1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Uydurma Söz Yapmayız, Yapma Yola Sapmayız

Konusu 'Dilimizi Doğru Kullanalım' forumundadır ve wien06 tarafından 22 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Uydurma Söz Yapmayız, Yapma Yola Sapmayız


    Türkçe’yi savunanları ikiye ayırabiliriz. Birisi “öz türkçeciler”, öbürü “yaşayan türkçeciler”.
    Öz türkçecilere göre, tüm sözcüklerin özü olmalıdır. Dil tümden arınmalı, yüzde yüz arı olmalıdır. Yaşayan türkçecilere göre ise, kökleşmiş, dile girmiş, karşılığı dilde olmayan sözcükler yad (yabancı) olabilir.
    Oysa biz topluluk olarak bunlarıñ ortasında bir yerdeyiz. Yüzde yüz arı bir dilin olmayacağını bilir, böylesine boş düşler görmeyiz. Buna karşın, dilimizi kısırmış gibi bir kıyıya atmaz, türetme gücünden yararlanır, yad kavramlara karşılık buluruz.
    Kullandığımız sözcükler yüzünden katı eleştiriler alıyoruz. Oysa kullandıklarımızın neredeyse tümü Türkçe’nin öz söz vârlığıdır. Bunları ya Asya’daki soydaşlarımızın dilinden ya Anadolu ağzından ya da eski Türkçe’den diriltmekteyiz.
    Özellikle diriltme konusunda Ziya Gökalp’in dizelerini sıklıkla önümüze atmaktadırlar.
    Uydurma söz yapmayız,
    Yapma yola sapmayız,
    Türkçeleşmiş, Türkçedir;
    Eski köke tapmayız.

    Oysa bu dizeleri kendi yazmamışcasına, “mefkūre, şe’niyet, selikıyyat” gibi bir yığın yad kökenli sözcük “uydurmakta” herhangi bir sakınca görmez. Bu arada, kendi ilginç yaratılarının dilimize yerleşmesini beklerken, “tanık, sayrı…” gibi öz Türkçe sözcükleriñ hiçbir oğur (zaman) yeñiden diriltiliyemeceklerini “günaydın” gibi bir Türkçe sözcüğün tutunmasınıñ olanaksız olduğunu kesinler. Ziya Gökalp’in katkıları vardır kuşkusuz ançıp (ama) böyle ilginç davranışlarıyla da önümüzü kesmektedir.
    Dil Devrimi, bitmiş değil. Dildeki yad söz oranı %98-99 oranlarına çıkıncaya dek sürecektir. Dil durağan değil, işleyendir. Devrimde ise işleme hızına, hız katmış, Osmanlı dönemindeki aksakları baş döndürü bir biçimde aşmıştır. O dönemlerde sözcüklerle dalga geçenleri biliyoruz, onların torunları aynı işleri bugün dedelerini aratmaksızın sürdürmektedir. Biz bunların uzağında çalışmalarımızı kararlılıkla sürdürüyoruz. Nurullah Ataç’ın 1945′de dediği gibi;
    Dili değiştirmeye kalkan biz değiliz ki! Bu dil eñ aşağı yüz yıldan beri boyuna değişiyor. Niçin değişiyor? Bir kişi öyle dilemiş, buyurmuş da onun için mi değişiyor? Olur mu öyle nen? Yüz yıldan beri boyuna değişiyorsa demek ki bir sıkıntısı vâr, kendi kendine yetmiyor, kendini beğenmiyor; sınırları dar geliyor da onları genişletmek istiyor.
    Yaptıklarımız konusunda en sık altığımız eleştirilerden biri de, sözcüklerin bu yerlik (web sitesi) dışına çıkamayacak olması, yazdıklarımız ile sınırlı kalacağıdır. Oysa yañılmaktadırlar. Biliyoruz ki, sözcüğün dile yerleşmesi yazı dilinde başlar.
    Falih Rıfkı Atay’ın bir eleştirisi şöyle; “Özleştirmeciler sayoğur, say yerde uygurlarlar mı bunu? Nerede! Kadar derler değin yazarlar. Bir defa derler bir kez yazarlar. Tabiî der doğal yazarlar. Konuşurken, üniverisiteler muhar olmalıdır derler de iş yazmaya gelince muhtarı da muhtariyeti de kapı dışarı edip özerk derler. Öyle ise bu kişilerde içtenlik diye birnen aramak koca bir yalandır.”
    Eleştirilerde adı geçen sözcükleri, şimdilerde sıradan, alışıla gelmiş bir biçimde kullanıyor, hiç de yadırgamıyoruz. İşte bu yüzden özleştirme yazıda başlar. Bu yerlikte yazılan yazılar gibi, günlük yaşantımızda konuşmuyoruz. Bunu beklemek de yanlış olur. Biz de sıradan kişileriz, yeni sözcükleri önce yazımızda diriltiyor, soñra yaşantımıza sokuyoruz. Gün gelecek, bizimle dalga geçilen sözcükler sıradanlaşacak. Toplum dili ile dalga geçen aydın kesimi sürekli olacaktır, ançıp biliniz ki, bunların çabası boşunadır, dil devrimi durdurulumaz.
    “Türkçemizin güzel âhengini, ceviz çuvalı boşaltırken çıkan takur tukur seslere boğmakta, örneğin o cânım rüyâ’yı çüşten farkı olmayan düş, hâtırayı anı kılığına sokmakta midesi bulanmış insan ağzından çıkar gibi bir sesle söylenen ödül sözcüğü de dâhil bir dil çorbası oluşturmaktadırlar. Oysa bizim alışkın olduğumuz sözcükler velevki yabancı bir dilden aktarılmış bile olsalar bu garçlı gırçlı lâflara hem zevk hem âhenk bakımından yüz defa müreccahtır.” diyen aydınlarımız da olmuştur. A. Fenik gibi, F. Baysal gibi, E. Bayrakdaroğlu gibi.
    Toplum dili böyle aşağılanmaları yaşasa da özleştirme tüm hızıyla sürmüştür, sürmektedirde… Dr. Kâmile İmer’in yaptığı araştırmalara göre, 1931 yılıñda bir güncedeki çav (haber) dilindeki Türkçe oranı %35′lerde imiş. 1965′li yıllarda bu oran %60′lara dek çıkmış. 10 yıl soñra %70′leri bulan bu oran 1981′de %80′leri görmüş. Dil devrimini benimseyen yazarlarda ise bu oran %92′lerdeymiş.
    Doyumsuz bir dil için %98-99 oranıñda öz dilden sözcük olmalıdır. Bu böyle oluncaya dek de özleştirme sürecektir. Çünkü biz biliyoruz ki, dildeki yad sözcükler, çorbaya atılan tuza benzer. Tuz fazla olursa yemeğin tadı kaçar, az olursa da yemek tatsız olur.


    Gökbey ULUÇ
    KAYNAKCA:

    Tahsin Yücel, Dil Devrimi ve Sonuçları, betler 36,48,64,70,149
    Ziya Gökalp, Türkçülüğün Esasları, betler 119-146
    Nurullah Ataç, Ataç, bet 113
    Dr. Kâmile İmer, Atatürk’ün Yolunda Türk Dil Devrimi, bet 68


    [​IMG]
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Lisan

    Güzel dil Türkçe bize,
    Başka dil gece bize.
    İstanbul konuşması
    En sâf, en ince bize.

    Lisânda sayılır öz
    Herkesin bildiği söz;
    Ma'nâsı anlaşılan
    Lûgate atmadan göz.

    Uydurma söz yapmayız,
    Yapma yola sapmayız,
    Türkçeleşmiş, Türkçedir;
    Eski köke tapmayız.

    Açık sözle kalmalı,
    Fikre ışık salmalı;
    Müterâdif sözlerden
    Türkçesini almalı.

    Yeni sözler gerekse,
    Bunda da uy herkese,
    Halkın söz yaratmada
    Yollarını benimse.

    Yap yaşayan Türkçeden,
    Türkçeyi incitmeden.
    İstanbul'un Türkçesi
    Zevkini olsun yeden.

    Arapçaya meyletme,
    İran'a da hiç gitme;
    Tecvîdi halktan öğren,
    Fasîhlerden işitme.

    Gayınlı sözler emmeyiz,
    Çocuk değil, memeyiz!
    Birkaç dil yok Tûran'da,
    Tek dilli bir kümeyiz.

    Tûran'ın bir ili var
    Ve yalnız bir dili var.
    Başka dil var diyenin,
    Başka bir emeli var.

    Türklüğün vicdânı bir,
    Dîni bir, vatanı bir;
    Fakat hepsi ayrılır
    Olmazsa lisânı bir.

    Ziya Gökalp



    [​IMG]
     

Sayfayı Paylaş