1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Uyku Sorunları ve Çocuklarda Çözüm Yolları

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve dderya tarafından 12 Kasım 2013 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.296
    Beğenileri:
    7.485
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    215 ÇTL
    Uyku her yaş insan için en doğal ruhsal ve bedensel dinlenme aracıdır. Yirmi dört saatin bir bölümü uykuda geçirilerek yeni bir güne daha dinç ve enerjik girebilmek sağlanmış olur. İnsanın biyolojik uyku ritmi geceye göre ayarlanmıştır.

    Mikro Analiz

    Yeni doğan bir bebeğin günde toplam olarak yaklaşık 16-17 saat uyuması beklenir. Fakat bu süre her bebekte aynı değildir. Bu dönemde uyku ve uyanma dönemleri de değişiklik gösterir. Yeni doğan bir bebek 3-4 saatlik uyku döneminden sonra uyanır. Uyanmalar gecelikle acıkmalara bağlıdır. 2aylık bir bebek kesintisiz olarak 4-8 saat uyuyabilir. 3 aydan sonra bebeğin toplam uyku süresi azalırken uyku dönemlerinin süresi artar.1 yaşında toplam uyku süresi 12-13 saate kadar iner.
    Yaş ilerledikçe uykuya olan ihtiyaç dolayısıyla uyku süresi azalır. Örneğin yeni doğan bir bebeğin uyku ihtiyacı 16-17 saat iken yaşlılarda bu süre 6- 7 saate kadar inebilir. Uykunun süresinden çok kalitesi önemlidir.

    Uyku sorunları çocuk ve ergenlerde hiç de azımsanmayacak derecede fazladır. Uyku sorunu tek başına bir hastalık olabileceği gibi birçok ruhsal hastalığın belirtisi olarak da görülebilir. Neden ne olursa olsun uyku ile ilgili sorunlar sadece çocuğu değil ailenin tüm fertlerini olumsuz olarak etkiler. Gece uyuyamayan ya da uykusunda kalkıp dolaşan bir çocuğa sahip olan aile sürekli tedirginlik yaşar, geceyi huzurla geçiremez. Çocuğun uyumadığı bir ailede anne babanın uyuması da mümkün olmaz. Sabaha kadar uyuyamayan bir anne babanın sabah kalkıp şişine gidebilmesinin ne kadar zor olduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur.

    Yeni doğan bir bebeğin günde toplam olarak yaklaşık 16-17 saat uyuması beklenir. Fakat bu süre her bebekte aynı değildir. Bu dönemde uyku ve uyanma dönemleri de değişkenlik gösterir. Yeni doğan bir bebek 3-4 saatlik uyku döneminden sonra uyanır. Uyanmalar genellikle acıkmalara bağlıdır. 2 aylık bir bebek gece kesintisiz olarak 4-8 saat uyuyabilir. 3 aydan sonra bebeğin toplam uyku süresi azalırken uyku dönemlerinin süresi artar. 1 yaşında toplam uyku süresi 12-13 saate kadar iner.

    Bebeğin gece boyunca zaman zaman uyanması doğaldır. Bu uyanmalar sonrası bebek sessiz kalabileceği gibi ağlayabilir de ancak hemen tekrar uykuya dalar. Bu ağlamalar anne baba eğer bebek il aynı odada yatıyorsa en küçük ağlama sesine bile uyanacak ve çocuğu susturma çabasına gidecektir. Oysa çocuğun uyku ritmi ile ilgili olan bu uygulamaların doğal karşılanması ve bebeği okşama, ayakta sallama, emzik meme verme biberonla besleme gibi faaliyetlerden uzak durması gerekmektedir.Bu tür davranışlar bebeğin biyolojik ritmini bozar. Aile bu davranışıyla bebekte uyanmaların alışkanlık haline gelmesine ve bebeğin her uyandığında anne tarafından beslenme ve okşanma beklentisine girmesine neden olur. Bu dönemden sonra eskiden doğal olarak hemen uykuya dalan bebek ağlamaya başlayacak ve beklentisi yerine gelmeden susmayacaktır.

