1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Vefa İnsana Yakışır

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Suskun tarafından 13 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL


    [​IMG]
    Vefa İnsana Yakışır
    Hep yüzü düşünülür yaşamın. Hep yüzünden bakılır aynaların. Aynalar yalan söyler. Aynalar hercai. Fallardan medet umulur, düğümler öyle çözülür. Devir böyle bir devirdir. Bir çekirge bakışlı gece, iner günün üstüne. Çatlar kabuk bağlamış yüreklerin mahzenleri. İsyan ve sancılar, seherlerin hüznüne sarkar. Kim söylemişti hatırlamıyorum. “Zaman yosmadır”, diyordu şairin biri. Vefasızlığın ellerinde zaman, yosmadır. Zaman değince üzerine, mavi solar, beyaz kirlenir. Adı kalır sayfalarda, zaman taştan sert... Bunu yıllar bilir.

    Ardından yeni yıllar gelir.
    Her gelenden bin sadakat beklenir.
    Vefa, artık İstanbul civarında bir semtimizdir.
    Oysa vefa insana yakışır.

    Vefa rüzgarı, bizim semte uğramayalı ne kadar zaman oldu bilmiyorum. Aylar geçiyor, yıllar geçiyor, bu rüzgardan haber alamıyoruz. Zaman akıyor. Ruhumuzu avuçlayan keşakeş kavgalara duruyor benliğimiz. Bilmediğimiz, sorgulamadığımız,üç günlük kaygılar örtüyor ufkumuzu.

    Mahrem-i esrarımız, çapkın rüzgarların diline düşmüş. Yapılan tüm iyiliklerin üzerine kar yağıyor. Bin serzeniş düşüyor üzerine. Lime lime olan bakışlarımız elemli, firkatin kadranında. Dimağlarımıza vesvese yağıyor. Tılsımlı zamanlar gitti gideli, vefasız yağmurlar yağmalıyor ruhumuzu... Salkım saçak sevgiler düşmüyor yüreğimizin kuytularına. Sevgiler yalın ayak. Kıymıkları acıtıyor içimizi. Ruhlar kurak ve firari.

    Gönüller, kayboluyor eflatun düşlerin sadakatine...
    Vefa rüzgarları esmiyor semtimize...


    Özlemle bekleyen bir yüreğe, sevgisi ertelenmemiş bir gülü uzatmak... Düşüncesi bile sızmazken ruhumuza, sebepsiz ayrılıklar keser cezamızı. Sürgünlere düşer yüreğimiz.Kan kırmızısı şafaklar gözyaşlarıyla ıslanır. Bu kaçıncı uykusuzluk, kaçıncı yalnızlığımızdır? Günbatımları hüznümüzü kamçılar. Duyguların taş duvarlarını yıkıp geçen vefa rüzgarları uğramazken semtimize, demet demet sevgi sözcükleri yalandan düşer önümüze. Yalancı güzellikler sahte cilalarla parlatır ufkumuzu... Hangi sabahlara günaydın! diyeceğimizi bilsek de , hangi dikenin kanatacağını, hangi rüzgarın üşüteceğini öğrensek de, hangi dalın kırılacağını bilmez kırılganlığımız.

    Güneş çerçevelenir riyanın cilasıyla...
    Ancak...
    Vefa rüzgarları bir türlü esmez üstümüze.


    Yusuf’u zindana mahkum eden sadakat, vefa, biz de adı hiç anılmayandır. “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen bir kültürün içinden öğrenmediğimiz, içimize katamadığımızdır vefa... Ebubekir’i, Ebubekir sıddık yapandır... Hz. Ömer ile vefa yarışında tarihe düşen adımlar atmasıydı onu yüce kılan. Biz böyle gönül erlerini de unuttuk. Unuttuklarımızı saymadan, kapı artlarına kitlediğimiz hatıralar içinden bir türlü görmediğimiz, göremediğimiz vefa esintisi, bir yaprağı bile kıpırdatmadan uyur kalır düşlerimizde. Deniz taşı örtmezken, bulutlar güneşi sonsuza kadar kapatmazken, bir insanın kalbinde hiç uyanmadan bekler. Sonsuza kadar. Yeryüzünde insana mahsus bir yetidir böylesi bir hiçlik.
    Bağbozumu günlere dakikalar kala, gün kararıp gölge düştüğünde aynaların üzerine bin kirpik ıslanır üşenmeden. Gün yüzü görmemiş duygular, çoğaldıkça çoğalır. Bir yüzü kırılır aynaların.

    Vefa solgun bir ay ışığı, iner çöllere...

    Uzak bir ülkenin, dilini bilmediğim ağıdı olup, titrer kalbimin derininde buz kıvamında bir türkü. Beden kendi başına, ruh kendi başınadır.... ölüm çağırır ansızın. Güneş solar, mum tükenir..Son nefesinde bir adam vefayı düşünür. Helalleşemedikleri, sevdikleri sevmedikleri,sevinçleri,hüzünleri geçer aklından. Şeyh Küşteri’den beri hiçbir yönetmenin perdeye aktaramadığı bir sahne geçer zihninin beyaz perdesinde. Takvimler donar kalır duvarda. Akşamın kızıl saçlarında bir gün kaybolur. Vefasızlık sonsuzluğa demlenir...
    [​IMG]
     
  2. GöLGe

    GöLGe Uzman

    Katılım:
    18 Mart 2010
    Mesajlar:
    1.170
    Beğenileri:
    10
    Ödül Puanları:
    1.130
    Meslek:
    ÖĞRETMEN
    Yer:
    KaYSeRi-BaTMaN
    Banka:
    1 ÇTL
    Her gelenden bin sadakat beklenir.
    Vefa, artık İstanbul civarında bir semtimizdir.
    Oysa vefa insana yakışır.

    hımmmmm teşekkürler Suskunum :(
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş