1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Üç Şehitler Destanı

Konusu 'Türk Destanları' forumundadır ve Suskun tarafından 13 Kasım 2012 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın en ünlü eserlerinden biri “Üç Şehitler Destanı”dır. Eser yapay bir destandır.

    Malazgirt ululaması yedi memetler yurduna kubilay destanı Heyulalar yıldızlarla yükselirler lacivert karanlıkta, Uzanırlar korkak boşluğa sereserpe. Şu toprakların sultanları, Metris Tepe, Sanlı Sırt, Adsız Tepe. Sanki dünyanın ilk gecesi, soğuk mu soğuk İklimler yeni doğmuş, rüzgarlar körpe Karın aklığıyla daha da kocaman Metris Tepe, Kanlı Sırt, Adsız Tepe. Burası bir avuç kahramanın savunduğu yer Tarihin kulaklarında altın küpe Burası Metris Tepe, Kanlı Sırt, Adsız Tepe. (Kitabın Girişinden)

    Üç Şehitler Destanı Özeti -Üç Şehitler Destanı Şiiri

    DURDUK, SÜNGÜ TAKMIŞ KAFİR -

    Durduk, süngü takmış kâfir ayakta,
    Bizde süngü yok.
    Bir hayret kızıllığı akardı üstümüzden
    Dehşetten daha çok.

    Durduk, süngüsü düşmanın pırıl pırıl,
    Önümüze çıktı bir gündüz bir gece.
    Korku değil hâşâ,
    Bir büyük düşünce.

    - MEHMETÇİK -
    Atıldı Mehmetçik, büyüyü bozdu,
    Bir düşman süngüsüne, göğsünden
    Bu şehadetle kayalar yarıldı sanki
    Dipçik gürültüsünden.

    Soruyordu herkes birbirine:
    "Parlayan şey bu mu?"
    Muzaffer oluyordu bileklerimizde,
    Tarihin ilk dipçik hücumu.

    Hayran oluyordu koca gökyüzü
    Göğüslerimizde büyüyen bahta
    28 Mart günü bir Adsız-tepe'de
    Çeliğe karşı tahta.

    - SÜNGÜLERİN UCUNDA -
    Son altmış adım bize bir yudum şerbet
    Düşen kahramanın sevgisiyle al,
    Köyde mi görmüştük, ormanda mı,
    Bizim içimize sığmış o kartal?
    Son kırk adımın lezzeti daha hızlı;
    Başladı hayatımızda şehitlerce bir yarış.
    İlerledik cihan cihan,
    Karış karış!

    Son yirmi adımı uçuyorduk,
    Almıştı herkes dipçiğini avucuna.
    Yine bir duraklama,
    Geldik düşman süngüsünün ucuna.

    - MUSTAFA KEMAL -
    Mustafa Kemal'i gördüm düşümde,
    "Daha!" diyordu.
    Uğruna şehit olasım geldi hemen,
    "Sabaha!" diyordu.

    Al bir kalpak giymişti al,
    Al bir ata binmişti al,
    "Zafer ırak mı?" dedim,
    "Aha!" diyordu.

    - TABUR BİR MUCİZE İÇİNDEYDİ -
    Bir muhabbet sarmıştı her yönü
    Vatanı ve bizi seven
    Çoğalmıştık bir uçtan bir uca, bir rüya gibi
    Büyüyordu ova kendiliğinden.

    Neydi damarlarımızda çoğalan, çoğalan?
    Neydi bu tepenin adı?
    İçimizde sadece vatan değil,
    Yeryüzü kadar bir şey vardı.

    Ateş mi gelirmiş, yel mi esermiş?
    Akıyoruz, hayatımız nerede pek belli değil.
    Kurtulmuşuz bedenden artık,
    Kimse ayaklı elli değil.

    - MUSTAFA KEMALLERCE -
    Atılıyorduk kâfire,
    Hepimizin bir yanı hilâl gibi,
    Bir göz vardı üstümüzde göklerden,
    Mustafa Kemal gibi!

    Savaşırken yaşamak,
    Anam südü kadar helâl gibi,
    Ölüm hem büyüktü, hem kolaydı,
    Mustafa Kemal gibi.
    Atılıyorduk bir devre,
    Tarihlerden süzülmüş bir hâl gibi :
    Hepimiz, hepimiz,
    Mustafa Kemal gibi!
    Fazıl Hüsnü Dağlarca
    ( 1914 - 2008 )
     

Sayfayı Paylaş