1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ülkelerine göre devrimler

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 19 Şubat 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Ülkelerine göre devrimler
    *Amerikan Devrimi
    * Endonezya Ulusal Devrimi
    * Estonya'da devrimler
    * Gürcistan'da devrimler
    * Haiti'de devrimler
    * Küba Devrimi
    * Meksika devrimi
    * Nikaragua'da devrimler
    *Rus Devrimi
    * Ukrayna'da devrimler
    * Yunan Bağımsızlık Savaşı
    *İngiltere'de devrimler
    * İran Devrimi
    *Mısır Devrimi
     
  2. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Amerikan Devrimi

    Amerikan Devrimi 18. yüzyılın ikinci yarısında Onüç Koloninin Britanya İmparatorluğu'ndan bağımsızlığını kazanarak Amerika Birleşik Devletleri adını aldığı dönemi içine alır.

    Bu dönemde koloniler Britanya İmparatorluğu'na karşı ayaklandı ve 1775 ile 1783 yılları arasında Amerikan Bağımsızlık Savaşı'nı başlattılar. 1776'da Amerikan Bağımsızlık Bildirgesi yayımlandı ve 1781'de de savaş alanında zafer elde edildi.

    Fransa yeni ulus Amerikalılara para ve mühimmat sağlanmasında önemli bir rol oynamış, Britanya'ya karşı bir koalisyon örgütlemiş ve savaşı sona erdiren Yorktown'daki muharebede belirleyici bir rol oynayan bir ordu ve filo göndermiştir. Öte yandan Amerikalılar kraliyet ve aristokrasiye karşı ayaklanmışlardı ve Fransa'yı bir model olarak almadılar.

    Amerikan devrimi Amerikan halkını saran yeni cumhuriyetçi idealler gibi bir dizi entelektüel ve sosyal değişikliği da içinde barındırıyordu. Bazı eyaletlerde demokrasinin devlet idaresindeki rolü hakkında ateşli tartışmalar yaşanıyordu. Cumhuriyetçiliğe kayış ve giderek yayılan demokrasi geleneksel sosyal hiyerarşide karışıklıklara neden oldu ve Amerikan siyasi değerlerinin temelini oluşturan siyasi ahlâkı yarattı.

    Devrim dönemi Fransa'nın Amerika'daki kolonilere yönelik askerî tehdidinin sona erdiği 1763 yılında başladı. Britanya kolonilerin savunulması için yapılan harcamalarının büyük bir bölümünün yine koloniler tarafında ödenilmesi gerektiğine karar vererek kolonicilerin hiç de hoş karşılamadığı vergiler dayattı. Ayrıca kolonilerin Britanya parlamentosunda temsilcisi olmadığından birçok kolonici hareketi yasadışı kabul etti. Boston'daki protestolardan sonra Britanya buraya savaş birlikleri gönderdi. Buna karşılık olarak kendi milislerini seferber etti ve 1775'te savaş başladı. Nüfusun yüzde 15-20 kadarı Britanya'ya sadık olsa da savaş boyunca Vatanseverler savaş boyunca genellikle toprakların yüzde 80-90 kadarını ellerinde bulundurmuşlardır. Britanya, öte yandan yalnızca birkaç kıyı şehrini kontrol etmekteydi. 1776 yılında 13 koloninin temsilcileri oybirliğiyle Amerika Birleşik Devletleri'ni kuran bir bağımsızlık bildirgesi kabul ettiler. 1778'de Amerikalılar Fransa ile asker ve donanma gücünü dengeleyen bir ittifak kurdular. 1777'de Saratoga'da ve 1781'de Yorktown'da iki Britanya ordusu esir alındı ve bunların sonucunda 1783'te Paris Antlaşması ile barış sağlandı. Birleşik Devletler'in kuzeyinde Britanya Kanadası, güneyinde İspanyol Floridası ve batısında da Mississipi Nehri bulunuyordu.
     
  3. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 67 sayılı kararı

    Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 67 sayılı kararı 28 Ocak 1949 tarihinde kabul edilmiş ve Endonezya Sorunu'nun iki tarafını Renville Anlaşması hükümlerine uymaya çağırmıştır. Konsey bunun yanı sıra Hollanda'nın bölgedeki tüm askeri etkinliğini durdurması, Endonezya Cumhuriyeti'nin gerilla savaşını sonlandırması ve iki ülkenin barışın yeniden sağlanması amacıyla birlikte çalışması isteğinde bulunmuştur. Hollanda'nın 17 Aralık 1948'den itibaren elinde tuttuğu tüm tutukluların salıverilmesi ve Endonezya Cumhuriyeti yetkililerinin Jogjakarta'ya dönüşlerinin güvence altına alınması da karar metnine dahil edilmiştir.

    Karar, "Endonezya Birleşik Devletleri" adı altında kurulacak federal bir yönetimin serbest seçimleri Ekim 1949'a dek gerçekleştirmesini ve Hollanda'nın bölge yönetimini Temmuz 1950 itibariyle bu güce devretmesini de şart koşmuştur.

    Karar parçalar halinde kabul edilmiş, metnin tümü için oylamaya gidilmemiştir.
     
  4. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    [​IMG]
    Estonya'da devrimler
    Şarkı Devrimi
    Şarkı Devrimi, Estonyalılar'ın Mart 1988 yılında 300.000 kişinin katıldığı ve ardından Estonya'nın Sovyetler Birliği'nden bağımsızlığını ilan ettiği festivalin adıdır.

    Festivalde söylenen "Mu Isamaa" (Vatanım) isimli halk şarkısının sözleri ülkenin ulusal marşı olarak kabul edilmiştir.
     
  5. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Gürcistan'da devrimler

    Gül Devrimi
    Gül Devirimi (Gürcüce: ვარდების რევოლუცია - Vardebis Revolutsia / Güller Devrimi). Gürcüstan’da, 2003 yılında Devlet Başkanı Eduard Şevardnadze’nin görevini bırakmak zorunda kalmasıyla sonuçlanan barışçıl halk hareketi.

    Siyasal koşullar

    Eduard Şevardnadze, 1992 yılından beri (1995’ten itibaren devlet başkani olarak) Gürcüstan’ı yönetiyordu. Onun döneminde hükümetler ve devlet başkanının ailesi, yolsuzluklarla birlikte anılmaya başladı. Öte yandan ülke ekonomisi hiçbir gelişme gösteremedi ve Gürcüstan, Avrupa standartlarına göre fakir bir ülke haline geldi. Rusya’nın desteklediği iki ayrılıkçı bölge olan Abhazya ve Güney Osetya, Tiflis yönetiminin kontrolü dışında kaldı. Yarı ayrılıkçı Aslan Abaşidze yönetimi altındaki Acara da fiilen merkezi yönetimin kontrolü dışındaydı. Bu siyasal ve ekonomik kriz içinde 2 Kasım 2003 tarihinde parlamento seçimleri yapıldı. Şevardnadze’nin siyasal ittifakı “Yeni Gürcüstan İçin” ve Abaşidze’nin “Gürcüstan Demokratik Uyanış Birliği” karşısında, Miheil Saakaşvili’nin “Birleşik Ulusal Hareket”i, parlamento başkanı Nino Burcanadze ile eski parlamento başkanı Zurab Jvania’nın “Burcanadze-Demokratla” partisi seçimlere girdi.

    Seçimler ve protestolar

    2 Kasım 2003 tarihinde yapılan parlamento seçimleri, ulusal ve uluslararası gözlemciler tarafından izlendi. Miheli Saakaşvili seçimlere hile karıştırıldığını ileri sürdü ve bu durum uluslararası bağımsız kuruluşlarca da desteklendi. Ardından Tiflis’te yönetime karşı barışçı gösteriler düzenlenmeye başladı. Bu gösterilere demokratik muhalefet güçlerin neredeyse tamamı katıldı.

    Kasım ortalarında, Tiflis sokaklarındaki demokratik gösterilere, Gürcüstan’ın başlıca kent ve kasabalarında Kmara (“Yeter”) adlı gençlik örgünün organize ettiği gösteriler eklendi. Bu gösterilere STK’lar da aktif olarak katıldılar. Yarı ayrılıkçı Aslan Abaşidze, Şevardnadze yönetimine destek verdi ve Acara’dan Tiflis’e karşı göstericiler yolladı.

