1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz
Notu Gizle
Merhaba Ziyaretçi.

Forumda "YAZ" konulu resim yarışması düzenledik. İlgili konuya BURADAN ulaşabilirsiniz.

Sizi de yarışmaya katılıma davet ediyoruz...

Varlığın Yoksa Yokluğun da Yoktur!

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve k@LpSiz_K@fKéF tarafından 27 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. k@LpSiz_K@fKéF

    k@LpSiz_K@fKéF Forum Onuru

    Katılım:
    16 Kasım 2008
    Mesajlar:
    3.721
    Beğenileri:
    37
    Ödül Puanları:
    2.880
    Yer:
    B!L€C€G!M
    Banka:
    50 ÇTL
    Eski bir duvar yalnızlığında kaldı hüzünlü bekleyişlerim... daha dün “yitik aşklar” parkı’nda yazıyordu : “yalnızlık iki kişiliğe çıkmıştır...” diye , sonrasında meraklı sorgulayışları bırakıp cevapları hiç önemsemez oldum . artık biliyorum her yorum geçmişin derin yaralarını deşmek biraz da...

    “sen , bendeki çoğulluklardaydın ...hiç yanılmadım ! “


    Kırık hikayeler ülkesinde ki olumsuzluklara rağmen nasıl da yaşama sarılırdım . öyle sanıyordum bedenimi tüketen umut yoksulluğumun dermanını ... seninle yaşıyor(d)um !


    Sana koşmalarım vardı... adımlarım küçükte olsa , hani yolumu bilmesem de “sen” diye , ardımda kalan ayak izlerim vardı... nefesin nefesime karışmaktaydı ; içimde olağanca güzelliğinle savruluyordun . her yerden geçiyordun ki bir tek kalbimde gülüyordun ; içimde aşktın , savruluyordun...
    “ seni hiç kimselere anlat(a)madım ; nasıl anlatacağımı
    bil(e)miyordum...”


    Sana yenilişlerim vardı... sisin arkasında duruşların oldukça , kaybedişlerim çoğalırdı ; acaba şimdi hangi şirinliğiyle karşıma çıkacak diye meraklı bir düşünce ordusunun içerisinde bulurdum kendimi... şaşırırdım ! ama yalan değil , sonunda çok sevinirdim .


    Bazen varlığından öte yokluğun geliyor ya , inan içimde her yer seni arıyor... her şeye aldanıyorum , kırılıyorum ; bir tek sensizliğe dayanamıyorum . evet ! sen benim en büyük sınavımsın bu dünyada(ki) ; sana olan sevgi çokluğuyla girebilirim ancak cennetine . içimde kavuşmak hayaliyle yanan sayısız dualarda buluyorum bedenimi ; biliyorum ! ibadetimsin , sadece çok seviyorum...


    “ yağmurun toprağa kavuşması gibi... bir toz kalkar yüreğimden , aşkınla yıkanırım...”


    -bugün varlığının günü / hani doğum günüm gibi... deniz kenarında bekleyen ,dalgalara karışan azat düşleri gibi bir ben ve en çok yine seni seven ; ve biliyorum artık deniz de sensin dalgalar da... aslında sen tuhaf bir uçurumdaki tek yaşama dönüş sebebisin; yaşamdaki kimliksin , mucizesin...


    ve sen , hayalinle... uğruna yollar yürüdüğüm , patikalarda papatya kokularıyla bezendiğim ; sevgilim ! ömrümün varı , tek gerçeğim ; tarifsiz anlatılarımdaki cennet yüreklim... seni çok özledim !..


    ne tuhaf değil mi ? Varlığın da tapmak / yokluğun da çırpınmak... aslında en çok aşkından kan-ter içinde kalakalmak / yılmamak , yanılmamak...


    aşk adına ; mühürlü bir kalbim var ... bir akşamüstü gel istersen ; atalım içimizde ki sevgi tohumlarını toprağımıza ; mutlulukla , sevgiyle besleyelim ... gel sevgilim gel ! aşkımızı dağa , taşa ısmarlayalım... ihanetsiz sevgilere mutluluğumuzu damıtarak , sarılalım...



    ( varlığınla yaşıyorum / yokluğunla savruluyorum...şunu bilki :” bir tek seninle yenilmiyorum hayata...”)
     

Sayfayı Paylaş