1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yar Deyu..

Konusu 'Şiir' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 13 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    Gözlerimin gecesidir gözlerinin yokluğu,
    Ateş böceklerinin nazlı türküleri
    ince bir yol içre kalın hasretlerdir sızlatan
    Yüreğin bam teli dedikleri en geçmiş zamandan
    Ta bu güne var olacak,
    Ta saçlarından tutup, meleklere okşatacak
    Gündür yokluğun.


    Yokluk,
    Ah kimi evlerde kuru ekmektir, kupkuru ekmek!
    İnanmazda aklım, biraz dışarı çıksa gerek!
    Bu zamanda ekmeksiz kalan mı var?
    Bu zamanda akşamüstü açlıktan ağlayan mı var?
    Var... Dost var, yar var, billah ağlayan da var
    Midesine açlığın sızısı girip girip,
    Kaderine yanmadan susanda var!
    Sonrası...
    Ah sonrası yine acıları bölüşen analar!


    Yollardayım, gözlerinin yollarında dumanlar.
    İki çiçek parmağıma sarılıyor;
    Biri yoksanda severime
    Diğeri severimde yoksuna kaçıyor.
    Hayret ediyor kediler,
    Yanyana her gün onlarcası
    Gözlerime dahi bakmadan yanımdan gidiyor.


    Gidene selam mı verilir, hoş mu kal denir, bilmem ki!
    Hiç buna alışan insan var mı ki?
    Çayımda Mevlana seması, Mevla der ki:
    ’A kulum, neden dinlemedin benim sözlerimi
    Çok mu ağır geldi, çok mu zor geldi sana dünyanın hikmeti?’
    Soranda Mevla mı, yoksa kendi sesine tapınan canım mı?
    Canım, ah canım, yanmaktan başka neye müptela?
    Derin kuyularda, aydınlık hep gebe karanlığa.
    Karnına,
    Tam da iki huysuz günün dudaklarını birleştirip
    Öptüğü o mahmur saatte,
    Terini silen kara sevdaların treninde.
    Bilmem ki... Tarihe geçer mi her sevda,
    Tarihe sığmayız dersen, emmez mi hasret vuslatları
    Vuslatlar bölünmez mi hasretle yana yana?


    Şimdi an’a, a’nam diye dersun zenginin şerefi,
    Şerefsizden şeref umarak hem nasıl yaşanır ki?
    Yaşamak,
    Çillerini dahi dökmeden yüzünden,
    Ve sebebini dahi bilmeden, severek, çekerek, inleyerek
    Kimi geceleri aynı bestenin narıyla sebeplenip
    Tuzu olmayan bulgur aşına diz çöküp sevinerek...
    Yaşamak, ah yaşamak!
    Tuttuğum vardiyaların haddi hesabını karmadan gecelere,
    Evimde soba, evimde sıcak oda, odada hayaleti vuslatın
    Bir de sımcıcak sarılacak varlığın,
    ’Varlığına feda olsun derken onlarcası yıllarca’
    Sana söylendiğini nereden bilirdim kendi adıma.
    Tuttuğum vardiyalarda,
    Kömür işçilerinin gaz kokulu elleri
    Ellerinde karbon, ellerinde ekmek, su, kitap
    Her nefesleri nimet...
    Ah o eller ki, benzer mi benim kara kaplı ellerime?
    Ellerim kara kaplı coğrafya,
    Utanmak için yüzüne bin kere tövbeler ede,
    Fakiri doyura!


    Sen gözlerimin nuru!
    Kimi zaman yanlış anla beni,
    Kimi zaman ört yüreğimin üstünü.
    Kumlar gelsin, saçları dağılsın çocukların
    Hem çarık gece, hem gece sesiyle yanık!
    Dinmez acılarda manolya çiçeğine sadık,
    Murat suyundan çektiğim göğsünün tam ortası
    Bir tarafı fener, öteki yanı ağır yaralı.
    Bazı zamanlarda açılırda rüzgarın bağı
    Eser de saçların gibi kopacak bir aralık
    Dağıldığın sekiz kanatlı kelebek adına,
    Kılları mesrur, vahası okyanus oluncaya
    Her kuşun ötüşünde Cemil olanın duasıyla,
    Sanki seni anlatmak için büyüyor yarının çocukları.

    Yar deyu, yar deyu, yar deyu...



    Alıntı...
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş