1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Yaklaşık 6 ay içinde forumda köklü değişimlerin olacağı bir sürümle karşınızda olacağız. Sistemi test etmek için aşağıdaki adresi kullanabilirsiniz.

http://www.degisim-sanat.com/_xf2/
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"KIRMIZI" konulu resimler için anketimiz açıldı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de ankete katılmaya davet ediyoruz...

Uyku Ve Rüyalar

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve cırcırböcee tarafından 29 Kasım 2006 başlatılmıştır.

  1. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.524
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Bütün bir günün yorgunluğu, hayvanlarda olduğu kadar insanlarda da karşı koyulmaz bir uyuma ihtiyacı doğurur. Gerçekten de insanın beden ve zihin gücünü yeniden toplamasını sağlayan tek şey uykudur. Çoğu zaman birkaç esnemeden sonra uyumağa hazırlanan kişinin gözleri kapanır, kasları yavaş yavaş gevşer, vücut organları daha ağır çalışmağa başlar, solunum temposu yavaşlar ve düzenli hale gelir. Dış dünya ile bütün ilişkisini kesmiş olan kişi tam bir durgunluk ve hareketsizlik halindedir. O andan sonra artık bilinci de çalışmaz olur.

    Uyku, başından sonuna kadar tekdüze bir olay değildir: normal süresi boyunca birtakım devrelerden geçer, bu devrelerden her biri de gittikçe derinleşen çeşitli evreleri kapsar.

    Beyinde bulunan ve hipotalamus denilen bir sinir merkezinin denetlediği uyku, bütün fiziksel etkinliklerin durduğu bir dinlenme dönemidir: uyku sırasında kişi, bilinçli düşünme yeteneğini kaybetmiştir. Bununla birlikte bilinçaltı, rüya görürken gene de «çalışmağa» devam eder.

    Hepimiz her gece rüya görürüz, fakat gördüğümüz rüyaları tümüyle unuturuz ya da yalnız uyanma anından önce gördüğümüz son rüyayı hatırlayabiliriz. Zaten bir rüyanın, hattâ bir kâbusun bizdeki anısı çok çabuk kaybolur. Toparlayıp anlatması güç bir şey olan rüya, çoğu zaman fantastiğin ve gerçek dışının sınırlarına varan, tutarsız, bağlantısız birtakım hayaller dizisidir.

    Kaynağını, gerçekten yaşanmış olan ya da bilinçaltında var olan olaylardan, duygulardan, istek ve kaygılardan alır. Rüya görmek, insanın yaşaması ve sağlıklı kalabilmesi için zorunlu olan bir beyin etkinliğidir. Laboratuvarlarda yapılan «rüyadan alıkoyma» deneyleri (kaydedici âletler rüya görmeğe başladığını haber verir vermez denek hemen uyandırılır), çıldırmaya kadar varabilen sinir ve ruh bozukluklarına yol açmıştır.

    Öteden beri insanlar, gördükleri rüyalara bir anlam vermek istediler ve bu rüyaları öbür dünyadan gelen birer haber (Eski Yunanistan'da Uyku Tanrısı Hypnos, Ölüm Tanrısı Thanatos'un kardeşiydi) ya da kehanet olarak kabul ettiler.

    1900 yılında Rüya Yorumu adlı kitabını yayımlayan Freud'un çalışmalarından bu yana psikanalizciler, rüyaları, itiraf edilmemiş ya da gerçekleşmemiş isteklerin dile gelişi şeklinde açıklıyorlar. Rüyalardaki bazı simgeleri yorumlamak oldukça kolaysa da (bir kral ya da bir kraliçe, babayı ya da anneyi temsil eder), her rüya, bireyin kişiliğine sıkı sıkıya bağlı olan özel bir anlam taşır. Bu bakımdan rüyaların bir tek anahtarı yoktur, yeryüzünde ne kadar insan varsa o kadar da anahtar vardır.


    Uykusuzluk

    Bazı insanlar uykusuzluktan yakınırlar: ya uykuya dalmak için büyük güçlük çeker ya da gece boyunca sık sık uyanırlar. Ciddî bir hal almağa başladığı zaman ilaçlarla (uyku ilaçları veya uyuşturucu ilaçlar, barbitürikler) tedavi edilen bu hastalık insanda ruh huzursuzluğu, endişe ve gerçek bir vücut yorgunluğu yaratır. Fakat, yıllardır bir tek gece «gözlerini kırpmadıklarını» söyleyen uykusuzluk hastalarına inanmamak gerekir: eğer insan bu kadar uykusuz kalsa, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin de kanıtladığı gibi, bütün gücü tükeneceğinden kısa sürede ölür.

    Uyurgezerler

    Bazı etkenler, sözgelimi bir uyurgezerlik nöbeti, uykuyu tedirgin ve huzursuz hale getirebilir. Böyle bir nöbet sırasında insan, uykuda olduğu halde yataktan kalkıp dolaşabilir, hattâ korku ve baş dönmesi duymadığı için bazen çok tehlikeli hareketler yapabilir. Uyandığı zaman da bu yaptıklarının hiç birini hatırlamaz. Bu uyku bozukluğu oldukça ender görülen bir olaydır. Üstelik, bir uyurgezeri uyandırmanın, onun ölümüne yol açabileceği inancı da yanlıştır.

    Uyku Tedavisi

    Uykunun süresi canlıların türüne göre değişir: zürafa günde üç dakika, fil 2 saat, kuşlar 12 saat uyur. Yetişkin bir insan ortalama 8 saatten fazla uyumaz. Bazı sinir hastalıklarını tedavi etmek için psikiyatri hekimleri bir uyku tedavisi uygulamayı öngörürler: uyku ilaçlarının etkisiyle hasta, bir, iki ya da üç hafta boyunca günde 12 ile 18 saat kadar uyutulur; ara sıra, temizliğini yapmak, yemek vermek ve ruh hekimiyle konuşmasını sağlamak için uyandırılır.
     
  2. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.524
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Eğer bir insanın başına 'elektroensephalograf (bilim adamları beyin dalgalarını bu cihazla ölçerler) adını taşıyan bir cihaz bağlarsanız, o insanın yaydığı beyin dalgalarını kaydedebilirsiniz. Uyanık ve hareketsiz durumdaki bir insanın beyni, saniyede 10 kez salınım yapan 'alfa' dalgaları yayar. Hareketli bir insanın beyni ise, salınımı iki kez fazla olan 'beta' dalgaları yayar.

    Uyku sırasında ise beyin, salınımları çok daha az olan iki tür dalgayı, 'teta' ve 'delta' dalgalarını yayar. 'Teta' dalgalarının salınımı saniyede 3.5 ila 7 arasında olup, 'delta' dalgalarınınki saniyede 3.5'tan azdır.

    İnsanın uykusu derinleştikçe, beyin dalgaları da yavaşlar. İnsanda en derin ve uyandırılmasının en zor olduğu uyku zamanında, beyin artık 'delta' dalgaları yaymaya başlamıştır.

    Şimdi geldik işin en ilginç yönüne. İnsan gece uykudayken çeşitli zamanlarda beklenmeyen şeyler oluşur. İngilizce'deki 'Hızlı Göz Hareketleri' kelimelerinin baş harflerinden alınarak 'REM' uykusu da denilen ve insanların çoğunluğunda bir gecede 3-5 kez görülen bu safhada, beyin dalgaları uyanık bir insanınki kadar hızlanır.

    Bir insanı veya bir köpeği REM uykuları sırasında seyrederseniz, gözlerinin öne ve arkaya hızla titrediğini görürsünüz. REM uykusu safhasında köpeklerin çoğunda, insanların ise bir kısmında, kollarda, bacaklarda ve yüz kaslarında seğirmeler de görülebilir.

    Rüya REM uykusu safhasında olur. Bu safhadaki bir insanı uyandırırsanız, rüyasını çok canlı olarak hatırlar ve anlatabilir. REM safhası dışındaki uykularda insanlar genellikle rüya görmezler.

    Geceleri iyi bir uyku çekebilmek için, hem REM, hem de bunun dışındaki safhaların birlikte yaşanması gereklidir. REM kısmı uyku süresinin yüzde 25 kadarını kapsamalıdır. Normal uykudaki bir REM veya rüya bölümü 5 ila 30 dakika sürer.

    Uyku ilaçları daha çabuk ve derin uyumanızı sağlayabilirler ama uykunuzun ve özellikle de REM kısmının kalitesini değiştirirler. Uykudan önce alınan alkol de beynin dalga yayma sistemini ve düzenini etkiler. Düzenli bir uyku için insan her zaman aynı saatte yatmalı, hafta sonları da dahil aynı saatte uyanmalıdır.

     
Benzer Konular
  1. imposibel
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    559
  2. MeRciMeK
    Mesaj:
    1
    Görüntüleme:
    981
  3. ÇağanCan
    Mesaj:
    1
    Görüntüleme:
    375
  4. Çağlayağmur
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    423
  5. dderya
    Mesaj:
    0
    Görüntüleme:
    546
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş