1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Türklere Dokunabilirsiniz

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve ÇağanCan tarafından 27 Nisan 2014 başlatılmıştır.

  1. ÇağanCan

    ÇağanCan Aktif

    Katılım:
    2 Kasım 2012
    Mesajlar:
    334
    Beğenileri:
    88
    Ödül Puanları:
    830
    Cinsiyet:
    Bay
    Meslek:
    Turizm
    Yer:
    Ankara-Antalya
    Banka:
    33 ÇTL
    Şöyle düşünün:
    Diyelim Almanya'da bir uluslararası konferans düzenleniyor. Alman Hükümeti bir açıklama yapıyor:
    "Konferansa katılacak tüm ülke temsilcileri istediklerini özgürce söylemekte serbesttirler. Konferans boyunca söyleyecekleri sözler yasal koruma altında olacak ve kendilerine dokunulmazlık zırhı sağlanacaktır. Bir tek ülkenin temsilcilerine bu hak tanınmayacaktır: Türkler... Onların söyleyecekleri hoşumuza gitmezse haklarında yasal takibat yapılacaktır".
    Ne infial olurdu değil mi?
    Türk Hükümeti hemen diplomatik girişimde bulunur, Almanya'daki Türkler ayaklanır, basın büyük tepki gösterirdi. Gazete başlıklarını görür gibi oluyorum: "Gurbetçiye Alman tokadı... Türklere ikinci sınıf vatandaş muamelesi... Utan Almanya..!"
    Gelin görün ki, Almanya yapsa hepimizi isyan ettirecek bu çifte standardı bugünlerde bizzat Türk Hükümeti kendi vatandaşına reva görüyor. Yazması bile utanç verici ama, Türk Dışişleri, "Herkes gönlünce konuşabilir, Türkler hariç..." açıklamasının altına imza atıyor ve devlet içinde kimsenin yüzü kızarmıyor.

    * * *

    Biliyorsunuz Birleşmiş Milletler İnsan Yerleşimleri Merkezi HABİTAT Zirvesi Haziran ayında İstanbul'da toplanacak. Televizyonda ve yazılı basında tanıtım filmleri yayına girdi bile... İstanbul'a 184 ülkeden akın akın insan gelecek. Katılımcı sayısının 50 bini bulması bekleniyor. Bunların arasında devlet ve hükümet başkanları da var. Tabii böylece Türkiye ciddi bir tanıtım fırsatı yakalamış olacak. Hem de ülke kasasına 50 milyon dolar civarında bir para girecek.
    Lakin "küçük" bir sorun var. Zirvenin toplanma nedeni insan yerleşimleri konusundaki sorunları tartışmak... Türkiye ise bu konuda sicili en bozuk ülkelerin başında geliyor. Son 5 yılda Güneydoğu'da 2500 köy boşaltıldı. 3 milyona yakın insan yerlerinden yurtlarından sökülerek göçe zorlandı. Büyük kentlere sürülen bu insanlar son derece zor koşullarda yaşamaya terkedildiler. Göçün feci boyutları ortaya çıkacak diye sayım bile yapılmadığından, şimdi seçimde oy da kullanamayacaklar.
    Tam da bu konuları tartışmak üzere, üstelik İstanbul'da bir konferans toplanırsa bu konuda Türklerin söyleyeceği bir şey olmaz mı?
    Olur elbet... Mesela hoş bir reklam filmi hazırlanabilir. Filmde çoluk çocuk yüzbinlerce insan yanan bir köyü terkederler. Üzerine bir yazı biner:
    "Dikkat... 3 milyon insan İstanbul'a sürülüyor...”
    İşte Türk Dışişleri'ni korkutan da bu... Tam, 50 milyon doları cebe indirip, gelen yabancıları Boğaz manzarasıyla büyülemek üzereyken bir takım sabit fikirli adamların ortaya çıkıp yakılan köyler, zorunlu göç, sahipsiz göçmenler gibi konularda ileri geri konuşmalar yapmasından endişeleniyorlar. Ama sonunda kolayını buluyorlar: "Nasıl olsa bu konularda söz söylemeyi yasaklayan kapı gibi Türk yasaları var. Ağzını açanı tıkarız içeri olur biter..."
    Dışişleri Sözcüsü bunu "Anayasal eşitlik ilkesi gereği" yaptıklarını söylüyor.
    Hadi canım..! Hangi eşitlik..? Şu Tanju Çolak'ın affı için özel yasa çıkaran ülkeden sözetmiyor muyuz?
    Türklerin "Anayasal eşitlik"i, söz söyleyememe konusunda... Hepimizi öyle eşit yapacağınıza, uygar dünya ile eşit kılsanız ya... Yurttaşlarınızı düşünmekte, düşündüğünü özgürce söylemekte eşit birer birey haline getirseniz ya...
    Özetle Türk Hükümeti, misafirlerin gözü önünde de olsa Türklere dokunabilmek istiyor. "Yabancılar istediğini söyleyip gidebilirler. Siz Türkler ağzınızı açacak olursanız, misafirler gittikten sonra ben size yapacağımı bilirim" diye aba altından sopa gösteriyor. Hoş bunun için dokunulmazlık zırhını kaldırmaya da gerek yok. Çiller Hükümeti dokunulmazlığın kalesi sayılan Meclis'ten bile milletvekillerini yaka paça toplamayı becermemiş miydi? Şimdi de "icabederse" konferansın yapılacağı bina polisçe çevrilir ve zararlı unsurlar enterne edilir.
    Son kadınlar zirvesinde Çin yönetimi de öyle yapmamış mıydı? Dünya kadınlarına verdikleri söz hakkını kendi kadınlarından esirgediler ve ağzını açanı da şiddetle cezalandırdılar. Baskı rejimlerinin yöntemleri ne kadar da birbirine benziyor.
    Ama ne oldu? Dünya kadınları Çinli hemcinslerine sahip çıktılar. Çin'in güleryüzlü maskesi düştü. Altından çirkin gestapo yüzü ortaya çıktı.
    Baskılar bir ölçüde hafifletilebildi.

    * * *

    Sıra Türkiye'de...
    Türk halkı bedeli ne olursa olsun, onurunu böylesine ayaklar altına alan bir çifte standarda "hayır" demelidir.
    Yanan 50 milyon dolar olacakmış... olsun...
    Zengin bir baskı rejimi alternatifi karşısında yoksul bir demokrasiye sarılmak, hepimiz için çok daha yüz ağartıcıdır.

    Can Dündar..
     
    KıRMıZı bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş