1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yabancı Ülkelerde Bestelenen Atatürk Marşları

Konusu 'Devrimleri, İlkeleri' forumundadır ve wien06 tarafından 11 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Türk Kurtuluş Savaşı’nın Dünya Ölçüsündeki etkisi…
    Yabancı Ülkelerde Bestelenen Atatürk Marşları
    Kurtuluş Savaşımızın o hiç unutulmadık büyük başarısı dünyada çok büyük şaşkınlık hayranlık sevinç uyandırmıştı. Sömürge olmuş ülkeler bu utkuda yakın gelecekte bağımsızlıklarına kavuşmanın kurtuluşlarının yolunu yöntemini ve müjdesini görüyordu. Olacaklara bel bağlamaktan elleri bağlı beklemekten kurtuluyor umutlar kazanıyor şenlikler yapıyorlardı. Avrupa’nın şaşkınlığı hayranlığı Asya ve Afrika’nın sevinci srmıştı her yanı. Dünya dünya olalı böyle coşkulu bir durum yaşamamıştı…

    Komutan Gazi Mustafa Kemal Paşa büyük utkunun 2. yıldönümü töreninde 30 Ağustos 1924 cumartesi günü Kalköyü yanındaki meydan savaşını yönettiği tepede bu sonucu şöyle değerlendirmişti:

    -Türk ulusunun burada elde ettiği utku (başarı) kadar kesin sonuçlu ve bütün tarihte yalnız bizim tarihimizde değil dünya tarihine yeni akım vermekte kesin bir meydan savaşı anımsamıyorum…

    Yabancı ülkelerde bu başarının o günler ve gelecekler için etkisini kavrayan uzak görüşlü ozanlar şiirler yazıyor müzisyenler marşlar besteliyor yontucular büyük Kumandanın başarısını dile getirmek için adeta yarışıyorlardı.


    1) GAZİ MUSTAFA KEMAL PAŞA MARŞI:

    Avusturyalı Leopoldine KONİG tarafından yazılıp bestelenerek Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya gönderilen marşın öyküsü…


    Viyana’lı müzik öğretmeni bir genç kızın Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya yazdığı mektubun Türkçesi…


    TÜRK ULUSUNUN ŞANLI KURTARICISINA
    EKSELANS

    Bendeniz Büyük Savaşın dehşetleri içinde bulunmuş bir subay kızıyım. Bütün dünyanın düşman kesildiği biz Avusturyalılar uçurumun kenarında bulunuyoruz. Mutsuz ülkemiz belki daha uzun süre daha iyi zamanları beklemek zorunda kalacaktır. Buna karşılık Türkiye yeniden doğuşunun borçlu bulunduğu bir adama sahip olmak mutluluğunu elde etmiştir.

    Türk zaferi güçlü elinizle yaratılan bu şanlı kurtuluş adaleti seven herkesi içten sevinçlere kavuşturmuştur. Bendeniz de yüksek denetiminiz altında Türk Ulusunun kazandığı bu çanlı zafer hakkındaki sevinç ve duygularımı bestelediğim marşı Ekselanslarına sunmakla belirtmek istiyorum…

    Ekselansın bu marştan bir zevk duymalarının benim için bir onur olacağını arz ile ve büyük bir bağlılıkla bir imzanızın bağışlanmasını rica ederim.



    Viyana 9.12.1922
    Leopoldine KÖNİG
    Wien XIII Steinbauergasse 25. D. Desterr



    Bu mektup ve cevap örnekleri için bakınız: Yavuz Donat, Çankaya’da bir mektup, 24 Ocak 1981 tarihli Tercüman Gazetesi. Mektup ve notalar için öğretmen M. Rauf İnan’ın özel arşivi.

    Marşın Güftesi Şöyledir:

    Mustafa Kemal Paşa
    Çarptı şiddetle, çarptı şiddetle!
    Dağıttı düşman sürülerini, sürülerini.
    O’nu Tanrı göndermişti;
    Savaşı kazanmak için.
    Güzel yurduna barış getirmek için..
    Zalimdi, hırslı haindi düşman.
    Haindi düşman...
    Güçlüydü Kemal Paşa,
    Tendi Yunanı, yendi Yunanı...
    Kemal Paşa çok güçlüydü,
    Hemen yendi düşmanı,
    Acılar döndü sonsuz sevince...
    Durmayın hemen bir defne çelengi sarın.
    O yüce insanın başına.
    O tüm yaşamını attı tehlikeye;
    islâm dünyası için...
    Gür seslerle bağırın!.
    Gönüllerden sevinçlerle!.
    Tanrı ‘nın O ‘na sonsuz mutluluklar
    Vermesini dileyin siz…


    Marşın bestesi nota olarak eklenen bu içli mektuba, 29 Aralık 1922 tarihli bir mektupla Atatürk şu cevabı vermişti:


    4.1.1923
    Matmazel

    Hassas ve rakik (duygulu ve ince) bir ruhun ifade-i alamı (elemlerinin anlatımı) olan mektubunuzu ve ulusumuzun kazandığı zaferi terennüm eden marşınızı aldım. Çok teşekkür ederim. Adalet geç olsa bile mutlaka tecelli edecektir. Bu Kudret-i Fatıra’nın (Tanrı’nın yaratıcı gücünün) değişmez bir kanunudur. Binalenaleyh sevgili vatanımızın halihazırı (şimdiki durumu) sizi üzmesin. En yakın zamanda memleketinizin nail’i halas ve istiklal olmasını (kurtuluş ve bağımsızlığa erişmesini) temenni ederim Matmazel.



    Türkiye Müyük Millet Meclisi Reisi
    Başkumandan Gazi



    2) GAZİ MUSTAFA KEMAL MARŞI:

    Yine o yıl (1922) Hindistan’ın doğusunda bugün Bangladeş dediğimiz ülkede Bengalce yazılmış ve Bülbül Akademisi’nde çalınıp söylenmiş hem bir çok yıllar yinelenmiş GAZİ MUSTAFA KEMAL MARŞI var. Ozan-ı Nazar-ül İslam.

    O’nun uzun koşuğundan bir bölüm:

    GAZİ MUSTAFA KEMAL

    Ey Müslüman sen de uyan çıramanı (meşaleyi) yak.
    Gazi Mustafa Kemal Türk Ulusunu yandırdı.
    Uyan artık! Sen de uyan!...
    Kemal Paşa;
    Büyük annenin yiğit evladı.
    Kemal kükremektedir.
    Karanlıklardan imdat! diye.
    O’na sesler yükselmektedir.
    Kardeş Kemal! Sen olağanüstüsün!
    Eşsizsin övülmeye övülmeye değersin!
    Ey Kemal! Ey düşmanını yok eden!
    Kılıcını biziz alkışlayan senin.
    Söyleyin varmı bu dünyada Türk kılıcından korkmayan?
    Böyle Kemaller gerek bize.
    Bitmeyen bir mucize yarattın sen.
    Hain düşmanı ezdin ayağınla.
    Hain düşmanı ezdin ayağınla.
    Ve sertçe sertçe ez.
    Tüm insanlık görsün alkışlasın seni.
    Yaşa ey Türk’ün oğlu; Ey İslamın övüncü!
    Çok yaşa ey Mustafa Kemal!
    İnsanlık övsün seni…


    Not: Bu marş 80 yıl sonra Sayın Cumhurbaşkanı Kenan EVREN’in Bangladeş gezisi sırasında Mustafa Kemal Lisesini ziyaretlerinde öğrenciler tarafından söylendi. Adı geçen marşı ilgiyle izleyen Cumhurbaşkanımız bu lisenin aynı ismi taşıyan Ankara Atatürk Lisesi ile kardeş lise seçilmelerinin sağlanacağını duyurmuştu.


    3) TÜRK İZMİR MARŞI:

    Yıl 1914. tüm ulusların katıldığı uzun bir boğuşma döneminin başlangıcıdır. 1. Dünya Savaşı diye adlandırılan bu kan ve ateş çemberinin içine Almanların yanında Türkiye’de girmişti. Savaşlar hangi nedene gerekçeye dayanırsa dayansın uluslar için katlanılması güç bir cehennem yaşamıdır.

    Saksonya Devlet Orkestrası şefi ünlü Kompozitör KURT SCHİNDLER ulusları ölüme iten onbinlerce ocak söndüren savaşın acılarını dile getirmek için piyanonun başına geçer ve 44. yapıtını bestelemeye başlar. Yapıt 2 bölümdür: birinci bölüm savaşın acılarını ikinci bölüm de Alman utkusunun sevincini dile getirecektir.