    İktidar değişikliği

    22 Kasımda gösteriler doruk noktasına ulaştı ve yeni parlamentonun açılışı sırasında, Şevardnadze’nin konuşma yaptığı sırada, Saakaşvili’nin önderliğindeki göstericiler ellerinde kırmızı güllerle (hareket adını buradan almıştır) parlamento binasına girdiler. Şevardnadze, konuşmasını yarıda keserek korumaları eşliğinde parlamento binasını terk etmek zorunda kaldı. Seçkin askeri birliklerin gösterilere müdahale etmeyi reddetmesinden sonra Şevardnadze, 23 Kasım’da, muhalefetin liderleri Saakaşvili ve Zurab Jvania ile görüşerek durum değerlendirmesi yaptı. Bu görüşmeye, bu arada Tiflis’e giden Rusya Dışişleri Bakanı İgor İvanov aracılık etti. Bu görüşmenin ardından Şveardnadze, devlet başkanlığı görevinden ayrıldığını duyurdu. Tiflis sokaklarında 100.000’den çok gösterici, havai fişeklerle, konserler ve danslarla zaferi kutladılar.

    Yeni seçimlere değin parlamento başkanı Nino Burcanadze, anayasa gereği devlet başkanlığı görevini vekâleten üstlendi. 4 Ocak 2004 tarihinde devlet başkanlığı seçimleri yapıldı ve Saakaşvili, oyların ezici çoğunluğunu alarak devlet başkanı seçildi ve 25 Ocak’ta görevine başladı. 28 Mart tarihinde yapılan parlamento seçimlerini de ezici çoğunlukla Ulusal Hareket-Demokratlar kazandı.

    Acara'da Gül Devrimi

    Mayıs 2004’te, “İkinci Gül Devrimi” olarak adlandırılan halk hareketi Acara Özerk Cumhuriyeti’nin yönetim merkezi Batum’da gerçekleşti. Acara Özerk Cumhuriyeti'ni bir diktatör gibi yöneten Aslan Abaşidze ve devlet başkanı Miheil Saakaşvili arasındaki gerginliğinin ardından, Birleşik Ulusal Hareket ve Kmara tarafından harekete geçirilen binlerce Acaralı, Abaşidze’nin diktötörce yönetimini, ayrılıkçığını ve militarizmini poretso etmeye başladı. Abaşidze, güvenlik güçlerini kulanarak Batum ve Kobuleti sokaklarındaki gösterileri dağıttı. Ancak göstericilerin sayısı giderek daha da arttı. 6 Mayıs 2004 tarihinde protestolara katılan bütün Acaralılar Batum’da toplandı. Ardından Gürcüstan Başbakanı Zurab Jvania ve İçişleri Bakanı Giorgi Baramidze ile Acara Özerk Cumhuriyeti İçişleri Bakanı Cemal Gogitidze arasında bir görüşme yapıldı. Görüşmenin başlıca konusu, özerk yönetimin sınırı olan Çolohi Irmağı kıyısındaki silahl ıbirliklerin çekilmesi oldu. Bu arada Abaşidze’nin emriyle, Çolohi Köprüsü havaya uçuruldu. Sonunda Abaşidze Moskova’ya gitmek ve Rusya’ya sığınmak zorunda kaldı. Ertesi gün Devlet Başkanı Saakaşvili Batum’u ziyaret etti ve zaferi kutlayan Acaralılara özgürlük sözü verdi.
     
  6. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Haiti Devrimi
    Haiti Devrimi (1791–1804) Batı yarıküredeki en başarılı Afrikalı köle ayaklanmasıdır. Devrim sonucunda Haiti siyahlar tarafından yönetilen tarihteki ilk cumhuriyet olmuştur. Devrim sırasında Haiti’nin adı Saint-Domingue idi ve bir Fransız kolonisiydi. Devrim sürecinde Afrika kökenli halk kendisini Fransız egemenliğinden ve köleliğin boyunduruğundan kurtarmıştır. Kölelik dönemi sırasında yüzlerce köle isyanı olmuş olmasına rağmen bulunduğu ülkeyi tamamen özgürleştiren tek başarılı isyan Haiti Devrimidir.

    Haiti modern tarihte Afrika kökenli insanlar tarafından yönetilen ilk cumhuriyettir. Fransız kolonisiyken doğrudan kendi kendi yöneten bir cumhuriyet olmuştur. Koloni yönetiminin uyguladığı, eğitimsiz çoğunluğu şiddet ve tehditlerle azınlık diktasının yönetmesi anlayışının etkileri kalıcı olmuştur. Artık beyaz-siyah ayrımı aşılmış, yeni bir yönetici sınıf oluşmuştur. Bu sınıf Afrika kökenlidir, hatta bazılarının ataları Avrupa’dan göçen çiftçilerdir. Bazıları eğitim görmüş, orduda askerlik yapmış, para biriktirmiş ve arazi almıştır. Doğrudan Afrika’dan köle olarak getirilen çoğunluk siyah Haitililerden daha açık tenli olan bu melez sınıf, siyaset ve ekonomiyi egemenlikleri altına alacaklardır. Tarihte önemli yeri olan Haiti Devriminin oluşmasını çok karmaşık etkenler tetiklemiştir.

    Tarihsel arkaplan

    1700’lü yılların ortasından başlayarak Avrupa’da özellikle şekere talep artar. Artan şeker ihtiyacı ağırlıklı olarak Karayiplerdeki tarım çiftliklerindeki köle emeğine dayanan üretimle sağlanmaktadır. 1730 yılından başlayarak Karayiplerde çok sayıda kolonisi bulunan Fransa, bölgedeki şeker kamışı hasadını artırmak amacıyla karmaşık ekim tarzlarını başarıyla uygular. Bunun sonucunda Haiti ve Jamaika dünyanın şeker ihtiyacının ana karşılayıcısı olurlar. Şeker kamışı tarımı yoğun insan emeği gerektiren bir faaliyet olup, gerekli olan insan gücü Afrika’dan getirilen kölelerden sağlanmaktaydı. Şeker kamışı hasadı yapılan çiftliklerin beyaz sahipleri ve işletmecileri servetlerinin kendilerinden sayıca onlarca kat fazla nüfusa sahip olan siyahlara dayandağını bilerek sürekli bir ayaklanma korkusuyla yaşamaktaydılar. 1758 yılında kolonilerdeki sınıfsal ayrımın yasalarla tanımlı bir hiyerarşik yapıya dönüştürülmesi çalışması başlar. Tarihçiler o sırada bölgedeki sınıfsal ayrımı şu şekilde yaparlar: Birinci grup beyaz toprak sahipleridir. İkinci grup özgür siyahlardır. Bunlar daha çok melez olarak çağrılmaktadırlar. Bazıları eğitim görmüş, meslek sahibi, orduda veya çiftlik yönetiminde yer almış kişilerdir. Çoğunlukla beyaz çiftlik sahiplerinin köle kadınlardan doğan çocuklarıdır. Erkekler çoğunlukla eğtim görmüş, bazıları babalarının servetlerini miras olarak kazanmış ve özgür hale gelmiştir. Üçüncü grup ise tüm diğer grupların sayısından kat kat fazla olan Afrika doğumlu köleler bulunmaktadır.köleler arasındaki yüksek ölüm yüzdesi, sürekli yeni kölelerin bmlgeye getirilmesi anlamına gelmekteydi. Köleler Fransızca ve Batı Afrika dillerinin karışımı olan ve Creole diye bilinen bir dil konuşmaktaydılar. Beyazlarla köleler arasında sık sık şiddetli çatışmalar çıkardı. Çiftliklerinden kaçmış köle çeteleri ormanlarda kaçak bir şekilde yaşarlardı. Adaların şeker ve kahve çiftliklerine sık sık saldırılar düzenlerlerdi. Haiti’de bu saldırılar özellikle isyasi arenada şiddetin bir araç olarak kullanılması geleneğini oluşturmuştur. Çetelerin sayısı bazen binli rakamlara yükselse de büyük saldırılar düzenleyebilecek çapta önderliğe ve stratejiye sahip değillerdi. Çeteler içinde yükselen en önemli lider François Mackandal olur. Vudu rahibi olan Mackandal siyahların direnişini birleştirmeyi başarır ve özellikle Afrika gelenek ve dinlerine vurgu yapar. Farklı çeteler arasında koordinasyon sağlayarak 1751-1757 yılları arasında ayaklanma çıkartır. 1758 yılında yakalanıp diri diri yakılmasına rağmen silahlı çetelerin adada varlığı ve saldırıları sürer.

    1789 yılında durum

    1789 yılında Haiti dünyanın şeker ihtiyacının %40’ını tek başına sağlamakta ve böylece zamanın en değerli kolonisi konumundaydı. Adadaki köle sayısı 500.000 idi ve bu sayı tüm Karayiplerdeki köle sayısının yarısıydı. Kölelerin çoğunluğu Afrika doğumluydu ve kölelerin ölüm hızı doğum hızından yüksek olduğu için Afrika’dan köle ticareti sürmekteydi. Köle nüfus aşırı çalıştırılmaktan, yetersiz beslenmeden, barınaksızlıktan, giysisizlikten ve tıbbi bakım olmamasından dolayı kırılmaktaydı. Bazı köleler şehir hayatında kendilerine daha rahat ortamlar bulmuş, evlerde ahçı, kişisel hizmetçi veya zanatkar olmuşlardı. Bu görece ayrıcalıklı sınıf Amerika’da doğmuştu, koşulları Afrika doğumlu ve ağır işlerde çalışan kölelerden çok farklıydı. Haiti’nin kuzey sahillerindeki Plaine du Nord adlı bölge özellikle şeker hasadı için çok verimli bir bölgeydi. Ekonomik olarak önemi çok büyüktü. Bu bölge anakaradan geçit vermez bir dağ sırasıyla ayrıldığı için bölgedeki çiftlikler ve köleler adanın diğer kısımlarından görece yalıtılmış durumdaydılar. Burada özellikle güçlü beyaz işletmeciler bulunmakta ve adanın ekonomik olarak Fransa’dan özerk olmasını savunmaktaydılar. Haiti’deki 40.000 beyaz kolonici arasından sadece Fransa doğumlular yönetim işlerine bakmaktaydı. Şeker üreticileri ve çiftlik sahipleri asiller sınıfının alt tabakasından gelmekteydi. Çoğunun amacı adada olabildiğince çabuk zengin olup tropik iklimin öldürücü hastalığı olan sarı hummaya yakalanmadan Fransa’ya dönmekti. Alt tabakadaki beyazlar ise meslek olarak zanaatçılık, dükkân sahipliği, köle ticareti ve işçilik gibi işlerde çalışmaktaydılar. Haiti’deki özgür siyahların sayısı ise 28.000 civarındaydı. Bunlardan çoğu zanaatçı ve büyük malikanelerde hizmetçiydi. Sınıflar arasındaki çatışmaların yanı sıra ülke kuzey, güney ve batı bölgeleri arsındaki rekabetten de muzdaripti. Ayrıca farklı siyai görüşler de bulunmaktaydı; adaya bağımsızlık isteyenler, Fransa’ya bağlı olanlar, İspanya’ya bağlı olanlar ve İngiltere yandaşları biraradaydı.

    1789 Fransız Devriminin Etkileri

    Fransız Devriminin gerçekleşmesiyle beraber ilan edilen İnsan Hakları Beyannamesi metni tüm insanları eşit ve özgür ilan etmekteydi. Devrim adada ilk başta iyi karşılandı. Fransa’daki ve adadaki siyasi durum o kadar değişkendi ki, Haiti’deki taraflar çok sık taraf ve müttefik değiştirecektir. Adadaki Afrika kökenli köleler önce Fransa’ya yüksek ticaret vergileri vermek istemeyen zengin Avrupalı beyaz çiftlik sahiplerinin dile getirdiği bağımsızlık isteğini duyacaktır. Bu zengin sınıfın Fransa monarşisi ve İngilizlerle müttefik olduğunu bilen köleler, köle sahiplerinin hakimiyetinde ilan edilecek bağımsızlığın kendilerinin daha fazla çalıştırılacaklarını ve zaten varolmayan haklarının daha da geriletileceğini anlarlar. Adadaki özgür siyahlar ve özellikle Julien Raimond 1780 yılından beri Fransa nezdinde sürekli olarak tüm ada halkına eşit statü verilmesi için uğraşmaktadır. Fransız Devriminin gerçekleşmesinden sonra Raimond Yeni Kurucu Meclise bu önerisini sunmak ister. Ekim 1790’da zengin ve özgür bir siyah olan Vincent Oge Paris’den adaya döndüğünde Devrim yasalarının yürürlükte olduğundan hareketle oy verme hakkını kullanmayı talep eder. Koloni valisi tarafından reddedilince Cap Français bölgesinde kısa süreli bir ayaklanma başlatır. 1791 yılında ele geçirilir ve işkenceyle öldürülür. Oge köleliğe karşı savaşmamasına rağmen sonraki köle ayaklanmalarında hep örnek gösterilecektir. Sürmekte olan kavga beyazlarla melezler arasındadır, köleler şimdilik sadece gelişmeleri izlemektedir. Ünlü Fransız yazar Mirabeau, Haiti’deki beyazlar hakkında, “Vezüv Yanardağının eteklerinde uyuyorlar” benzetmesini yaparak yaklaşan köle ayaklanmaları karşısında beyazları bekleyen tehlikeyi önceden görmüştür.

    1791 Köle Ayaklanması

    Kimse kölelerin isyanda yer alacaklarını öngörmemişti. Ancak 22 Ağustos 1791 günü başlayan büyük köle ayaklanması ülkeyi muhteşem bir iç savaşa sürükledi. Binlerce köle yılların verdiği acının intikamını almak ve özgürlüklerini kazanmak için çiftlik sahiplerine saldırdı. İzleyen 10 gün içinde köleler tüm kuzey sahilinde denetimi elegeçirecektir. Beyazlar bu ölçekte bir ayaklanmayla karşı karşıya kalmadıkları için birbirinden yalıtılmış korunaklı kamplarda kalmışlardır. İlk iki ay içinde şiddet artacak ve 2000 beyaz öldürülecek, 280 şeker çitfliği yakılmıştır. Bir yıl içinde ada devrimci bir kaos içindedir. Köleler zorla çalıştırıldıkları çiftlikleri yakmış, köle sahiplerini ve diğer beyazları öldürmüşlerdir. Fransız yetkilileri ilk başlarda daha önceki isyanlarda olduğu gibi bu isyanı da kesinlikle bastıracaklarından emindirler. Ayaklanmaya Jean François ve Georges Biassou’nun önderlik etmesi isyanın Santo Domingo’da bulunan İspanya kralın bağlı yönetimle ittifak yapmasına yol açar. Sadece kuzeyde başlayan isyan bütün adaya yayılır. 4 Nisan 1792’de Fransa’da alınan bir kararla koloniler dahil olmak üzere tüm insanların deri renklerinden bağımsız olarak eşit ve özgür olduğu bildirilir. Ancak bu karar köleliği sona erdirmemektedir. Léger-Félicité Sonthonax başkanlığında bir heyet kolonilere gönderilir ve kararın uygulandığını denetler. Kararı önceden de uygulamayan vali Fransa’ya götürülür ve giyotinle idam edilir.

    Toussaint’in liderliği

    Siyah komutanlardan en başarılısı Toussaint L'Ouverture’dür. Kendi kendisini yetiştirmiş olan bir ev hizmetkarı olan L'Ouverture, François ve Biassou gibi önce İspanya için savaşmıştır. İngiltere Haiti’yi işgal edince, eğer Fransa köleleri özgürleştireceğini taahhüt ederse onlar için savaşacağını bildirir. Sonthonax 29 Ağustos 1793 itibarıyla tüm köleleri özgürleştirir. L'Ouverture, Fransız general Étienne Laveaux ile beraber tüm kölelerin özgürleştirildiğinden emin olur. Mayıs 1794’de L'Ouverture kuvvetleri Fransa saflarına geçer ve Fransa Cumhuriyeti için savaşmaya başlar. Birçok Afrikalı köle Louverture saflarındadır ve L'Ouverture sıkı disiplinden yana ve ayrımsız katliama karşıdır. Sonunda İngiliz ve İspanyol kuvvetleri yenilerek Fransa lehine denetim sağlanır. Ancak iktidarı ele almış olan Toussaint, iktidarı Fransızlara vermek istemez. Özerk olarak ülkeyi yönetmeye başlar. L'Ouverture, bölgesel kuvvetler arasındaki çelişkilerden faydalanarak hakimiyetini genişletir. 1798’de adaya çıkartma yapan İngiliz kuvvetlerini yenilgiye uğratır ve hatta komşu ada olan Santo Domingo’yu 1801’de işgal ederek buradaki köleleri de özgürleştirir. 1801 yılında Louverture Haiti için bir Anayasa ilan eder, böylelikle ada özerkliğe sahip olmaktadır, ayrıca kendisini de ömür boyu yönetici ilan eder. Buna karşılık olarak Napoleon Bonaparte büyük bir savaş filosu eşliğinde Charles Leclerc komutasında bir orduyu adaya gönderir. Seferin amacı tekrar Fransız egemenliğini tesis etmek ve köleliği tekrar uygulamaya koymaktır. Birliğin adaya çıkmasıyla beraber Toussaint’in müttefiklerinden Jean-Jacques Dessalines, Leclerc saflarına geçer. Yenilen L'Ouverture’a yapılan teklifte eğer birliklerini Fransız Ordusuna katılmaya ikna ederse hayatının bağışlanacağı bildirilir. Ancak L'Ouverture Mayıs 1802’de teslim olmasına rağmen kandırılacak ve Fransa’ya mahkeme edilmek için gönderilecektir. Fransa’ya vardığında ise hapishanede ölecektir.

