1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yaratıcı İnsanların Yaptığı Özellikler

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Çağlayağmur tarafından 19 Mart 2014 başlatılmıştır.

  1. Çağlayağmur
    Hoşgörülü

    Çağlayağmur ... Süper Moderatör

    Katılım:
    15 Aralık 2010
    Mesajlar:
    15.093
    Beğenileri:
    4.417
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Yer:
    Ankara
    Banka:
    811 ÇTL
    [​IMG]

    Yaratıcı düşünce bazı insanlara özgü sabit, tanımlayıcı bir durum olabildiği gibi duruma ve içeriğe göre de değişebilir. İlham ve fikirler çoğu kez en çok ihtiyaç duyduğumuz anda aniden ortaya çıkıyormuş gibi görünür. Yaratıcı düşünme, düşünme aşamasından tamamen farklı karmaşık bir bilme yetisi gerektirir.

    Yaratıcı insanları saptamak zordur, çünkü genelde karmaşık, mantığa aykırı görünen ve rutinden kaçan tiplerdir. Bu sadece “acı çeken sanatçı” klişesi değil, sanatçılar daha karmaşık insanlar olabilirler. Araştırmalar yaratıcılığın bir insanda birçok farklı davranış ve sosyal etkililiğin bulunması olduğunu gösteriyor.

    Hayal kurarlar
    Hayal kurmak zaman kaybı değildir. Konudan konuya atlayıp düşüncelere dalmak yaratıcılığın kuluçka dönemi olabilir. Çoğumuz en iyi fikirlerimizin aklımız başka bir yerdeyken beklenmedik bir anda geldiğini deneyimlemişizdir. Nörologlar ayrıca hayal kurmanın, hayal gücü ve yaratıcılıkta aynı zihinsel süreçlerden geçtiğini ortaya koyuyor.

    Her şeyi gözlemlerler

    Dünya yaratıcı bir insanın istiridyesidir, baktıkları her yerde olasılık görürler ve edindikleri her tür bilgiyi yaratıcı ifade için bir yeme dönüştürürler.

    Yazar Joan Didion her zaman yanında bir defter taşırdı ve söylediğine göre defterine, zihninin karmaşıklıkları ve çelişkilerini anlamak için insanlar ve olaylarla ilgili gözlemlerini yazardı.

    Onlara iyi gelen saatlerde çalışırlar

    Birçok büyük sanatçı en iyi işlerini ya sabahın çok erken saatlerinde ya da gecenin köründe çıkardıklarını söylemiştir. Vladimir Nabokov, sabah 6 veya 7’de uyandıktan hemen sonra yazmaya başlardı ve Frank Lloyd Wright da öğlen 3 veya 4’te uyanıp yatana kadar saatlerce çalışabildiğini söylüyordu.

    Ne zaman olduğunun önemi yok, yaratıcı insanlar zihinlerinin hangi zamanlarda patlamaya hazır olduğunu bilirler ve günlerini ona göre planlarlar.

    Yalnız kalmaya fırsat yaratırlar

    Sanatçılar ve yaratıcı kişiler yalnızlıklarıyla ünlüdür, bu temel konu olmasa da yalnızlık en iyi işlerini çıkarmada anahtar etken olabilir. Kaufman’a göre bu da hayal kurmakla bağlantılı; “ Kendimize yalnız kalmak için zaman vermeli ve zihnimizin keşfe çıkmasına izin vermeliyiz.”

    Hayatın engellerini geriye döndürürler

    En ikonik hikaye ve şarkıların çoğu çok üzücü acılar ve kalp kırıklıklarından ilham alınmıştır ve bu zorlukların umut ışığı harika sanat eserleri ortaya çıkarmak olabilir. Yeni gelişmekte olan bir psikoloji dalı “post-travmatik büyüme” birçok insanın geçim sıkıntısı ve erken hayat travmalarını sağlam yaratıcı gelişmeye dönüştürebileceğini öneriyor.

    Araştırmacılar özellikle travmanın, insanlara insanlar arası ilişkilerinde, ruhsal yolculuklarında ve hayatın değerini anlamalarında yardım edip güç verdiğini ve en önemlisi yaratıcılığı arttırıp hayattaki yeni fırsatları görebilmelerini sağladığını gösteriyor.

    Yeni tecrübeler ararlar

    Yaratıcı insanlar yeni tecrübelere, heyecan ve ruhsal durumlara açıktır ve bu açıklık yaratıcı üretimin belirgin bir öngörücüsüdür.

    Zorluklardan yılmazlar

    Dirençlilik yaratıcı başarının neredeyse ön koşuludur, diyor Kaufman. Yaratıcı işler, sonunda tutan başarılı bir şey yaratana kadar durmadan başarısız olma sürecidir.

    “Yaratıcılar başarısız olur ve iyi olanları daha sık başarısız olur.” diyor Forbes yazarı Steven Kotler, Einstein’ın yaratıcı zekası üzerine.


    Büyük sorular sorarlar

    Yaratıcı insanlar doyumsuz bir şekilde meraklıdır, incelenmiş bir hayatı yaşamayı tercih ederler ve yaşlansalar bile hayatla ilgili temel bir merak taşımaya devam ederler.

    Yaratıcılar etraflarındaki dünyaya bakarlar ve neyin neden, nasıl olduğunu bilmek isterler.

    İnsanları izlerler

    Başkalarının yaşamlarına yaratılıştan dikkatli ve meraklı olmak, yaratıcı insanları sıklıkla insanları izlemeye iter ve en iyi fikirlerini bunlardan üretirler.

    Risk alırlar

    Yaratıcı iş yapmanın bir parçası da risk almaktır ve birçok yaratıcı kişilik hayatlarının çeşitli alanlarında risk almada çok gelişmiştir. Yazar Steven Kotler’ın Forbes’ta yazdığı üzere “Risk alma ve yaratıcılık arasında derin ve anlamlı bir bağ vardır ve biri çoğu kez gözden kaçar."

    "Yaratıcılık hiçbir şeyden, bir şey yapma çabasıdır. Bu çekingenliği kabul etmeyen bir iştir. Zaman geçer, ün lekelenir, para iyi harcanmamış olur… Bunların hepsi yaratıcılığın ters giden yan ürünleridir.”

    Hayatı kendilerini ifade etme için bir fırsat olarak görürler

    Nietzsche, hayatın ve dünyanın bir sanat eseri olarak görülmesi gerektiğine inanıyordu. Yaratıcı kişilikler dünyayı bu şekilde görmeye meyillidir ve sıkça günlük rutinlerinde karşılaştıkları şeyleri kendilerini anlatmada bir aracı olarak görürler.

    Gerçek tutkularının peşinden giderler

    Yaratıcı insanlar özlerinde motive olmuş kişilerdir, yani içsel tutkularından motive olurlar, tanınma hevesi ve dış ödüllerden değil. Psikologlar yaratıcı insanların ilgi çekici aktivitelerden enerji aldıklarını ve iç motivasyonlarını sağladıklarını gösteriyor. Sadece içsel sebeplerle bir aktiviteyi gerçekleştireceğini düşünmek bile yaratıcılığı arttırmaya yetiyor.

    Kendi kafalarından dışarı çıkarlar

    Hayal kurmanın amaçlarından biri de kafamızdaki bakış açısının sınırlarını aşmak ve düşünmenin farklı yollarını keşfetmektir. Hayal kurmak, şimdiyi unutmamızı sağlar ve gelecekti halimizi tasavvur etmemize izin verir.

    Ayrıca başka birinin ne düşündüğünü hayal etmenize de olanak verir. “Psikolojik uzaklık” başkasının perspektifini almak veya gerçekte olmayan bir soruyu düşünmek demektir ve yaratıcı düşünmeyi arttırır.

    Zamanın izini kaybederler

    Yaratıcı kişiler, yazarken, dans ederken, resim yaparken veya kendilerini farklı şekillerde ifade ederlerken zamanın akışını kaybettiklerini fark edebilirler. Zihinleri akıntı durumda ve sakindir.

    Bu da onları dış dünyadan kopartarak yaratıcılıklarını en yüksek seviyeye getirir. Zevk aldığınız ve iyi olduğunuz bir şeyi yaparken sizin de konsantrasyonunuz yüksek olur ve bu aynı zamanda sizi kamçılar.

    Çevrelerini güzellikle donatırlar

    Yaratıcı insanlar muhteşem zevklere sahiptir ve sonuç olarak kendi etraflarını da güzellikle donatırlar. Müzisyenlerin; orkestra müzisyenleri,müzik öğretmenleri ve solo performansçılar da dahil olmak üzere, sanatsal güzelliği sergileme ve göstermede yüksek bir duyarlılığı ve hevesliliği olduğu gözlenmiş.

    Olaylar arasında bağlantı kurarlar

    Yaratıcı insanları diğerlerinden ayıran en önemli şeylerden biri de başkalarının göremedikleri olasılıkları görebilmeleridir. Diğer bir deyişle vizyonları… Birçok büyük sanatçı ve yazar, yaratıcılığın başkalarının basitçe göremediği olaylar arasındaki bağlantıları görmek olduğunu söylemiştir.

    Sıklıkla bir şeyleri değiştirirler

    Kaufman’a göre deneyim çeşitliliği, yaratıcılık için her şeyden önemlidir. Yaratıcı insanlar bazı şeyleri değiştirip, yeni şeyler denemeye bayılırlar ve hayatı monotonlaştıran her şeyden kaçınırlar.

    Dingin bir zihin için zaman ayırırlar

    Yaratıcı karakterler temiz ve odaklanmış bir zihnin değerini bilirler, çünkü yapacağı işler buna bağlıdır. Birçok sanatçı, girişimci, yazar ve diğer yaratıcı işlerde çalışanlar, yönetmen David Lynch gibi meditasyonu zihinlerinin en yaratıcı bölgelerine gitmek için kullanmakta.

    Meditasyonun birçok konuda zihin gücünü arttırdığı bilimsel olarak kanıtlanmıştır. Meditasyon ayrıca anksiyetik kaygılara, strese, duyguları dengelemeye ve zihin berraklığı sağlamaya iyi gelmektedir. Bunlar da yaratıcı düşünceleri ortaya çıkarmaktadır.
     

Sayfayı Paylaş