1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Uyum Ve Davranış Bozukluğu Sergileyen Öğrenciler

Konusu 'Eğitim İçerikli Makaleler' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 9 Eylül 2015 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.430
    Beğenileri:
    7.357
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.819 ÇTL
    Sınıfımda uyum ve davranış bozuklukları sergileyen öğrencilerim var. Ne yapmalıyım?

    Gelişmekte olan bir çocuk her yeni gelişim dönemine uyum sağlamakta güçlük çeker, çaba gösterir ve sonunda da başarır. Çocuğun yeni tanıştığı gelişim dönemlerinin kendine özgü özellikleri vardır ve çocuk her gelişim dönemine tepki gösterebilir. Ancak bu tepkiler kalıcı değildir. Çocuğun uyumsuz davranışları, beklenen sürede geçmez ve bir sonraki gelişim dönemine sarkar ya da ilerleyen yaşlarında devam ederse, orda da bir uyum ve davranış bozukluğu var demektir. Bu şekildeki uyum ve davranış bozuklukları ise, çocuğun ruhsal bir rahatsızlık geçirdiğini bizlere gösterir. Daha açık şekilde ifade etmek gerekirse, çocuk bir önceki (ya da daha önceki) gelişim dönemine uygun davranışlarını bugüne taşımışsa ortada bir sorun var demektir. Örneğin çocuklar bebeklik döneminde parmaklarını emerler. Parmak emmek, ilk bir yaş içerisinde doğal olarak kabul edilen bir davranıştır. Hatta kimi çocuklar battaniyelerini, giysilerini emerler, bazıları ise hem giysilerini, hem de parmaklarını emerler. Ancak, çocuğun parmak emmesi bu yaşta sonrada devam ediyor ya da başka bir gelişim döneminde, örneğin dört yaşında yeniden ortaya çıkıyorsa, bu doğal değildir. Bu bir davranış bozukluğudur.

    Çocuk umutsuzluğa kapılınca davranış bozukluğu gösterir. Yararlı olabileceğine inanmaz, kendini işe yaramaz olarak görür. Bunun sonucunda da davranış bozukluğu göstererek bir şeye ait olduğunu belirtir.

    Davranış bozukluğunun amaçları dikkat çekme, güç kazanma, intikam ve yetersizlik gösterisidir. Çocuktaki davranış bozukluğu bu dört amaca bağlıysa da olay her zaman bu sırayı izlemeyebilir. Çocuklar kendi becerilerine göre birine ya da ötekine öncelik verebilirler. Örneğin, pasif bir biçimde dikkat çekmeye uğraşan şımarık bir çocuk, birden yetersizlik sergilemeye başlayabilir. Kötü muamele gören çocuklar gibi şımarık çocuklar da zorlukların üstesinden gelemeyecekleri sonucuna varabilir. Bu tür çocuklar yapıcı, olumlu davranışlarda bulunamayacak kadar cesaretsizdir. Davranış bozukluğunun hangi amacını sergiliyor olursa olsun, çocuk sadece bu yolla yeniden toplum içinde yer alabileceğine inanır. Çocuğun amacını yakaladığınız anda ona yeniden yön verebilme olanağına kavuşuruz.

    Çocukların davranış bozukluklarına doğrudan bizler neden olmasak da onların davranışlarını cesaretlendirmiş ya da güçlendirmiş olabiliriz. Ya da çocukların amaçlarını seçmesinde tam onların beklediği gibi davranmış olabiliriz. Çocuklarımızın davranışlarını değiştirmeyi gerçekten istiyorsak kendi davranışlarımızı değiştirmeye çalışmalıyız.

    Çocuklar davranış bozukluğunun amaçlarını, dördüncü amaç olan yetersizlik gösterisi dışında aktif ya da pasif olarak değiştirebilirler. Çünkü yetersizliğin sergilenmesi çocuğun her şeyden vazgeçmesi anlamını taşır. Çocuk zaten pasif davranır

    Davranış Bozukluklarını Düzeltebilme Yolunda Sizler İçin Birkaç Öneri

    Mümkünse bazı zamanlar davranış bozukluğunu görmezden gelin. Çocuk kendi söylemiyorsa onun olumlu davranışlarına dikkat edin. Hatırlama, cezalandırma, ödüllendirme, gönlünü alma ve yardımın yersiz ilgiden olduğunun bilincinde olun.

    Sürtüşmekten kaçının. Gücün, yapıcı olarak nasıl çocuğun yardımı ve gönüllü işbirliği ile kullanılabileceğini gösterin. Savaşım ya da teslim olmanın sadece çocuğun gücünü elde etme arzusunu arttırmaktan başka işe yaramayacağının bilincinde olun.İncinmiş görünmekten kaçının. Cezalandırmaktan ya da misilleme yapmaktan kaçının. Güvenilir ilişkiler kurun. Çocuğun sevildiğine onu ikna edin.

    Bütün eleştirileri bir yana bırakın. Olumlu bir girişimini ne kadar önemsiz olursa olsun yüreklendirin. Önemli olanın üzerinde yoğunlaşın. Hepsinin önemlisi, kendine acıma duygusuna kapılmayın ve teslim olmayın.

    Peki neden bazı öğrencilerimiz uyum ve davranış bozuklukları sergiliyor?

    Çocukta davranış bozukluklarını ortaya çıkaran sebepleri birkaç grupta toplayabiliriz: Soyaçekim, fiziksel nedenler, çevresel ve sosyo-ekonomik nedenler, hatalı anne-baba tutumları, okul yaşantısı vs.

    Bazı ruhsal rahatsızlıkların genlerle çocuğa geçtiği bulunmuştur. Davranış bozukluğuna neden olan bazı iç salgı bezlerindeki bozuklukların, çocuğa anne ya da babasından genetik olarak geçebileceği söylenmektedir. Ancak anne-babanın bilinçli tutum ve davranışlarıyla, çocuğun soyaçekimden gelen davranış bozukluklarına olan meyili engellenebilir. Kısaca, uyumsuzlukların ve davranış bozukluklarının ortaya çıkmasında kalıtımın etkisi vardır ancak bu etki, uyumlu bir aile ortamında kendiliğinden yok olacaktır diyebiliriz.

    Sağırlık, şaşılık, körlük, az işitme, görme sorunları, topallık, aşırı şişmanlık, bazı organlardaki anormal görünüşler, çocuğun bedensel özrü nedeniyle kendini iyi ve mutlu hissetmesini engeller Ayrıca çevrenin de bedensel özürlere karşı olumsuz bakış açısı ve tavrı çocuğu ruhsal bunalımlara iterek uyumsuzluk yaşamasına sebep olur. Çocuk, kendisinin neden farklı olduğunu düşünür, isyan eder, kendine acır, çevresindekilere nefret duygusunu geliştirir. Kendini sosyal ve ruhsal olarak toplumdan soyutlar.

    Bir hayvan tarafından ısırılmak, trafik kazası geçirmek, doğal afetleri yaşamak gibi olaylar, çocuğun ruh dünyasında şoklara sebep olabilir. Çocukta korku, içe kapanma, ağlama nöbetleri gibi davranışlar oluşabilir. Anne babaların yakın ilgisi ve desteğiyle bu uyumsuzluklar zamanla geçer

    Temel İhtiyaçların Doyurulmaması da uyum ve davranış bozukluklarının nedenleri arasındadır. Fiziksel temel ihtiyaçlar, çocuğun büyüyüp gelişmesi için ihtiyacı olan yeme-içme, sıcak ve soğuktan korunmak için barınma, giyinme gibi bedensel ihtiyaçlardır. Her çocuk için fiziksel gereksinimlerin en iyi düzeyde sağlanması şarttır.

    Psikolojik temel ihtiyaçlar da, çocuğun ve yetişkin bir insanın hayatını sağlıklı bir ruh haliyle yaşayabilmesi için gereklidir. Çocuğun psikolojik temel gereksinimleri doyurulmadığından davranış ve uyum bozuklukları ortaya çıkar. Sosyal olamama, içe kapanıklık gibi... En önemli psikolojik temel ihtiyaçlar sevme ve sevilme ihtiyacı, başarılı olma ve taktir görme ihtiyacı, güvenme ihtiyacı, saygı görme ihtiyacı, kabul görme ihtiyacıdır.
    Sosyal temel ihtiyaçlar çocuğun kendini geliştirmesi ve büyümesi açısından çok önemlidir. Arkadaşlık kurma ihtiyacı, bir gruba ait olma ihtiyacı,sosyal statü (sınıf başkanlığı gibi ) ihtiyacı ve sosyal bir ortamda kendini güvencede hissetme ihtiyacı temel sosyal ihtiyaçlardır. Çocukta davranış bozukluklarının oluşma nedenleri arasında, çocuğun bu gereksinimlerini doyurulmaması çok büyük etkendir.

    Okul Yaşantısı uyum ve davranış bozukluklarının bir diğer nedenidir. 0-6 yaş çocuğun gelişiminde en önemli dönemdir. 3 yaşından sonra normal eğitimini sürdüren her çocuğun kendi yaşıtlarıyla birlikte olma ihtiyacı vardır. Çocuk bir gruba girmeli ve kendi yaşıtlarıyla paylaşmayı öğrenmelidir.Anne-babası tarafından sağlıklı yetiştirilmeye özen gösterilen çocukların ana okulunda korkutulduğu için, uyku ve yemek konularında zorlandığı için kekelediği, altına kaçırdığı, tırnak yediği, içine kapandığı ve saldırganlaştığı görülebilir. Okul öncesi eğitimde hatalı eğitim yöntemlerinin çocuğu çok olumsuz yönde etkilediği bir gerçektir.

    Aynı durum çocuğun ilkokul yıllarında da karşımıza çıkar. Baskıcı ve engelleyici eğitim, çocuğa ne matematiği sevdiriyor ne de hayat bilgisini. Derslerini yapamadıkları için sınıf arkadaşları önünde aşağılanan ve cezalandırılan çocuklarda davranış bozuklukları görülmektedir. Hoşgörüsüz eğitimin sonucu olarak çocuklar davranış bozuklukları göstermektedir.

    Çocukların davranış bozukluklarını inkar eden, görmezlikten gelen, Çocuğun ortaya çıkan davranış bozukluğunu, kendi hataları olarak göremeyen, Çocuğun aşırı hareketlilik, saldırganlık gibi davranış bozukluğunu “Yaramazlık” olarak kabul eden, Çocuğun davranış bozukluğuna, yanlış önlemler alan ya da hiç önlem almayan, Çocuğu, mevcut davranış bozukluğundan dolayı fiziksel ve duygusal olarak cezalandıran, Çocuğun uyumsuz davranışları yüzünden eşlerini suçlan, Çocukla inatlaşan, Çocuğa karşı öfke ve kızgınlık geliştiren, Çocuğa tahammül edemeyen anne baba tutumları da davranış ve uyum bozukluğu gösteren çocukların anne baba davranışlarıdır.

    Uyum ve Davranış Bozukluklarını Engelleme ve Çocuğa Yardım Etme Yolları

    Çocuklardaki davranış bozuklukları engellenebilir. Yalnız geçici uyum bozuklukları ile süreklilik gösteren uyum ve davranış bozukluklarını ayırt etmek gerekir.

    Çocukta davranış bozukluğunu engellemek için anne baba ve öğretmenlerin çocukların gelişim dönemlerinin özelliklerini bilmeleri gerekir. En önemli önlem budur. Çocuğun duygularını ve hissettiklerini iyi gözlemlemek ve anında müdahale ederek doğal bir duygunun büyüyüp davranış bozukluğuna dönüşmesini engellemek gerekir. Ceza veya aşağılama olmaksızın paylaşımcı bir yaklaşım sergilemek gerekir. Çocuğun kendini ifade edebilmesini destekleyecek gerekli ortamı yaratmak gerekir. Çocuk sosyalleşme aşamasında desteklenmelidir.

    En önemlisi de çocuğun davranışlarından kuşku duyulduğunda bir uzmana danışmak gerekir.

    Uyum ve davranış bozukluğu olan çocuğa yapılabilecek ilk yardım, onu kınamamak ve anlama yoluna gitmektir. Davranışın biyolojik kökenli olup olmadığı mutlaka öğrenilmeli ve bir uzmandan yardım alınmalıdır. Çocuğa yardım etme yolları, sadece bir uzmana danışmaktan ibaret değildir. Anne-babanın ve öğretmenin öğrendiklerini aynen uygulamaları gerekir. Mümkün olduğunca sabırlı ve hoşgörülü olmalıdırlar. Anne-baba ve öğretmen tutumları istikrarlı olmalıdır. Çocuğa bir gün olumlu, bir gün olumsuz davranmak çok yanlış bir tutumdur ve çocuğun iyileşmesini zorlaştırır.
     

Sayfayı Paylaş