1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Veysi ERDOĞAN - İnsanın Mülkü Yarasındadır..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 11 Haziran 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL



    I.

    yok artık bir yanardağım!

    II.

    gözlerime indirdiğin melekler de yok artık
    gittiler beni dili dargın bir zamana verdiler
    gördüler aşkı yaraya süren bir semazenim ben
    bu nefes kimindir dediler bu kendine dönen kimdir?
    bilmediler içime dökülen bu kuyular sendendir
    ruhuma diktiğim bu lekeler emanetindir bilmediler
    dediler: kalbi susmuş bir adamdır bu! terk edin!
    eli düzgün yüzü güzel bir ölüm getirin ona!

    III.

    bana biçilen bu ölüm armağan mı bela mı bilemedim
    eğildim dünyaya yüzünün yaprağına değdim
    gövdeme gömülü rüzgârların kapısında bekledim
    taş söyledim çöl içtim kusur ettim kendimi
    insanın insana açıldığı ilk tufandır aşk dedim
    dağıma indim karanlığıma
    aşka tutulan bir mum ile sana değdim
    diledim ki kalbimi düşürdüğüm çadırında döneyim!
    dilime değen mühür alnımda duran kılıç
    dünyaya dağıldığım aynada seni söylesin
    kirpiğimden kalkan gemiler hep suyunda gezinsin diledim!

    IV.

    buymuş dedim
    aşk akrep taşırmış kalbin otağına
    ömre dökülen sözler sahipsiz kalıncaya kadarmış
    bitermiş başkasının koynuna bırakılan bir rüya
    ceninde susan her su ölürken celladını beklemezmiş
    ve gül, şüpheymiş; gitmezmiş kalbi olmayana!

    şimdi git!
    kalbini kaybetmiş bir şüpheyle bak bana!

    V.

    beni anlama!
    ruhumda gezinen bu nehir boşuna
    boşuna alnımda açılan bu levha
    insan dediğin bu dünyada bir yaradır
    bir inleyiş hüzünler kapısında

    beni anlama!
    yüzüme tuttuğum bu dünya
    geri vermeyecek gözlerimi nasılsa
    tozunu aldığım bu ayna beni bilmeyecek
    gidecek sırrını söyleyecek büyük bir dağa
    bana gelmeyecek

    beni anlama!
    sen tanıdık bir eskisin
    suyundan verme bana

    bu kırbaç sözler benimdir
    bu gözler elem kuyusudur sana!

    VI.

    bilmeni istedim
    istedim ki beni bilmeni
    aklımı sustuğum o günden beri
    avucumda gezdirdiğim bir mezarla
    sözü eksik bir kalemden kendimi dilemekteyim
    bu benim kaderim değil kabulümdür
    kendini bana süren merheme çareyim

    dokunma!

    kalbimin anahtarı yok artık
    canımı senden çektim
    değilsin emanetim

    seni bana bırakma!

    VII.

    onca yolu ölerek geldiğim onca sana
    alnımda taşıdığım bu harfler kimeydi bilme!
    beklediğim bu köprü kimin suyuna giderdi?
    bu hangi bahçeydi içinde dağıldığım?
    araladığım bu perde hangi zamana değerdi?

    öyle tozluyum ki bu yeryüzünde öyle dolu ki
    denizleri süsleyen bir cesedim ben sanki
    denizler ne ki?

    derinde susmayan bu tufan nedir peki?
    insan neden uğraşır içinin kumaşıyla?
    neden susar, bağırır, ağlar, dağılır?
    bir taşa neden derdini anlatır durmadan?

    her sorunun yanıtı yanlışında gizlidir
    ve her yalanın bir doğrusu hep vardır:

    ben sana yanlış kapıdan okunmuş bir kilidim!

    sen buna inanma....




    Veysi ERDOĞAN
     

Sayfayı Paylaş