    Yapılan araştırmalar sonucu anne baba ile aynı odada yatan bebeklerde ayrı odada yatanlara kıyasla daha fazla uyku sorunu olduğu gözlenmiştir.
    Çocuklardan bir kısmı korkuyorum bahanesi ile anne babasının yanında yatmak ister. Bu duruma anne babalar genellikle pek ses çıkarmazlar. Şefkat duygusu ile verilen bu taviz daha sonra sorun doğuracaktır. Çocuk anne babasının yanında yatmayı alışkanlık haline getirir. Yaşı ilerlemesine karşın tek başına yatmayı beceremez. Aile çocuk ile odasını hayatının ilk gününden itibaren ayırmalıdır. Özellikle 2-3 yaş civarı çocukla gece sıkça uyanır ve anne veya baba buna karşı çıksa da artık çocukla baş edemediğini düşünür ve bu duruma ayak sağlar. Ya çocuk anne babasının odasında ya da anne çocuğu ile kendi odasında yatmaya başlar. Gece uykusundan uyanıp anne babasının yanına gelen çocuk sözlü bir uyarı ve tartışmaya girmeden, bağırıp çağırmadan derhal kucağa alınıp, odasında ki yatağa yatırılmalıdır. Anne babasının yapması gereken her seferinde aynı davranışı sergileyerek sessiz bir şekilde çocuğu yatağına götürmek olmalıdır. Çocuk ile aynı yatak odasında yatmak, sadece uyku sorununu oluşturması açısından değil cinsel merak uyandırma ve anne babanın şahit olabilme riski açısından da sakıncalı görülmektedir. Buradan anne baba hiçbir zaman çocuğunu kucağına alıp yatamaz anlamı çıkmamalıdır. Küçük çocukların bir sevgi belirtisi olarak anne babanın koynunda kısa süreli yatmaları ve uyumaları doğal karşılanmalıdır.
    Bebeklerde görülen kolik hastalığı uyku sorununa yol açabilir. Bebek çok sıkıntılı görülür, ayaklarını kıvırarak ağlar.3-4 aylık oluncaya kadar devam edebilen bu durumun fizyolojik bir nedeni bulunmayabilir. Daha çok annede ki gerginlik ve huzursuzluklar gibi psikolojik nedenler üzerinde durulmaktadır. Bebek beslendikten sonra ağlamasını kesse de bir süre sonra tekrar ağlama nöbeti başlar. Kucakta sallama ya da emzik verme ile ağlama kesilir.

    2-3 yaşlarında çocuklar uykuya dalma güçlüğü çekebilir ve gece boyunca uyanma dönemleri yaşayabilirler. Bu dönemlerde anneyi yanına çağırır ya da annenin odasına gider ve tekrar uyurlar. 4-5 yaşlarında ise uykuya dalma güçlüğü ve gece uyanma dönemleri azalır. Bu yaşta çocuklar genellikle gece boyunca uyanmaz, anne babanın istediğinden daha erken bir vakitte ayağa kalkarlar. Uykuya dalma güçlüğü olan ya da yalnız yatmaktan korkan çocukların anneleri çocuk uyuyuncaya kadar bir süre odasında kalabilir. Bu , çocuğa güven vereceği gibi uykuya dalması da kolaylaşır. Uyku öncesi çocuğun sakin bir ortam içinde olması sağlanmalı aşırı enerji gerektiren hareketleri engellenmelidir. Uykuya dalma güçlüğü ve az uyuma sorunları ergenlik döneminde de görülür. Bu çocuklar yatağa yatmalarına rağmen uykuya dalamaz ve uyuduktan kısa bir süre sonra uyanırlar. Aile içi gerginliklerin oluştuğu dönemlerde uykudan sık uyanmalara rastlanır. Uykuya dalma güçlüğü ve uykudan sık uyanma sorunu uzun sürdüğünde tedavi edilmesi gerekir. Tedavi de bazı ilaçlardan ve davranışçı psikoterapilerden yararlanılmalıdır.

    Uykuda Diş Gıcırdatma


    Uyurken diş gıcırdatma 3-17 yaşları arasında ki çocukların yaklaşık % 15’inde görülen bir sorundur. Kesin nedeni bilinmemekle beraber çocuğun bulantı ve sıkıntısının sonucu ortaya çıktığı sanılmaktadır.Dişlerin yapısında bir bozukluk oluşturuyorsa tedavi edilmesi gerekir.

