1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Ümmetine Şefkati

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 26 Şubat 2009 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.183
    Beğenileri:
    4.778
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    375 ÇTL
    Vaktiyle zengin biri, donatıp bir ziyafet,
    Çok fakir bir âlimi, evine eder davet.

    Âlim gelip oturur, zenginin sofrasına.
    Lakin bir lokma bile alıp koymaz ağzına.

    Ev sahibi üzülüp, arz eder ki: (Efendim!
    Görürüm yemezsiniz, bunu ben merak ettim.)

    O âlim şöyle der ki: (Evimde, şu aralar,
    Birkaç zayıf ve garib ciğerparelerim var.

    Aç ve susuz olarak dururken onlar evde,
    Nasıl yiyebilirim bunları ben bu yerde?)

    Ev sahibi, bunları âlimden öğrenerek,
    Çocuklarına dahi gönderir hemen yemek.

    Âlim, ancak o zaman gönül rahatlığıyle,
    Zenginin sofrasında başlar yemek yemeye.

    Kıyamet gününde de, Rabbimiz, bunun gibi,
    Cennete davet eder o Sevgili Habibi.

    Lakin girmez Cennete o Server-i kainat.
    Zira kalbi, değildir hiç müsterih ve rahat.

    Ümmetinden günahı fazla olan kimseler,
    Çünkü mahşer yerinde gayet zahmettedirler.

    Onları düşünerek o Hüdanın Habibi,
    Allah’a yalvararak, arz eder ki: (Ya rabbi!

    Ya beni, onlar ile gönder Cehennemine.
    Ya da sok onları da, benimle Cennetine.)

    Rabbimizden bir hitab gelir ki: (Ey Habibim!
    Ben, yalnız senin için Cenneti halk eyledim.

    Sen o günahkârların tamamını alarak,
    Girin hep Cennetime, birlikte şad olarak.)

    Yine Beni İsrail zamanında bir adam,
    Vardı ki, günah ile geçmişti ömrü tamam.

    Uzun yıllar yaşayıp, sonra da öldü birden.
    İlgilenen olmadı kötü bilindiğinden.

    Sonradan birkaç kişi gelerek bir araya,
    Cesedini götürüp, attılar bir sahraya.

    Lakin Musa Nebiye hemence cenab-ı Hak,
    Vahyetti ki onunla alakalı olarak:

    (Ya Musa, onu gidip güzel kefenleyiniz.
    Namazını da kılıp, öylece defnediniz.)

    Musa aleyhisselam, Rabbinin bu emrini,
    Yaptı ve daha sonra sorunca hikmetini,

    Buyurdu ki: (Ya Musa, o, halkın bildiğinden,
    Daha günahkârdı da, af eyledim yine ben.

    Çünkü o, bir zamanlar baktığında Tevrat’a,
    Habibimin methini görmüştü o kitapta.

    Kalbinde, Habibime muhabbet hasıl oldu.
    O sahifeyi öpüp, sonra başına koydu.

    Sevgili Habibime gösterdiği muhabbet,
    Sebebiyle ben onu, ettim af ve mağfiret.)
     

Sayfayı Paylaş