    Köleliğe başkaldırı

    Napolyon egemenliğinde birkaç ay sükunet sağlanır. Ancak Fransızların tekrar köleliği kurmak istediği anlaşılınca Dessalines ve diğer komutanlar tekrar saf değiştirerek Ekim 1802’de Fransızlara saldırmaya başlarlar. Kasım 1802’de Fransız komutan Leclerc sarı hummadan ölecek, ordusu da hastalıklardan kırılmaya başlayacaktır. Leclerc’in yerine geçen Rochambeau halka karşı acımasız bir saldırı başlatınca Fransa saflarından kaçışlar başlar. Ayrıca adaya yapılan İngiliz ablukası da Fransa ordusunu zayıflatacak, çare olarak bakılan Napolyon’dan da yardım gelmeyeceği belli olur. Ayrıca ABD’ye Lousiana’yı 1803’de satan Napolyon’un Batı sömürgeleriyle ilgilenmediği artık resmen ortaya çıkmıştır. 1803 yılında Dessalines komutasındaki isyancı ordu Fransızları tamamen yenecektir. Son muharebe 18 Kasım 1803 günü olacaktır. 1 Ocak 1804’de Dessalines adanın bağımsızlığını ilan edecek ve yerel Arawak dilinde adanın ismi olan Haiti adını verecektir. Bu yenilgi Fransa koloni imparatorluğuna çok büyük bir darbe indirmiştir.

    Bağımsız cumhuriyet

    Haiti Batı yarıkürede ABD’den sonra bağımsız olan ikinci ülkedir. Tarihteki başarıya ulaşan tek köle ayaklanmasının sonucudur. Ülke yıllar süren savaşlardan dolayı harap haldedir, tarım sektörü çökmüştür, ticaret hayatı sona ermiş ve haklı da çoğunlukla eğitimsiz ve yönetim tecrübesinden yoksun durumdadır. Haiti 1825 yılında Fransız köle sahiplerine 150 milyon frank tazminat ödemeyi kabul edecek, bu miktar Fransa’nın saldırmama taahhüdü vermesiyle birlikte 1838 yılında 60 milyona indirilecektir. Borç, Haiti bütçesini mahvetmiş ve ülke zenginliğini Fransa bankalarına bağlı bırakarak zenginleşmesini engelleyen faktör olmuştur. 1804 yılında Haiti Devriminin sonu, Haiti’de sömürgeciliğin sonunu müjdeler. Devrimden sonra başa gelenler Fransız eğitimi almış olan ve orduya hakim gruptur. Fransa ise Martinique ve Guadeloupe’de köleliği tekrar tesis etmiştir. İngiltere ise 1807’de köle ticaretini sona erdirmiş, 1833’de de sömürgelerdeki köleliği kaldırmıştır. Fransa 1834 yılında Haiti’nin bağımsızlığını tanıyacak onu 1862 yılında ABD izleyecektir.

    Etkileri
    Haiti Devrimi Amerika ve İngiliz kolonilerindeki köle isyanları için örnek oluşturmuştur. Adayı ve değerli gelir kaynağını kaybeden Napolyon, Amerika’daki toprakları elinden çıkartacak ve Lousiana’yı ABD’ye satacaktır. Adadan kaçan beyaz ve melezler New Orleans’a yerleşecek ve burasının nüfusuna Fransızca konuşan bir topluluk olarak dahil olarak kültürel katkıda bulunacaktır. Haiti Devriminin ardından İngiltere 1807 yılında köle ticaretini yasa dışı ilan etmş olsa da köle ticareti daha uzun yıllar sürecektir. (Amistad gemisi) ABD içindeki köleler de Haiti örneğini izleyerek çeşitli ayaklanmalara kalkışacaklarsa da başarısız olacaklardır. Toussaint Louverture hala bölgede bir kahraman olarak anılmaktadır. 2004 yılında Haiti, Fransa’dan bağımsızlığını kazanmasının 200.yılını kutlamıştır.

    Sanat alanında etkileri
    * İngiliz şair William Wordsworth “Toussaint Louverture’e” isimli şiirini Ocak 1803’de kaleme almıştır.
    * Kübalı yazar Alejo Carpentier’in The Kingdom of this Worldadlı eseri Haiti Devrimini derinlemesine anlatır.
    * Danny Glover, 2009 yılında Toussaint Louverture ile ilgili bir film çekmeyi planlamaktadır.


    [​IMG]
    1801'de ilan edilen Anayasanın 200.yıl dönümünde basılan Haiti parasında devrimci önder Louverture
     
  7. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Küba Devrimi
    [​IMG]

    Küba devrimi, 26 Temmuz Hareketiyle birlikte kovulan Fulgencio Batista rejimi yerine Fidel Castro önderliğinde yeni bir Küba hükümeti kurulmasıdır. Süreç 26 Temmuz 1953 Moncada Kışlası isyanıyla başlar, 1 Ocak 1959`da Batista`nın kovulması ve Santa Clara, Santiago de Cuba şehirlerinin Fidel Castro, Che Guevara, Raul Castro liderliğindeki isyancılar tarafından ele geçirilmesiyle son bulur. "Küba devrimi" terimi, aynı zamanda kısaca Batista`nın devrilmesi ve sosyalizan ilkelerin yeni Küba Hükümeti tarafından uygulanmasını da belirtir.

    Ocak 1956 öncesi

    26 Temmuz 1953`te yaklaşık yüz kişilik az cephaneli gerilla grubu Moncada Kışlası`na saldırdı. Birçoğu saldırıda hayatını kaybetti. Hayatta kalanlar, Fidel Castro ve Raúl Castro da bu gruba dahildir, kısa süre içinde yakalandı. Dava sonunda hepsi uzun süreli hapis cezaları aldı. Castro, Isla de la Juventud adasında yer alan Presidio Modelo hapishanesinde geçirmek üzere 15 yıl hapis cezası aldı.

    1955`te baskılar üzerine Batista Moncada baskıncıları da dahil bütün politik mahkumları serbest bıraktı. Castro kardeşler Meksika`ya sürgün edildi, burada sürgün edilmiş diğer Kübalılarla tanışıp daha da güçlendiler. Bu yeniden örgütlenme sürecinde Castro, Arjantinli doktor Ernesto "Che" Guevara ile tanıştı, Che de onlara katılmakta gecikmedi. Burada Kübalı eski askeri lider devrimci Alberto Bayo tarafından eğitildiler.

    Meksika`da eğitilen grup Fidel Castro önderliğinde Küba`ya gitmek için Kasım 1956`ta Granma yatına bindiler. Planlarına göre Doğu Küba`ya geldikleri zaman Küba`da kalan isyancılar tarafından genel bir çatışma başlatılacak böylelikle Batista hükümetini çabucak devireceklerdi.