    Uykuda Yürüme ( uyurgezerlik )

    Uyku sırasında yatağından kalkıp dolaşan bir çeşit uyku bozukluğudur. Çocuklarda erişkinlerden daha sık rastlanır. Başlangıcı da genellikle çocukluk dönemidir. Çocuk, gece uyuduktan 2-4 saat sonra yatağında kalkar, evin içinde şaşkın ve donuk bir yüz ifadesiyle dolaşmaya başlar. Genellikle anne babanın yatak odasına gider. Tuvalete gidebilir ya da mutfağa gidip yemek yiyebilir. Nadiren de olsa evden dışarı çıkıp sokak ve caddelerde yürüyebilir. Uyandırılmaya çalışılsa da bu başarılamaz. Elinden tutulup yatağa götürüldüğünde ise yatağına uzanır ve uykusuna devam eder. Bu dönem genellikle birkaç dakika ile yarım saat arasında sürer ve uykusuna devam eder. Sonunda çocuk ya kendiliğinden yatağına dönüp uyumaya devam eder ya da büyük bir şaşkınlık içinde uyanır. Sabah kalktığında ise olup biteni hatırlamaz. Aile böyle bir durumla karşılaştığında büyük telaş içinde çocuğu uyandırmaya çalışır. Oysa bu durumda çocuğu uyandırmanın hiçbir yararı yoktur. Yapılması gereken sakin bir şekilde çocuğun elinden tutup yatağına götürmektir. Kapı ve pencerelerin kapalı tutulması sağlanmalıdır. Caddede karşıdan karşıya geçerken kazaya uğrayan ya da penceren düşen vakalara az da olsa rastlanmaktadır. Çocuklarında benzer sorun olan anne babalar mutlaka doktora başvurmalıdırlar.

    Uykudan korkarak uyanma ( Gece Korkusu )

    Gece uykudan korkarak uyanma çocuklarda oldukça sık rastlanan bir durumdur.Halk arasında kabus görme olarak ya da karabasan olarak adlandırılan bu durum aslında bir çeşit uyku bozukluğudur. Gece korkusu çocuklarda iki farklı bir şekilde görülür. Birincisinde çocuk genellikle gece yarısından sonra uykudan korkarak ve bağırarak uyanır.Korkulu bir rüya görmüştür.Şaşkın bir haldedir. Rüyanın gerçek olmadığını anlayıncaya kadar kısa bir süre şaşkınlığı devam eder. Anne babanın yanına giderek rüyasını anlatmak ya da onlarla birlikte yatmak ister. Ancak rüyanın gerçek olmadığını anlayınca sakinleşir, yatışır ve uykusuna devam eder. Sabah kalktığında gece olanları ve rüyasını hatırlar.

    İkincisinde ise çocuk genellikle uyuduktan 1-2 saat sonra gecenin ilk yarısında panik halinde bağırarak uyanır. Gece terörü de denen bu duruma çocuğun çok korkmuş, ürkmüş ve telaşlı bir hali vardır. Anlamsız konuşur, amaçsız bir şekilde yatağından kalkıp odada dolaşabilir. Bütün bu çabalara rağmen bu hal yatıştırılamaz, ilişki kurma çabaları sonuçsuz kalır.Sorulara cevap veremez , istekleri yerine getirmez .Hızlı hızlı nefes alıp verir ve kalbi hızlı çarpar.

    Anne baba çocuğunun bu durumu karşısında fazlaca telaş ve endişeye kapılır ve adeta ne yapacağını bilemez. Birkaç dakika sonra çocuk sakinleşir yatağına yatar ve uykusuna devam eder. Aslında çocuk uykusundan gerçek anlamda uyanmış değildir. Sabah uyandığında gece olup biteni hatırlamaz.
    Uykudan korkarak uyanma gece boyunca birkaç kez tekrarlanabilir. Her gece olabileceği gibi ayda birkaç kez gibi nadirde olabilir. Genellikle 4-14 yaşları arasında görülür. Anne baba ilk önce sabahları sakin olmalı ve telaşa kapılmamalıdır. Çocuğu uyandırmaya çalışmanın bir yararı yoktur. Çocuk sakin bir şekilde yatağına yatırılmalı kendisine zarar verebilecek davranışları dışında çocuğa müdahale edilmemelidir. Bir müddet sonra çocuk kendiliğinden uykuya dalacak ve bu durum düzelecektir. Şurası unutulmamalıdır ki bir kısım nörolojik hastalıklar ile gece korkuları birbirine benzer; bunu ayrımının yapılması gerekir. Tedavide ilaçlardan ve psikoterapiden yararlanılmalıdır.

    Prof. Dr. Mücahit ÖZTÜRK / Çocuk ve Ergen Psikiyatri Uzmanı
     

Sayfayı Paylaş