1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

TUTSAK (devamı-5)

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve alemdar tarafından 2 Şubat 2012 başlatılmıştır.

  1. alemdar
    Cesur

    alemdar Öyle bir geçer zaman ki! V.I.P

    Katılım:
    27 Haziran 2010
    Mesajlar:
    2.866
    Beğenileri:
    2.544
    Ödül Puanları:
    6.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    ATAMIZIN ŞEHRİNDEN
    Banka:
    3.934 ÇTL
    İçi içine sığmıyordu. Çok merak ediyordu. Nasıl bir cevap alacaktı acaba?
    Tüm bu düşüncelerle sabahı etmişti. Bir an evvel fakültenin yolunu tutmak istiyordu. Sabırsızlanıyordu.
    Ama sabırlı olması gerektiğini de biliyordu. Sabırdan başka ihtiyacı yoktu şuan.
    Bekleyecekti... Bekleyecek ve görecekti. Her ne olacak ve yaşanacaksa...
    Gözleri hep üstündeydi, kaçamak kaçamak. Ama, Ahu durumun farkındaydı. İçten içe hoşuna da gitmiyor değildi. Zamana ihtiyacı vardı, kolay değildi karar vermek.
    Ahu' nun ailesi zengin di. Onun en iyi şekilde eğitim görmesi için, onu yurt dışına göndermek istemişti. Ama o tercihini bu fakülteden yana yapmıştı. O küçük şeylerle mutlu olmayı bilen biriydi. İnsan canlısı, alçak gönüllü biriydi. Ama ailesi çok farklıydı. Babası işadamı kimliği altında karanlık işlere imza atarken, annesi de tüm zamanını konken partilerinde, kuaför salonlarında, boş işler peşinde harcıyordu.
    Onlar kızlarının iyi eğitim almasını, sırf kendi menfaatleri için, cemiyette sükse yapmak için istiyordu.
    O eğitim almış, almamış bu yüzden önemliydi. Yoksa kızlarını düşündüklerinden değil.
    Onun fikrini soran da yoktu... Hep emirvakiler yapıyorlardı her konuda. O da çaresiz...
    Her şeyin en iyisini sunduklarını sanıyorlardı, kızlarına. Ama unuttukları bir şey vardı. Sevgilerini veremiyorlardı, verdiklerini sanıyorlardı.
    Sevmeye ve sevilmeye o kadar muhtaç' tı ki...
     

Sayfayı Paylaş