1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Uyuşturucu..!!

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve __nUrAy__ tarafından 5 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

  1. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    TÜTÜN

    NEDİR?

    Tütün bitkisi (Nikotina tabacum) içinde çeşitli psikoaktif uyuşturucular bulunan bir maddedir. Tütün ürünleri içinde 4000'e yakın kimyasal madde vardır. Sigara ve mamulleri bu bitkinin kurutulmuş yapraklarından elde edilir. Nikotin tüm bağımlılık yapan maddelerin en zehirli ve bağımlılık yaratanıdır .

    Doğal olarak renksiz, yakıldığında kahverengi olan nikotin havayla temas ettiğinde tütün kokusu alır. Tüketim yolu fark etmeksizin kolayca kana karışmaktadır.

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

    Tütünün kullanımı fiziksel bağımlılığın ne kadar kuvvetli olduğunun bir göstergesidir. Sigara içmek 1900'lü yılların başından beri, nikotin tüketiminin tartışmasız en çok kullanılan yöntemidir. Sigaradan bir fırt çekmek nikotinin neredeyse anında kan sistemine yayılarak beyine ulaşmasını ve 10 saniye içersinde merkezi sinir sistemini etkilemesini sağlar. Diğer yandan, puro ve pipo içenler genellikle çok az ya da hiç duman çekmezler ve nikotin ağızlarındaki mukoza zarları tarafından emilir.
    KULLANIM İŞARETLERİ

    18 yaşında küçüklere tütün ürünlerini satmak yasaktır, ancak bunu kontrol etmek çok zordur. Çünkü ebeveynlerin kendisi çocuklarına sigara satın aldırmaktadırlar.

    ETKİLERİ

    Nikotin aynı zamanda hem uyarıcı hem de yatıştırıcı etkisi gösterir. Nikotin ani bir etkileşim gösterip kan basıncını ve kalp atışını artırır. Nikotinin anında beliren etkileri maddenin hazmından dakikalar sonra azalır ve bu durumun yeniden yakalaması ve yoksunluk yaşamamak için sürekli sigara içilir ve tabii ki tiryaki olunur.

    Tütünü ilk defa kullananlar bulantı, baş dönmesi, ve baş ağrısı yaşayabilirler.

    RİSKLERİ

    Günümüzde sigara içenlerin çoğu günde neredeyse bir paket ya da daha fazla sigara içmektedir bu da çoğu hastalık için olan risklerini arttırmaya yeterlidir.
    Çok sayıda çalışma göstermiştir ki günde bir paket sigara içenler, hiç içmeyenlerle kıyaslandığında on kat daha fazla akciğer kanserine ve iki kat fazla kalp krizi riski taşımaktadırlar. Ek olarak sigara içmek kronik bronşit, empisemi gibi diğer ciğer hastalıklarına sebep olabilir ve astımı arttırabilir. Sigara aynı zamanda ağız, gırtlak, mide, pankreas, böbrek, idrar yolu kanserine sebep olabilir. Ayrıca sigara içmediği halde pasif içici konumuna düşen binlerce insanda aynı hastalıklara yakalanabilmektedir. Hamile iken sigara içmek, doğmamış bebeği zehirlemektir.
    Pipo ve purolar alternatif metotlar olsa da risksiz değillerdir. Vücutlarına gene nikotin girmekte ve dolayısıyla akciğer, dudak, ağız ve gırtlak kanserine yakalanma riskleri mevcuttur.
    Tütün ve nikotinle bağlantılı olan riskleri azaltmak amacıyla duman olan yerlerden kaçınılmalı ve sigara tüketilmemelidir.
    Ayrıca sigaradan kaynaklanan çeşitli tehlikeli hastalıkların riskleri göz önünde bulundurulmalı ve hiç kullanmamalıdır.

    ALKOL
    NEDİR?

    Alkol dünyadaki en eski ve en geniş şekilde kullanılan uyuşturucu türüdür.
    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

    Kanunların yaş sınırlaması olmasına rağmen, alkol gençler tarafından çok kolay elde edilebilir. Araştırmalara göre gençler alkolü genellikle evde bulurlar ve ev içerisinde tüketirler.
    ETKİLERİ

    Tüm psikoaktif uyuşturucularda olduğu gibi, sosyal durum ve aktivite alkolün etkisini doğrudan etkiler. İçe kapanıklık hissedebilirler veya tam tersi sosyal olabilirler. Yani sevinçli içersen şarkı söylersin, kederli içersen ağlarsın gibi.
    KULLANIM İŞARETLERİ

    Alkol almanın genel işaretleri ağızdaki sürekli bir alkol kokusu, konuşmada kayma, motor kontrolünün kaybı, zayıf yargılama, saldırganlık ve vahşi davranışlardır.
    RİSKLERİ

    Araştırmaların gösterdiğine göre alkol ile şiddet arasında bir ilişki mevcuttur. İstatistiklere göre şiddet içeren suçların, tecavüz dahil, yüksek oranı saldırganlar ve/veya kurbanlar alkolün etkisindeyken meydana gelmektedir. Riskleri azaltmak için ise aç karına içmemek, içkili araç kullanmamak, içkili olan bir kişinin sizi aracıyla bir yere götürmesine izin vermemek, içki yarışına girmemek, alkol ile diğer uyuşturucuları karıştırmamak (reçeteli ilaçlar dahil), kişinin alkole karşı olan tepkisini bilmesi (herkesin farklıdır), ve yabancılarla iken içmemek gerekmektedir.
    ALKOLÜN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır

    ECSTASY

    NEDİR?

    Ecstasy, kimyasal adıyla MDMA (3, 4-metilendioksi°°°°mfetamin), ağızdan alınan bir haptır. Haplar değişik şekil ve markalarda mevcuttur. Bazı durumlarda MDMA toz halinde satılmaktadır. Hap şeklindedir ama asla yasal kullanımı yoktur, dolayısıyla denetim altında değildir. Genel bir kullanıcının bir "doz" içerisinde hangi maddeleri bulunduğunu bilmesi bu sebeple imkansızdır.
    BULUNABİLİRLİLİK & KULLANIM

    Özellikle gece kulübü ve elektronik müzik organizasyonlarında popüler olan Ecstasy tabletleri bulunabilirliği mümkündür. Tipik bir doz olarak 100-125 mg dört ila altı saat etkisini gösterir.

    ETKİLERİ

    Kullananlar kendilerini açılmış, rahatlamış, güzel, korkusuz, toleranslı ve etrafındaki insanlara bağlı olarak tanımlarlar. Genellikle sosyal ortamlarda kullanılan Ecstasy duygusal (seksüel olması gerekmez) bir madde sayılır. Ecstasy alındıktan yaklaşık 45 dakika sonra kullanıcılar etkisine girerler. Bu madde sinir hücresine girdikten sonra serotoninin bol miktarda salınımına neden olur ve serotonin üreten enzimleri engeller. Ecstasyinin en önemli etkisi kişiyi aktive etmesi ve bilinç değişikliklerine neden olmasıdır. Bu etkiler alınan doza ve kişinin içinde bulunduğu ruhsal duruma doğrudan bağlıdır. Alındıktan 20 ile 60 dakika içinde etki göstermeye başlar. İlk bir saat içinde en güçlü etkiyi yapar. Dört ile altı saat içinde bu etki sonlanır. Ertesi gün içinde de kimi zaman hafif derecede etkileri gözlenebilir.
    Ecstasy, beden ısısını ve kan basıncını artırır. Sıcak, havasız ortamlarda ve çok hareket sonrası beden ısısı ciddi boyutlara ulaşır. Ağızda kuruluk, dişlerde tatsız bir his algılanabilir.
    Ecstasy, yönelim ve algı bozukluğu yaratır. Diğer insanlara karşı yakınlık hissi, kendini rahat hissetme, görsel algıda bozulmalara yol açmaktadır. Kişi kendini enerjik ve aldırmaz hisseder.
    KULLANIM İŞARETLERİ

    Ecstasy kullananların göz bebekleri genişler ve ışığa hassasiyet artar. Çeneyi sıkma ve diş gıcırdatma gözlemlenebilir efektlerdendir. Duyum artar ve kullanıcılar çoğu zaman bunu dans etme isteği, konuşma ve dokunarak ile gösterir. Kullanıcılar çoğu zaman abartılı şevkat hareketleri gösterebilir.

    RİSK

    Bazı kullanıcılar tecrübeden sonra 48 saate kadar kendilerini depresif hissettiklerini belirtmektedir. Uzun süreli kullanımda etkilere ulaşmak daha zorlaşabilir. Fiziksel olarak bağımlılık yaratmasa da, "yaşanılan sanalı" kovalama veya ulaşma ihtiyacı olabilir, bu da doz artımına ve daha sık kullanıma sebep verebilir. Kullanımdaki artışla beraber kullanıcılar sık sık kendilerini yorgun hisseder, çeneleri ağrır ve mutlulukları azalır. Depresyondan ve tükenmeden kaçınmak isteyenler hem dozda hem de kullanım sıklığında artırma geliştirirler.

    Çok sayıda ters etkileme olduğu bildirilse de vücut ısısındaki tehlikeli derecede artış Ecstasy'nin bilinen yaygın tehlikelerinden biridir. Vücut ısısının artması sıcak ve genellikle havasız ortamlarda uzun süre dans etmekten, vücuttaki sıvı miktarının azalması gerçekleşir. Ölüm; aşırı dozdan görülmekle birlikte, genellikle vücut ısısının artması, su ihtiyacı yada diğer bir uyuşturucu madde ile karıştırma ile bağlantılıdır.

    Ecstasyinin uzun zamanlı etkileri halen araştırma altındadır. Bazı araştırmacılar uzun süreli kullanımların kalıcı beyin hasarlarına yol açabileceği değerlendirilmektedir. Bazı çalışmalar Ecstasyinin vücuttaki seratonin ve dopamin seviyelerini etkilediğini göstermektedir fakat bunun uzun süreli etkilerinin ne olabileceği halen açık değildir. Ecstasy kalbin ritim bozukluğuna sebep olabilir ve hipertansiyon ve kalp hastalıklarının tetikleyicisi olabilmektedir.
    ECSTASYİNİN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.
    ESRAR

    NEDİR?

    Esrar içinde, yapraklarında, tohum ve çiçeklerinde psiko aktif kimyasal tetrahidrokanibal (THC) bulunan bir bitkidir. THC'nin yoğunluğu bitkiden bitkiye değişir, fakat çoğu bitki yüzde 2-5 THC içerir. Esrarın elde edildiği bitki olan Hint Keneviri bitkisi kağıt, giysi, inşaat malzemesi ve pek çok diğer malzeme yapımında kullanılır.
    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM

    Genellikle sigara gibi içilen esrar elle sarılabilir ve "j", "joint", "co" olarak adlandırılan içi boşaltılmış sigara içine konularak kullanılır. Pipo veya cam, plastik ve odundan yapılmış pipolar vasıtasıyla da içilebilir. Bazı zamanlar çay gibi demlenir ya da kek gibi yiyeceklerin içine karıştırılabilir. Bu sinsiliği sebebi ile insanların emin olmadıkları insanlardan bir şey yiyip içmemeleri şarttır.

    ETKİLERİ

    Esrar efektleri alınan THC miktarına veya kullanım şekline göre (içilerek ya da yiyerek) değişir. Esrar içimi THC maddesini çabuk bir biçimde ciğerlere geçirir ve takiben kan sistemine karıştırır ve daha sonra da beyine ulaştırır. Efektleri neredeyse anında belirir ve bir ila iki saate kadar sürebilir. Yenildiğinde THC maddesi daha yavaş kana karışır bununla beraber etkisi daha yoğun ve uzun olur.

    Esrar kullananlar değişik tepkiler olduğunu belirtirler. Bu tepkiler sanal barışçıl ve coşkulu olmaktan saçmalama ve paranoyaya kadar değişebilir. Fiziksel tepkiler gözlerin kanlanması, hafif çarpıntı, ağız kuruması olarak listelenebilir. Kullanıcılar sıkça açlık hissetseler de kan şekeri seviyesinde bir düşme yoktur.

    KULLANIM İŞARETLERİ

    Yanan yaprak kokusuna benzer esrar kokusu en fark edilir işarettir. Her hangi bir davranış bozukluğu olması gerekmez fakat kullananlar uçarı, kızarık gözlü, sakar, unutkan, iştahı artmış ve ilgisiz görünebilirler. Esrarın yarattığı unutkanlıklar "ekmek kafa" olarak adlandırılır.

    RİSKLERİ

    Sürekli kullananların çoğunluğu, esrarı diğer bağımlılık yapıcılardan ayırsalar da ve "ben bağımlı değilim" deseler de, bağımlı hissetme ve tüketimi sınırlayamama gibi esrar ile bağlantılı problemler ortaya çıkar. Bu problemlerin gençlerde ve yeni kullanıcılarda daha belirgin baş göstermesi sık görülür.
    Zaman içerisinde ağır esrar kullanımı özellikle sigara içmekle birleştiğinde (ki, sigara ve esrar ayrılmaz ikilidir) potansiyel solunum problemlerine sebep olabilir.

    Esrar yasal değildir ve kullanımı tutuklanma, yargılanma ve hapse girme gibi yasal sonuçlara sebep olabilir. Bununla beraber, uyuşturucu testleri sonucunda kişi ehliyetini, sigortasını, kredilerini ve bir takım sosyal hizmetlerde yer alma hakkını kaybedebilir.

    ESRARIN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.

    EROİN

    NEDİR?
    Eroin morfin maddesinden üretilmektedir. Doğal olarak afyon bitkisinin kozalağında mevcut olan bir uyuşturucudur. Eroin afyonun içinde bulunan alkaloidlerden bir tanesidir. Baz morfinin asetik asit ile birlikte ısıtılması ve diğer kimyasal işlemlerden sonra oluşur. Sokaklardaki eroin genellikle saf değildir ve beyazdan koyu kahverengi bir renge kadar çeşitli yoğunluklarda değişebilir. Bu değişiklikler tipik olarak üretim safhasında meydana gelen kirliliklerden ve/veya içine karıştırılan diğer maddelerden dolayıdır.
    Eroin; Güney Amerika, Güneydoğu ve Güneybatı Asya, ve Meksika'da üretilmektedir.
    BULUNABİLİRLİK & KULLANIM
    Eroin burundan çekilebilir, sigara gibi içilebilir veya enjekte edilebilir. Sigara yasal ve çok kullanır bir madde olduğu için, eroin genellikle ilk tuzak olarak insanlara bu yöntemle sunulur. Ülkemizin jeopolitik konumu sebebiyle, eroin yakalamaları çok olmakla birlikte, yakalanan miktar ile kullanım arasında bir illiyet bağı yoktur.
    ETKİLERİ
    Eroin ve diğer afyon bazlı uyuşturucular vücut hareketlerini yavaşlatan özelliktedir. Kullanıcılar sıcaklık, rahatlama, ve kopma hisleri uyandırdığını belirtirler. Fiziksel ve duygusal ağrılar azalmakla birlikte bunlara "ağrıların ertelenmesi" demek daha doğrudur. Bu etkiler çok çabuk ortaya çıkar ve alınan eroinin miktarına ve alış şekline göre birkaç saat sürebilir. İlk kullanımlar bulantı ve kusma ile sonuçlanabilir fakat bu tepkiler sürekli kullanımla giderek azalır.

    KULLANIM İŞARETLERİ
    Eroin kullanan kişi uyuşuk görünür ve dalar, kusar, kaşınır veya göz bebekleri toplu iğne başı gibi küçülür. Ayrıca; iştahın kapanması, uyku bozukluğu, ağır nefes alma, cinsel isteksizlik ve kabızlık vardır. Yoksunluk çeken eroin bağımlıları genellikle hoş olmayan, üşütmeye benzer bulgulardan yakınırlar. Kusabilir, aşırı terler, mide krampları geçirir, tüm vücutları ağrır, diyare olur, burun akması, sıcak-soğuk kızarmalar, depresyon ve rahatsızlık geçirirler. Eroin yoksunluğu, değişebilmekle beraber, son kullanımdan sekiz saat sonra ortaya çıkar ve üç gün ile bir hafta arası sürebilir. Yoksunluk ikinci ve üçüncü günde zirveye ulaşır.

    RİSKLERİ
    Enjeksiyon çok miktarda eroinin kan sistemine birden karışmasını sağlayarak ölümcül aşırı doz riskinin en çok olduğu kullanımdır. Burundan çekilmesi de aşırı dozla sonuçlanabilir, özellikle alışık olmayan bir kimse yüksek miktarda kuvvetli bir eroini veya alkol gibi başka uyuşturucu maddeleri karıştırarak alırsa ölüm gerçekleşebilir. Eroinden meydana gelen aşırı dozun belirtileri; ağır ve az nefes alma, kıvranma, koma, ve ölüm olarak listelenebilir.

    Pis ve kullanılmış enjektörlerin kullanımı HIV, Hepatit B ve C gibi ölümcül enfeksiyon hastalıkların yayılmasına sebep olmaktadır. Uyuşturucuları enjekte etmek veya enjektör paylaşmak diğer ciddi hatta ölümcül hastalıkların veya enfeksiyonlara sebep olabilir. Bunlardan bazıları endokartis, embolizma ya da kangren, botulizma, tetanoz, ve deri yiyen bakteri olarak nitelendirilebilirler. Son olarak enjeksiyon, apselere (acılı bir cilt yarası) ve takip edici olarak kan zehirlenmesine sebep olabilir.

    Bazı kişiler, eroini burundan çekmenin ya da sigara gibi içmenin, bağımlılığa sebep vermeyeceği inancıyla özenebilirler. Fakat birkaç kullanım bile tolerans ve bağımlılıkla sonuçlanır. Bazı bağımlılar eroini sadece yoksunluk krizleri yaşamamak için kullanmaya devam ederler.

    Eroin yasa dışı bir maddedir ve bulundurmak veya satmaktan hüküm giymek çok ciddi kriminal cezalarla sonuçlanabilir.
    EROİNİN sebep olduğu riskleri ortadan kaldırmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır.


    KOKAİN

    NEDİR?

    Kokain Güney Amerika'daki And Dağlarında yetişen koka bitkisinin yapraklarından elde edilir. Bölgedeki birçok yerli kabile halen hafif, uyarıcı bir etki amacıyla koka yaprakları çiğnemektedir. Bilim adamları kokaini bitkinin yapraklarından 1860 yılından kısa bir süre önce elde etmişlerdir.
    Kokain hidroklorid (HCL) acı tatlı, beyaz, ince bir tozdur.Burundan çekildiğinde veya enjekte edildiğinde uyuşturur. "Crack" kokainin sigara gibi içilebilir küçük parçalar yada "kayalar" halindeki formuna verilen addır. Crack kokain HCL'nin amonyak veya sodyum bicarbonat (pişirme sodası) ve su ile karıştırılması ve ısıtılarak kokain alkoloidin "baz" karışımın tuzu (hidroklorid) ortaya çıkarılması sonucunda elde edilir. Bu işlem uyuşturucunun gerektiği gibi yanmasını ve daha fazla kokain içeren dumanın elde edilmesini sağlar. "Crack" Tanımı karışımın yakılarak içildiğinde çıkan kırılma seslerinden ortaya çıkmıştır.

    BULUNABİLİRLİK & KULLANIMI

    Çoğu kullanıcı kokaini buruna çektiği gibi enjekte de edilebilir. Crack yakılarak içilir. Tütün içerisinde ve nargile kullanılır.

    Kokain kullanımı, kalp atışını artırır, sahte enerji oluşumunu ortaya çıkarır ve geçici olarak kullanıcılara keyif, güven ve coşku vererek yorgunluğu azalttığı sanılır. Kokain'in efektlerinin süresi alım yoluna ve yoğunluğuna bağlıdır.

    Crack maddesi yakılarak içildiğinde yüksek miktarda kokaini ciğerlere göndererek damardan enjekte edilmiş kadar kuvvetli bir etki yaratır. Bu efektler neredeyse hemen ortaya çıkar, çok şiddetlidir ve 5-10 dakika sürer.
    KULLANIM İŞARETLERİ

    Kokain veya crack kullanan bir kimse normal bir insandan daha enerjik gözükür, konuşur, sürekli kıpırdanır, ve normalden daha fazla çenesini sıkar. Aynı zamanda tetikte olurlar ve hep etraflarına bakarlar. Ortak fiziksel etkiler ağız kuruması, terleme, uyku ve iştah kaybıdır. Bunlarla beraber kalp atışı ve tansiyon da artar.

    Sürekli kullanım davranış bozuklukları, rahatsızlık, paranoya ve hatta halüsinasyonlara yol açabilir. Bu efektler uyuşturucu vücuttan çıkana kadar yavaş yavaş azalır. Ağır kokain/crack kullanımının sonradan beliren etkileri kilo kaybı, depresyon, ve bitkinliktir.
    RİSKLERİ

    Zamanla, kokaini her gün alan birçok kullanıcı uyuşturucuya karşı tolerans geliştirir, yani yarattığı etkileri yeniden yaşayabilmek için daha çok kullanmaya başlarlar. Kokain ve crakin etkilerinin kısa süreli olduğu da düşünülürse kullanıcı sürekli olarak ilk ulaştığı "sanalı" kovalar duruma gelir.

    Felç, kalp krizi, ani krizler rapor edilmiş orataya çıkan durumlardır. Kalp hastası olan kişiler yüksek risk altındadır. Kokain / Crack maddesinin kronik, ağır kullanımı kilo kaybı, cinsel problemler, tutarsız düşünme, aşırı değişken ruh hali, paranoya, saldırganlık ve psikoz gibi şikayetler doğurabilir. Bir çok bu gibi kullanıcı fiziksel olarak tükenmiş, olur böylece hastalıklara karşı savunmasızdırlar yani bağışıklık sistemleri zayıflamış insanlardır.

    Kokainin buruna sürekli çekilmesi burun zarlarının hasar görmesine sebep olur. Kokain/Crack'in yakılarak içilmesi ciğerlere hasar verir ve hızla artan emme kapasitesiyle birlikte daha fazla kullanıma neden olur. Kokainin enjekte edilmesinin bir çok ciddi riski vardır. Kokainin kan sistemine karışmasına ek olarak, enjektör veya diğer enjeksiyon araçları paylaşıldığında kullanıcılar HIV enfeksiyonu/AIDS ve/veya Hepatit B ve C virüslerine karşı savunmasız hale gelirler.

    KOKAİN/CRACK kullanımının risklerini azaltmanın en iyi yolu hiç kullanmamaktır
     
    LoSt_LoVe bunu beğendi.
  2. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    SOKAK İSİMLERİ

    TÜTÜN
    Cigara, tabut çivisi, izmarit, duman
    ALKOL
    Abartılı şekilde alkol alma işi sarhoş olmak, yıkılmak, küfelik olmak, zom olmak, fitil gibi olmak tanımlanabilir.
    ECSTASY
    EX, X, XTC, E, BEYAZ KUMRULAR, SODA, UÇUŞ, KANAT, PIT.
    Ayrıca Ecstasy üzerindeki logolara göre adlandırılmaktadır.
    ESRAR
    Pot, weed, herb, grass, chron or chronic, blunt, Mary Jane, boom, sticky green, Bombay, Indo, frosty leaves, spliff, dagga, bomb, shwag, dank, tress, doja, esrar, ot, kubar, sarı kız, hint keneviri, haş haş, cigaralık, co.
    EROİN
    Smack, dope, H, junk, gevher, süPage Ranküntü, beygi, beyaz cevher, şey, kar, sır.
    KOKAİN
    Coke, C, K, Burun Açıcı, blow, Charlie, baz, çilek, beyaz, toz, free base, kaya, crack.
    İÇE ÇEKİLEN MADDELER
    Sıvı içe çekilenler: uhu, hava gazı, bali

    Nitroxit: Kahkaha gazı, nitros, whippets, buzz bomb hipi crak

    Nitratlar: poppers, snappers, locker room, rush, climax

    İçe çekilenlerin kullanımıyla özdeşleşmiş genel sokak terimleri: çekme, koklama, bulut, duman olarak sıralanabilir.
    LSD
    Asit, trip, eski küpler, 25, zen, nef, nahin, şeker, topalı, cennet mavisi gibi isimlerle bilinir.
    GHB
    G, Sıvı Ecstacy, GBH, Sıvı X, Sıvı E
    °°°°MFETAMİN
    Speed, meth, kristal, cam, buz, tebeşir, viz
    KETAMİN
    K, Special K, vitamin K, Ketalar, Lady K, özel K, vitamin K, "Ketalar SV" ve "Cat Valiums". Ketamin kullanıcıları tecrübesine ve/veya efektlerine trip. K alanı veya K deliği olarak tanımlayabilirler.
    ANABOLİK STEROİDLER
    Kullanıcılar bunlara roid adı verirler. Ticari adları; Susta, Durabolin, Dianabol, Anavar, Stanozolol.
     
  3. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    BUNDAN YÜZYIL SONRA BANKA HESABINIZDA KAÇ PARANIZIN OLDUĞUNUN, HANGİ TÜR BİR EVDE OTURDUĞUNUZUN YA DA NE ÇEŞİT ARABA KULLANDIĞINIZIN HİÇ ÖNEMİ KALMAYACAK.
    ANCAK; BİR ÇOCUĞUN HAYATINDA ETKİLİ OLABİLİRSENİZ DÜNYA DAHA FARKLI OLACAKTIR.
    TOPLUMUN TEMELİ AİLEDİR. SAĞLAM TEMELLERE OTURTULMUŞ AİLELERDEN OLUŞAN TOPLUM DA GÜÇLÜ OLUR.

    AİLE VE YAKIN ÇEVRENİN DİKKATİNE!

    Gencin içinde bulunduğu aile, okul, yakın çevre alkol kullanan, bağımlı olan genci ne kadar erken fark eder, ona yardımcı olmaya çalışırsa, gencin bağımlılıktan kurtulma şansı o kadar artar. Bu nedenle, erken teşhis belirtilerinin bilinmesi çok önemlidir. Teşhis belirtileri fiziksel ve ruhsal-toplumsal olarak iki grup içinde toplanır. Bunların birkaçının bir araya gelmesi alarmı harekete geçirir.

    - Bitkinlik
    - Dalgınlık
    - Uyuklama
    - Uyku bozukluğu
    - Konuşma güçlüğü
    - Burun akıntısı
    - Terleme
    - Titreme
    - Dengesizlik
    - Gözde kanlanma
    - Göz bebeğinde daralama
    - Yüzde kızarma-soğukluk
    - Kabızlık
    - İshal
    - Mide-Bağırsak yakınmaları
    - Yürüme bozukluğu
    - Solunum güçlüğü
    - Ağrılar - Duygu durumu değişikliği
    - İlgi-istek kaybı
    - Donukluk
    - Bilişsel bozukluklar
    - Başarıda azalma
    - Bakımsız dış görünüş
    - Gerçek dışı konuşma
    - İçe kapanma
    - Çevre değişikliği
    - Konuşma içeriğinde değişme
    - Aşırı para harcama
    - Suç işleme eğilimi
    - Evden uzaklaşma
    - Madde kokusu

    - Madde Kullanan Kişi Nasıl Anlaşılır?
    Madde kullanan kişiyi anlamak için kesin bir ölçü yoktur. Kişilerde görülen davranış değişikliklerini hemen uyuşturucu kullanımına bağlamak yanlış olur. Unutulmamalıdır ki; ergenlik döneminde de bedensel değişiklikler görülür.
    Uyuşturucu madde kullanan kişilerde görülen davranış değişiklikleri şöyle özetlenebilir:
    - Arkadaş çevresi değişir.
    - Aile ilişkileri azalır, odasında yalnız kalmayı tercih eder.
    - Okul başarısı ve okula devamı azalır.
    - Daha fazla para harcamaya başlar
    - Bazen neşeli, sakin, bazen öfkeli, saldırgan davranışlar gibi ruhsal değişimler gün içinde gözlenir.

    Çocuğunuzun Uyuşturucu Madde Kullandığını Anlarsanız Bu Konulara Dikkat Edin!
    Anne ve babalar; çocuğunuzun uyuşturucu kullandığını anladığınızda;
    1- Paniğe kapılmayınız,
    2- Öfke ile hareket etmeyiniz,
    3- Sorunu görmezden gelmeyiniz,
    4- Durumu gözlemleyiniz,
    5- Çocuğunuzun sosyal çevresini inceleyip, sorunun kaynağını tespit etmeye çalışınız,
    6- Çocuğunuzun arkadaş ilişkilerini gözden geçiriniz,
    7- Çocuğunuzun uyuşturucu madde kullanmasının sebeplerinin arasında, sizin de eksik ve yanlış davranışlarınızın olduğunu göz ardı etmeyiniz,
    8- Çocuğunuza kesinlikle kötü davranmayınız, onu suçlamayınız,
    9- Uzman bir hekimin bilgisine başvurunuz
    10- Uzman hekimin tavsiyeleri doğrultusunda hareket ediniz,
    11- Çocuğunuzu sıkmadan, sevgi ve şefkatli bir yaklaşımla ona daha fazla zaman ayırınız,
    12- Aile bağlarını gözden geçirip, sorunları giderip, güçlendirmeye çalışınız,
    Gençlik ve Uyuşturucu
    - Ergenlik

    Ergenlik on üç yaşlarında başlayan ve yirmi yaşlarına kadar devam ettiği kabul edilen cinsel fizyolojik ve bilişsel yönden olgunlaşma süreci olarak adlandırılabilir.Tüm ergenlerin uyuşturucu madde kullanmaya başlama riski vardır. İradesizlik, kişilik zayıflığı madde kullanmak için mutlak etkenler değildir. Ancak madde kullanmaya başlayan gençlerde ortak bazı özellikler dikkat çekmiştir:
    --- Ani tepkiler veren
    ---Saldırgan ya da asi davranışları olan
    ---Her şeyi reddeden
    ---Davranış bozukluğu gösteren
    ---Aykırı davranışlar içinde bulunan
    ---Erken yaşlarda davranış problemleri olan
    ---Çabuk heyecanlanan
    ---İçe dönük olan
    ---Fazlasıyla itaatkar olan
    ---Yaşıtlarından aşırı etkilenen
    - Uyuşturucu Kullanan Gençlerin Ailelerinde Benzer Bazı Özellikler Bulunmuştur-
    ---Parçalanmış, boşanmış aileler
    ---Ebeveynlerden birinin kaybı
    ---Aile içinde uyuşturucu madde kullanan bir üyenin varlığı
    ---Aile içi iletişim eksikliği
    ---Baskıcı ve ilgisiz aile
    ---Aile içinde gencin özdeşim kurabileceği bir bireyin olmaması



    - Madde Kullanmaya Gençler Daha Çok Nasıl Başlıyor?

    Gençler en sık olarak merak nedeni ile madde kullanmaya başlamaktadır. Bu nedenle uyuşturucuya karşı özendirici davranışlardan kaçınmak gerekir.
    Arkadaş baskısı ikinci önemli etkendir. Bir arkadaş ortamında yapılan ısrara çoğunlukla dayanılamamaktadır. Arkadaş grubunun dışında kalmak, onlardan farklı olmak korkusu yaşanmaktadır. Gencin kendini kanıtlama güdüsü ile bir de buna merak eklenince kullanım kaçınılmaz olmaktadır. Bu nedenle gencin kendi hakkını koruması, "hayır" diyebilmesi çok önemlidir.
    Sorunlarını çözmek için başka yol kalmadığına inandıkları anda kullanım sıklaşır. Bir başka deyişle çaresizlik önlemi bir etkendir. Bu nedenle gençlere sorunlar ile başa çıkma yöntemlerinin öğretilmesi önem kazanmaktadır. Bu sorun karşısında nasıl davranmaları gerektiğinin öğretilmesi ve bugüne kadar kullandıkları yanlış davranış biçimlerinin düzeltilmesi gerekir.
     
  4. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    UYUŞTURUCUNUN ZARARLARI
    -Fiziki Etkileri
    Beyin ve Merkezi Sinir sisteminde :
    Sigaradan itibaren bütün uyuşturucuların en büyük zararı ve tahribatı beyin ve merkezi sinir sistemi üzerindedir.

    Bu sebeple beynin mazrufu olan aklı ve iradeyi işlemez hale getirir. Kişiyi dengeden, normal yaşam ve davranışlardan uzaklaştırırlar.
    Beyin ve akıl sağlığının en büyük düşmanı uyuşturuculardır. Bağımlılarda beliren ilk olgu; akıl ve sinir hastalıkları ve arızalarıdır. Delilik, erken bunama, şuur kaybı, uykusuzluk, felçler hezeyan (sayıklama, saçmalama, akıl dışı davranışlar ) halüsinasyon (vehim, hayal görme, işitme vs. ) lar, zeka ve hafıza kayıpları.En kısa ifade ile: Akıl hastalıkları, zihni ve ruhi karmaşa ve kaoslar .
    Sindirim Sisteminde:
    Bulantı, kusma, karın ağrıları, kabızlık, ishal, mide ve bağırsak spazmları, kanama ve yaraları, gastrit, ülser vs.
    Karaciğer ve Böbreklerde:
    Bu zehirlerin organizmadan atılmasında en ağır görev bu organlara düşmekte olup, karaciğer ve böbreklerde büyük arıza ve tıkanmalara, karaciğerde yetersizlik, yağlanma ,sertleşme (siroz)...
    Böbreklerde büyük tahribat, albümin, kan ve idrar çoğalması, tıkanmalar ,ağır böbrek hastalıkları
    Gözlerde:
    Işık ve mesafede uyumsuzluk, şaşılık gece körlüğü, göz bebeği büyümesi, küçülmesi, göz
    adele felci bilinen sonuçlar ve tezahürlerdir.
    Solunum Sisteminde:
    Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.
    Kan organlarında:
    Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.
    Solunum Sisteminde:
    Nefes darlığı, öksürük, boğulma hissi, bu yolla kalp sıkışmaları, solunum felçleri ve ölümler bilinen olaylardır.

    Kan organlarında:
    Kan ,insan hayatının en önemli organı olup, uyuşturuculardan büyük zararlar görür. Kansızlık ,kan zehirlenmeleri, kan hücrelerinde şekil ve miktar değişiklikleri, kanın korkulu arızası olan pıhtılaşma ve kangrenler başlıca arızalardır.

    Zehirlenme:
    Uyuşturucuların başta gelen olumsuzluğu zehirlenmeler ve bu yolla gelen ölümlerdir. İlk defa olursa HAD, tekerrür ederse "Müzmin Zehirlenme" adını alır.
    -Sosyal ve Maddi Etkileri
    Sosyal bir varlık olan insanın çevresi ile uyum içinde olması, akıl ve zihin sağlığı ile mümkündür.

    Bu sebeple akli ve zihni hayatın en büyük düşmanı olan uyuşturucular, insanın uyum gücünü zaafa ve iflasa götürmekle onu aileden, toplumdan ve çevresinden kopararak, yalnızlığa, bunalıma ve hemen ardından da sorumsuz, hipisel (hayvani) bir hayata mahkum eder. Bağımlıyı yaşayan bir ölü haline getirir. (Hip Kültür)

    Bu sebeple, uyuşturucuların, bağımlıya, aile hayatına, doğacak çocuklara, iş hayatına, aile ve ülke ekonomisine, ferdi ne toplumsal ahlaka (namus ,iffet, şeref, haysiyet v.s.) verdiği zararlar ifadelere sığdırılamaz.

    İntiharların, cinayetlerin, her türlü fuhşiyat, gasp ve anarşinin temelinde uyuşturucu vardır.

    İç ve dış düşmanların en tahripkar silahı uyuşturucu ve uyuşturucu salgınlarının itici gücü olan uyuşturucu kültürü (hip kültür) dür. Cemiyetleri inkıraza götüren her türlü maddi ve manevi tahribatın temeldeki sebebidir. Bunlar.

    Ayrıca AİDS, frengi, verem, kanser, kangren ve benzeri bir çok ölümcül hastalığın yayılmasında da en büyük fail uyuşturucular ve bağımlılarıdır
     
  5. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    TEDAVİ

    Evet! Uyuşturucu madde kullanan kişiler tedavi olabilir. Özellikle tedavi ilkelerini yerine getiren kişilerde uyuşturucu maddeyi bırakma oranı çok yüksektir.
    Kullanıcılar arasında "bu hastalığın tedavisi olmadığı" yolunda bir kanı yerleşmiştir. Bu değiştirilmeye çalışılmalıdır.
    Uyuşturucu maddeyi bırakan kişilerde tekrar madde kullanımına başlamak sık olarak gözlenen bir durumdur. Kişi uyuşturucu maddeleri bıraktıktan sonra bir daha hiçbir zaman kullanmamalıdır. Bir kez kullanması onun eski günlerine dönmesine neden olabilir.
    Tedavinin ilkeleri
    Bu maddeleri kullanan kişilerin tedavisi kişiye, kullanılan maddenin cinsine ve kullanım süresine göre değişiklikler göstermektedir.
    Tedavinin başarısı için iki önemli etken sayılabilir:
    1. Bunlardan birincisi kişinin tedavi olmayı istemesidir. Eğer kişi tedavi olmayı kendisi istemiyor ise, kimse ona zorla bıraktırmayı başaramaz.
    2. Diğeri ise kişinin maddeyi bırakmaya kendini hazır hissetmesidir. Çünkü, kişi maddeyi bıraktığı zaman alışkanlıklarını, yaşadığı ortamı değiştirmek zorunda kalabilecektir. Eğer tüm bunlara hazır değilse, yapabilecek fazla bir şey yoktur.
    Uyuşturucu madde kullanan kişide bağımlılık geliştiyse, tedavi daha güç olacak ve daha uzun sürecektir.
    Ayrıca, uyuşturucu kullanımı ile daha da artan aile içi iletişim bozukluklarının, kopukluklarının giderilmesi için anne ve babanın da tedaviye katılması gerekir.

    ÖNLEME

    Gençlerin madde kullanmaya başlamasını önlemede ailelerin çocukları ile ilişkilerinin kalitesi önemli bir yer tutar. Çocukları ile kuvvetli sevgi ilişkisi olan doğru ve yanlışları öğreten, davranışları için uygulanabilir kurallar koyan, bunların uygulanmasını sağlayan ve çocuklarını gerçekten dinleyen ebeveynler çocuklarının uygun bir aile ortamında yetişmesini sağlamış olurlar.

    İnsan ihtiyaçları, sonsuzdur.Çocuğunuzun yaşını sosyal çevresini, ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak ne kadar harçlık vereceğinizi belirleyiniz. Belirlenen bu rakam ihtiyaçların üzerinde yada bu ihtiyaçları karşılayamayacak miktarda olmamalıdır.
    (Çok verme arsız edersin. Az verme hırsız edersin.)
    atasözü

    1. Değerlerin öğretilmesi
    Her ailenin bazı prensip ve standartlarla belirlenmiş davranış beklentileri vardır. Sosyal, ailesel ve dini değerler gence alkole ve maddeye hayır demeleri için nedenler bulmasını ve kararlılıklarını kesin bir şekilde sürdürmelerini sağlar.
    Aile değerlerinizi çocuğunuza açık bir şekilde öğretebilmeniz için:
    İzin alması için gerekli olan değerleri açık bir şekilde belirtin ve dürüstlük, sorumluluk alma ve kendine güvenin neden önemli olduğunu, bu değerlerin iyi kararlar vermede nasıl yardımcı olacağı hakkında konuşun.
    Kendi davranışlarınızın çocuğunuzun değerlerinin gelişmesini nasıl etkilediğini sakın unutmayın. Çocuklar kendi anne-babalarının davranışlarını taklit ederler. Örneğin sigara içen anne ve babaların çocuklarının sigara içme yüzdesi daha yüksektir. Sigara içme, alkol ve yatıştırıcı ilaçları alma davranışlarınızı yeniden gözden geçirin. Unutmayın ki sizin bu maddeye karşı tutumunuz çocuğunuzun alkol veya madde kullanıp kullanmamaya karşı belirleyeceği tutumu şekillendirecektir. Bu zaman zaman aldığınız alkolü tamamen kullanmamanız anlamına gelmektedir. Çocuklar bağımlılık düzeyinde, kendisine ve ailesine zarar verebilecek düzeyde alkol kullanımı ile sosyal içicilik arasındaki farkı anlayabilirler.
    Çocuğunuzun asla sizin içkinizden tatmasına izin vermeyin. Böylece çocuk, erişkinler için yasal ve kullanılabilir olan alkolün çocuklar için yasal olmayan bir madde olduğunu görebilir.
    Kendi söz ve davranışlarınız arasında ki uyuma dikkat ediniz. Çocuğunuzun sizinle özdeşim kurduğunu unutmayınız. Çocuğunuzdan beklediğiniz davranışları sizin gösterdiğinizden emin olunuz. Çocuğunuz sizi model alır. Sizin davranışlarınızın, tutumlarınızın, sorunlarla başa çıkma yollarınızın benzerlerini çocuğunuzda görebilirsiniz.
    Çocuğunuzun sizin aile değerlerinizi anladığından emin olunuz. Aileler bazen çocuklarının nadiren veya hiç konuşmadan değerleri aldıklarını düşünürler. Bu doğru değildir. Bunlar, aile yemek için bir araya geldiğinde konuşulabilir.

    2. Alkol ve Diğer Maddelere Karşı Kuralların Konması ve Bunların Uygulanması:

    Kuralların konması işin sadece başlangıç kısmıdır. Önemli olan bunların uygulanmasıdır. Kurallara uyulmadığında uygulanacak yaptırımlar da önceden belli olmalıdır.
    Açık olun. Kuralların nedenlerini açıklayın. Kuralların neler olduğunu ve nasıl bir davranış beklediğinizi söyleyin. Kurallara uymamanın sonuçlarını, yani yaptırımın ne olacağını, nasıl uygulanacağını ve ne kadar süreceğini tartışın.
    Tutarlı olun. Çocuğunuzun alkol veya madde kullanmaması konusundaki kuralların evde, arkadaşında ve her yerde geçerli olduğundan emin olun.
    Makul olun. Daha önce kararlaştırılmamış yeni kuralları ve cezaları çocuğunuzla tartışmadan uygulamayın. "Baban eve geldiğinde seni öldürür" gibi gerçekçi olmayan tehditlerden kaçının. Bunun yerine sakin bir şekilde tepki verin ve daha önce kararlaştırmış olduğunuz cezayı uygulayın.
    3. Alkol ve Maddelerin Etkileri Hakkında Bilgi Sahibi Olma:

    Aileler; alkol ve uyuşturucu maddeler hakkında bilgilenmeli, tehlikeyi kendilerinden ve çocuklarından çok uzaklarda görmemeli, tehlikeden uzak kalabilmek için tedbirler geliştirmelidirler.

    4. Çocuğunuzla Konuşma ve Onu Dinleme:

    Bir çok aile çocuğu ile alkol ve diğer maddelerin kullanımını konuşmaktan kaçınır. Bazıları kendi çocuklarının böyle maddelerle karşılaşmayacağını düşünür. Bazıları ise bunu nasıl konuşacağını bilmediği için veya böyle fikirleri çocuğun kafasına koymak istemediği için konuşmaz.
    Çocuğunuz böyle bir problem yaşayıncaya kadar beklemeyin. Tedavi programlarına giren bir çok genç ailelerin öğrenmesinden önceki en az iki yıldan beri madde kullandıklarını açıklamaktadırlar. Çocuğunuzla madde ve alkol hakkında daha erken konuşmaya başlayın ve iletişim kanallarını açık tutun.
    Tüm cevapları bilmeme olasılığından endişe etmeyin. Çocuğunuz bununla ilgili olduğunuzu bilsin yeter. Birlikte cevapları araştırabilirsiniz.
    Aşağıda çocuğunuzla alkol ve madde hakkında konuşabilmenizi sağlayacak bazı ipuçları bulacaksınız.
    İyi bir dinleyici olun. Çocuğunuzun size problemlerini veya sorunlarını getirebileceğinden emin olun. Çocuğunuzun size söylediği şeyleri dikkatle dinleyin. Öfkenizi kontrol edin, şiddetten kesinlikle kaçının. Gerekiyorsa, sakinleşmek için kendinize süre verin. Çocuğunuzun ne söylediğine çok dikkat edin. Eğer çocuğunuz sorunlarından bahsediyorsa, okulda veya arkadaşlarıyla işlerin nasıl gittiğini siz sorun.
    Hassas konularda da konuşabileceğinizi hissettirin. Gençler, kendileri için önemli konularda ailelerinden bilgi alabileceklerine inanmak isterler.
    Ödüllendirin. Sadece yanlışlar üzerinde odaklanmayın, iyi yaptığı şeyleri de fark edin ve bunları belirterek pekişmesini sağlayın. Aileler ödüllendirmekte eleştirmekten daha cömert olursa çocuklar kendilerini daha iyi hissederler ve kendi kararlarına güvenerek özgüveni yüksek gençler olurlar. Burada kastedilen sözel ödüllendirmedir. Yani çocuğunuzun yaptığı davranışı beğeniyorsanız onu takdir ettiğinizi söyleyin.
    Açık mesajlar verin. Alkol veya madde hakkında konuşuyorsanız çocuğunuza kullanmama mesajını açık şekilde verdiğinizden emin olun. Böylece çocuğunuz kendisinden beklenenleri tam olarak bilecektir.
    Doğru davranışlarınızla model olun. Çocuğunuzdan beklediğiniz dürüstlük, ahlaklı olmak gibi davranışları kendiniz gösterdiğinizden emin olun.
    5. İletişim İpuçları:

    Dinleme;
     Dikkatle dinleyin
     Sözünü kesmeyin
     Çocuğunuz konuşurken kendi söyleyeceğinizi
     Hazırlamakla meşgul olmayın
     Çocuğunuzun sözünün bittiğinden emin olana kadar bekleyin.
    Gözleme;
     Çocuğunuzun yüz ifadesi ve vücut dilini anlayın.
     Çocuğunuz sinirli ve rahatsız mı veya rahat mı görünüyor?
     Konuşma süresince çocuğunuzun söylediklerini ona eğilerek, omzunu tutarak ve başınızı sallayarak ve
    göz teması kurarak dinleyin.
     Çocuğunuzun konuşmalarını ciddiye alın.
    Cevap verin;
     "Şunu yapmalısın", "senin yerinde olsam" veya "ben senin yaşındayken" ile başlayan cümleler yerine
    "çok ilgimi çekti" , "anlıyorum ki bu bazen zordur" gibi cümlelerle başlamak cevap vermek için daha uygundur.
     Eğer çocuğunuz size duymak istemediğiniz şeyler söylüyorsa, sakın bunları yadsımayın.
     Her durum için çocuğunuza önerilerde bulunmayın. Bunun yerine anlattığı şeylerin ardında ki duyguları anlamaya çalışın.
     Çocuğunuzun kastettiği şeyi anladığınızdan emin olun.
     Çocuğunuzun içinde bulunduğu güç durumu sizinle paylaştığı için pişman olmasına neden olmayın. Her zaman onun yanında olacağınızı hissettirin.

    Kaynaklar = [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
    [Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
     
  6. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    Uyuşturucu kullanma yaşı 11'in altına indi
    AK Parti'li Ergenç'in Türkiye'deki 'uyuşturucu' gerçeğini gözler önüne seren raporuna göre, uyuşturucu bağımlılığı 11 yaşın altına inerken, bebek denecek yaşta uyuşturucu müptelası çocuklar olduğu ortaya çıktı.

    Sokak çocuklarının problemleri ve çözüm yollarını tespit amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu'nun Başkanı, AK Parti Siirt Milletvekili Öner Ergenç, Türkiye'deki "uyuşturucu" sefaletini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren çarpıcı bir rapor hazırladı. Rapora göre, uyuşturucu bağımlılığı 11 yaşın altına inerken, bebek denecek yaşta uyuşturucu müptelası olan çocuklar ortaya çıktı. Ergenç, DİE verilerine göre, 2 milyon 250 bin çocuğun gecekondularda yaşadığını belirterek "Sadece rapor yazmayıp sokaklara da ineceğiz" dedi. Ergen "Sevgi Köyü" projeleri için de Cumhurbaşkanı ve Başbakan'dan destek isteyeceklerini söyledi.

    Toplumu tehdit ediyor

    Ergenç'in "Uyuşturucu ve Gençlik" raporunda, uyuşturucu bağımlılığının Türk toplumunu tehdit edici noktalara ulaştığı ortaya kondu. Uyuşturucu ve madde bağımlılığının 11 yaşın altına indiği belirtilen rapora göre; 2004 yılının ilk 9 ayında 11 yaş altında 102 kız, 179 erkek olmak üzere 281 çocuk sigara, 2'si kız 1'i erkek olmak üzere 3 çocuk alkol, 7 çocuk çözücü, 33 çocuk yapıştırıcı (uhu-bali), 3 çocuk hap, 1 çocuk uyuşturucu madde bağımlısı. 11 yaşın altında bebek denecek yaşta uyuşturucu ve madde bağımlısı olan toplam 328 çocuğun yanısıra Türkiye'de yüzlerce "bebek müptela" olduğu, ancak bunların kayıtlara girmediği belirtildi.

    Raporda, madde kullananların yüzdelik değeri de ortaya çıkartıldı. Buna göre, madde bağımlılarının yüzde 96'sı erkek, yüzde 4'ü ise kadın. Uyuşturucuya ilk başlama yaşının 0-18 yaş arasındaki istatistiği yüzde 34 olarak ortaya çıktı. Madde bağımlılarının eğitim ve medeni durumlarının da incelendiği raporda, bağımlılığın ilkokul çağında başladığı vurgulandı. Raporda, uyuşturucu kullanımına arkadaşların ve merak duygusunun yol açtığı vurgulandı. Raporda, uyuşturucunun yol açtığı ölüm vakaları ve illerdeki suç dağılımlarına da yer verildi. 2003 yılında 6 kişi uyuşturucu kullanımı nedeniyle öldü. İstanbul ve Diyarbakır, uyuşturucu nedeniyle yaşanan ölüm olaylarında birinci sırada. 2003 yılı içinde Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı'nın 3 bin 736 farklı uyuşturucu madde olayında 7 bin 934 kişiyi yakaladığı kaydedilen raporda, kaçakçılığın en çok İstanbul, İzmir, Adana, Gaziantep, Hakkari, Kilis, Ankara, Adana, Van, Edirne, Kayseri, Antalya ve Hatay gibi illerde ortaya çıktığı belirtildi. Raporda, iller bazında sokak çocukları ile ilgili kayıtların yetersiz olduğu belirtildi.

    Gelir düzeyi de önemli rol oynuyor

    Kişilerin gelir düzeyi de uyuşturucu bağımlılığında önemli rol oynuyor. Gelir gruplarına göre bağımlılık oranı şöyle:

    · 0-250 milyon TL 358 kişi (yüzde 35)

    · 251-500 milyon TL 252 kişi (yüzde 24)

    · 501-750 milyon TL 93 kişi (yüzde 9)

    · 751-1 milyar TL 34 kişi (yüzde 3)

    · Geliri olmayan 43 kişi (yüzde 4)

    · Bilinmeyen ise 202 kişi (yüzde 20)

    Ürkütücü rakamlar

    · Bin 911 kız, 18 bin 781 erkek çocuk olmak üzere toplam 20 bin 692 sigara bağımlısı.

    · 144 kız, 2 bin 577 erkek olmak üzere toplam 2 bin 721 alkol bağımlısı.

    · 2 kız, 683 erkek olmak üzere toplam 685 çözücü bağımlısı.

    · 17 kız, bin 355 erkek olmak üzere toplam bin 372 yapıştırıcı bağımlısı.

    · 12 kız, 328 erkek olmak üzere toplam 340 uyuşturucu bağımlısı.

    · 40 kız, 548 erkek olmak üzere toplam 588 hap bağımlısı.

    · 11-18 yaş arası uyuşturucu ve madde bağımlısı çocukların sayısı 26 bin 398 olurken, 11 yaş grubunun altındaki 328 bağımlı çocuk sayısı da eklenince bu sayı 26 bin 726'ye yükseliyor.

    Kaynak=http://www.tbmm.gov.tr/komisyon/sokak_cocuklari_kom/basin/09.11.2004_tarihli_basin.htm




    14 yaşındaki kız uyuşturucu krizinde

    14 yaşındaki bir kız, polis ekibine “Uyuşturucu verin bana” diye yalvardı.

    Araştırmaların uyuşturucu kullanma yaşının sürekli düştüğün gösterdiğine bir kanıt da dün gece Doğan Haber Ajansı kamerasının kaydettiği görüntüler oldu. 14 yaşındaki bir kız, polis ekibine “Uyuşturucu verin bana” diye yalvardı

    A.S. adlı kız çocuğu herkesin gözü önünde Bakırköy Devlet Hastanesi’nde uyuşturucu krizine girdi. Vatandaşların ısrarı üzerine olay yerine gelen polis, kriz halindeki kız çocuğunu hastaneye götürmek yerine, ifadesini almak için emniyete götürdü.

    Esenler'de dün saat 21.00 sıralarında uyuşturcu krizine giren A.S’ye ilk müdahaleyi olay yerine gelen sağlık ekipleri yaptı. Bakırköy Devlet Hastanesi’ne götürülen A.S, görgü tanıklarının ifadesine göre hastanenin otoparkına bırakıldı.

    İBRETLİK GÖRÜNTÜLER

    Hastane bahçesinde kendinden geçmiş haldeki A.S.’yi çevredekiler fark etti. A.S.’nin kendine gelmesi için başına su döken çevredekiler polise haber verdi. Olay yerine gelen polis ekipleri A.S.’ye “Ne İstiyorsun?” diye sorudu. Kızın ağzından çıkan sözcük ‘uyuşturcu’ oldu. Polisin “Kim getirdi seni?” sorusunu ise bir vatandaş yanıtladı, A.S.’yi hastane bahçesine ambulansın bıraktığını söyledi.

    A.S.’ye adını soran polisler kendinden geçmiş kız çocuğunu polis otomobiline bindirerek önce Ataköy Polis Merkezi’ne götürdü. Polis otomobilindeki kız çocuğunun ağzından “uyuşturucu verin bana” cümleleri döküldü.
    Karakola götürülen kız işlemlerin ardından polis otomobiliyle Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi Acil Psikiyatri Bölümü'ne götürüldü.

    A.S. hastane koridorları içinde kendinden geçmiş halde görenlerin şaşkınlıkları kameraya yansıdı. Sürekli saçları ile oynayan ve istem dışı hareketler yaptığı gözlenen A.S.’ye burada serum takıldı. İlk müdahalenin ardından hasta nakil aracı ile Bakırköy Devlet Hastanesi acil servisine götürüldü. Yarı baygın haldeki kız çocuğu müşahade altına alındı.
     
  7. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    Nasıl Uyuşturucuya Alıştırılır?

    Uyuşturucu Tuzağı Nasıl Kurulur?

    Lütfen Hepsini Okuyunuz..


    -Unutmayın , uyuşturucu bağımlılığının ilk adımı arkadaş kıyağı ile atılır. Eğer arkadaşınız , gerçektende arkadaş değil de bir "ayakçı" ise, birkaç hafta sonu devam eden bu kıyakçılığı " bombalama" denilen ikinci aşama izler. Bu aşamada bir gün ziyaretinize gelen ayakçı, kıyağını yaptıktan sonra giderken, nasılsa yanındaki yüklüce miktarda uyuşturucu almayı unutuverir. Bir uyuşturucu bağımlısının malını asla unutmayacağını bilmediğiniz için kuşkulanmazsınız. Birkaç gün gelip almasını beklersiniz. Gelmez. Bir gün, "yahu şundan bir kere çeksek ne olur sanki?" dersiniz. Sonra bunun gerisi gelir. Mal bittiğinde bombalanmışınız demektir. Artık bir uyuşturucu bağımlısı olarak, her yerde kıyakçınızı, daha doğrusu ayakçınızı arar ve kolaylıkla bulursunuz. Özellikle genç yaştaki insanlar arasında, guruptan bir yada birkaç kişinin uyuşturucu kullanması , diğerlerinin de en azından bir kez denemesi için yeterli bir neden.
    -Gençler , birbirlerine sigara ikram eder gibi yada hastalığını iyileştirmek amacıyla ilaç verir gibi uyuşturucu sağlayabiliyorlar. Gençler, arasındaki sohbetin dışında kalmasını istemedikleri arkadaşlarını da kendileri gibi uyuşturucu kullanmaya zorlayabilirler. Kullanmaya itiraz eden arkadaşlarını dışlıyor yada "arabesk" türü tanımlamalarla , kendilerince aşağılama yolu seçiyorlar.
    [​IMG]
    Neden Uyuşturucu Kullanılır? " Uyuşturucu Kültürü " Nedir?Toplumu ayakta tutan , ona yücelme ve yasama gücünü kazandıran , manevi , ahlaki ve hamasi değerlerini çürüterek , sömürgeci devletlerin uydusu haline getiren bir soğuk harp uygulamasıdır. Dış güçlerin ve içerdeki ajanlarının ve bunlarla işbirliği yapan mafya üçlüsünün organize çalışmaları. Her zaman mafyanın ağına takılmaya hazır "sokaktaki başı boş insanlar ve çocuklar" Unutulmaması gereken bir önemli husus da : Beyaz zehir alışkanlığının gelişmesinde , içinde türlü uyuşturucular taşıyan ve son yıllarda karaborsaya da tekel çizgisinde hükmeden ithal sigaraların ve kolalı mamullerin keza , çikletlerinde payı zannedildiğinden çok fazladır.
    Bilgisizlik :
    Tehlikeden habersiz ve bu sebeple konuyu hafife almak.

    Özenti:Özenti sergilemede en önemli payın medyaya ait olduğu rahatlıkla söylenebilir.

    Bira-bahane:
    Diskotek ve diğer kafa bulma-eğlenme yerleri. Bunlar beyaz ölüm değirmeninin çarkları ve tuzaklarıdır. Giren büyük ihtimalle öğütülür. Gurup baskıları: kötü arkadaş.

    Merak:

    Denerim, bırakırım kafası. Fakat bir veya iki deneme genci belki de dönüşü olmayan yola sokmaya yeterli gelmektedir.

    Moda:
    Çevreye uyma havası... Bozuk çevre ve hasta toplum. Bilindiği gibi hastalıklarda insandan insana kolaylıkla geçebilir. Gençlerde tehlike sevgisi , cinsel bozukluklar , kendini aşma , ispatlama içgüdüsü veya gayreti. Genetik yapının maddeye yatkınlığı. Gençlerdeki manevi boşluk , inanç zaafı. Bozuk aile ve hasta toplumdan kaynaklanan güvensizlik duygusu. Gelecek karşısındaki kaygılar strese, sıkıntıya ve yalnızlığa itiyor. Aile yapısındaki bozukluklar , geçimsizlikler. Ahlaki manevi zaaflar. Yine ailelerdeki ekonomik bozukluklar çoklukla normaliteyi bozar. Bilhassa yokluktakini bunalıma ve intihara , varlıktakini şımarıklığa , taşkınlığa , tahribe yöneltir. Eğitimdeki zafiyet , yetersizlik ve yanlışlıklar. Maddeci felsefeye dayalı eğitimler insanları bencilliğe (egoizme) , şahsi çıkarcılığa iten temeldeki sebeplerdir.

    Arkadaş çok önemli :Çocuklar ve gençler aileden ve okuldan , zamanla arkadaş çevresinden etkilenirler. Arkadaş çevresinde kabul edilmek için gençler, ekseriya çevresinin baskısına dayanamaz aşağılık duygusu ile uyuşturucu kullanır. Sanıldığının aksine , uyuşturucu ile ilk temas , sokak başında bilinmeyen satıcı vasıtası ile değil , bilakis arkadaş çevresiyle olmaktadır.
    Gençler ! Eğer bu illete bulaştıysanız ve her hangi bir şekilde ilk veya bir kaç denemenizi yaptıysanız, lütfen hemen şimdi bu alışkanlığınızı " ailenizle paylaşınız ". Aileniz size yardımcı olacaktır. Bundan emin olunuz ! Lütfen...Hemen Şimdi...

    Kaynak:[Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
     
  8. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    BAĞIMLI OLMANIN MALİYETİ
    SUÇ…
    Gasp
    Kapkaç
    Yankesicilik
    Hırsızlık
    Uyuşturucu satıcılığı
    Cinayet
    Trafik kazaları…


    TÜRK CEZA KANUNU
    MD.192/4
    …Uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmi makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz.

    Sevgili Gençler!

    Sizin ve geleceğinizin en büyük düşmanı sigara, alkol ve uyuşturucudur. Birahane, diskotek, meyhane ve benzeri mekanlar madde kullanımı ve dağıtımı için uygun mekanlardır. Bu mekanlardan uzak durunuz. Merak için gitmek zorunda kalırsanız bile dikkatli olunuz, tuzaklara düşmeyiniz.

    Uyuşturucular, sizi milli ve manevi değerlerinizden koparır, cemiyete uyum sağlayamayan kavgacı, sinirli ve uyumsuz insan haline getirir. Bu da içinde yaşadığınız cemiyetten soyutlanmanıza ve batağa iyice saplanmanıza sebep olur.

    Düşünün! Sizler bizim geleceğimizsiniz. Büyük önder ATATÜRK bile Cumhuriyeti ve İstikbali sizlere emanet etmedi mi? Onu korumak ve kollamakla yükümlü kılınmışsınız. Pekii ! Bu koruma ve kollama eylemini uyuşmuş beyinlerle yapmanız mümkün mü? Cemiyetten soyutlanmakla Cumhuriyeti korumanız ve kollamanız mümkün mü?
    Kötü örneklerin hayatlarına, parıltılı ve sahte yaşantılarına aldanmayın. Onlar, Cumhuriyetin kollayıcısı olan sizleri bu görevden alıkoymak için canla, başla çalışan düşmanlarınızdır. Soğuk savaşın çirkin bir anlayışı olarak, sizleri önce maddeye iten ortamları hazırlayarak dejenere edip, sonrada öldürücü alışkanlıklarla imhaya yönelen guruplar mafya adı altında örgütlenmiştir.

    Sizin örnek aramaya, hele hele kötü örneklere sarılmanıza gerek yoktur. Çünkü; Mustafa Kemal ATATÜRK gibi bir Yol göstericiniz vardır.

    Ne Yapmalısınız?

    Öncelikle madde kullanımına yol açan ortamlardan uzak durmalısınız. Kötü örneklerden (İdoller) kaçınmalı, onların parıltılı ve şaşalı yaşantılarına aldanmamalısınız. Madde kullanımına başlamanın en büyük sebeplerinden olan deneme isteğinden kendinizi uzak tutmalısınız.

    Size bedava madde teklif eden “bir kere kullanmadan bir şey olmaz” diyenlere kanmamalısınız. Sorunlarınızın çözümü madde kullanımıyla sağlanmaz. Maddeye sığınmamalısınız.

    Çevrenizdeki arkadaşlarınızda madde kullanımına zemin hazırlayan ortamlardan uzak tutmalısınız.

    Enerjinizi milli ve manevi değerlere sosyal faaliyetlere yöneltmelisiniz.

    Model şahsiyetlerin bozukluğunu aklınızdan çıkarmamalısınız.

    Sevgili Gençler!
    Sevincinizi, üzüntülerinizi aileniz büyükleriyle paylaşınız.

    Sizin en yakın dostunuz sizin için her şeyini fedaya hazır aile büyüklerinizdir. Onlara karşı dürüst olunuz. Onlardan hiçbir şeyinizi gizlemeyiniz. Onlara güveniniz.

    Problemlerinizi anlatınız, tek başına çözüm bulmaya kalkmayınız.

    Onlar sizlerden daha deneyimlidir. Onlardan korkmayınız. Kimin problemi yok ki? El birliğiyle her şey çözülür.
    Sevgili anne ve babalar..!

    Biliyoruz, öğüt vermek kolay, ama siz gene de gayret etmelisiniz... Önce çocuklarınız üzerinde şefkat ve merhamete dayalı otorite kurmalısınız. Daha sonra da çevrenizde olanlarla ilgilenmelisiniz. Çevrenizdeki bu tür olayları gördüğünüzde mutlaka 155 POLİS İMDAT telefonuna bildirmelisiniz.

    Madde ÇÖZÜM değil ÇÖZÜMSÜZLÜKTÜR.




    Kaynak :[Linkleri görebilmek için ÜYE olmalısınız!..]
     
  9. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    UYUŞTURUCU SÖZLÜĞÜ
    Afyon:Haşhaş bitkisinin kapsüllerinden elde edilen bir sakızdır.
    Amphetamin:Saf halde iken renksiz, uçucu bir sıvıdır. Ağır kokusu ve yakıcı tadı vardır.
    Burundanga: Amerika yerlilerinin borazan biçimli beyaz ve pembemsi çiçekli, yeşil ve geniş yapraklı bitkiye verdikleri isim.
    Depresyon : Fizik veya moral çöküntü. Ruhi ve bedeni düşüklük. Bitkinlik. İç sıkıntılar.
    Doğal : Tabii, natürel
    Dolophine: Methadonun piyasadaki adı.
    Emosyon : Heyecan
    Enpotans : İktidarsızlık
    Eroinman : Eroin bağımlısı, eroin müptelası
    Esrarkeş : Esrar çeken, esrar bağımlısı ,esrar müptelası
    Halüsinojen : (Hayal gösteren – evham veren) hayal ve vehimler oluşturan kimyasal maddeler. Hakikatte olmayan hayallere sebep olan maddeler.
    Haşiş:Esrar yapımında, ince elekten çıkan ilk kaliteye verilen ad.
    Hepatit :Karaciğer arızaları, zafiyeti...
    Hezeyan : Sayıklama, saçmalama... Delüzyon. Gerçek dışı, akıl ve mantık yolu ile düzeltilemeyen yargı hataları. Kaynağı şuuraltı dürtülerdir. Şüpheci kişilerde gelişir. Çeşitleri vardır.
    Ice: Renksiz, kokusuz, parlak, yarı beyaz, yarı saydam kristallerden oluşan uyuşturucu madde.
    İnhalasyon :Buğu, gaz veya ufak damlacıklar halindeki sıvıların solunması .
    İnhalants : Solukla içeriye çekilen ilaçlar, uçucular, çözücüler...
    Kodein: Afyon kozası veya afyondan mevcut olup, çoğunlukla morfinden kimyasal yolla elde edilir.
    Kokain: Beyaz toz (Kristalize pudra) görünümlü uyuşturucu bir madde.
    Marihuanna:Esrarda ikinci kalite mal.
    Methadon: Norkotikler gurubundan uyuşturucu bir madde.
    Morfin: Afyondan kimyasal işlemlerlerle üretilir. Afyon içindeki en tanınmış alkoloid (zehir) dir.
    Morfinman : Morfin tiryakisi, morfine bağımlı (müptela)...
    Morfinmani : Morfin kullanma hastalığı.
    Narkotik : Afyon ve türevleri soyundan olan uyuşturucu maddeler...
    Paranoid : Psikoz denilen ruh hastalığının heyecanlı tepkileri. Herkesten şüphelenir. Bakış, gülüş ve özel konuşmalardan huylanır. Ortadan olayları kendi aleyhinde olarak değerlendirir. Kendisine komplo, suikast, hıyanet, hakaret şeklinde algılar herkese düşmanı imiş gibi bakar. Kibir, istihza, ima yüklüdür. Öyle konuşur.
    Psikoterapi : Telkinle tedavi, ruhsal yönlendirme ile bağımlıyı tehlikeden kendi iradesiyle uzaklaştırma işlemi.
    Reçine:Dişi kenevirin tepe çiçeklerinden ve yapraklarından elde edilen koyu sıvıdır.
    Sedatif : Sakinleştirici. Müsekkin. Ağrı dindirici.
    Sentetik : Kimyasal işlemlerle elde edilen.
    Stimulant : Uyarıcı, uyandırıcı, kamçılayıcı, tenbih edici, münebbih.
    Şizofreni : Dış alemle irtibatın (ilginin) kesilip içe kapanma olarak açıklanan akıl hastalığı...
    Toksin : Mikrop v.s. nin ifraz ettiği zehir.
    Toksik : Zehirleme niteliği olan, zehirleyici madde...
    Toksikoman : Toksit maddelerini kullanma bağımlısı ... (Bunlar çeşitli suçlar ve cinayet de işleyebilirler ) Kesin tedavi yok, geçici ve hafifletici tedaviler olabiliyor. Türlü çeşitleri ve tezahürleri var.
     
  10. __nUrAy__

    __nUrAy__ Usta

    Katılım:
    8 Ocak 2008
    Mesajlar:
    523
    Beğenileri:
    12
    Ödül Puanları:
    630
    Yer:
    Dünyanın Merkezindeyim...
    Banka:
    28 ÇTL
    Bir Bağımlı İle Röportaj


    BEŞİNCİ ELEMENTİ ARIYOR
    S.K. beşinci elementi ararken tanıştığı çirkin sevgiliyle altı yıl yaşadı. Sonunda onu terketmeye karar verdi. Ölümü pahasına da olsa damarından, beyninden söküp atacak. Fakat bencil sevgilinin onu bırakmaya hiç niyeti yok.


    Randevu saatinden önce gelmiştim buluşacağımız yere. Kapıdan içeri girdiğimde bir çorba kaşığı içinde ısıttığı eroini, titreyen parmaklarıyla enjektöre çekiyordu. Her yerinden ter akıyordu. Kollarında iğneyi sokmadığı yer kalmadı. Sonra ayak parmaklarından denedi. Yine olmadı. Vücudunda delinmemiş bir damar bile bulamadı. Sonra bütün gücüyle masaya sapladı şırıngayı. Krizin şiddeti giderek artıyordu. Dizleri tutmuyordu. Çantasına uzandı. Küçük bir paket çıkardı. Kat kat naylonlara sarılmış paketi açıp içindeki tozu cam sehpanın üzerine döktü. Çakmağıyla iyice ezdi. Kredi kartıyla çizgi yaptı. Cüzdanından çıkardığı gıcır gıcır bir milyonluk banknotu boru yaptı. Bir ucunu burnuna soktu. Diğer ucuyla da her çizgiyi birer nefeste çekti. Beyaz zehir kana karıştıktan sonra normale döndü.
    S.K. sokaklarda kıvranan onbinlerce gençten biri. 27 Ocak 1975'te Münih'te doğdu. Tıp eğitimi aldı. Doktor asistanı oldu. Psikolojik danışmanlık eğitimi aldı. Ünlü Busters Dans Grubu'nda oynadı. Tayland Boksu'nda Münih ikinciliği var. Türkiye'de rehberlik ve hosteslik yaptı. Sabah 06:00'da kalkıyor; yüzüyor, koşuyor, yazıyordu. Ay parçasıydı, zekiydi. Kafasında 127 telefon numarası tutabiliyordu. Hayat doluydu.
    Bir gün '5. Element'i (sevgiyi) aramaya çıktı. Yolu İstanbul'a düştü. Sevgiyi bulamadı ama bencil bir sevgiliyle tanıştı. Öylesine bencildi ki, onu herkesten kopartıp aldı. Esiri yaptı. S.K. o çirkin sevgilinin uğruna Tarlabaşı'nda, Aksaray'da, Beyoğlu'nda... umutlarını, hayallerini sattı. Sonunda bir ilkbahar günü tanıştığı bu sevgiliyi terketmeye karar verdi. Çıkageldi işte. Sadece beş gün dayanabilecek. Beşinci günün sonunda iki seçeneği olacak S.K.'nin. Ya terkettiği sevgilisine geri dönecek ya da ölümcül krize girecek. Ama birincisini asla tercih etmeyecek.
    S.K.'nin komaya girmemesi için ya eroin alması gerekiyor ya da hastaneye yatması. S.K. onu, terkettiği için asla almayacak. Gireceği kriz 2 saat 30 dakikayı aşarsa, muhtemelen ölecek. Son krizi 2 saat 32 dakika sürmüş. Eğer krizi hastanede karşılarsa S.K yeniden doğacak.
    S.K.'nin bu derginin yeni sayısı çıkana kadar vakti var. Bu satırları okurken onun zamanının giderek azaldığını unutmayın. Onun cansız bedenini umumi bir tuvalette bulduğumuzda çok geç olacak. S.K. hayal ve gerçeğin arasındaki çirkin çizgide sizi bekliyor. İşte onun ibret verici hikayesi.
    —Uyuşturucuyla tanışma sürecini anlatır mısın?
    Eğitimimi tamamladıktan sonra Almanya'da T..... adında birini sevdim. İlk aşkımdı. O ise çocukluk arkadaşımla nişanlandı. Bu olay bana çok acı verdi. Henüz 18 yaşındaydım. Kırıldım... Aynı apartmanda oturuyorduk. Onu arabadan inip apartmana girene kadar sadece 5 saniye görebilmek için hergün 5 saat bekliyordum. Astım olmama rağmen sigaraya ve alkole başladım. Benim için dayanılmaz olan bu acıyı unutabilmek için memleket değiştirdim. Türkiye'ye geldim.
    Geri dönüş hakkımı yaktım. Mutsuzum. Hayatımda sevgi yok. Bir köpeğe âşık oldum. Bütün sevgimi ona bağladım. Bana sadece babamın mektupları destek oluyordu.
    —Nasıl geçiniyordun?
    Ailemin gönderdikleri harçlıklar ve sigorta parasıyla. Sonra bir Alman firmasının İstanbul şubesinde müşteri temsilcisi olarak işe başladım. Yeni insanlarla tanıştım. O bar senin bu disko benim... Akşamları Regata'da bir süre şarkı söyledim. Etrafımda çok yakışıklı erkekler vardı ama onların aradığı başka şeydi. Arkadaşlarım 'Aradığını bulana kadar denersin' diyerek benim bu tavrımı eleştiriyorlardı. Bundan hoşlandım diyerek yatağa girmek bana ters geliyordu. Aradığım erkeği bulduğumda ona verecek bir şeylerim olmalıydı. Sadece beni bir gece göğsünde yatırıp, sabaha kadar hiçbirşey istemeyecek birini arıyordum. Böyle birini bulsaydım ertesi gün ona canımı, herşeyimi vermeye hazırdım. Ama en son istenecek şeyi ilk önce istiyorlardı.
    Bir gün işyerinde hiç de tipim olmayan E.... beni sevdiğini söyledi. Onunla birlikte olabileceğim aklımın ucundan bile geçmiyordu. Israrını kıramadım, birkaç defa hep birlikte bir yerlere gittik. Dans ettik. Elimi tuttu. Yanağımdan öptü. İçim 'cız' etti. Birşeyler hissettim. O gece de rüyamda dans ettik, gözlerimizden sevgi akıyordu... Ertesi gün herşey farklıydı. Onu sevmeye başladım.
    Zamanla onda aradığım sevgiyi, inceliği bulamıyordum. Küçücük bir ilgiyi bile esirgiyordu benden. Bir günaydın bile demiyordu. Yalvardım, ağladım olmadı, olmadı, olmadı... Artık çok geçti çünkü ben sevgimi ona bağlamıştım. O eğlenip, gezmek, yatmak, kalkmak istiyordu. Nişanlısından ayrılmış ve bir duygusal boşluktaymış. Yani bir kurban arıyordu, o kurban ben oldum. Benim işim bitti dedim. Çünkü ben doğuştan —sevgiye— bağımlı biriyim. İşte uyuşturucuya başlamamda en büyük etken E.... oldu.
    —Eroinle nerede tanıştın?
    Büyük bir bunalıma girmiştim. Bir ilkbahar günüydü. Almanya'da beraber büyüdüğüm kankardeşime gittim. Evde arkadaşları da vardı. Bunlar sırasıyla banyoya gidip geliyordu. Giren mutlu çıkıyordu! Ben de girdim. Çamaşır makinasının üstünde çizgiler vardı. Burunlarına çekiyorlardı. Bu şeyin uyuşturucu olduğunu tahmin ediyordum ama tam olarak ne olduğunu bilmiyordum. Ben de istiyorum diyerek atıldım. Bana da bir çizgi yaptılar. Çektim.
    Önce biraz midem bulandı. Ama o kadar mutlu oldum ki, anlatamam. 'Tamam! Aradığım bu işte' dedim. O kadar mutsuzdum ki, onun verdiği acıyı taşıyamıyordum. Bana mutluluk veren tek şeyi bulmuştum artık! Uzanıyorum. Gözlerim kapanıyor. Daha önce bu kadar mutlu olduğumu hatırlamıyorum. Adını öğrendim; eroinmiş. 'Ben bunu içmeliyim, bunu bulmalıyım' dedim ve orada başladım işte.
    —Kolay mal bulabiliyor musun?
    Param vardı. Şirkette tercüme işlerine de ben bakıyordum. İyi para alıyordum. Parayı verip "Bulun diyordum" geliyordu. Önceleri ufak ufak almaya başladım. İki günde bir, haftada bir çekiyordum. İşyerine de götürmeye başladım.
    —E....'ın haberi oldu mu?
    Bir gün E...'ı karşıma alarak, bir çizginin tam üstündeyim. Yardımına ihtiyacım var, ben uyuşturucu batağına saplandım. Sonu ölümmüş ama sen şu an bırak de hemen bırakırım ve senin için ömür boyu el sürmem dedim. "Bana ne kızım! Ben mi verdim senin eline" dedi ve gitti. Yıkıldım... Onun umurunda bile değildim. Ben ona bütün sevgimi vermişim, ömrümü bitirmeye hazırdım. E... kapıdan çıkıp gittikten sonra artık benim hayatımda acılarım ve eroinim kaldı. İyice bağımlı olmaya başladım. 4—5 ay sonra krizler başladı.
    Torbacının nasihati(!)
    —Eroini hep arkadaşların mı temin ediyor yoksa belli mekanlardan mı alıyorsun?
    Regatta'da şarkı söylerken konuşuluyordu. Birbirlerine 'Peynir var mı?' diye soruyorlardı. Ama orada hiç kimseden almadım.
    Birgün Marmaris'teki dostlarım İstanbul'daki akrabalarıyla tanıştırdılar. Bu kişinin bir de kankardeşi vardı. Romen kız. Onun eroin kullandığını öğrendim. Samimi oldum. Bana mal bulmasını istedim. O da beni Aksaray'da torbacısıyla tanıştırdı. Bu benim ilk torbacım oldu. Çok iyi bir adam. Bana her mal getirdiğinde yarım saat nasihat veriyordu. "Bak kızım; bu pislikten ben neler gördüm, neler... Ölenler oldu. Sen daha yolun başındasın. Şu an zevkini yaşıyorsun ama ben dağları devirenleri gördüm. Ne yuvalar yıkıldı. Bak şimdi işin, paran var. Bunların hepsini kaybedersin. Bir gün fuhuş batağına kadar gireceksin. Gel yol yakınken dön" diyordu. Torbacı dediğin parayı alır, malı verir çeker gider. Bu diğerlerinden farklıydı.
    —Torbacıya kaç günde bir gidiyorsun?
    Haftada bir. Her defasında 5 gram satın alıyordum. Bu da bana 5 gün yetiyordu. Yani günde 1 gram içiyordum. Bugün 10 gram çekiyorum.
    —Malı hep aynı torbacıdan mı alıyorsun?
    O kadar çok torbacı girdi ki araya isimlerini bile hatırlayamıyorum.
    —Ailen nasıl öğrendi?
    İstanbul'daki ablam biliyordu. Ağabeyimin gençlik bunalımları için annem İstanbul'a gelip gidiyordu. Bir süre bende kaldı. Birgün işyerinde kriz gelmeye başladı. O gün de çok önemli müşteriler gelecekti. Tuvalete gittim ama çantamda malım yoktu. Anladım. Annem bulmuştu. Taksiye atlayıp eve gittim ve onu vermesini istedim. Bir daha içmeyeceğime ikna ederek geri aldım. Akşam eve gelmeden un ve karabiber karışımı bişey hazırladım ve annemin gözü önünde tuvalete döktüm. Zavallı anneciğimi kandırmıştım. Bana inanmış bir halde Almanya'ya döndü. Kahroldum. Ben ne yapıyorum, nereye gidiyorum bilmiyorum.... Bir tozla dost olmuş, bir toza bağımlı yaşıyorum.
    —Günlük hayatın nasıl, normal mi?
    Normal insanlar gibi sabahları kalkıp bir kahvaltı yapamıyorum. Kalkar kalkmaz eyvah yine bir gün başlıyor diyorum. Terlemeyle uyanıyorum, burnum akıyor, ışığa bakamıyorum, eklem yerlerim ağrıyor, midem bulanıyor. Sadece onu istiyorum. Yastığımın altında mal olmalıydı. Sabahları kalkamıyorum, sızıyorum, işe geç gidiyorum. E....'ın acısı da içimde. İşten ayrılmayı düşünüyorum. İstifa dilekçemi hazırlamıştım. Fakat onlar beni çağırıp 3—5 bin mark tazminat verip atıldığımı söylediler. O kadar çok sevinmiştim ki... Paranın hepsini mala yatırdım. Kasımpaşa'dan 500 paket mal aldım. Torbacımı bulamadığım için kazıklandım. Paramın olduğunu biliyorlardı. 1 milyonluk malı 100 marka sattılar.
    Beton tedavisi!
    —Baban ne diyor bu işe?
    Marmaris'e dostlarımın yanına gittim. Onları çok seviyorum. Orada manevi dayım ve manevi yengem var. Bir süre kaldıktan sonra malım bitti. İstanbul'a döndüm. Mal alıp geri dönecektim. Evimin kapısını açtığımda karşımda babamı buldum. Benim durumumu öğrenince Türkiye'ye gelmişler. Tatile gittik. Beni karşısına aldı, karşılıklı sigara yaktık. "Almanya'da olduğu gibi şu anda ben senin baban değil arkadaşınım. Hadi anlat bana. Ne kullanıyorsun?" diye soruverdi. Anlattım. Babam kahrolmuştu. Tedavi olmamı istedi. Onu kıramadım. Birlikte AMATEM'e gittik. Orada çok aşağılandık. Babama, "Kızın bu kadar sene içerken kör müydün?" diye hakaret ettiler. Yerleri olmadığını, bir ay sonra gelmemizi söylediler. İnanılır gibi değil. Bir bağımlı gelmiş yardım istiyor ve bir ay sonraya gün veriyorlar. Zaten ben babamın hatırı için yatacaktım. Kurtulma isteğim çok azdı. Zaman kazanmak benim de işime geliyordu. Çünkü eroine daha doymamışım. Beynimden tam silmemişim. Hâlâ içimde acılarımı yaşıyorum. E....'ın acısını, yalnızlık acısını yaşıyorum. Pişmanlık var içimde. Yanımda babam olsaydı bunları yaşamazdım diye düşünüyorum.
    —AMATEM'e yattın mı?
    Yer açıldı, yatırdılar beni. Birinci gün malın etkisi vardı; kafam iyiydi. İkinci gün çok pis krize girdim. Eyvaaah! dedim. Olayı beyninden silip attığın zaman bedensel acı hafifler ve daha kolay kurtulursun. Babamın hatırına yattığım için bir an önce şu yataktan kalkıp canlansam da gitsem içsem düşüncesi var kafamda. Krizde ne bir doktor tedavisi vardır ne bir şey... Çırpınıyoruz, kendimizi yere atıyoruz. Biz buna 'beton tedavisi!' deriz. Betona yatıp tepiniriz. Evde de bunu yapardık. Çünkü kriz anında vücudun yanıyor, acılar çekiyorsun, betona atıyorsun kendini, betonda yatıyorsun. Serum filan yok orada. Takmadılar. Takılması gerekiyordu.
    10. gündeyim, tam bırakmak üzereyim büyük krizi atlatmışım, kararlıyım. Birden yanıma biri geliyor, yeni yatış yapmış. "Oooh!" diyor. "Şimdi iğne yaptım kafam öyle güzel ki" diyor. Gel de delirme! 17. gündeyim titremelerim yüzünden odadan dışarı çıkamaz oldum. Utanıyorum. Kaşığı, bardağı bile ağzıma tutturamıyorum. Her yerim oynuyor. Serum yok. Vitamin istiyorum vermiyorlar. "Dışarıdan alacaksın, doğal besleneceksin" diyorlar. Akşamları bir Diyazem veriyorlar o kadar. Beton tedavisine devam. Taburcu olmak isitiyorum dedim. İmzamı attım çıktım. Bu titremeler bana oradan kaldı.
    AMATEM'e eroin sokmuşlar
    —Tedavi işe yaradı mı?
    İyiniyetli arkadaşların yardımıyla yeniden yattım. Krizdeyim. 72 saat sürdü. Baktım yapamayacağım torbacımı arayıp mal istedim. "Hayır, sen tedavi oluyorsun mal veremem" dedi ve telefonu kapattı. Defalarca aradım, başka bir hastaneye yatacağım, yürüyebilmem için gerekiyor diyerek ikna ettim. O gün de çarşamba; ziyaret günü. O zaman kurallar farklıydı. Ziyaretine herkes gelebiliyordu.
    Ziyaret saati geldiğinde annemi, babamı ve torbacımı kapıda gördüm. Torbacıyı görünce çekmiş kadar oldum, gözlerim parlıyor. Hayatım, aşkım gelmişti. Annemle babamı bir masaya oturtup malımı çaktırmadan aldım. Tuvalete koşup bir fırt çektim. Yüzüme, gözüme, dizlerime can geldi. Ailem de beni bu kadar mutlu gördükleri için seviniyordu.
    İçicileri de ayaklandırdım. Adamlar hepsi kurtulmuşlar, kararlıydılar bir daha geri dönmeyeceklerdi. Hepsinin kanına girdim. Belki bu çektiklerim onların günahı. Ama ben çok az gördüm kurtulanı. Ne zaman mal gelecek diye hepsi peşimde fır dönüyor. Ben paraları topladım. Herkes bir çekimlik için bütün parasını veriyordu.
    —Bir tedavi merkezine uyuşturucu sokmak bu kadar kolay mı?
    Tespit ettikleri anda atıyorlar.
    —Nasıl tespit ediyorlar?
    Her sabah idrar tahlili var. Bu yüzden mal bekleyen arkadaşlar ellerinde malı çekmeden önce idrarlarını hazırlamışlar bile. Kimi bardağa, kimisi poşete doldurmuş. Onlar şeytan biz şeytan! Bunu öğrenince ben de idrar dilenmeye başladım. Herkes malı çektiği için de temiz idrar bulamadım. Sızmışım odamda. 48 saat sonra gözümü evde açtım.
    —Ailenin tepkisi nasıl oldu?
    Malımı istedim. Babam döktüğünü söyledi. Ben de işte şimdi beni kaybettin diyerek yerdeki halıyı tırnaklarımla parçaladım. O anda babam malı yuttum dese karnını yarıp yine alacak kadar vahşileştim. Öyle acılar çekiyorsun ki; tarifi yok. Damarlarımın içinde acı. Kemiklerimin içinde. Ruhumun içinde acı. Sonra pasaportumu ve annemin cüzdanını kaptığım gibi evi terkettim. Babam ağlayarak peşimde koşuyordu. "Kızım evde deneyelim" diye yalvarıyordu. Tozumu atmakla beni kaybettin baba diyerek bir korsan taksiye binip gözden kayboldum. (Daha sonra öğrendim ki, duraktaki diğer korsanlar, çalışmıyoruz diyerek babamın beni takip etmesini engellemişler.) O kadar acı çekiyordum ki, babamın acısı krizin acısını bile bastırıyordu. Çünkü babam benim herşeyimdi. Astımlı bir bebekken beni ayaklarında sallayarak uyuturdu. Aybaşımı, bulaşık yıkamayı ondan öğrendim.
    Eroin paramı babam verdi!
    —Babana duyduğun sevgi taksiyi durdurmaya yetmedi mi?
    Duygusal tarafım dur diyor. Çünkü ben kişiliğimi eroine satmadım. Fakat içimdeki şeytan "Çabuk, krizdesin, yürü, iç kendine gel, içince nasıl olsa bu acıyı unutacaksın" diyor. Şeytanı dinledim ve doğruca torbacıma gittim. Kaleiçi'nde buluştuk. Malı çektim.
    Kendime gelince babamı aradım. Dönmem için yalvardı. "Tedaviyi evde yaptırırız" dedi. Döndüm... Tedaviye ben hazır olduğumda başlanmasını istedim. Bir ay sonra hazır olurum dedim. Bu süre içinde gözlerinin önünde hep içtim. Sızıyor, sağımı solumu yakıyordum. Onlar için dayanılmaz bir acıydı bu. Babacığım bir ay boyunca sırf evde kalayım diye eroin paramı bile verdi. Annem benim kendi elleriyle zehirlenmeme dayanamıyordu. Hemen Babam Almanya'ya gidip 27 yıl çalıştığı BMW'deki işini bıraktı. Sigortalarını öldürdü ve kesin dönüş yaptı. Alman yasalarına göre 3 ay oroda oturup da dönüş yaparlarsa her ay 7 bin mark para alacaklardı. Babam "Belki o 3 ay içinde evladımı kaybedebilirim" diyerek bütün haklarını öldürdü.
    —Bir ay sonra...
    Bu bir aylık süre de zaman kazanmaktan başka birşey değildi benim için. Olay benim beynimde bitmemişti. Tek aşkım, tek sevgilim eroin. Ben buna aşığım. Ben hâlâ içiyorum. Evde huzur diye bir şey kalmadı. Tedavi olmaya razı oldum babamın hatırı için. Doktor geldi, serum bağlandı ve tedavi başladı.
    Doktordan Rivotril istiyorum. Çünkü tarifsiz bir acı var. Canımdan can gidiyor. Üzerimde böcekler geziyor gibi. Terleyip üşümeyi aynı anda yaşıyorsun. Vücudunun heryerine dikenler batıyor. Dizlerinde, tarifsiz ağrılar var. Krizin ikinci gününde kusmalar başlıyor. Üçüncü gün ölecekmiş gibi zannediyorsun. Her nefes alışında boğazın kuruyor artık nefes alamıyorsun, ölüyorsun sanki. Kusmalar devam ediyor. Yemyeşil zehir kusuyorum. Öğürüyorum, duvarlarda yankılanıyor. Safra kesesinin, bağırsakların içindeki zehir öğürmeyle dışarı çıkıyor. Bu çıktıktan sonra rahatlıyorsun. 72 saat böyle geçiyor. Beşinci, altıncı gün derken 10 gün de serumlar devam etti.
    Sonunda hayata döndüm. Babam "Dile benden ne dilersen" dedi. Bir dediğim iki edilmiyordu. Araba istedim; Kırmızı Ford Sierra. Garajım yapıldı, hemen arabam geldi. Yalnız kalmak istediğimi söyledim; harabe haline getirdiğim daireyi benim için yeniden düzenlemeye başladılar.
    —Gerçekten kurtuldun mu?
    İki ay aradan sonra sokağa çıkar çıkmaz çantamı aldığım gibi torbacının evinin yolunu tuttum. Babam ise arabayla hava aldığımı sanıyor. Şeytan damarlarımda dolaşıyor. Zaten beynimden çıkmamıştı. Eroinin verdiği hazla o zavallı insanları boş hayallere daldırdım. 'Eroinsiz güzel günler yaşayacağız. Uyuşturucu bağımlısı bir kızınız olmayacak. Kendimi size adayacağım, hiç evlenmeyeceğim' diyordum. İyice güvenlerini kazandım.
    İstanbul bana tehlikeli, Marmaris turu yapayım dedim. İnandılar. 2—3 ay kaldım. Döndüğümde evim harika olmuştu. Onlar beni tertemiz sanıyor, verdiğim umutla ayakta duruyorlardı. Gene malım bitti. Bir çekimlik vardı çektim. Balkonda sızmışım. Vücudumun yarısı balkondan aşağı sarkmış. Ağzımdan salyalar akıyor. Yürek yakan bir manzara... Arkamdan babam geldi. Gözgöze geldik. O bir dakikalık bakışa neler sığdı neler. Beni yatağıma yatırırken konuşamıyordu, gözleri doldu. O batağa yeniden düştüğümü anladı.
    Sabah mal almaya çıkıyorum. Babam hiç sitem etmedi "Hadi tekrar deneyelim, başarana kadar deneyelim, hata yapmış olabilirsin" diyordu. Baba önümden çekil dedim. Çünkü krizim geliyordu. Sekiz saatim dolmak üzereydi. Gittim ve çektim.
    —Bu düş kırıklıkları ne kadar sürdü?
    Defalarca. Başladık. Serumlar takıldı. Ama beynimdeki şeytanı atamıyorum. Annem sabahlara kadar iğne kaymasın diye başımı bekliyor, elimi tutuyor. İki gün serum yedim. Babamı meyva suyu almaya gönderdim. Sonra pasaportu alıp Marmaris'e gittim. Manevi dayıma, yengeme tedavi olmak istiyorum dedim. Onların da bana güvenleri kalmamıştı. Dört dörtlük bir tedavi uyguladılar. Dört gün serum yedim, bütün arkadaşlar seferber oldu. Ayağa kalkınca ben yapamayacağım, eroini özlüyorum dedim. Onları da çiğneyerek İstanbul'a geldim. Tekrar başladım. Bırakmak istediğinde gerçekten bırakıyorsun. Ama düşlere engel olamıyorsun.
    Hollanda'da eroin krizi
    Bir gün kankardeşimin abisi (kabin amiri) kafama girdi, hostes olmaya ikna etti. Konuyu babama açtım, tedavi olmak istiyorum dedim. O kadar çok sevindi ki... Hosteslik kursu boyunca tedavi sürdü. Krizdeyken sınava girdim ve kazandım. İki ay sonra uçuşa başlayacaksınız denildi. Marmaris'e gittim. Şirketle bağlantı içindeyim. Uçuş tarihi bekliyoruz. Yine içiyorum.
    Beklenen telefon geldi: "İlk uçuş Hollanda'ya. Sabah 08:30'a kadar hazır ol." Acilen İstanbul'a döndüm. Krizdeyim. Arkadaşın evine Şişli Etfal'den doktor çağırdık. Serumları taktırdık. Kriz geçmeden uçuşa geçtik. Binbir işkence ile 350 yolcuya servis yaptım.
    —Uçuş sırasında eroin alıyor muydun?
    Hayır. Evde alıyordum. Yine bir uçuş sonrasıydı. Uçak 4 saat rötar yaptı. Beş yıldızlı bir otele gittik. Herkes gününü gün ederken ben odamda krize girdim. Orada satışı serbest ama satılan yerlerin adını bile soramıyorum. Bir anlayan olur diye çekiniyorum. İstanbul'daki ofisi aradım, hemen işten ayrılmak istediğimi söyledim. İstanbul'a gelmemi istediler. İnanılmaz acılar içinde döndüm. Biri ispiyonlamış. Ben hemen eroin kullandığımı söyleyerek çıkışımı aldım.
    —Sonra...
    Marmaris'te ünlü bir tur firmasında rehber olarak işe başladım. Jiple turist gezdiriyordum. Ayrıca turistik mekanlardan da yüzde 25 komisyon alıyor, animatörlük yapıyordum. Bir günde 10 bin mark kazandığım oluyordu. İşimi çok iyi yapıyordum. Ay sonunda İstanbul'a gelip malı alıp dönüyorum. Bu arada yumurtalıklarımı üşüttüm. İltihap bağlamış. 3 milyara yakın parayla İstanbul'a tedavi olmaya geldim ama arkadaşlarla yedik.
    —Paralar bitti. Şimdi nasıl mal bulacaksın?
    İşte bugünden sonra ben nerelere sürüklendim. Camlı Kahve'de mal aradım. Beni kullanmak isteyenler oldu. Benimle yatmak isteyenler oldu. Torbacılar ortada yok. Mutlaka biri yüksek dozdan ölmüştür.
    Kız arkadaşlarımın aracılığıyla Bayrampaşa'da oturan biriyle tanıştım. Zeytinburnu'nda bir yere gittik. Evlerinde kaldık. Bunlar gece tufaya çıkıyor (hırsızlığa), gecede 500 milyon kazanıyor ama bana eroinim için günde 3 milyoncuk veriyorlardı. Evinde kaldığımız çocuk bunun bedelini çok ağır ödememi istiyordu. Bir gece krize girdim. Ben kıvranırken o malı gözümün önünde sallıyor, onunla yatmamı istiyordu. Acılar içinde kıvrana kıvrana terk ettim orayı. İki kız arakadaşta tedavi oldum! Pasaportumu, hosteslik sertifikamı unuttuğum için aynı eve geri döndüm. Bana bira ikram etti. Birden şişeyi kırıp boğazıma dayadı. Boynumdan kanlar akmaya başladı. Zorla tecavüz etti. Ben işkence çekerken, dünyam yıkılırken o zevkinin derdindeydi. (Ağlıyor)
    —Bu kötü olay için sonun başlangıcı diyebilir miyiz?
    Belki de... Bu olay beni erkeklerden daha da uzaklaştırdı. Çünkü eroinmanlar zaten seksten hoşlanmaz.
    Hırslandım, yeniden Marmaris'e gidip kendime tedavi programı hazırladım. Öyle güzel uyguladım ki 4., 5. günde yemek yiyebildim. 9. gün ayaktayım. Cin gibiyim. 10. gün yeni bir kriz bastı. İki saat titredim. Bilincim yok. Tek gözlü canavarlar görüyorum. Elinde şırınga yaklaşıyorlar. O anda birisi sakin ol diye dokunmaya kalksa gittim. Hemen öleceğim. Manevi dayımın bir tanıdığı bu krizleri biliyormuş. O evdekileri uyarmış; aman sifonu dahi çekmeyin, lambalara dokunmayın demiş. Onun yardımıyla mutlak bir ölümden döndüm.
    —İğneye ne zaman başladın?
    Eroinsizlikten bunalımdayım. Annemi arıyorum, onun sevgisine ihtiyacım var. Ama babam telefona çıkmaya hazır olmadığını söylüyordu. Annemin beni sevmediğini düşünüyordum. (Oysa zavallı annem benim yüzümden kalp hastası olmuş, bana söylemiyorlar.) 30 tane hap aldım. Sarhoş olup kendimi denize attım. İçmelerin oradaki tehlikeli bölgede girdaba doğru yüzdüm. Kurtarmışlar. Dostlarım yardım etti, moral verdiler. Artık eroin kullanmıyordum.
    Manevi dayım ailemi arayarak müjdeli haberi verdi. Hep birlikte İstanbul'a geldik. Otogarda babam karşıladı. Hemen kızımı (köpeğimi) sordum. Ağlamaya başladı. Kızım, intihara kalkıştığım gün kendini iki kez arabanın altına atmış ve ölmüş. Babamın güllerle donattığı mezarının başında, sabahlara kadar ağladım. Bu acıyla damardan almaya başladım.
    Dergâhta bir eroinman!
    —Ruhsal durumun nasıl?
    Beklenen yarınlar kaybolmuş dünden/Ümitler selamı kesmişler benden/Nasılsa hayır yok gelecek günden/Kadere rest çektim isyanlardayım...
    —İsyan etmek neyi çözüyor?
    Dua da ettim. Bazı tanıdıkların teşvikiyle ailemle birlikte Adıyaman'a Menzil Dergahı'na gittik. Türbede dua ederken gözyaşlarımı tutamadım. Çevremdeki insanlar "Ulan biz yıllardır geliyoruz gözyaşı dökemiyoruz, şu açık kıza bak" diyerek beni seyrediyorlardı. Bayan olduğum için şeyh ile görüşemedim. Babam benim adıma şeyhten tövbe aldı. Ben de Rabia Ana'dan tövbe aldım. Rabia Ana "İnşaallah kurtulacaksın" dedi. Dua ettik, sekiz şartı yapıp tövbe ettik. Menzilden dönerken beynim o kadar karışık ki... Bir tarafta köpeğim, ortada şeytan (eroin). Yolda şeytan uyandı. Bu sefer çok kararlıydım. Eroinsiz sekiz ay geçti. Ailem gerçekten inandı. Namaz bile kılmaya başladım. Doğum günümde bana sürpriz yaptılar. Tüm aile ablamlarda toplandı. Bana bir doğum günü pastası hazırlamışlar. Üzerine 24 yerine sıfır yazmışlar. Annem ilk kez orada sarıldı bana. (Ağlıyor).
    —Mutlu son mu?
    Keşke öyle olsaydı! Bir gün aniden hosteslik zamanından tanıdığım kız arkadaşım aradı. O...pu'nun tekidir... Beynimde şimşekler çaktı. Dayanamadım evine gittim. Kapıdan içeri girer girmez kokusunu aldım. Bu ısıtılan tam olarak iyi kaliteli bir maldı. Hemen çektik, kafayı bulduk. O lanet şey yine kanıma girdi.
    —Tünelin sonuna gelmişsin. Neden?..
    Bu yaşadığım kötü bir düş gibiydi. Bu olaydan sonra ailemle olan tüm bağlarım koptu. Ailemi kaybettim. Üç kız arkadaşla Fatih'te yaşamaya başladık. Beyoğlu Şanzelize Bar'da konsomatrislik yaptık. Mal parası için sabaha kadar çalışıyor, sarhoşların kahrını çekiyoruz. Aramızda kötü olaylar oldu. Ayrıldık.
    Yeniden hostesken tanıdığım kızın yanına döndüm. Birlikte yaşamaya başladım. Ben çok güzel olduğum için beni pis işlere zorladı. Sırtımdan geçinmeye başladı. Beni ezdi, dövdü, iftira attı, aşağıladı. Sırtımdan dünyaları kazandı. En sonunda ayrıldım onun yanından.
    Param yok, gidecek yerim yok. Banklarda, kömürlüklerde yattım. Denize düşen yılana sarılırmış. Eskiden beni sevdiğini söyleyen erkek arkadaşın evine gittim, bir ay orada kaldım.
    Altın vuruş yaptım
    —Biraz da esiri olduğun aşkından bahsedelim istersen. Rekorun nedir, altın vuruşu denedin mi?
    Altın vuruşu üç kere denedim. İkisinde kriz halindeydim, damar bulamadım. Biri başarıyla sonuçlandı. Öldüğümü gördüm. Mezara girdim. Ağladılar başımda. Beyin damarım çatlamış. 5 saat sürdü. Kulağımdan ve genzimden kan geldi. Ölmedim.
    - Yanında hiç ölen oldu mu?
    Birgün biri yüksek dozda almış, gidiyor. Hemen tuzlu su bastık, ölmedi. Yine biri şırıngaya mal çekerken pislik kaçırmış, fenalaştı. Pislik çok tehlikelidir. Bu yüzden malı çekerken sigara filitresinden çekeriz. Hemen temiz mal bastım. Temiz mal basınca kendine geldi.
    —Aşkını nasıl terkettin. O günü anlatır mısın?
    Birgün kuaförlük yapan biri bir torbacıyla tanıştırdı. Bu benim son torbacım oldu. Beni sevdiğini söylüyordu. Malı ondan alıyordum. Fakat beni dövüyor, aşağılıyordu. Mal uğruna nefreti, kini içime yazıyor, sabrediyordum. O gün yine bir kavga oldu. Bana 'kaşarlanmış k..pe', 'namussuz' dedi. Yüzüme tükürdü. İşte bu filmi koparttı. Çünkü eroin benim kişiliğimi asla yok edemedi. Ben kişiliğini kaybeden insanları gördüm. Anasını, babasını, bacısını satıyor. En önemli kavramlar onun için bitmiş. Var olan tek şey toz. Bulacak, içecek, uçacak. Fakat hayat dolu olan bir insanı ezdiler, hırpaladılar, aşağıladılar, sırtımdan geçindiler, gururumu ayaklar altına aldılar. Hayata küstürdüler beni. Namus-eroin-kriz üçgeninde kaldığımda ben namusu seçiyordum. Ama... Bedelini ağır ödedim. Herşeyimi bırakıp çıktım o bataklıktan. Yanımda sadece beş günlük tozla. Bir dostumun "Bir gün kurtulmak istersen buraya gelebilirsin" dediğini hatırladım. Taksiye bindim. Tekerlekler döndükçe o bataklıktan gerçekten uzaklaştığımı hissettim.
    -Ailenden haber alıyor musun?
    Yıkılmışlar. Annem kalp hastası oldu. Babam aklını yitirmek üzereymiş. Hepsini bitirdim.
    —Türkçen iyi olmadığı için sanırım bazı şeyleri yeterince anlatamadın. Kendini bir filmle, şarkıyla, ya da kitapla anlat desem hangisini seçersin?
    Beşinci Element derim. Çünkü orada aranan beşinci element sevgiydi. Ben de hayatım boyunca hep beşinci elementi aradım aradım.
    —Sen tıp eğitimi almış birisin. Eroinin içinde böyle bir element var mı?
    Yok. (Ağlıyor) Yine de dünyanın bir yerinde benim için bir sevgi var. Buna inanıyorum.
    —Elini uzatıp yardım etmek isteyen insanlar sana güvenebilir mi?
    Başka şansımın olmadığını biliyorum. Öleceğimi biliyorum. Zamanımın daraldığını biliyorum. Ben inançları olan bir insanım, Allah'a kendimi affettirmeden ölmek istemiyorum. Beş günlük eroinim var. Beşinci günün sonunda büyük krize gireceğim. En son krizim 2 saat 32 dakika sürdü. Bu 3 saati aşacak. Buna da insan bedeni dayanmıyor. Torbacılar bunu bildikleri için durmadan beni arıyor. Mal vermek istiyorlar. Buna rağmen o bataklığa dönmeyeceğim. Kriz anında hastanede olursam yaşarım. Yoksa burada... Bana son bir şans verin. Lütfen... (Ağlıyor)
    —Son kararın mı?
    KesiKesinlikle... Eğer kontrol altına alınabilirse, yeterince güçlüyseniz gerçekten işe yarar. Ben yaşayan kanıt olmak istiyorum.
    — Bir cümle ile eroinin tanımını yapar mısın?
    Hayalle gerçek arasındaki çirkin çizgidir eroin.
     

Sayfayı Paylaş