1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Yaklaşık 6 ay içinde forumda köklü değişimlerin olacağı bir sürümle karşınızda olacağız. Sistemi test etmek için aşağıdaki adresi kullanabilirsiniz.

http://www.degisim-sanat.com/_xf2/
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

"KIRMIZI" konulu resimler için anketimiz açıldı. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de ankete katılmaya davet ediyoruz...

Var mısın ?

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Hazangülü tarafından 28 Aralık 2006 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    121
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    995 ÇTL
    [​IMG]


    VAR MISIN ?? - Sabırla okuyun çok güzel


    Saatlerdir bilgisayarın başında oturuyordu, hala beklediği mail gelmemişti. Silkindi. Kaç saat olmuştu bilgisayar başına oturalı? Oooo! İki saatten fazla olmuş, koskoca iki saat? Arkadaşları yemeğe davet etmişti, Sinan sinemaya, oda arkadaşları ise fal partisine.. Hiçbirini kabul etmemişti. Şimdi bu ücra internet cafede gelecek o maili bekliyordu. Daha ne kadar sürecekti?

    Kimbilir belki, bugün hesabına bile girmemişti, girmeyecekti? Girse bile yazacağı daha önemli insanlar vardı belki... Belki de onun ona önem verdiği gibi o, ona önem vermiyordu? Yok canım! O da en az Sevgi kadar değer veriyordu Sevgi'ye, yazdığı her mesajın karşılığı ertesi güne geliyor, hadi ertesi gün olmadı birkaç gün içinde gecikmenin özürünü de içeren mail hesabında bekliyordu Sevgi'yi. Aylar olmuştu yazışmaya başlayalı, bir kez bile aksamamıştı mailler. Ta ki, bu haftaya kadar.

    Hafta başından beri tek bir satır gelmemişti ondan. Tuhaf! Oysa kendisi yazacak bir şey bulamasa - ki, bu da ayda yılda bir olurdu- forward edilmis mesajlar gönderirdi, güzel sözler, fıkralar ya da ufacık bir e-kart. Üçüncü gün dayanamamış, onu merak ettiğini söylediği bir mail göndermişti: Heeeey, öldün mü kaldın mı? Haber verseneeeee! diye şakalaşmıştı üstelik. Ses seda yoktu yine karşı tarafta, beşinci gün iyiden iyiye meraklanır olmuştu, hatta bir sapığın onun hesabına girip gelen mesajları ondan önce okuyup sildiğini bile düşünmüştü. İyisi mi oturup bütün gün bekleyecekti bilgisayar başında, hem içinde de bir şüphe kalmayacaktı böylece. Bugün sekizinci gün de bitmişti. Yine en ufak bir yazı bile gelmemişti. Unuttu beni diye geçirdi içinden. "Tabii, ne bekliyordun ki!" diye kızdı kendi kendine. Alay etti bir süre bu çocukluğuyla. Hiç görmediği, sadece yazılarıyla, şiirleriyle tanıdığı biriydi karşıdaki ve hep öyle uzakta öyle bilinmez kalacaktı. Ne bekliyordu ki? Kendisi de bilmiyordu. Hayalinde bu yazıları yazan kişiyi bir türlü canlandıramıyordu. Ne zaman gözlerini kapasa sadece bir çift el görüyordu, klavyenin tuşlarına
    dokunan güzel parmaklar... Bu elin kime ait olduğunu görmeye çalışıyor, didiniyor ama hayali bir anda dağılan sis gibi yok oluyordu. Ertesi gün soluğu yine bilgisayar başında aldı. Bekledi, bekledi.

    Birkaç arkadaşından gelen mailleri yanıtladı hemencecik. Aslında böyle beklemek fena da olmuyordu hani. Zaten tatildeydi yapacak başka bir işi yoktu, arkadaşlarından çoğu eve dönmüştü kalanlar ise onu çağırsa da o pek istemiyordu. Bu düşüncelere dalmışken yeni bir mesaj geldi. Hayret adres pek yabancıydi ona.

    Biraz tereddüt ettikten sonra yüreği korku içinde açtı. Mail, "merhaba ben Akın'ın yakın arkadaşıyım. Kendisini trafik kazasında kaybettik, telefon defterinin arasında sizin mail adresinizi bulduk ve haber vermeyi uygun gördük. Başımız sağolsun" diyor ve devam ediyordu ama mailin devamı onu ilgilendirmiyordu artık. Okuyacağını okumuştu zaten. Kaçıncı ölüm haberiydi bu, bu kaçıncı değer verdiği insandı yitip giden? Bazen bütün uğursuzluğun kendinde olduğunu düşünüyordu. Sonra saçma geliyordu düşündükleri, ama ne farkederdi ki, işte cok sevdiği, her gün yazdıklarıyla onun gününe renk katan o kişi artık yoktu. Kötü bir şaka olamaz mıydı?

    Ne yapacaktı şimdi? Beklediği mail gelmiş miydi? Ne yani kalkıp gidecek ve bir daha gelmeyecek miydi? Bir daha o güzel mesajlari hiç göremeyecek bir daha o elleri hayal edememenin üzüntüsüyle doğruldu. "Cebinden size henüz yollamadığı, yollamak için doğum gününüzü beklediği bir şiir bulduk.

    Tıpkı sahibine ulaşmamış bir mektup gibi duruyordu oracıkta. Aşağıda onun sizin için yazdığı son şiiri bulacaksınız.


    VAR MISIN ?
    Biliyorum şaşıracaksın
    Son sözler gibi gelecek kulağına
    Yoo yanılmıyorsun.
    Son sözler bunlar.
    Bu uzaklığı kaldırmak için ortadan
    Sadece bir ufacık his'tik, sen bana ben sana
    İki satır lâf, iki mısralık şiirdik
    Bir gülücüktük
    Bir soru isareti
    Oysa daha fazlasını istemek bencillik mi?
    Anla artık!
    Sözler var ama satırlar yetersiz
    Düşünceler var ama sayfalar yetersiz.
    Duygular var ama mısralar yetersiz.
    Anla artık biliyorum bir sen var, bir de ben
    Uzak uzak yerlerde ayrı ayrı şehirlerde.
    Ama desem ki, sana:
    Biz demeye var mısın?
    Desem ki, ne sen olsun, ne de ben.
    Bir biz olalım.
    Var mısın ?

    Akın Yıldız

    Şaşırmıştı, istemezdi etraftakilerin gözü önünde ağlasın. Hiç adeti değildi ne de olsa. Oysa Akın hep nasıl hissediyorsan öyle ol başkalarını boşver derdi. İşte her zamanki gibi yine dinlemişti onun sözünü. Demek o da aynı şeyleri hissetmiş, o da artık bu uzakığı kaldırmak istemişti. Doğumgünü geçmişti, hem de yine bilgisayar başında. Yeni bir yaşa daha girmişti işte, yepyeni bir yaş, yepyeni umutlar, acılar, mutluluklar. Her yaş olgunlaştırırmış biraz daha insanı, belki de en çok bu yaşa girdiğinde olgunlaştığını anlayacaktı yıllar sonra arkasına dönüp baktığında kimbilir... Akın! Kahretsin, seni şimdiden özledim diyerek hıçkırıklara gömüldü. Neden sonra eli yanıta gitti. Akın'a geç kalmış bir yanıttı bu.

    Sadece tek bir sözcük yazdı :

    VARIM !
     
  2. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.596
    Beğenileri:
    7.603
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.184 ÇTL
    Yüreğine sağlık. çok güzel bir yazı. Keyifle okudum.
     
  3. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    121
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    995 ÇTL
    Ne anlamsız duygudur bu,
    Anlatılması imkansız,yaşansa da ,
    BİR GİDİŞ VAR..
    Ama dönüş yok halen...
    İnceden kulağıma geliyor türkü,
    Düşündürüyor ister istemez geleceğin günü,
    Bir sevdiğim var uzaklarda,
    Bilinmez bensiz ne yapıyor oralarda,
    Yarime şöyle doya doya sarılmak var da,
    Engeller var arada,
    İlk ve son aşkım bıraktığın yerdeyim
    BEKLİYORUM SENİ HALEN...

    Hani bazı duygular vardır anlatılmak istensede anlatılmaz,kelimeler kifayetsiz kalır..Bazen yaş olur akar gözden..Bazen hıçkırık olur takılır boğazıma..Tek bildiğim..BİR GİDİŞ VAR..Acıtan,kanatan,ağlatan,yarım bırakan bir gidiş..O gidişten sonra doğmad dünyama güneş..Aydınlanmadı dünyam..Üşüdüm..Isıtamadı kimse senin gibi..Tutamadı kimse ellerimi senin gibi..Sarılamadı kimse ayrılmamacasına..BİR GİDİŞ VAR..


    Bir gidiş var...çıkmaz yollara giden..
    Bir gidiş var..Karanlığa çıkan..
    Bir gidiş var..Dönüşü olmayan..
    Bir gidiş var..Arkada bekleyenler bırakan...


    Bir gidiş var..Seni benden ayıran..Beni gecelerce ağlatan..Temiz,masum,saf bir kızı büyüten..

    Dönüşü yok bu gidişin..Tüm yollar karanlığa..yalnızlığa..sessizliğe..çaresizliğe çıkıyor..Ben seni düşünüyorum..Gidişini..Beni bırakıp...çıkmazlara itip ..Yalnız bıraktığın gidşini...Ve dinliyorum ikimizin şarkısını son ses..Ağlıyorum ve eşlik ediyorum şarkımıza..

    "Bırakta sarılayım ayaklarına..Kum gibi ezip geçme..."

    Düşünüyorumm vefasızca çekip gidişini ve güzel anılarımızı...Bu şarkı hatırlatıyor seni bana/ Gerçi hiç aklımdan çıkyorsun ya neyse...İkimizin birbirimizin gözlerinin içine bakarak söylediğimiz şarkı...Deniz kıyısında oturmuşuz ve wolkman de "Kum gibi ezip geçme..." Yine seni düşünüyorum...Seni düşünmesemde seni düşünmemeyi düşünüyorum..Düşüncelerimde mutlaka SEN var...

    Şimdi ne yapıyorsun bilmiyorum..Belki aklına bile gelmiyorum..Belki başka kollardasın...Bilmiyorum...Tek bildiğim..Beni bıraktığın yerdeyim..Gözüm yaşlı..Kaldırımlar soğuk..Üşüyorum..Yalnızım..Sessizim..Sensizim..Bıraktığın yerdeyim..Seni bekliyorum...
    ALINTI
     

Sayfayı Paylaş