt dağı ile Suludere-Yayladağ kütleleri arasında, kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzanan oluk şeklindeki tektonik çöküntünün sularla dolması sonucu oluşmuştur. Batısında ve kuzeyinde nümilitik flişler, doğusunda nojen kalkerler, güney ve güneybatısında serpantin ve gabro gjbi bazik ve ultrabazik kayaçlardan oluşmuş yüksek kütleler yer almaktadır.

    Gölün batı kesimi boyunca uzanan fay (kırık) hattı nedeniyle, bu kesimde kıyı çizgisi çok dardır ve bölgelerde göl birden derinleşir. Güney ve kuzeyde ise alüvyonların birikmesiyle sazlarla kaplı tuzlu batak görünümündeki kıyı ovaları ve delta oluşumu başlamıştır.

    Göl çevresinde tespit edilen 30, 40, 50 ve 80 metrelerdeki seki ve yalıyarlar, kuvaternerden günümüze dek su düzeyinin iklim değişiklikleri nedeniyle birkaç kez değiştiğini göstermektedir. Bu süreç içerisinde yağışlarla 100 metre kadar yükselen göl suları bir gidegenle Isparta Ovasına boşalmıştır.

    Kapalı bir havzada yer alan gölün dışarıya akıntısı yoktur. Göl suları tuzlu ve arseniklidir. Türkiye'nin en derin göllerinden birisidir.

    Türkiye’nin en derin göllerinden birisidir. Kuzeybatıda yer alan Kapı burnu önlerinde derinliği 100 metreyi bulur.

    Gölün beslenimi, göl alanına düşen yağışlar, göle ulaşan mevsimlik ve sürekli akarsular ile akiferlerin yer altı suyu akımı ile, boşalımı ise: havza dışına boşalım olmadığı için buharlaşma ile olmaktadır. Göl su seviyesi ve alanı, yağışlara bağlı olarak, yıllara ve mevsimlere göre değişiklikler göstermektedir. Gölü besleyen önemli akarsular gölün güneybatı ucundan giren Bozçay deresi, sırasıyla doğuya doğru Kravgaz, Kurna, Çerçin, Lengüme dereleri ve Keçiborlu yönünden gelen Adalar çayıdır. Bu akarsuların debileri oldukça düşük olup, büyük bir kısmı yazın kurumaktadır.

    Havza dışına boşalım olmadığı için göl su seviyesi ve alanı, yağışlara bağlı olarak, yıllara ve mevsimlere göre değişiklikler göstermektedir. 1959/1996 yılları arasındaki rasat periyodunda, su düseyi Mayıs 1970’de 857.45 merdeye ulaşmış, Mayıs 1996’da ise 848.15 merte su düzeyinde ise 16.500 hektar olmuştur. Bu düşüş ciddi boyutlarda sulak alan habitatı kaybına yol açmış, su kuşları için büyük önem taşıyan sığ alanların kurumasına sebep olmuştur.
    Normal koşullar altında gölün su seviyesi mevsimlere bağlı olarak bir metrelik salınım göstermesine karşın, gölü beslayen en önemli akarsu olan Bozçay derasi üzerinde inşa edilen Karamanlı ve Karataş barajları ile Tefenni ve Belenli göletlerinin yanısıra son yıllarda yaşanan kuraklık göller yeraltı suyunu reşarj ve deşarj ederek, taşkınların yok edici etkisini azaltarak ve taban suyunu dengeleyerek bulundukları bölgenin su rejimini düzenlerler. Ayroca, göller tortuları, ybezin maddelerini ve zehirli maddeleri alıkoyarak su kalitesini yükseltirler. Aynı, zamanda, bulundukları bölgenin nem oranını yükselterek başta yağış ve sıcaklık olmak üzerer yerel iklim elemanları üzerinde olumyu etki yaparlar. Bu durum, biyolojik zenginlik ve tarımsal üretim artışını destekler. Burdur Gölü, Göller bölgesindeki diğer göllerle birlikte sulak alanların bu işlevlevini en güzel yansıtan örneklerden biridir.

    İşlev ve değerleri
    Göller yeraltı suyunu reşarj ve deşaj ederek, taşkınların yok edici etkisini azaltarak ve taban suyunu dengeleyerek bulundukları bölgenin su rejimini düzenlerler. Ayrıca, göller tortulları, besin maddelerini ve zehirli maddeleri alıkoyarak su kalitesini yükseltirler. Aynı zamanda, bulundukları bölgenin nem oranını yükselterek başta yağış ve sıcaklık olmak üzere yerel ve sıcaklık olmak üzere yerel iklim elemanları üzerinden olumlu etki yaparlar. Bu durum, biyolojik zenginlik ve tarımsal üretim artışını destekler. Burdur Gölü, Göller bölgesindeki diğer göllerle birlikte sulak alanların bu işlevini en güzel yansıtan örneklerden biridir.

    Burdur Gölü, Türkiye'nin en derin göllerinden biridir. Yapılan araştırmalarda gölün oligotrophic karaktere sahip, besin maddeleri yönünden fakir bir göl olduğu belirtilmektedir. Buna karşın 300 bine yakın su kuşunu barındırmaktadır. Nesli tehlikede olan ve toplam dünya nüfusunun 12.000 civarında kaldığı tahmin edilen dikkuyruk ördeği bazı yıllar 2/3'ünün gölde kışladığı gözlenmiştir. Bunların yanısıra göl ve yakın çevresi doğa turizmi yönünden önemli bir potansiyele sahiptir. Yörede çok sayıda karstik göl, vadi, mağara, düden, in ve dehliz bulunmaktadır. İyi bir tanıtım ve alt yapının geliştirilmesiyle, doğa turizmi ile yöre ekonomisine önemli bir katkı sağlayabilecektir.

    Başta sukuşları olmak üzere, barındırdığı yaban hayatının yanısıra göl ve yakın çevresi doğa turizmi yönünden önemli bir potansiyele sahiptir. Yörede çok sayıda karstik göl, vadi, mağara, düden, in ve dehliz bulunmaktadır. İyi bir tanıtım ve alt yapnın geliştirilmesiyle, doğa turizmi ile yöre ekonomisine önemli bir katkı sağlayabilecektir.

    Flora ve vejetasyon
    Burdur Gölü, bitki coğrafyası bakımından Akdeniz filoristik bölgesinde yer almaktadır. Göl suyunda arsenik bulunması ve sodyum sülfat ve klorür miktarının oldukça yüksek olması nedeniyle su içi bitkilerine rastlanmaz. Bitki toplulukları sadece güney kesimdeki Yazıkent-Karakent köyleri arasındaki akarsuların göle karıştığı ve tuzluluğun nispeten daha az olduğu bölgelerde bulunmaktadır. Bu alanlardaki hakim bitki örtüsünü Cyperacea familyasına ait iki tür ve Poaceae familyasından Phragmites australis temsil etmektedir.

    Göl çevresinde orman ve çalılıklarla kaplı tepeler ve dağlar bulunmaktadır. Gölün kuzeyinde yer alan dağların yüksek bölgelerinde karaçam ormanı hakim bitki örtüsünü oluşturmaktadır.

    Fauna ve ornitolojik önemi
    Göl sularında arsenik bulunduğu için su içi faunası oldukça fakirdir. Akarsuların göle karıştığı bölgelerde göle özgü küçük bir balık türü olan Aphanius burduricus bulunmaktadır. Aphanius burduricusun yanısıra, yine göl için endemi olan Arcodioptomus burduricus zooplankton türünün mevcudiyeti gölün fauna açısından önem kazanmasına neden olmuştur.

    Göl çevresi sürüngenler bakımından oldukça zengindir. Yörede görülen başlıca sürüngen türleri; tosbağa, iri yeşil kertenkele, kaya kertenkelesi, tarla kertenkelesi, mahmuzlu yılan, kör yılan, ok yılanı, uysal yılan, sarı yılan, çukurbaş yılan, küpeli yılan ve alaca engerek'dir. Göl çevresinde sıkça rastlanan diğer bir hayvan türü ise kurbağalardır. Ova kurbağası ve gece kurbağası en fazla görülen türlerdir.

    Göl çevresinde yer alan çalılık ve ormanlık alanlar ise memeliler açısından çeşitlilik göstermektedir. Yörede görülen başlıca memeliler; kirpi, köstebek, tavşan, kurt, çakal ve tilkidir.

    Burdur Gölü’nün fauna açısından önemini asıl kuşlar oluşturmaktadır.

    Ornitolojik Önemi
    Burdur Gölü, kuş varlığı yönünden Türkiye'nin en önemli göllerinden birisidir. Derin bir göl olmasına rağmen her yıl sonbahar ve kış dönemlerinde yüzbinin üzerinde sukuşunu barındırmaktadır. Bazı yıllar bu sayı üçyüzbine uluşmaktadır. Göl suları kış aylarında donmadığından sakarmekeler, ördekler ve batağanlar kalabalık topluluklar oluşturmaktadır. Geniş ve açık su yüzeyi kışlayan kuşlar için güvenli bir ortam oluşturmakta, gölün güneybatı ve kuzeydoğu uçlarındaki sığ kesimler ve kıyılardaki çamur düzlükleri zengin besin varlığı ile kuşların beslenmesine imkan vermektedir.

    Gölde, yüksek sayılarda pek çok ördek türü kışlamaktadır. Macar ördeği, elmabaş patka, tepeli patka, kılkuyruk ve kaşıkgaga bulunmaktadır. Sakarca, akkuyruklu kartal ve kara iskete bölgede kışlayan önemli ördek türlerdir. Kış aylarında zaman zaman nesli tehlike altında bulunan şah kartal da gözlenmektedir.

    Burdur Gölü, karaboyunlu batağan ve sakarmeke için hem sonbahar göçü sırasında hem de kış aylarıda çok önemlidir. 1997 yılı Ekim ayında bölgede 26 075 karaboyunlu batağan ve 252 726 Sakarmeke sayılmıştır. Göç sırasında çok yüksek sayılarda kara sumru ve flamingo konaklamaktadır.

    Mahmuzlu kızkuşu, anıt, taş bülbülü ve kızıl kiraz kuşu bölgede üreyen önemli türler arasındadır. Ayrıca, göl ve çevrekinde mahmuzlu kız kuşu, suna, sakarmeke, uzunbacak ve bahri de kuluçkaya yatmaktadır.

    Burdur Gölü'nün asıl önemi, nesli dünya çapında tehlikede olan ve Batı Palearktik bölgede doğal olarak rastlanan dikkuyruk ördeğin dünya populasyonunun %70'inin gölde kışlamasından kaynaklanmaktadır.

    Dikkuyruk ördek Batı Akdeniz’den Orta Asya steplerine kadar uzanan bir alana yayılmış olmakla beraber, türün bu alan içindeki dağılımı çok düzensizdir. Özellikle Avrupa’daki nüfusunun giderek azalması atan endişelere yol açmaktadır.

    Türün ve yaşama alanlarının korunması için, Uluslararası Sukuşları ve Sulak Alanlar Araştırma Birliği (IWRB) ile Sukuşları ve Sulak Alanlar Birliği (WWT) 1984 yılından beri uluslararası bir araştırma ve koruma programı yürütmektedir. Bu programda en çok önem verilen ülkelerin başında Sovyetler Birliği ile Türkiye gelmektedir. Yeryüzündeki en önemli kışlama alanı olan Burdur Gölü'nün korunması türün neslini devam ettirebilmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

    Tarihi ve kültürel değerler
    Antik Çağde Psidia adlı bölgede yer alan Burdur’un tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Gölün güneybatı ucuna 8 km. mesafede bulunan Hacılar köyü yakınındaki antik Tymbrianassos kentinde yapılan kazılardan Neolitik Çağdan beri yörede yerleşimlerin kurulduğu ortaya çıkmıştır.

