1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Tutunduğum Tüm Dalları Kıran Bir Fırtınaydı Yokluğun

Konusu 'Aşk' forumundadır ve ~meLek~ tarafından 6 Ağustos 2013 başlatılmıştır.

  1. ~meLek~
    Cadı

    ~meLek~ GalataSaray'ım

    Katılım:
    15 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    3.052
    Beğenileri:
    188
    Ödül Puanları:
    3.330
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci (:
    Yer:
    Napcan geLcenmi ki?
    Banka:
    109 ÇTL
    Tutunduğum Tüm Dalları Kıran Bir Fırtınaydı Yokluğun

    Anlatmak mümkün mü bilmiyorum
    Kelimelere sayfalara sığdırılabilir mi sensizlik
    Başı olur muhakkak da sonu gelir mi yazının
    Sen diye başlayıp yokluğunla tamamlasam cümleleri
    Merhem olabilirler mi yaralarıma
    İçimdeki bu eksiklik ıssızlık yansımaz mı satırlara
    Birazdan göreceğiz sanırım çekiştirip durduğu kalemi elimden alır almaz yüreğim

    Sen gölgesinde dinlendiğim kökü bende bir çınardın
    Gazel dökmüş bir bahardı yokluğun!

    Sen bir saçak altıydın dolu yağarken sığındığım
    Dağ başında tahta küçük bir kulübe ayazlarda ısındığım
    Tutunduğum tüm dalları kıran korkunç bir fırtınaydı yokluğun!

    Sen hep yolumun üzerinde suyu sonsuz bir pınardın
    Tenimde yüreğimde çöl yanığıydı yokluğun!

    Sen ayrılığı bile sevdiren sapsarı bir güldün
    Kavuşmaların o tatlı heyecanı
    Ömrüme yüklenen; anlamsız tesellisiz bir hasretti yokluğun!

    Sen türküler gibi yanık mısralar gibi hoyrattın
    Şiirleri dilsiz türküleri issiz bıraktı yokluğun!

    Sen bakmaya doyamadığım siyah-beyaz bir fotoğraftın
    Atmaya kıyamadığım eski değerli bir kitap
    Sen bütün yorgunluğumu alan bir akşam güneşiydin
    Umudumu besleyen serin bir seher yeli
    Sen dağların bağrında kirlenmemiş bir ırmaktın
    Kumsalımda serinleyen çığlık çığlığa bir martı
    Sen avuçlarımda taze ekmek kokusuydun
    Yüreğime kazınmış muzip şirin bir gülümseme
    Dinmeyecek sandığım gözyaşlarıydı yokluğun!

    Sen tozpembe ruyalardın ilk sana anlattığım
    Uyanmayı beklediğim bir kabustu yokluğun!

    Sen ''!Bensiz yaşarsın sensiz yaşamayı denerim!'' derdin
    Bizsiz yaşayamadığım dipsiz bir karanlıktı yokluğun!

    Sen en tatlı sohbetlerin gevezesiydin
    Sözü hiç tükenmeyen bir düş gezgini
    Ortasında boğulduğum sessizlikti yokluğun!

    Sen kadehimdeki en berrak şaraptın gökyüzümdeki en parlak yıldız
    Avuntusuz gecelerin korkusuydu yokluğun!

    Sen aklın başında değil de yüreğin elindeyken gelirdin bana
    Sanki soluk soluğa yaşanmalıydı herşey hep aceleciydin
    Elimi bir yerlere koyamadığım duvarlardan nefes alamadığım
    Tarifsiz bir sıkıntı tekdüze bir ümitsizlikti yokluğun!

    Sen mutlulukla kıydığım; ölüm ayırana kadarlık bir nikahtın
    Sıranın acıya geldiği bir bedeldi yokluğun!

    Sen yazılarıma eni konu yerleşmiş; adı cismi belirsiz bir sevda
    Mutlulukla sarmaş dolaş bir hüzündün!
    Kalemimi tutuşturan
    Ölümü hasreti cümlelerime taşıyan bir ateşti yokluğun!

    Sen hayatla yaptığım bütün savaşların ganimetiydin
    Namlusu yüzüme dönük bir silahtı yokluğun!

    Sen vazgeçmemin engeliydin; anlaşmaya hep uydum
    Ölümle hayat arasında gidip gidip geldiğim Rus ruletiydi yokluğun!
     

Sayfayı Paylaş