    Ocak 1956 - 1958 ortası

    Granma yatı Küba`ya planlanan zamandan daha geç ve planlanan bölgeden daha doğuya vardı. 26 Temmuz Hareketi`ne bağlı olan llano kanadıyla temas etmek zorlaştı ve koordine bir saldırı gerçekleştirilemedi. Varıştan sonra gerillalar Sierra Maestra dağlarına kendi çabalarıyla ilerlemeye başladılar. Kısa bir süre sonra Küba Hava Kuvvetleri'nin saldırısı sonucu birçok kişi hayatını kaybetti, yüz civarında kişiden geriye 15-20 kişi kalmıştı. Hayatta kalanlar küçük gruplara ayrılıp, dağlarda ilerleyerek hayatta kalan kişilere ulaşmaya çalıştılar. Birbirlerini bulmaları köylü sempatizanlar sayesinde oldu. Bu 12 kişilik küçük grup, Fidel Castro, Raúl Castro, Camilo Cienfuegos ve Che Guevara da buradaydı, gerilla kuvvetinin çekirdek lider grubunu oluşturacaklardı.

    1956`dan 1958`in ortalarına kadar Castro Ramos Latour, Frank País, Huber Matos ve diğerlerinin yardımıyla Sierra Maestra dağlarındaki ufak Batista garnizonlarına başarılı saldırılar düzenledi. Cevap olarak Batista kontrolü kaybetmemek için Küba`daki şehirlerde kanlı tepkiler verdi. Che Guevara ve Raúl Castro da dağlarda Batista yanlılarını ve Castro düşmanlarını idam ederek politik kontrolü sağladı.

    Bu zaman diliminde Castro ve ekibi yaklaşık 200 kişiden oluşuyordu ve bu sayı Küba ordusu ve polis gücünün toplamına (30.000-40.000 arası Bockman, Chapter 2) oranla oldukça küçüktü. Fakat her çatışma öncesi savaşmaya isteksiz olan orduydu ve saldırıları etkisiz oluyordu. Batista güçleri için diğer bir sorun ise Birleşik Devletler tarafından 14 Mart 1958`de konulan ambargoydu. Küba Hava Kuvvetleri uçakları tamir ettiremiyor ya da yedek parça alamıyordu.

    Batista güçleri sonunda Verano Operasyonuyla dağlara güçlü biçimde saldırmaya başladı. 12.000 asker (yarısından fazlası eğitimsiz erdi) bu operasyona katıldı fakat Castro`nun kararlı savaşçıları tarafından püskürtüldü. Örneğin 11 temmuzdan 21 temmuza kadar süren La Plata Muharebesi`nde Castro`nun güçleri 240 kişiyi esir alırken sadece 3 kişi kaybetti. 29 temmuzda General Cantillo`nun tuzağına düşen Castro ve savaşçıları yaklaşık 70 kişiyi yitirdi. Castro 1 Ağustos`ta geçici ateşkes önerdi ve Cantillo kabul etti. Pazarlıklar sürerken Castro savaşçılarını tekrar dağlara taşıdı ve operasyonu en az kayıpla bitirdi. Büyük umutlarla başlatılan Verano Operasyonu Batista hükümeti için başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

    Ağustos 1958 - Zafer

    Batista saldırısı başarısızlığa uğratıldıktan sonra 21 Ağustos 1958 tarihinde Castro güçleri saldırmaya başladı. Fidel Castro, Raúl Castro ve Juan Almeida komutanlığındaki "Oriente" bölgesinde (şimdi 4`e ayrılmıştır, Santiago de Cuba, Granma, Guantánamo, Holguín) 4 cephe kurulmuştu. Batista saldırısı sırasında ele geçirilen cephaneler oldukça işe yaramıştı ve Castro güçleri seri halde zafer kazanmaya başladı.

    Bu sırada, Che Guevara, Camilo Cienfuegos ve Jaime Vega kumandanlığındaki 3 ekip de Santa Clara`ya doğru ilerlemekteydi. Jaime Vega ekibi yok edildi. Kalan iki ekip ana merkezlere ulaşarak Castro kumandanlığında olmayan direniş örgütleriyle birleşti. Cienfuegos 30 Aralık 1958`de Yaguajay Çarpışma`sını kazanarak önemli bir başarı elde etti ("Yaguajay Kahramanı" ismi buradan gelir). Ertesi gün (31 Aralık) Santa Clara şehri Che Guevara, Cienfuegos ve William Alexander Morgan güçleri tarafından ele geçirildi. Bu haberler Batista`yı paniğe sürükledi. Haberi aldıktan saatler sonra, 1 Ocak 1959, uçakla Dominik Cumhuriyeti`ne kaçtı.

    Castro, Batista`nın kaçtığını duydu ve Santiago de Cuba`yı almak için görüşmelere başladı. 2 Ocak`ta Albay Rubido askerlerine Castro güçleriyle savaşmamalarını emretti ve şehir ele geçti. Guevara ve Cienfuegos da Havana`ya aynı saatlerde girdi. Santa Clara`dan Küba`nın başkenti Havana`ya gelirken hiçbir güçle karşılaşmamışlardı. 6 Ocak`ta Castro`nun kendisi Havana`ya ulaştı. Küba`nın yeni başkanı ve lideri belli olmuştu.

    1959 sonrası

    Küba Devrimi zafere ulaştıktan sonra Küba toplumunun ekonomik ve sosyal hayatında çok önemli değişiklikler gerçekleştirmiştir. Özellikle başta United Fruit Company, Shell ve ITT gibi yabancı işletmelerin kamulaştırılması, toprak reformunun gerçekleştirilmesi gibi uygulamalar ülke ve ülke dışında yoğun ilgi çekmiştir. Adada büyük yatırımları bulunan ABD, Castro yönetimini devirmek için çeşitli girişimlerde bulunmuş, Batista yanlısı ordunun kılıç artıklarından meydana getirdiği 2506. Tugay adındaki askeri birlikle adayı Domuzlar Körfezi Çıkartması olarak bilinen saldırıyla işgal etmeye çalışmıştır. İşgal girişiminin püskürtülmesiyle Küba hızla sosyalist sisteme geçmiş ve Sovyetler Birliği ile ilişkilerini sıkılaştırmıştır. ABD'nin düzenlediği ve adadaki Guantánamo Üssünden de desteklenen Mongoose Operasyonu yüzünden işgal edilme tehlikesi bir kez daha belirince Castro yönetimi adaya Sovyet balistik füzelerini yerleştirerek Küba Füze Krizinin patlak vermesine yol açan süreci başlatmıştır. Ada halen ABD'nin ekonomik ablukası altındadır.
     
  8. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Meksika Devrimi

    [​IMG]
    Meksika devrimi (1910-17), 20. yüzyılın ilk büyük devrimi.

    Meksika devrimi 1876-1910 arasında Meksika'yı yöneten Porfirio Díaz’ın diktatörlüğünü devirmek amacıyla başladı. O tarihte Meksikalılar’ın % 80’i köylüydü. Meksika burjuvazisinin krize çare olabileceği umuduyla Díaz diktatörlüğüne alternatif olarak öne çıkarmaya çalıştıkları Madero, serbest seçim ve tek dönemli başkanlık sistemi gibi politikaları savununca Diaz tarafından tutuklandı. Tutuklu olduğu süreçte düzenlediği seçimlerle kendini yeniden seçtiren Díaz, Madero’yu şartlı salıverdi. ABD’ye kaçmadan önce Díaz’ın başkanlığının geçersizliğini, haksızca el konulan toprakların sahiplerine iadesi talebini ilan eden bir planı da geride bırakan Madero halkı ayaklanmaya çağırdı. (1910)

    Şubat 1911’de Madero’nun kuzeydeki birliklerin kontrolünü ele geçirmesiyle ayaklanma kısa sürede başarıya ulaşmış gibi görünüyordu. 1 Ekim’de gerçekleşen seçimler ortamı biraz sakinleştirse de hiçbir şey çözümlenmemişti. Madero´nun yavaş ilerleyen reformlarını beğenmeyen Zapata, Plan de Ayala denen acil bir toprak reformu belgesi yayınladı. Belli bir mülkiyet dağıtımından çok toprakların nasıl kullanılacağına köylülerin kendi demokratik seçimleriyle karar verebileceğini içeren bu program, kısa sürede ayaklanmaya damgasını vuracaktı. Çünkü kendisi de bir büyük toprak sahibi olan Madero’nun böyle bir programla uzlaşabilmesi olanaksızdı. Gerçekleşen askeri darbe ile bir burjuva liberali olan Madero da öldürüldü. Kuzeydeki ayaklanmacılar Pancho Villa önderliğinde Kuzey Tümeni olarak yeniden ayaklandılar. Meşruiyetçi burjuvazinin Carranza önderliğinde “Anayasalcı” bloğu yeni bir odaktı. Anarşist PLM’nin de Zapata’nın güçlerine katılmasıyla ülkede üç tane ayaklanmacı güç oluşmuştu. Bu üç gücün oluşturduğu istikrarsız ittifak 15 Ağustos 1914’te başkent Meksika şehrine (Ciudad de México) girdi.

    Carranza ile yapılan görüşmelerde Ayala Planını yine kabul ettiremeyen Zapata, etkisi altındaki bölgelerde planını uygulamaya devam etti. 24 Kasım’da Zapata’nın birlikleri yeniden başkente girdi. “Anayasalcılar”ın üzerine yürümeme hatası Zapata’nın yanılgılarından biriydi. Bölgeci yaklaşıyordu ve merkezi ordu düşüncesine karşıydı. Ocak 1915’te Anayasalcıların “Harekat Ordusu” yeniden başkente girdi. Panço Villa’nın Kuzey Tümeni yenildi ve 1916’da tamamen ortadan kaldırıldı. Başkenti terketmesine rağmen Morelos eyaletinde hakimiyetini sürdüren Zapata, 7 Nisan 1919’da bir tuzağa düşürülüp öldürüldü. Madero’nun generallerinden Venustiano Carranza devlet başkanı oldu ve yeni bir burjuva anayasa ilan etti.

    Bu arada Carranza’yı iktidara taşıyan General Obregón, anayasa tartışmaları sırasında hükümetten uzak düşmüştü. 1 Haziran 1919’da başkan adaylığını ilan eden generalin hükümete yönelttiği eleştirilerin arasında Zapata’nın öldürülmesi de vardı. 1920 baharında devlet General Obregón için tutuklama kararı çıkardı.

    Obregón, destekçisi olan demiryolu işçilerinin yardımıyla işçi kıyafetiyle Zapatista denetimindeki Morelos eyaletine kaçtı. Zapatista hareketini etkisi altına alan General Obregón, on yıllık iç savaş boyunca ilk defa tüm Meksika halkının birleşip uyacağı bir ayaklanma çağrısıyla Carranza diktatörlüğünü devirme hareketini başlattı. İktidara gelen Obregón işçiler için yaptığı vaatlerin birçoğunu yerine getirirken 1917 Anayasasının öngördüğü toprak reformu, güneydeki eyaletlerle sınırlı kaldı.
     
  9. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Nikaragua'da devrimler

    Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi (FSLN), Carlos Fonseca, Tomas Borge, Silvio Mayargo önderliğinde 19 Temmuz 1979 yılında Nikaragua'da hüküm sürmekte olan Somoza diktatörlüğünü deviren marksist örgüt. FSLN ismini 1927 yılında ABD Deniz Piyadelerinin Nikaragua'ya müdahalesi üzerine yandaşları ile dağa çıkarak ABD karşıtı silahlı eylemler ile halkın sempatisini kazanan Augusto César Sandino'dan almaktadır. Üyeleri Sandinist olarak adlandırılır.
     
  10. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Rus Devrimi (1905)

    [​IMG]
    İlya Repin'in 17 Ekim adlı eserinde 1905 gösterileri

    1905 Rus Devrimi (Rusçası: Русская революция 1905 года), Rusya İmparatorluğu çapında geniş yankı bulan kitlesel siyasi eylemlerdir. Bazı eylemler doğrudan hükümeti hedef almıştır. Terörist saldırılar, işçi grevleri, köylü ayaklanmaları ve askeri isyanlar şeklinde gelişmiştir. Olaylar sonucunda anayasal monarşiye geçiş yapılmış ve Çarlık Duması kurulmuş, çok partili seçimler yapılmış, 1906 Anayasası meydana getirilmiştir. Ancak Çarlık rejiminin yıkılması ve bazı bölgelerdeki bağımsızlık yönünde yapılan silahlı ayaklanma girişimleri başarısız olmuş ve bastırılmıştır.


    Arkaplanı

    1861 yılında serflere özgürlüklerini veren ve çok sayıda reforma öncelik eden Rus Çarı II. Aleksandr 1 Mart 1881 günü Narodnaya Volya (Rusçası: Народная Воля, Halkın İradesi) örgütü üyesi bir suikastçi tarafından öldürülür. Yerine geçen Çar III. Aleksandr imparatorluğu demir yumrukla yönetir. Devlet kurumlarını ve kiliseyi otokrasisine boyun eğdirir. 1894 yılında ölünce yerine oğlu II. Nikolay geçer. 1905 Devrimi sırasında başta Romanov Hanedanına mensup II. Nikolay bulunmaktadır.

    Rus-Japon Savaşı

    20.yüzyılın başlarında Rusya ile Japonya arasında bir çatışma kaçınılmaz hale gelmekteydi. Rusya Balkanlara doğru ilerlemeyi gerçekleştiremeyince doğuya doğru genişlemiş, ele geçirdiği geniş araziler nedeniyle Japonya’nın Asya’daki ilerleme emellerine engel olmuştu. Beklenen savaş 1904 yılının Şubat ayında başlar. Port Artur Baskını olarak adlandırılan saldırıda Japon donanması savaş ilan etmeksizin Rus donanmasına saldırır. Uzakdoğudaki Pasifik Filosu ağır bir yenilgiye uğrayan Rusya Baltık Deniz Filosunu 18 bin deniz mili (33 bin km) katederek bölgeye gönderse de bu donanmayı da 27-28 Mayıs 1905 tarihindeki Tsushima Muharebesinde kaybedecektir. Kara yoluyla bölgeye ulaşım ancak tek hatlı Sibirya tren hattıyla olmakta olduğu bölgeye asker sevkiyatı çok sınırlı olabilmiştir. Bölgeye çok sayıda birlik getirebilen Japon Ordusu 9 aylık bir kuşatmadan sonra Port Artur limanı ve çevresini ele geçirecektir. 1905 yılı sonuna gelindiğinde Çar II. Nikolay ABD tarafından yapılan arabuluculuk girişimlerini kabul ederek barış görüşmelerini onaylar.

    Çarın savaş sırasındaki tutumu çoğu siyasetçiyi şaşırtmıştır. Çar II. Nikolay savaşa büyük bir güvenle yaklaşmış ve savaşın Rus halkının moralini ve milliyetçiliğini yükselteceğini düşünerek yaşanan sıkıntıların unutulacağını düşünmüştür. Ancak savaşın uzun vadedeki mali ve askeri gereklerini ihmal etmiş veya dikkate almamıştır. Japonların Port Artur’a saldırısından az önce Çar Japonya’nın saldırmaycağından emin konuşmuş, savaşmaya cesaret edemeyeceklerini vurgulamıştır. Savaşın ilerleyen dönemlerde kaybedilen çok sayıda muharebeye rağmen Çarın zafere inandığı anlaşılmaktadır. Bazı yorumcular bu inancın cesaretten değil ilgisizlikten kaynaklandığını iddia etmektedirler. Rus mağlubiyeti giderek belirginleştikçe barış çağrısı yapan çevreler artacak ancak Çar hiçbir çağrıya kulak vermeyecektir. Ancak Tsushima Muharebesi sonucundaki hezimetten sonra Çar barış görüşmeleri için onay verecektir.

    Muhalefetin gelişmesi

    20.yüzyılın başlarında Rus liberal aydınları anayasal monarşi isteklerini dile getirdikleri çeşitli birlikler kurmuşlardı.Ayrıca Rus sosyalistleri de bu dönemde iki ana koldan gelişmekteydi. Sosyalist Devrimci SR partisi ile Rusya Sosyal Demokat İşçi Partisi RSDİP


    1904 yılında anayasal monarşi istekleri daha yüksek sesle söylenir hale gelir. 30 Kasım 1904 günü Moskova Duması aldığı kararla seçimlere gidilmesi, basın ve din özgürlüğünün sağlanması gibi talepleri dile getirir. Benzer kararlar diğer şehirlerde de dile getirilmeye başlanır.

    Çar II. Nikolay İçişleri Bakanı Vyaçeslav von Plehve suikast sonucu öldürülünce yerine atadığı liberal Pyotr Dmitrievich Sviatopolk-Mirskii aracılığıyla bu isteklere cevap vermeye çalışır. 12 Aralık 1904 günü Çar yayınladığı manifestoda Zemstvo ve yerel meclislerin yetkilerinin genişletileceğine söz verir, sanayi işçilerine sağlık sigortası yapılacak, sansür kaldırılacaktır. Ancak belgede seçimlerden ve parlamentodan bahsedilmemektedir.