    İlk Tunç Çağı'ndan sonra Hitit egemenliğine giren bölgeye, daha sonra Frigler, Lydialılar, Persler,Romalılar ve Bizanslılar hakim olmuşlar; 11.yüzyıldan sonra ise Anadolu Selçukluları ile birlikte yöre Türklerin egemenliğine girmiştir.

    Yörede Anadolu Selçuklularına ve Osmanlılarına ait çok sayıda eser mevcuttur. Hamitoğulları döneminde yaptırılan il merzindeki Muzafferiye kütüphanesi Türkiye’nin en eski kitaplıklarından birisidir.

    İnsan aktiviteleri

    Tarım
    Yöre halkı geçimini genellikle tarımdan sağlamaktadır. Ancak ekilebilir toprakların oranının yüksek olmasına karşın; üretimde doğa koşullarının belirleyici olması, sulama imkanlarının yetersiz oluşu ve modern tarım tekniklerinin yaygınlaşmayısı üretimdeki verim ve çeşitliliği sınırlamaktadır. Başlıca bitkisel üretim buğday ve arpadır. Şeker pancarı, gül ve anason üretimi yapılan başlıca sanayi ürünleridir. Sulanabilen alanlarda sesze üretimi de yapılmaktadır. Meyvecilik de giderek önem kazanmakta, iklim koşullarına uygun olarak elma, armut, üzüm ve şeftali üretimi giderek artmaktadır.

    Hayvancılık daha çok ek gelir kaynağı niteliğindedir. Doğa koşulları hayvancılığa elverişli olmasına karşın, bakım ve üretim tekniklerinin geri oluşu nedeniyle verim oldukça düşüktür.

    Turizm
    Yörede Burdur Gölü'nün dışında , yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çeken çok sayıda karstik göl, vadi, mağara, in, düden ve dehliz bulunmaktadır. Dünyaca ünlü İnsuyu mağarası göle yaklaşık 22 km. mesafededir.

    Avcılık
    Burdur Gölü ve çevresinin Yaban Hayatı Koruma Sahası olarak ayrılmış olması nedeniyle koruma sahası içerisinde avcılık tamamen yasaklanmıştır. Orman Bakanlığınca kaçak avcılık sürekli denetim altında bulundurulmaktadır.

    Koruma ve Yönetim
    1994 yılında gölün yaklaşık % 50 'sini kapsayan (12.600 ha) bölümü Ramsar Sözleşmesi listesine dahil edilmiştir. Burdur Gölü ve çevresinde 38.125 ha.lık alan ise 1993 yılında Orman Bakanlığı, Milli Parklar ve Av Yaban Hayatı Genel Müdürlüğünce Yaban Hayatı Koruma Sahası olarak ilan edilmiştir.

    1993 yılında gölde avcılığın tamamen yasaklanması ve etkili denetim neticesinde gölde kışlayan sukuşu sayısında önemli ölçüd artış kadedilmiştir. 1990’lı yılların başında 100-150 bir civarında seyredn kuş sayısı, 1996-1997 yıllarında 300000’e yaklaşmıştır.

    Göldeki kirliliğin ve erozyonun önlenmesi, su seviyesinin düşmesi sonucunda ortaya çıkan alanların korunması ve yaban hayatı için yeni habitatların oluşturulması amacıyla göl çevresinde bitkilendirme ve ağaçlandırma çalışmaları başlatılmıştır.

    Gölün doğal yapısının ve ekolojik karakterinin korunabilmesi için göl yönetim planı hazırlanmalı; ayrıca, etkin bir izleme ve denetimin sağlanabilmesi için mutlaka yerel anlamda özel bir kurumsal yapı oluşturulmalıdır.

    KAYNAK: Burdur Gölü, (1998) T.C. Çevre Bakanlığı Çevre Koruma Genel Müdürlüğü Yayını
     
  9. arzum

    arzum Forum Tutkunu

    Katılım:
    8 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.918
    Beğenileri:
    14
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    MuHaSeBe
    Yer:
    İstanbulll
    Banka:
    10 ÇTL
    Büyük Çekmece Gölü

    İli : İstanbul İlçesi : Çatalca, Büyük Çekmece Yüzölçümü : 2850 ha.

    Karasu Çayının Marmara Denizine döküldüğü yerde oluşmuş bir tatlı su gölüdür. Göl alanı 2850 hektar olup, su toplama havzası 622 km2’dir. Baraj ile deniz arasında hafif tuzlu bir göl, odacıklar ve sazlıklar bulunur.

    Sulak alanın kullanım durumu :
    Göl İstanbul’un içme suyu kaynağı olarak kullanılmaktadır. İstanbul’a toplam 70 hm3 içme suyu sağlamaktadır.

    Gölde eskiden 30 tür balık varken bu sayı halihazırda 4’ü yabancı tür olmak üzere 15 tür balık kalmıştır.kadardır.

    Göl Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından yapılan yapılarla derinleştirilmiştir. Gölün deniz ayağına bir baraj yapılmıştır.

    Göl çevresi yoğun sanayileşme ve yerleşim baskısı altındadır.

    Koruma Statüsü :
    Göl, İçme ve Kullanma Suyu Sahası olup, su toplama havzasının tamamı kirliliğe karşı koruma altındadır.

    Kirlenme :
    Su toplama havzası içerisindeki mevcut ve planlanan sanayiler ve yerleşim birimlerinin arıtma tesislerinin olmaması sebebiyle gölü yoğun olarak kirletmektedirler. Yeni sanayi ve yerleşime izin verilmeyerek ve mevcutlara arıtma yapılarak mevcut kirlilik önlenebilir.

    Habitat tahribi :
    Göl DSİ Genel Müdürlüğü tarafından içme suyu rezervuarı olarak tasarlanmış ve deniz ayağına bir baraj inşaa edilerek göl su seviyesi yükseltilmiştir.

    Göl derinleştirildiği için bataklık ve sazlıklar ancak kuşların üreme mevsiminde yeni yeni oluşmaktadır.

    İstanbul’a çok yakın olan gölde avcılık baskısı yoğun olarak hissedilmektedir.
     
  10. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.842
    Beğenileri:
    7.846
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    9.578 ÇTL
    Tuz Gölü

    Tuz Golü, Van Gölü'nden sonra ülkemizdeki ikinci büyük golüdür... Uzunluğu 80 km olan Tuz Gölü'nün genişliği 48 kilometreyi bulur... Geniş bir alanı kapsamasına karşılık çok sığ bir göldür... Dünyanın en tuzlu gollerinden biridir... Litresinde 329 gram gibi çok yüksek oranda tuz ihtiva etmektedir..

    Gölün bu özelliğini değerlendirerek tuz elde etmek amacıyla kıyılarında çok sayıda tuzla kurulmuştur.. . Bu tuzlalardan elde edilen tuz Türkiye'nin gereksinimi olan tuzun büyük
    bölümünü karşılamaktadır. ..

    Türkiye'nin oldukça kurak bir yerinde yer alması nedeni ile bu sığ bölgelerde çok yoğun bir şekilde buharlaşma görülür... Doğu kısmındaki körfez dışında tümüyle kuruyan Gölün tabanında, kalınlığı yer yer 30 cm.'yi bulan mevsimlik bir tuz katmanı oluşmaktadır.. . Tuz Gölü'nün en derin yeri sadece 2 m.'dir. Öteki kesimlerin derinliği sadece santimetrelerle ölçülebilmektedir.

    Göle dökülen en önemli akarsular? Peçeneközu deresi' ile Melendiz çayı'dır.

    [​IMG]
     

Sayfayı Paylaş