1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Üç Aynalı Kırk Oda

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Présence tarafından 16 Mart 2012 başlatılmıştır.

  1. Présence

    Présence Katılımcı

    Katılım:
    6 Mart 2012
    Mesajlar:
    177
    Beğenileri:
    7
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    Öğretmen
    Banka:
    1 ÇTL
    Biliyorum bütün sözler yavan, bütün sözcüklerin içi boşaltılmış, bütün anlamlar kullanılmış, bütün anlar uçucu; kelimeye dökülen her duygu, kendiliğinden soğuk bir klişe oluveriyor; hiçbir sözcük duygularıma da yüreğime de yetmiyor;

    Anlatabildiklerimle değil, anlatamadıklarımla karşında durmak için kaçırdım seni, çaresizliğimi görmen için kaçırdım; yalnızlığımı anlaman için; beni yüreğinle anla, gözlerinle dinle diye...

    "Beni kendi kelimelerinle gör diye". Seni aşk uğruna kaçırdım.Aşk uğruna. Hepsi bu işte...

    Murathan Mungan/ Üç aynalı kırk oda.
     
  2. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.180
    Beğenileri:
    4.772
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    369 ÇTL
    Hemen her çevrede aynı ikiyüzlülük, aynı çirkin oyun, aynı ucuz senaryolarla karşılaştım. Kimsenin düşüncesi yaşamıyla çakışmıyordu. Herkes başka türlü yaşıyor, başka türlü düşünüyordu. (Herkesin tasası da bana düşmüştü) Bütün kimlikler parçalanmış, bütün ilişkiler üç beş kişiye inmişti. Kalpleri küçük insanlarla görüşmemeye çalışıyordum. Kalpleri ve yaşamları küçük insanlarla baş başa kaldım. Onları da terk ettim. Yalnız kaldım. Bir başına. Sert miydim? Kırıcı mıydım? Hayır ama sessizliğimde ve uzaklığımda insanları ürküten bir doğruluk taşıyor olmalıydım. Benimle hep ölçülü, uzak ilişkiler kuruyorlardı. Belki beni duygusuz bile buluyorlardı. Kuru, yavan biri diye nitelendiriliyor olmalıydım. Her şeye karşın gene de bu insanların hakkımda neler düşündüklerini, neler hissettiklerini ölesiye merak ediyor, bilmek istiyordum. Önemsiyordum, çok önemsiyordum. Hiç önemsemiyormuş gibi gözüküp, deliler gibi önemsiyordum. Bu da benim ikilemimdi.

    …Ufuksuzduk. Sınırlıydık. Sığdık. Herkes boşyücelikleriyle övünüyor, şişiniyor, herkes kendini, bir başkasına bir başkasıymış gibi göstermeye çalışıyordu. Herkesin bir kendini tanıtma sorunu vardı. Onları kazanmak istiyordum. Belki değişirler, belki başka birileri olurlar. Bir arada bulunduğumuz insanları bile tanımıyor, anlamıyor, değiştiremiyorduk. Daha anlamlı, daha güzel bir hayat için ne kadar azdık. Ne kadar yetersizdik. Ne kadar yazıktık. Mutsuzduk. Kendimizi kandırıyor, kendimizi avutuyorduk.
     

Sayfayı Paylaş