1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Usul Hukukunda Yetki

Konusu 'Hukuk Köşesi' forumundadır ve Suskun tarafından 1 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL
    Usul Hukukunda Yetki ​


    YETKİ


    1. Yargıtay Yüksek 2. Hukuk Dairesi önceleri 1587 sayılı Nüfus Kanunu'nun 4 ve 28. maddeleri gereğince nüfusa kayıtlı olunan yeri yerleşim yerine karine kabul ederken 1587 sayılı Nüfus Kanunu'nun 28. maddesinin 21.10.2003 gün 4992 sayılı Kanunun 1. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından bu karineden vazgeçilmiş. 29 Nisan 2006 tarihinde yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununda da böyle bir karineye yer verilmemiştir (T.C. YARGITAY Hukuk Genel Kurulu Esas: 2006/2-687 Karar: 2006/705 Karar Tarihi: 08.11.2006)


    2. Bir davada davalı sayısı birden fazla ise, dava bunların birinin ikametgahında açılabilir. Bu hüküm, davanın sebebinin aynı ve birbirine bağlı olması halinde uygulanır.Kendisine karşı birlikte dava açılan davalı, M.43’ün şartlarını taşımadığını düşünüyorsa, hem davaların ayrılmasını hem de yetki itirazında bulunarak, hakkındaki davanın ikametgahı mahkemesine gönderilmesini sağlayabilir. Birden fazla davalıya karşı açılan davada o davalı hakkında husumetten red kararı verilse dahi, diğer davalılar hakkında o mahkemede dava görülmeye devam eder. Aynı şekilde o davalı hakkında dava geri alınsa sulh olunsa ya da feragat edilse dahi dava o mahkemede görülmeye devam edilir. ( Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.414 vd)

    3. HUMK.m. 9, II,C. 1 hükmü davalılardan biri için özel yetkili mahkeme bulunması durumunda uygulanmaz. Yani bu hüküm, bütün davalılar için genel yetkili mahkemelerde dava açılması hali içindir. (12. HUKUK DAİRESİ E. 2005/13290 K. 2005/17550 T. 20.9.2005)


    4.Davalılardan ikametgahları dışında bir yerde dava açılması halinde, yetki itirazında bulunmayan davalılar için yetki kesinleşir. Diğerleri içinse(yetki itirazında bulunlar) davanın ayrılmasına ve her davalı için yetkili olan mahkemeye gönderilmesine karar verilir. (13. HD 29.4.1987, 1641/2607)

    5. Dava sebebine göre, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan mahkeme belli edilmiş ise, davaya o mahkemede bakılır.Davalıların herhangi birinin ikametgahında dava açılabileceği kuralı artık uygulanmaz. Örneğin, haksız fiil nedeniyle açılacak tazminat davalarında haksız fiilin işlendiği yer mahkemesi, ortak yetkili mahkemedir. Hatta bu durumda davalılardan biri yetki itirazında bulunsa dahi mahkeme bütün davalılar hakkında yetkisizlik kararı vererek, dosyayı yetkili mahkemeye gönderir. (HGK 24.2.1984,11/772-153) Ancak bu konuda görüşbirliği olduğu söylenenemez.

    6.Davanın, sırf davalılardan birinin kendi mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığına dair belirtiler veya deliller varsa, mahkeme onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir. Ancak, mahkeme bu hususu itiraz üzerine inceler. (Yavuz Alangoya- Medeni Usul Hukuku Esasları- 3. Bası. Sh.98.) Yargıtay bir kararında, iki davalıya bunlardan birinin ikametgahında dava açtıktan sonra, ona karşı davasını takip etmeyerek müracaata bırakmış olup yenilememiş olmasını tipik bir kötüniyet davranışı olarak kabul etmiştir. (11. HD, 1.7.1999, 1095/6032)

    7. Karşılıklı borçlanmayı içeren bir sözleşmeyi fesheden taraf ödediği parayı geri almak için Bk..M.108’göre açılan dava, HUMK.m.10 göre sözleşmenin yerine getirileceği yerde değil; HUMK.m.9 göre genel yetki uyarınca davalının ikametgahı mahkemesi yetkilidir. Buna karşılık sözleşmeyi fesheden taraf, BK.M.108/II uyarınca aynı zamanda tazminat istiyorsa bu durumda HUMK.m.10 uyarınca sözleşmenin yerine getirileceği yer de yetkili olur. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.448)

    8. HUMK.m.10 daki sözleşmeden doğan davalarda uygulanacak yetki kuralları, sadece sözleşmeler içindir; kıyasen, tek taraflı ya da akit benzeri hukuki işlemlerde uygulanmaz. (Örneğin vekaletsiz iş görmelerde) Yine, Bu kurallar, kanundan doğan alacaklar için de uygulanmaz. Ayrıca, HUMK.m. 10/2yer alan bu kurallar, sadece sözleşmenin tarafları için değil, aynı zamanda tarafların kefilleri ve cüzi ve külli halefleri içinde uygulanır ( Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.449)

    9. Bir haksız fiil, bir gazete ile işlenmişse, gazetenin yayımlandığı ve satılıp dağıtıldığı yerlerdeki mahkemeler, haksız fiilden doğan davalar için yetkilidirler. (4. HUKUK DAİRESİ E. 2004/6312 K. 2004/7223 T. 15.4.2004)



    10. Taşınmaza ilişkin davalar, taşınmazın bulunduğu yerde açılır. Bu taşınmazın fiilen bulunduğu yerdir, ya değilse tapu siciline kayıtlı olduğu yer değildir. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.498)



    11. Taşınmazın üzerindeki kişisel haklara ilişkin davalarda m.13 deki yetki kuralları uygulanmaz. (Örneğin kira sözleşmesine dayanan davalar.) Yine ecrimisile ilişkin davalarda HUMK m.13 uygulanmaz. (Yavuz Alangoya- Medeni Usul Hukuku Esasları- 3. Bası. Sh.112)

    12 Gayrimenkulün satış bedelinin ödenmesi açılan davalarda taşınmazın aynına ilişkin olmadığından HUMK.m.13 hükmüne tabi değildir. (13. HD 29.1.1993, 403/650)



    13.Taşınır mala istihkak davaları asıl icra takibinin yapıldığı, haczi uygulayan talimat icra dairesinin bulunduğu, davalının ikametgahının bulunduğu veya haczin uygulandığı yer ile eşyanın bulunduğu yer farklı ise eşyanın bulunduğu yerdeki icra mahkemesinde açılabilir. (21. HUKUK DAİRESİ E. 2005/4510 K. 2005/8133 T. 20.9.2005)

    14. Yargıtay, bonoyo konulmuş olan yetki şartının geçerli olduğu görüşündedir.( Yavuz Alangoya- Medeni Usul Hukuku Esasları- 3. Bası. Sh.116) (HGK 27.9.1972 709/749)(12. HUKUK DAİRESİ E. 2004/23184 K. 2004/27517 T. 30.12.2004)



    15. Faturalardaki ya da hesap pusulalarındaki yetki şartı da iki tarafın imzası taşımadığı için geçerli değildir. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.561)



    16. Yetki sözleşmesi belirli bir uyuşmazlık için söz konusu olur. Bundan sonra aramızda çıkacak tüm uyuşmazlıklarda X mahkemesi yetkilidir”, denemez.( Yavuz Alangoya- Medeni Usul Hukuku Esasları- 3. Bası. Sh.116) Yetkili kılınacak mahkemelerde belli olmalıdır. Mesela Yargıtay, İhtilaf halinde İstanbul Mahkemeleri yetkilidir, şartının sadece merkez ilçeyi kapsadığı, ayrı bir teşkilatı olan Bakırköy Mahkemelerini kapsamadığına karar vermiştir. Yine dilediği yerde dava açılabileceğine ilişkin bir şartta geçersizdir. Ancak Yargıtay Belli olmak şartıyla birden fazla mahkemeyi yetkili kılınabileceğine karar vermiştir (11. HD 3.12.1973, 4677/4877) Ancak Yargıtay Kambiyo senetlerinde ise, birden fazla mahkemenin yetkili kılınamayacağına karar vermektedir. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.564)



    17. Yetki sözleşmesinde sadece mahkemeyi belirterek yetki sözleşmesi yapılmışsa bu icra dairelerini kapsamaz. Fakat Yargıtay karşı görüştedir. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.564)

    18. Yetki sözleşmesi veya yetki şartı ile genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkileri kaldırılamaz. Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları da bu yöndedir.” (3. HUKUK DAİRESİ E. 2001/9800 K. 2001/10276 T. 22.11.2001)

    19. Yetki sözleşmesi taraflardan başka külli ve cüzi halefleri bağlar. Ancak Kefili ve dava arkadaşlarını bağlamaz.( Yavuz Alangoya- Medeni Usul Hukuku Esasları- 3. Bası. Sh.118)

    20. Yetki sözleşmesinin geçerli olmadığına ilişkin itirazı, yetkisi anlaşma ile tesis edilmiş mahkemece yapılması gerekir. ( Saim Üstündağ. Medeni Yargılama Hukuku 6. bası sh.219) Bu mahkeme yetki şartının geçersiz olduğu kanısına varırsa yetkisizlik kararı verecektir. Mahkemenin yetki şartının geçersiz olduğuna ilişkin kararı kesin hüküm teşkil eder. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.576)



    21. Yazılı yargılama usulünde yetki itirazı ancak cevap süresi olan on günlük süre içinde yapılabilir. On günlük cevap süresi ilk itirazlar yönünden hak düşürücü süre niteliğindedir. Bu nedenle yetki itirazının süresinde yapılıp yapılmadığı mahkemece re'sen nazara alınmalıdır. Cevap süresi hakim tarafından uzatılmışsa bu halde yetki itirazı hakimin uzattığı cevap süresi içinde yapılabilir. Cevap süresi uzatılmamışsa davalı, cevap süresinden sonra yetki itirazında bulunamaz. Somut olayda davalı, on günlük süreyi geçirdikten sonra sürenin uzatılmasını talep etmeden doğrudan cevap dilekçesi vererek yetki itirazında bulunmuştur. Bu durumda süresinde yapılmayan yetki itirazının reddi gerekir.” (HUKUK GENEL KURULU E. 2005/11-659 K. 2006/15 T. 25.1.2006)



    22. Evvelce açılan davada kesinleşen yetki, sonradan açılan davada tarafları bağlamaz. (2. HD 22. 6.1976, 5014/5287)



    23. Kısmi davada yetki itirazında bulunmamış davalı, sonradan açılan ek davaya karşı yetki itirazında bulunulabilir. ( 9. HD 10.4.1990, 924/4734)



    24. Davalının takibe karşı yetki itirazında bulunmaması sonradan yetki itirazını mahkemede öne sürmesine mani değildir.” (11. HUKUK DAİRESİ E. 1987/4238 K. 1987/6509 T. 24.11.1987)



    25. Davalı on günlük cevap süresinden sonra yetki itirazında bulunursa, davacı süreaşımında karşı koymasa bile, bu süre hak düşürücü süre olduğundan, mahkeme, yetki itirazını kendiliğinden süreaşımından dolayı reddetmekle yükümlüdür. Hatta davacı buna muvafakat etse dahi mahkeme yetki itirazını süreaşımından reddetmekle yükümlüdür. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.586)



    26. Davalı on günlük cevap süresi dolmadan önce esas hakkındaki savunmasını kapsayan cevap lahiyasını vermiş ise, on günlük süre içinde vereceği ikinci dilekçe ile yetki itirazını ileri süremez. Çünkü cevap lahiyasının verilmesi ile esasa girilmiştir. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.586) Ancak 11. Hukuk Dairesi karşı görüştedir. (11. HD 30.09.1996, 6110/6241)



    27. Sözlü yargılama usulünün uygulandığı davalarda davalı, gerekmediği halde ilk oturumundan önce bir cevap lahiyası vermiş ve yetki itirazında bulunmamış olsa bile, ilk oturumda esasa girmeden önce yetki itirazında bulunabilir. (2. HD 21.12.1971, 7486/7317)



    28. Süresinde yetki itirazında bulunmamış olan davalı dosyanın işlemden kaldırılması ve sonra yenilenmesi üzerine kendisine yapılan tebligattan sonra da yetki itirazında bulunamaz. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.590)



    29.Yazılı yargılama usulünde, yetki itirazı dilekçe ile yapılmak zorundadır. Yetki itirazında yetkili mahkemede gösterilmek zorundadır. (19. HUKUK DAİRESİ E. 2003/2636 K. 2004/975 T. 10.2.2004) Aksi takdirde yetki itirazı reddedilir. Eğer yetkili mahkemeyi bildirilmese dahi süre dolmadan bu eksiklik tamamlanırsa yine sorun olmaz. Yine yetkili mahkemeyi bildirirken büyük şehirlerde merkez ilçe sınırları ve teşkilatları dikkate alınarak bildirilmelidir.

    “Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Büyükşehir Belediyelerinin alanı genişletilmiş, Hakimler ve Savcılar Kurulu'nun 24.03.2005 gün ve 188 sayılı kararıyla mahkemelerin görev alanları yeniden belirlenmiştir. Anılan kararın 11/B-a maddesi uyarınca Büyükşehir Belediye sınırları dahilindeki Ticaret Mahkemelerinin görev alanı Büyükşehir Belediyesi sınırları içerisinde kalan ilçeleri kapsamına alacak şekilde genişletilmiştir. İflas davası mutlak ticari dava olup İzmir Ticaret Mahkemesi'nde görülmesi gerekirken yazılı gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.” (19. HUKUK DAİRESİ E. 2006/1248 K. 2006/2638 T. 19.3.2006)

    30. Davalı yetki itirazında yetkili mahkemeyi birden fazla bildiremez.
    “Yetki itirazında bulunan davalının yetkili mahkemeyi tek ve doğru olarak göstermesi gerekir. ( HUMK md. 23 ). Davalı yetki itirazında İstanbul Adliyelerinin yetkili olduğunu bildirmiştir. İstanbul’da çok sayıda Adliye Bulunduğuna göre, davalının yetki itirazının usulüne uygun olduğundan bahsedilemez. Gerçekleşen bu durum karşısında davalının yetki itirazının red edilip işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken yetsizlik kararı verilmesi doğru değildir.”( 2. HUKUK DAİRESİ E. 2003/4192 K. 2003/5242 T. 10.4.2003)

    “Yetki itirazında birden fazla yetkili mahkeme gösterilemez. Birden fazla yetkili mahkeme gösterilerek yapılan yetki itirazı usulsüzdür. Usulüne uygun olmadan yapılan yetki itirazı hukuki sonuç doğurmaz.” (13. HUKUK DAİRESİ E. 2002/14662 K. 2003/3477 T. 25.3.2003)

    31.Davalının gösterdiği mahkemenin gerçekten yetkili mahkeme olması gerekir. Bu bildirilen mahkeme gerçekten yetkili değilse, mahkeme yetki itirazının reddine karar verir.

    ““: Mahkemenin yetkisine itiraz eden taraf, yetkili mahkemeyi doğru bildirmek zorundadır. Aksi halde mahkemenin yetkisini kabul etmiş sayılır.” (2. HUKUK DAİRESİ E. 1997/7770 K. 1997/9054 T. 17.9.1997)


    32. Yazılı Yargılama usulüne tabi bir mahkemede görülmekte olan davada davalının dilekçe ile yaptığı yetki itirazı davacıya tebliğ edilir. Basit ve sözlü yargılama usulünde ise, ilk oturumda sözlü olarak yapılabileceğinden davacıya tebliğ edilmesine gerek yoktur.
    Tebliğ üzerine davacı bu itirazı açıkça kabul ederse, mahkeme( eğer gerçekten yetkisiz ise) başka bir inceleme yapmadan yetkisizlik kararı verir. Yani duruşma açmadan mahkemenin yetkisizliğine ve itirazda gösterilen mahkemeye gönderilmesine karar verir.( .( Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.607) Tebliğ üzerine davacı bu konuda hiç cevap vermez ya da itirazı ret ederse, Mahkeme bu konuyu hadiseler gibi inceler ve duruşma açarak yetki itirazının reddine ya da kabulüne karar verir. Yani duruşma açmadan görevsizlik kararı verilebileceğine ilişkin hüküm burada uygulanamaz. (3. HD 17.3.1997, 2217/2930)





    33.Yetki itirazını içeren dilekçede aynı anda,görev, tahkim, işbölümü, derdestlik, husumet itirazlarında bulunulmuşsa; Mahkeme önce görevli olup olmadığını ve işbölümü itirazını öncelikle inceler. Bu itirazları reddedip yetki itirazını inceler. Yetki itirazını inceledikten sonra tahkim, derdestlik ve husumet itirazlarını incelemeye geçer. Mesela mahkeme hem görevsizlik hem yetkisizlik veremez. Yetkisizlik kararını ancak görevli mahkeme verir. (.( Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.608)

    34. Yetki itirazı karara bağlanmadan davacı davasından feragat etse bile yetkisizlik kararı verilmesi gerekir

    “Davalı süresinde yetki itirazında bulunmuş, davacı ise davasından vazgeçmiştir.Yetki itirazı, ilk itirazlardandır, herşeyden önce bu hususun hadise şeklinde incelenmesi lazım gelir. Yetki uyuşmazlığı çözümlenmedikçe feragat sebebiyle hüküm tesis edilemez.” (2. HUKUK DAİRESİ E. 1992/506 K. 1992/1434 T. 13.2.1992)

