1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

"Türkiye'nin yeni programa geçmesi gerekiyor"

Konusu 'Ekonomi' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 23 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.173
    Beğenileri:
    4.755
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    330 ÇTL
    Merkez Bankası (MB) eski Başkanı Süreyya Serdengeçti, Türkiye'nin son 7 yıl içinde ekonomide yakaladığı başarı ve hızlı büyümenin halen çok konuşulduğunu dile getirdi. Serdengeçti, Türkiye'nin, 7 yıllık süreçteki hızlı büyümesini devam ettirmesi gerektiğini anlatarak, "Türkiye, artık 2001 yılı programını bir kenara koyup, yeni bir ekonomi programı ele almalıdır" dedi.

    Türkiye-Avusturya İş Formu Toplantısı'na konuşmacı olarak katılan İstikrar Enstitüsü Direktörü Süreyya Serdengeçti, Türkiye ekonomisindeki güncel gelişmeler, işbirliği ve yatırımlar konusunda bilgi verdi. Konuşmasına, Türkiye'de yasama organının 30 yıllık mahcubiyetini 2002 yılında sona erdirdiğini belirterek başlayan Serdengeçti, bunu Merkez Bankası'nın bağımsız olması olarak gösterdi. Süreyya Serdengeçti, 2001 yılından sonra Türkiye'de yaşanan büyümenin, ekonomideki gelişmelerin dikkatle ve şaşkınlıkla izlendiğini vurguladı. 'Türk parası sürekli olarak değer kaybetti' diyen Serdengeçti, zaman zaman dünyanın en bol sıfırlı parası olarak Guiness Rekorlar Kitabı'na girdiğini hatırlatarak, "Bütün bu süreç sona erdi. Türk parası tekrardan değer kazandı" diye konuştu.

    "Çok tartışılan bir konu idi. Madem Türk parası bu kadar değer kazandı, ihracat performansı bu dönemde nasıl seyretti' düşüncesinin bu süreçte çok tartışılan bir konu olduğunu ifade eden Serdengeçti, konuşmasını şöyle devam ettirdi: "Bir noktanın altını çizmek gerekir. Türkiye'nin ihracatının yüzde 94'ü sanayi ürünlerinden oluşmaktadır. Yüzde 56'sı Avrupa Birliği ülkelerine yapılmaktadır. İhracat performansı ile ilgili Merkez Bankası'nın bir grafiği var. 1948'den beri Türkiye'nin dünya ihracatındaki payı belirtiliyor. 1950'de yükselme var. Ama geri düşüş yaşanmış. Dünyadaki artışın çok altında bir gelişme olmuş. 1980'den sonra hükümetlerin ihracatı teşvik politikaları var. Bununla birlikte artış söz konusudur. Türkiye'nin ihracatı dünyanın ihracat payında daha fazla artıyor. Sonra yine düşüyor. Türk parasının değer kazandığı dönemde Türkiye'nin ihracatının ne olduğuna bakıyorsunuz. Büyük bir artış yaşandığını ve Türkiye'nin, dünyadaki ihracat payı artış oranları arasında ilk sıralara kadar geldiğini görüyoruz. 2001 programında Türk parasının değer kazandığı dönemdir. Türkiye'nin ihracatı hızlı bir şekilde arttı. Son 7 yılda ilginç şeyler yaşandı Türkiye'de. Bunlar halen tartışılmaktadır."

    Yıllardır bir ülkenin rekabet gücünün döviz kuruna bağlı olduğunu düşünme eğiliminde olunduğunu hatırlatan Süreyya Serdengeçti, yine Türk parasının değer kazandığı dönemde ilginç tablo ortaya çıktığını belirterek, şöyle dedi: "Şu Davos'ta her yıl toplantı düzenleyen Dünya Ekonomik Formunun, uluslararası ekonomik formunda Türkiye'nin sıralaması ne oldu. Yüze göre ayarlanmış ülke sıralamasında 2000 yılında Türkiye 68. sırada. 2001 ve 2002'de 72 ve 81'e düşüyor. 2003 de ilerliyor. 2003'de 64'e çıkıyor. Diğer yıllarda 63, 61, 47 ve 41'e yükseliyor. Türkiye'nin dünya rekabet liginde parası değer kazanırken nasıl ilerlediğini görüyorsunuz."

    "KRİZLERİN ALTINDA BANKACILIK VARDI"

    Bankacılık sistemi reformunun yerinde olduğunu savunan Serdengeçti, "2001'de gördüğümüz krizin özünde bankacılık krizi idi. 1990'lıyıllarda yapılan yanlışlıkların faturasının çıktığı dönemdi. Kamu bankaları ile ilgili ciddi operasyonları oldu. Hazine çok ciddi borç takası operasyonu gerçekleştirdi. Bankaları düzenlemekten sorumlu bağımsız kurum, bankaların sermaye yeterliliği için ciddi çalışmalar oldu. Nihayet, bankacılık sisteminde esaslı bir yenilik yaşanmıştır. 1990'lı yıllarda 80 banka varken, şimdi 40 civarındadır" dedi.