    Devrimin başlangıcı



    [​IMG]
    Kanlı Pazar. Halk Kışlık Saraya doğru ilerlerken

    [​IMG]
    Çatışmalardan sonra harap haldeki Bakü şehri​


    Aralık 1904’de Sankt Petersburg’daki Putilov Fabrikasında başlayan grev kıvılcım etkisi yapar. Şehrin diğer fabrikaları buradaki greve destek verince grevdeki işçilerin sayısı 80 bine yaklaşır. Çarlık yanlısı sendikal örgütlenmeönderlerinden ve Ohranka ajanı Papaz Gapon barışçıl bir işçi gösterisi düzenleyerek işçilerin taleplerini Çara iletmek üzere Kışlık Saray önüne gelir. İşçilerin rahatsızlıklarını Çarın dinleyeceği ve halledeceğini uman Gapon bile gelişen olaylardan sonra şaşkınlığını gizlemeyecektir. Kanlı Pazar olarak adlandırılacak olaylarda 22 Ocak 1905 günü binlerce kişi ölecek, sliahsız insanların üzerine ateş açan Çarlık askerleri 1905 Devriminin ilk kıvılcımını ateşleyeceklerdir.

    Sankt Petersburg’daki olay çok geniş bir alanda yankılanır. Tüm Rusya’da Çarlık rejimine karşı eylemler ve grevler yapılır. Yükselen ayrılıkçı milliyetçilik dalgası Kafkaslarda patlak verir ve Ermeni ve Azeriler arasında kanlı çatışmalar yaşanır. Bölgedeki önemli sanayi şehri Bakü büyük ölçüde tahrip edilir. Rusya’ya bağlı Polonya’daki grevlerde 400 bin işçi iş bırakır. Çarlık hızlı davranarak içişleri bakanını görevden alarak Sankt Petersburg’daki işçiler arasındaki huzursuzluğun sebebinin araştırılması için bir komisyon kurar. Yoğunlukla devlet adamları ve fabrika sahiplerinin katıldıkları komisyon bir faaliyet gerçekleştirmeden tasfiye edilecektir. İşçiler sosyalist partilerin de etkisiyle isteklerini elde etmek için devrimci mücadeleye girişmektedir.

    Bu dönemde amcası Büyük Dük Sergey Aleksandroviç’in 4 Şubat 1905 günü öldürülmesinden sonra Çar yeni haklar vermeye razı olur. 18 Şubat günü Bulygin Açıklaması ile danışma meclisi, dini hoşgörü, konuşma özgürlüğü ve köylülerden alınan vergilerin düşürülmesi vaad edilir.

    24 ve 25 Mayıs günlerinde toplanan 300’e yakın yerel Zemstvo temsilcisi Moskova’da yaptıkları toplantıda ulusal seviyede temsil edilme yönünde hak talep ederler. 6 Haziran 1905 günü Zemstvo temsilcilerini Çar II. Aleksandr kabul eder. Çar halkın temsilcilerinden oluşacak olan bir parlamento vaadini tekrarlar.

    Ekim 1905’de Sankt Petersburg Sovyeti kurulur. Halkın kendiliğinden kurduğu bu taban örgütü genel grev çağrısı yapar. Halk vergi ödememeye, bankalardaki paralarını çekmeye davet edilir.

    Devrim dorukta

    [​IMG]
    1905 yılında Finlandiya'da yapılan bir gösteri​


    5 Şubat günü II. Nikolay danışma görevini yerine getirecek Rusya İmparatorluğu Devlet Dumasının kurulmasını onaylar. Ancak Duma’nın hiçbir şekilde gücü olmayacağı ve seçimlerin son derece sınırlandırıldığı anlaşılınca huzursuzluk artacak ve Ekim ayına gelindiğinde genel grev yapılacaktır. 14 Ekim günü Sergey Witte ve Alexis Obolenskii tarafından yazılan Ekim Manifestosu Çara teslim edilir. Bundan sonra Zemstvo Kongresi yapılacak ve burada Duma yasa koyucu organ olarak tanımlanacaktır. Çar bir süre bekledikten sonra 30 Ekim 1905 tarihinde manifestoyu imzalar. Çar kitlesel gösterileri bastıracak sayıda askeri olmadığından ötürü imzaladığını itiraf edecek ve imzalarken Romanov Hanedanına ihanet ediyormuş gibi hissettiğini açıklayacaktır. Manifesto ilan edidiğinde tüm şehirlerde destek mitingleri düzenlenir. Sankt Petersburg ve diğer şehirlerideki grevler sona erdirilir. Ayrıca bu döneme kadar geçen sürede işlenen siyasi suçlar için genel af çıkartılır. Ancak bu tavizler özellikle sosyalistlere ve devrimcilere karşı artan baskı ve tutuklamalarla gider. Ayrıca özellikle sağ kanat partiler ve örgütler tarafından grevci işçilere, solculara ve Yahudilere karşı saldırılar başlar[5]. Rus liberaller Çarlıktan istediklerini almanın sevinci içinde Duma seçimlerine hazırlanırken, Çarlığın devrilmesini amaçlayan sosyalistler rejimi devirmek için silahlı ayaklanma planları yaparlar. Kasım 1905’de Sivastopol’da ayaklanma yaşanır. Genelde ayaklanmaya katılanlar işçiler, yoksul köylüler, komutanlarına isyan etmiş denizciler başta olmak üzere askerlerdir. Rus-Japon Savaşından dönen askerleri taşıyan Sibirya tren hattı boyunca isyanlar yaşanır, terhis edilen askerler ile halk kaynaşır. Çar özel birliklerini göndererek tren hattı boyunca duruma hakim olmaya çalışır. Ayaklanmalar Moskova’daki ayaklanmanın bastırılmasıyla birer birer çözülür. 5 – 7 Aralık 1905 tarihleri arasında Rusya’nın tamamında işçiler genel greve gider. 7 Aralık günü Moskova’ya giren Çarlık Ordularıyla ayaklanmacılar arasında kıyasıya çarpışmalar yaşanır. Özellikle Kazak süvarilerinin ve topçu birliklerinin desteğini alan Çarlık Orduları 18 Aralık günü şehri teslim alırlar. Moskova’da Bolşeviklerin önderliğinde kalkışılan ayaklanma[6] başarısız olacak ve binlerce kişi hayatını kaybedecektir. Nisan 1906’ya gelindiğinde ülke çapında 14 bin kişi ölmüş, 75 bin kişi de tutuklanmıştır.

    Duma ve Stolipin

    Kurulan veya yasallaştırılan partiler arasında liberal aydınların kurduğu Kadetler, köylü harketinin öderlerinin kurduğu Trudovikler, liberaller kadar yenilik yanlısı olmayan Oktobristler ve gerici büyük toprak sahiplerinin kurduğu Toprak Sahipleri Birliğidir. Seçim yasaları Aralık 1905’de onaylanarak yasalaşır. Buna göre 25 yaşından büyük erkeklere oy hakkı tanınsa da atılan oyun değeri seçmene göre değişmekteydi. Seçim sistemine göre toplumdaki bazı sınıfların oyları diğerlerine göre daha değerliydi. Örneğin bir büyük toprak sahibinin oyu, bir köylü veya işçinin oyundan daha etkiliydi. Duma seçimleri Mart 1906 tarihinde yapılacak ve sosyalist partiler olan SRlar ve Bolşevikler tarafından boykot edilecektir. Seçimlerin sonucunda Kadetler 170, Trudovikler 90 vekillik kazanacak, 100 bağımsız aday, 63 ulusla temsilci ve Oktobristlerden 16 aday vekilliğe hak kazanacaktır. Nisan 1906’da Çarlık hükümeti yayınladığı temel yasalarla yeni siyasi düzenin sınırlarını belirler. Çarın mutlak otoritesi korunmuş, tüm yürütme yetkisi ona tanınmıştır. Ayrıca dışişleri, kilise ve silahlı kuvvetler alanlarında tek yetkili Çardı. Duma ise yarısı seçilmiş yarısı da Çar tarafından atanmış Devlet Konseyinin alt kanadı haline indirgenmişti. Bir yasal düzenlemenin kanun olabilmesi için sırasıyla Duma, Devlet konseyi ve Çar tarafından onaylanması gerekiyordu. İstisnai durumlarda Duma’nın onayı olmaksızın da yasa onaylanabiliyordu. Yine Nisan’da ülkenin sıkıntılı ekonomik durumuna çare için 900 milyon rublelik bir mali kaynak bulan Bakan Sergey Witte görevinden istifa eder. Witte’nin yerine İvan Goremykin geçecek, o da görevi Mayıs 1906’da Pyotr Stolipin’e bırakacaktır. Kürsüsünden sürekli olarak daha fazla reform ve özgürlük talep eidlen Duma Çar tarafından Temmuz 1906’da sadece propaganda yaptığı suçlamasıyla kapatılır. Kadetlerin ve Çarlık hükümetinin beklentilerinin aksine halk Duma’nın kapatılması karşısında hiçbir tepkide bulunmaz. Ne var ki Stolypin’e düzenlenen ve başarısız olan suikast girişiminden sonra terörizm bahanesiyle baskılar artırılacak ve sekiz ay boyunca binin üzerinde devrimci idam edilecektir. Kapatılan Duma’dan sonra yeniden yapılan 2. Duma seçimlerine bu sefer sosyalist partiler katılacak ve vekillik kazanacaklardır. Ancak 2. Dumanın da sonu ilki gibi olacak ve Haziran 1907’de kapatılacaktır. Ayrıca seçilmiş sosyalist vekillerin tutuklanmasıyla Çarlık rejimi kesin bir zafer kazanır. Devrimci süreç kapanmış ve otokrasinin devamı sağlanmıştır.

    Yükselen terörizm

    Devrim sürecinde grev, miting ve gösteri gibi kitle eylemlerinin azaldığı dönemde siyasi terörün arttığı gözlemlenmiştir. SR’ların Savaş Örgütü, eski Narodnik hareketin kalıntıları ve Bolşeviklere bağlı gruplar çok sayıda siyasi cinayet işlemiş ve örgütlere kaynak aktarmak için banka soygunları yapmıştır. 1906-1909 yılları arasında binlerce devlet görevlisi, polis memuru öldürülecektir. Öne çıkan kurbanlar arasında şu kişiler bulunmaktadır:

    * Dmitri Sipyagin – İçişleri Bakanı. 2 Nisan 1902’de Sankt Petersburg’da öldürülür.
    * Nikolay Bobrikov – Finlandiya Valisi. 17 Haziran 1904’de Helsinki’de öldürülür.
    * Vyaçeslav von Plehve – İçişleri Bakanı. 28 Temmuz 1904’de Sankt Petersburg’da öldürülür.
    * Eliel Soisalon-Soininen – Finlandiya Yüksek Mahkemesi Hakimi. 6 Şubat 1905’de Helsinki’de öldürülür.
    * Büyük Dük Sergey Aleksandroviç–17 Şubat 1905’de Moskova’da öldürülür.
    * Viktor Saharov – eski Savaş Bakanı. 22 Kasım 1905’de öldürülür.
    * Amiral Çuhnin – Karadeniz Donanma Komutanı. 11 Temmuz 1906’da öldürülür.

    Baskılar


    Devrim sürecinde Çarlık rejimi kimi özgürlükleri tanımak zorunda kalsa da ağır hapis ve idam cezalarını yoğunlukla kullanacak ve toplum üzerindeki baskısını hafifletmeyecektir. Özellikle 1906-1909 sürecinde binlece kişi idam edilecektir. Bu sayılar sadece idam edilen siviller içindir. Bunun yanı sıra ordu ve donanma bünyesinde yaşanan ayaklanmalar sonucunda gerçekleştirilen divanı harp mahkemelerinde binelrce asker idam edilmiş, ayaklanan köylü bölgelerine düzenlenen ve özellikle Sibirya, Kafkaslar ve Baltık bölgelerindeki cezalandırma seferlerinde sayısız köylü öldürülmüştür.

    Finlandiya

    Rusya’ya bağlı olan ancak sürekli olarak bağımsızlık talebinde bulunan Finlandiya’da sosyalistler 30 Ekim – 6 Kasım 1905 tarihleri arasında genel grev düzenlerler. Bağımsızlık ve özgürlük talebiyle taban örgütleri oluşturulacak ve ilk Kızıl Muhafız birlikleri örgütlenecektir. Genel grev sırasında Yrjö Mäkelin tarafından hazırlanan Kızıl Deklarasyon ile Finlandiya’daki Çarlık Senatosunun kapatılması, seçimlerin yapılması, siyasi özgürlükleirn tanınması ve sansürün kaldırılması talep edilir. Anayasal monarşi taraftarlarından Leo Mechelin tarafından hazırlanan Kasım Manifestosunda ise bağımsız Finlandiya Parlamentosunun kurulması talep edilir. Ayrıca bölgede devam eden Rus asimilasyon politikalarına da son verilmesi istenir. 30 Haziran 1906 tarihinde Helsinki’deki Rus denizciler Finli devrimciler lehine ayaklanacak ve Fin halkı tarafından genel grev ile desteklenseler de Baltık Filosu askerleri tarafından 60 gün süren çatışmalar sonucu bastırılacaklardır

    Estonya

    Rusya İmparatorluğuna bağlı Estonya’da ulusal özerklik, basın ve toplanma özgürlüğü ile seçimler için eylemlere girişirler. 16 Ekim 1905 günü Tallinn’deki bir sokak gösterisine ateş eden Rus askerleri 94 kişinin ölmesine sebep olur. Çarlık tarafından ilan edilen Ekim Manifestosu Estonya’da destek görmüş vegösteriler sırasında ilk kez ulusal Estonya bayrağı meydanlarda görülmüştür. Jaan Tõnisson görece özgürlük ortamından faydalanarak Estonyalıların haklarını artırmak için ilk Estonya siyasi partisi ola Ulusal İlerleme Partisini kurar. Aynı dönemde daha radikal olan Estonya Sosyal Demokrat İşçi Birliği de Jaan Teemant tarafından kurulacaktır. İki siyasi akım Çarlığa karşı izlenecek yold anlaşamasa da Baltık ülkesinde yaşanmakta olan Cermenleştirme ve Ruslaştırma politikalarına karşı dururlar. Aralık 1905’de çıkan olaylarda çok syıda büyük toprak sahibinin çiftliği yağmalanacak ve Çarlık Ordusu tarafından işçi ve köylüler ayrım gözetilmeksizin öldürülecektir. Devrimci sürecin sönümlenmesiyle Estonya yine eski ststüsüne dönse de 1905 yılında yaşanan gelişmeler 1917 Ekim Devriminden sonra bu ülkenin bağımsız olmasına yarayacaktır

    Değerlendirme

    [​IMG]
    Potemkin Zırhlısında yaşanan ayaklanmayı öven poster

    1905 Devrimi kendiğinden gelişen bir yapıya sahiptir. Özellikle Rus-Japon Savaşı sonrasında çok kötü durumda olan Rus donanmasındaki bahriyeliler bulundukları savaş gemilerinde subaylarına isyan etmiş ve gemileri ele geçirmişlerdir. Bunlardan en önemlisi olan Potemkin Zırhlısı örneğinde de görüleceği gibi Rus askeri yüksek derecede siyasallaşacak ve benzer durumdaki işçi ve yoksul köylülükle eylem birliği yapacaktır.

    1905 Devrim sürecinin en önemli özelliklerinden birisi de tabanda asker, işçi ve köylülerin oluşturdukları Sovyet organının kurulmuş olmasıdır. Özyönetim organı olarak ayaklanmanın başarılı olduğu yerlerde yönetimi ele alan bu organ devrimin bastırılmasıyla tasfiye edilse de 1917 Şubat Devrimi ile birlikte yeniden kurulacak ve Ekim Devrimi ile birlikte iktidar organı olacak, yeni kurulan Sovyetler Birliğine adını verecektir.

    Moskova’da 1905 yılının Aralık ayında özellikle Bolşeviklerin önderliğinde gerçekleştirilen işç ayaklanması özellikle Lenin tarafından sonraki dönemde derinliğine incelenecek ve bu deneyimden dersler çıkartılacaktır. Başarısız olmuş olsa da işçilerin desteğini kazanmış olan bir silahlı ayaklanma girişimi Bolşevikler adına Ekim Devrimine ışık tutacak ve çok önemsenecektir
     

Sayfayı Paylaş