    35. Mahkeme yetki itirazını incelerken, davalının yetki itirazında gösterdiği gerekçelerle bağlı değildir. Genel ve özel bütün yetki kurallarını inceleyerek karar verir. Mesela davalının ikametgahı başka bir yer diye yetkisizlik itirazında bulunulursa, davalının ikametgahı başka bir yer olsa dahi, diğer özel yetki kuralları uyarınca mahkeme yetkili ise, yetki itirazını reddeder. (.( Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.610)


    36. Yetki itirazının reddine karar verilmesinden sonra bu ret kararı davalıya tebliğ edilip duruşmaya davet edilir.

    ““Trafik kazası nedeniyle tazminat talep edilen davada davalı, yasal süresi içinde yetki itirazında bulunmuştur. Yetki itirazı, ilk itirazlardan olup hadise prosedürü içinde çözümlenmelidir. Yetki itirazı mahkemeye gelmeden yazılı olarak da ileri sürülebilir. Bu nedenle davalının yetki itirazının incelendiği oturumda hazır bulunması zorunlu değildir. Yetki itirazının öncelikle ve esasa girilmeden sonuçlandırılması gerekir. Yetki itirazının reddine karar verilmiş ise bu kararın oturumda hazır bulunmayan davalıya tebliği zorunludur. Bu şekilde hem karar davalıya tebliğ edilmiş olur, hem de esasa ilişkin yargılamanın yapılacağı oturuma davalı davet edilmiş olur. Yetki itirazı hakkında bir karar verilmeden esasa girilmesi hatalıdır” (YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ E. 2004/15303 K. 2005/12558 T. 19.12.2005)

    “Süresinde verdiği cevap dilekçesi ile yetki itirazında bulunan davalıların bu itirazları, mahkemece davalıların hazır bulunmadıkları oturumda reddedildiği halde bu ret kararı davalılara tebliğ edilmemiş, taraf teşkili bu şekilde sağlanmadan davanın esası hakkında hüküm kurulmuştur. Bu yanlışlık savunma hakkını kısıtlayıcı ve hükmün sonucuna etkili olabilecek nitelikte bir usul hatası olup, Yasaya aykırıdır.” (11. HUKUK DAİRESİ E. 2004/702 K. 2004/9966 T. 18.10.2004)

    37. Mahkeme, yetkisiz olduğu kanısına varırsa, yetkisizlik kararı verir. Yetkisizlik kararı ile birlikte yetkili mahkemeyi göstererek dosyanın yetkili mahkemeye gönderilmesine karar verir. Ancak yetkili olarak gösterilen bu mahkeme, davalının itiraz dilekçesinde gösterdiği mahkemedir. Yetkisizlik kararı ile birlikte, birden fazla mahkeme yetkili olarak gösterilemez. ( Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.614)

    38. “Yetki ile ilgili karar kesinleştikten sonra dava dosyası kendisine gönderilen yetkili mahkeme, kendisine göndermiş yetkisiz mahkemenin yetkisizlik kararı ile bağlıdır. Bu konudaki kesin hüküm davacıyı da bağlar. Artık yeniden bu yöndeki itiraz dürüstlük kuralı ile bağdaştırılamaz.” (2. HUKUK DAİRESİ E. 2005/7394 K. 2005/10008 T. 27.6.2005)


    39 Yetkisizlik kararı verildikten sonra süresinde yetkili mahkemeye başvurulmadığı için davanın açılmamış sayılmasına karar verildikten sonra yeniden dava açılırsa bu defa davacı seçim hakkını kullanarak istediği yerde açabilir. Eğer bu açılan mahkeme davalının ilk itirazında gösterdiği mahkeme ise, davalı bu mahkeme yetki itirazında bulunamaz. (Baki Kuru- Hukuk Muhakemeleri Usulü- Altıncı Bası- Cilt 1. sh.623)

    40. Cevap dilekçesinde, sıraya uyulmaksızın davanın esasına cevap yazılmasından sonra yetki itirazının yazılmış olması bu itirazın düşmesini gerektirmez. (İBK 29.03.1944, 1942/36 E 1944/10 K)

    41. Yanlar lehine kazanılmış hak doğurmadığından yetki itirazının reddi ara kararından mahkemece dönülebilir.( 4. HUKUK DAİRESİ E. 1978/5187 K. 1978/8485. 27.6.1978)
     

Sayfayı Paylaş