1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Unutulanlar...

Konusu 'DeNeMeLeR' forumundadır ve alemdar tarafından 21 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. alemdar
    Cesur

    alemdar Öyle bir geçer zaman ki! V.I.P

    Katılım:
    27 Haziran 2010
    Mesajlar:
    2.859
    Beğenileri:
    2.528
    Ödül Puanları:
    6.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Yer:
    ATAMIZIN ŞEHRİNDEN
    Banka:
    3.893 ÇTL
    Son bahar akşamında, üstünde dar bir ceket, omuzları düşmüş bir adam arnavut kaldırımlı sokakta usul usul yürüyordu Kendiside nereye gittiğini bilmiyordu. Ayakları onu nereye götürürse oraya gidecekti, istesede istemesede... Tümüyle unutulmuştu o... Nereden geldiği, neler yaşadığı, neler yaşayacağı bir muammaydı. Böyle bir muammayı omu seçmişti. Hayır tabiki, o ne yazıkki unutulanlardan biriydi. Aslında bilerek unutulanlardan(sokağa terk edilenlerden) değildi... Maalesef o da diğer unutulanlar gibi kaderini yaşayacaktı... Başka biri olarak doğmak ve başka biri olarak(istemeden) yaşamak... Elbette kendi tercihi değildi. Düşünceler girdabında yüzerken, birden kendini rıhtımda buldu. Kıyıya vuran dalgaları izlemeye koyuldu. Bir tutamda olsa efkarını dağıtmaktı tek istediği, kendini hatırlamak. Onu unutanlar(terk edenler) neden hatırlamadılar neden onu bulmadılar. Acaba ne zaman bulunacaktı, ne zaman farkına varacaklardı onu unuttuklarını... Çok soğuktu hava, ama onun içindeki yangınlar ısıtıyordu bedenini... Umurundamıydıki soğukmuş, yağmış yağmamış, fırtınalar kopmuş kopmamış. Onun içinde öyle kasırgalar kopuyordu ki... Unutulmuştu (terk edilmişti) o... Yıllarca çözemediği bilmeceyi, bir gecede çözmek istiyorcasına, beyninde şimşekler çakıyordu... Yıllarca belki çözemeyecekti, hep böyle gidecekti, rastgele... Bir ara kendini salıvermek istedi rıhtımdan koca dalgalara... Artık bir gayesinin olmadığını düşündüğü bir anda, omuzuna bir el değmişti. İrkilerek arkasını döndü. Gözü yaşlı bir kadın duruyordu karşısında. Kimdi acaba neden onu tutmuş, neden kurtarmak istemişti. Neden ağlıyordu hıçkıra hıçkıra. Uzunca bir ağlaşma ve sessizlik... Ve o koca gerçek, ben seni sokağa terk eden annenim yavrum dedi. Adam hayretler içinde kadının anlattıklarını dinliyordu. Ağlayarak... Neden terk etmek sokağa bırakmak zorunda kaldıklarını, babasına ne olduğunu, vesaire. Soğuğa aldrış etmeden saatlerce öylece kaldılar. Gün üzerlerine doğarken, yavaşça yürümeye başladılar. Bir taraftan şaşkınlık devam ediyordu, aslında sarılmak istiyordu tüm herşeye rağmen ama onu engelleyen bir şeyler vardı... O kadar çok soracak hesap/hesaplar vardıki... Tabi yıllar sonra nereden çıkıp gelmişti, bu zamana kadar neredeydi diye sormak istiyordu. Kadında boynuna sarılmasını istesede içinden, öyle olmaycağını bilerek, çıkmıştı karşısına... Bu zamana kadar ortalara çıkmayan kadın nasıl olmuştuda, adam artık vazgeçtiği anda hayattan, çıkagelmişti. Büyük bir soru işaretiydi ve öyle de kalacaktı...UNUTULANLAR, UNUTANLARI ASLA UNUTMAZLAR... (Hiç bir zaman unutmayın ve unutulmayın)
     

Sayfayı Paylaş