    Sanatçı yapıtının birinci bölümünü bitirir. Savaşın acılarını dile getiren etkili bir bölümdür bu…

    Schindler Alman utkusunu ve Alman ulusunun bu utkudan duyduğu cokşuk sevinci dile getirmek için dört yıl bekler; umutla heyecanla… Oysa 1918 Almanlara utkunun muştusunu değil yenilginin derin acısını getirmiştir. Ve zafer nağmeleri için hazırlanmış olan nota defterinin porteleri bestecinin gözyaşlarıyla ıslanır. Türkiye’de bağlaşık bulunduğu Almanya gibi yenilgiye uprayarak çöker.

    VE MUSTAFA KEMAL PAŞA’NIN BÜYÜK UTKUSU

    1919 ortalarında Anadolu’nun bağrından dalga dalga gür güvenli ve kesin bir ses yayılmaktadır… < YA İSTİKLAL YA ÖLÜM… > diye yankılar yapan bu ses utku sarhoşlarının kahkahalarına karışır… 10 yıl süren bir savaştan çıkmış ordusu dağılmış silahları elinden alınmış topraklarını düşman çizmelerinin çiğnediği Küçük Asya’dan yükselen bu ses son nefesini vermekte olan HASTA ADAM’ın can çekişme çırpınışları gibi gelir kamu oyuna…

    Bu sesi boğmak için öncü bir ordu gönderirler üzerine… Saldırılar üç kez tekrarlanır. Anadolu bozkırları düşman ordularına mezar olur. Dünyanın oybirliği ile nitelediği <HASTA ADAM> üzerine abanmış Avrupa’yı bir silkinişte itip ayağa kalkmıştır.

    Ulusunun yenilgisi ile yüreği yanık ünlü Alman besteci Schindler Mustafa Kemal’in bu başarılarını heyecanla ve kıvançla izlemektedir. Çünkü <<Mustafa Kemal adı bir buçuk milyar insanın ağzında birdenbire gizli bir mezhebin parolası gibi dolaşmaya>> başlamıştır.

    Ve Mustafa Kemal bir tan vakti ordusunu taarruza kaldırır. Dünya askerlik tarihinde benzeri olmayan bir hızla on gün gibi kısa bir sürede İzmir’de düşmanı denize döker.

    VE SANATÇININ DA UTKUSU

    Kurt Schindler’in özlemini çektiği utkuyu kendi ulusu değilse bile bağlaşık bulunduğu bir başka ulus ve bu ulusun önderi Gazi Mustafa Kemal sağlamıştır. Ünlü besteci bu <mucize utku>dan aldığı ilhamla yapıtının ikinci bölümünü artık besteleyebilir.

    Şimdi kendisine Türkçe bir güfte gereklidir. O dönemde Almanya’da bulunan Mustafa Nermi Bey’i salık verirler. Mustafa Nermi o tarihte Alman gazetelerine Almanca başyazılar yazan bir aydınıdır. Kurtuluş Savaşı süresince Hakimiye-i Milliye (ulus) gazetesine devamlı makaleler göndermiştir.

    Mustafa Nermi Bey teklifi kıvançla karşılar ve <<TÜRK İZMİR MARŞI>> başlığında bir güfte yazar böylece Akdeniz kıyılarından gelen utku nameleri Kurt Schindler’in portelerinde ebedileşir. Ünlü besteci artık ülküsüne kavuşmuş ve 44. yapıtının yarım kalmış finalini 47. yapıtıyla tamamlamıştır. Bu bir yabancı kompozitör tarafından Gazi Mustafa Kemal’in utkusunu dile getiren ilk bestesidir. Kurt Schindler imzalı notasını kendisine bu ilhamı veren Büyük Utkunun Büyük yaratıcısı Gazi Mustafa Kemal’e armağan eder.

    Marşın sözleri:

    Karanlıklar üzerinden çekilince

    Ak bir tan müjdeledi ulu bir günü

    Hür uyandın, arkanda kanlı bir gece

    Gördün güzel İzmir kurtuluş gününü

    Bir gün ki solmayan ışıklar önü

    Yıldızlar örsün bir zafer tacı sana

    O kan, yangın ve tufan görmüş yıldızlar

    Akdeniz, Türk denizi senin karşında

    Sahiline mağrur dalgalar yuvarlar

    Selamlar seni en şanlı asırlar

    İzmir artık hürsün bu değil rüya

    Türklük dirildi kurtuluyor Asya

    Türk İzmir şan gör ebediyen yaşa



    İZMİR MARŞI İLK KEZ ALMANYA’DA ÇALINIYOR

    TÜRK İZMİR bestesi ilk kez 1923 yılı Haziranında Almanya’nın DİRESTEN kentinde çalınmıştır. Almanya’daki Türkler Saksonya’nın Devlet Orkestrası Şefi Kurt Schindler’in bu yapıtını dakikalarca alkışlamışlardır. Konserden sonra beste sözlerinin yazarı Mustafa Nermi sanatçıya şu sözlerle sevincini belirtmiştir:

    << Türk dilinin iyi bir opera dili olduğuna beni bir kez daha inandırdınız. Bundan dolayı size minnettarım.>>

    BESTECİ YAPITINI İSTANBUL’DA ÇALIYOR

    8 Eylül 1927 İzmir’in kurtuluşunun 5. yıldönümü… Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’nca Tepebaşı Asri Sinema’da bir konser verilecektir. Alman bestekarı Kurt Schindler ertesi günü kendi yapıtını (Türk İzmir)’I çalacak olan Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na şeflik edecektir. Asri sinemadaki marşın provası büyük bir başarı ile sonuçlanır. Kurt Schindler o gün kendisiyle ropörtaj yapan Vakıf Gazetesi muhabirine duygularını çöyle dile getirir:

    << Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’na sanat ve örgüt bakımından taşıdığı disipline hayran kaldım. Türkiye’nin böyle bir orkestrası ile çalıştığım için sonsuz bir onur duydum. Cumhurbaşkanlığı Orkestrası’nın bana gösterdiği bu konukseverlikten dolayı bu orkestranın şefi Zeki Bey’e teşekkür ederim.>>

    BESTECİ YAPITININ ÖZELLİKLERİNİ ANLATIYOR

    Ünlü besteci yapıtını hangi psikolojik etkenler altında hazırladığı hakkındaki muhabirin sorusunu şöyle yanıtlamıştır:

    <<Birinci Dünya Savaşı’na katılmış bir ulusun bireyi olarak savaşın ve yurdun tehlikeye düşmesinin ne demek olduğunu pek iyi bilirim. Bu savaştan yenik çıkmış bir ulusun bireyi olarak da yenilginin acılarını çok iyi hissederim.

    Kahraman ve asil Türkiye için Almanya’nın uğradığı feci sonuçtan daha beteri hazırlamak isteniyordu. Ben besteme bu tehlikeli anı ifade etmeye çalışmakla başladım.

    Bestenin bundan sonrası cesur ve savaşçı Türklerin tehlike karşısında toplanmaya sonucu elde edebilmek için varacağı hedefi bilen bir önderin etrafında birleşmeye çalışmalarını yansıtır. Savaş insani duyguları öldürmez. Savaşların büyüklüğü de o duyguları taşıyarak savaşmasında değil midir?

    Bir savaşçı arkada bıraktığı sevgilileri özlemle anar; yurdunun uğradığı yıkımdan acı duyar. Yurttaşlarının kahrını yüreğinde taşır. Bu duygular onda birer zaaftır. Fakat bu zaaf onda birer kuvvet kaynağı olur. Çünkü yurdunu ve yurttaşlarını kurtarmak ve arkada bıraktığı sevgililerin kaderini değiştirmek için azmi ve gayretli bilenir. Nihayet istenilen ve beklenilen utku da doğar. Sırasıyla karamsarlığa umutsuzluğa sonra umuda tekrar karamsarlığa tekrar umuda kapılmış halk utku karşısında duygularını firenleyemez. Bu kısım bestenin final bölümüdür. Beste halkın sevincini duyuyrur. Savaşı kazanan ulusal kahraman ve ulusal orduya karşı beslediği şükranı ifade eder. Yapıtın ruhu bu bölümdür.

    Tenorlar maalesef Ankara’da olduğu gibi şarkı sözleri kısmı icra yapılamadı. Tenorlar ne kadar çok olursa yapıt o derece iyi yerine getirilir.>>

    Böyle niteliyor sanatçı yapıtını.

    Değerli Alman besteci Kurt Schindler ve yapıtı <<Türk İzmir Marşı>>’nın yankıları bir kaç yıl daha sürer. 19 Temmuz 1930 günlü İstanbul gazetelerinden:

    Gazi Hazretlerinin <<Türk İzmir Marşı>>’nın bestekarı Kurt Schindler’e imzalı bir resmini armağan ettiğini; 7 Kasım 1932 günlü gazetelerden de:

    Bir Alman bestecisinin Gazi Hazretleri için bestelediği <<Türk İzmir Marşı>>’nın Viyana’da büyük müsamerede çalınarak hararetle alkışlandığı öğreniyoruz.

    Ne yazık ki bundan sonra ulusumuz için övünç kaynağı olaylar yavaş yavaş unutulup gitmiştir. Bugün elimizde <<Türk İzmir Marşı>>’nın ne bestesi ne güftesi ne de bestecisi hakkında yeterli bilgiye sahip değiliz. Kimbilir hangi gazete koleksiyonları arasında hangi tozlu evrak depolarında ilgi bekliyor…
     
  2. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Atatürk’e Bulgar ve Yunan Şairlerinin Övgüleri

    Atatürk, milleti ile birlikte tek ses, tek yürekti. Millî Mücadeleyi bu ses, bu yürek kazandı. Millet egemenliğine dayalı Cumhuriyet’i kurduğu zaman, dünyada cumhuriyetle idare edilen ülkelerin sayısı parmakla sayılacak kadar azdı. Atatürk ve Onun kurduğu Cumhuriyet, yalnız esir milletler için bir umut kaynağı değil, krallıkla idare edilen ve cumhuriyete özlem duyan ülkeler için de somut bir örnek olmuştu. Bütün dünya, 20. yüzyılın ilk çeyreğinde Türkiye olayını bir “mucize” olarak görüyor, Atatürk inkılâplarını hayranlıkla izliyordu.

    Atatürk’ün, dün silâhlı mücadele verdiği ülkelerle dahi hemen barışçı bir politika yürütmesi, “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesini bütün dünyaya duyurması, milletleri kendine daha çok çekmişti. Dünyanın her köşesinden Çankaya’ya övgü dolu mektuplar geliyordu. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri, mektupları teker teker okuyor, Atatürk’ün teşekkürlerini iletiyordu. Cumhuriyetin Onuncu Yıldönümü yaklaştıkça, kişilerin gön derdikleri bu tür övgü mektupları daha çok artmıştı. Ülkelerinde tanınmış birçok şairler de Atatürk’e övgüler yazıyor, çoğu zaman bu şiirlerini şairleri çerçeveleyerek gönderiyorlardı. Bunlar arasında, tanınmış Bulgar şair Lübomir Bobevski de, Atatürk’e 19 kıtalık uzun bir şiir yazmış, bu şiiri bir kartona yaldızlı harflerle bastırarak çerçeveletmiş, Atatürk’e gönderilmek üzere, 1932 yılı Ağustos ayında Sofya Ortaelçiliğimize teslim etmişti. Şiir, Bulgaristan Türklerinden Muharrem Yumukof tarafından yeni harflerle Türkçe-ye çevrilmiş, aslı ve çevirisi, Ortaelçilik eliyle Atatürk’e gönderilmişti. Şiir, Atatürk’e sesleniyor ve şöyle başlıyordu:


    Fırtınalar denizlerin üstünde koştu,
    Hemen korkunç dalgalar estirip coştu.
    Bütün engelleri yıktı, devirdi
    Ne korkuttu seni, ne yolundan çevirdi.

    Çürük temellerden aldın sen insanları
    Şildin taassubu, yıkadın vicdanları
    Aydınlık vermek için aziz diyara
    Cehaleti öldürdün koydun mezara.

    (Çankaya Köşkü-Atatürk Arşivi F: 1)

    --------------------------------------------------------------------------

    Buna benzer 14 kıtalık bir şiir de Yunanistan’dan gelmişti. Yunanistan’ın o günlerde çok tanınan yazar ve şairlerinden Menelaos Nomdis, Atatürk’e 14 kıtalık Rumca bir şiir yazmış, bunu 10 Mart 1934 günü Atina’dan doğrudan doğruya Atatürk’e postalamıştı. Şiir :


    Savaşlarda mertlik nedir gösteren sensin,
    Siyasette gücünü ortaya koyan yine sen.

    diye başlıyor, şöyle tamamlanıyordu:

    Bütün dünyanın övgüleri senin üstüne
    Güzel vatanında yap yapabildiğini
    Sana hayranlık, sana selâm...

    (Çankaya Köşkü-Atatürk Arşivi, D: 86, F: 1-95)

    Bugün her iki şairin de hayatta olup olmadıklarını bilmiyoruz. Önemli olan bu şairlerin o günlerde Atatürk’e hayranlık duyan binlerce, milyonlarca vatandaşlarının duygularını dile getirmiş olmalarıdır.
     

Sayfayı Paylaş