    "Bütün bunların neticesinde, ister bankaların toplam varlıklarının milli gelire oranına bakın, ister bankaların verdiği kredilerin milli gelir düzeyine bakın her ikisinde de ciddi bir ilerleme son yıllarda sağlanmıştır" ifadesini kullanan Serdengeçti, Türkiye'deki önemli gelişmelerden birisinin de sermaye hareketleri ile ilgili olduğunu söyledi. Serdengeçti, konuşmasını şöyle devam ettirdi: "Türkiye, kambiyo kontrollerini kaldırdığı ve sermaye hareketlerinin serbestleştirdiği 1989 ile 2004 yıllarında maalesef ülke içinde istikrar sağlayamadığı için sadece kısa vadeli, sıcak para olarak tabir edilen parayı çekmiştir. 2004'den itibaren resim değişti. Sağlanan istikrar ve güven ile birlikte sıcak para azalmış ama doğrudan yatırım olan ve uzun vadeli sermaye ülkeye girmeye başladı. Kısa vadeli sıcak paranın ne kadar azaldığını görmekteyiz. Doğrudan yabancı yatırım nereden geldiğine baktığımızda, Türkiye 2006 yılında 17 milyar dolar, 2007 yılında giren 19 milyar dolar yabancı
    sermayenin görüyoruz ki; 2006'daki 14 milyar ve 2007'deki 12 milyarı Avrupa Birliği ülkelerinden gelmektedir. Diğer ülkeler düşük. Kuzey Amerika'dan giriş başladı 4 milyarı oldu. Orta Doğudan giriş var. 2006'da 2 milyar dolar. 2007'de 600 milyon dolar olmuştur. Demek ki, Avrupa Birliği çok önemlidir. Türkiye'ye giren doğrudan yabancı yatırımında direk ilgisi vardır. Hangi ülke dersek, Hollanda, Yunanistan, Belçika ve Avusturya ilk sırada olan ülkelerdir.

    "TÜRKİYE, İSTİKRARLI BÜYÜYOR, GEÇMİŞTE BÜYÜMELERİN SONUNDA KRİZ OLURDU"

    Türkiye'nin son 7 yılda istikrar yakalayarak büyümesini sürdürdüğünü anlatan Serdengeçti, Türkiye'nin geçmişte 2-3 yıllık büyüme sonrası krizler yaşadığını anlattı. 30 yıl boyunca yüksek enflasyonla yaşandığını anlatan Serdengeçti, "Yıllık büyüme yüzde 4 idi. 30 yılı baz aldığımızda büyüme oranları çok düşük çıkmıştı. 2002'den itibarın ve 2006 yılına kadar rakam 7.2 ye çıktı. Bu Türkiye'nin yıllık ortalama büyümesidir" dedi.

    Serdengeçti, 2001 yılından önce Türkiye'nin büyüdüğü önemli dönemler olduğunu hatırlatarak, Türkiye'nin bu dönemlerde 2-3 ya da 4 yıl üst üste büyüdüğünde arkasında ya bir durgunluk, ya bir kriz ya da bir sorun yaşadığını ifade ederek, şu bilgileri verdi: "Bütün o kısa süren büyümede kamu sektörü lokomotif olmuştur. 2002 yılından sonra böyle olmadı. Büyümeye baktığınızda özel sektör büyük olmuştur. Bu Türkiye ekonomisinde çok daha büyük yapısal değişime işaret etmektedir. Yine verimlilik artışı olmuştur. Bu Türkiye'yi dünya liginde daha rahat oynar hale zaman içinde getirmektedir. Bundan sonra ne olabilir. Herhangi bir ekonomide sorun olmaması mümkün değil. Olabilir. Türkiye ekonomisinde de olabilir. Ne problemler olursa olsun hepsinin çözümü var. Kendimize güveniyoruz. Yeter ki yapmak isteyelim. Yaparsak Türkiye tekrar hızlı büyümeye devam eder."

    "HIZLI BÜYÜME DEVAM EDERSE CARİ AÇIK ARTAR"

    Türkiye'nin cari açığının arttığına işaret eden Süreyya serdengeçti, bunun devam edeceğini ifade etti. "Cari açığımız fazla. 2006'ya göre 2007'de artış var" diyen Serdengeçti, "Cari açıktaki artışta Türk parasının değer kazanması önemli etken oldu. Yine enerji fiyatları oldu. 40 milyar dolarlık cari açığın 30 milyon doları enerji ithalatı olarak önümüze çıkıyor. Bundan sonra ne olacak. Türkiye'deki cari denge büyümeye bağlıdır. Yüksek hızla büyüme olursa cari açık da devam edecektir. Bundan sonrasında da sorun olacak. Bu sorunun çözümü yapısal reform alanında yatıyor. Kimsenin şüphesi olmasın. Ancak, hızlı büyüme cari açığın dengesini bozdu. Türkiye'de tasarruflar yeterli değildir. Yatırımlar çok fazladır. Eğer bir ülkede yatırımlar tasarruflardan fazla ise o ülkede cari dengede açık olacaktır" diye konuştu.

    Gelişmelerin, Türkiye adına önemli ve iyi olduğunun altını çizen Serdengeçti, konuşmasının sonunda, ekonomik büyümenin devam etmesi, Türkiye'nin bazı sorunları ilerde yaşamaması için biran önce yeni ekonomik program uygulamasını istedi. Serdengeçti, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: "Sonuç olarak, Türkiye, mutlaka yüksek büyüme hızlarında devam etmelidir. İşsizliği azaltmak için, AB'ye daha yakınlaşmak için Türkiye artık 2001 yılı programını bir kenara koyup yeni bir ekonomi programı ele almalıdır. Yüksek büyümeyi ve istihdam sağlamak için çalışmalar olmalı, odak olarak yapısal reformlar ele alınmalıdır."

    -alıntı-
     

Sayfayı Paylaş