1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yaratıcılığı Baltalayan Tavır

Konusu 'Eğitim İçerikli Makaleler' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 2 Ocak 2007 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.429
    Beğenileri:
    7.355
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.817 ÇTL
    BİR KÜçÜCÜK OĞLANCIK VARMIŞ !...

    Bir küçücük oğlancık, bir gün okula başlamış. Pek mi pek akıllıymış. Okulu da pek büyükmüş. Ama akilli çocuk, sınıfına dışarıdan kestirme bir yol bulmuş. Buna çok sevinmiş. Artık okulu ona kocaman görünmüyormuş.

    Bir zaman sonra, bir sabah öğretmen demiş ki;
    - "Bugün resim yapacağız."

    "Ne güzel! " demiş çocuk. Resim yapmasını pek severmiş. Her türlüsünü de yaparmış. Aslanlar, kaplanlar, tavuklar, inekler, trenler, gemiler ... Mum boyasını çıkarmış ve çizmeye başlamış.

    Ama öğretmen "Durun!" demiş. "Henüz başlamayın." Ve çocuk herkes hazır olana kadar beklemiş.

    "Simdi" demiş öğretmen, "çiçek çizmesini öğreneceğiz."

    "İyi demiş" çocuk. çiçek çizmesini çok severmiş ve pek güzellerini yapmaya başlamış pembe, mavi, turuncu mum boyalarıyla..

    Ama öğretmen, "durun" demiş, "size nasıl yapacağınızı göstereceğim." Yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş."İste" demiş öğretmen, "Böyle çizeceksiniz. Simdi başlayabilirsiniz."

    Küçük çocuk bir öğretmenin resmine bakmış, bir de kendininkine... Kendininkini daha bir sevmiş ama bunu söyleyememiş. Kağıdı çevirip öğretmeninki gibi yeşil saplı kırmızı bir çiçek çizmiş.

    Bir başka gün küçük oğlancık, sınıfa çıkan kapıyı tek başına açmayı becerdiğinde, söyle demiş öğretmen."Bu gün çamurdan bir şey yapacağız."

    "İyi" demiş çocuk. çamurla oynamayı pek severmiş. Her şeyi yapabilirmiş onunla. Yılanlar, kardan adamlar, filler, fareler, arabalar... başlamış çamuru yoğurup sıkıştırmaya..

    Ama öğretmen "Durun, daha başlamayın!" ve beklemiş hazır olmasını herkesin. "Simdi" demiş öğretmen, "Bir çanak yapacağız."

    "Güzel" demiş çocuk. çanak yapmasını da pek severmiş ve başlamış yapmaya boy boy, şekil şekil çanakları.

    Ama öğretmen "Durun!" demiş, "Size nasıl yapılacağını göstereceğim." Ve de göstermiş herkese bir büyük çanağın nasıl yapılacağını. "İste" demiş öğretmen "Artık başlayabilirsiz." Küçük çocuk bir öğretmenin çanağına bakmış, bir de kendininkine. Kendininkini daha çok sevmiş, ama bunu söyleyememiş. Toprağını yuvarlayıp yeniden yapmış öğretmeninki gibi derin bir çanak.

    Ve çok geçmeden küçük çocuk öğrenmiş beklemeyi, izlemeyi ve her şeyi öğretmen gibi yapmayı. Ve çok geçmeden başlamış kendiliğinden hiçbir şey yapmamaya. Ama birdenbire küçük çocuk ve ailesi taşınıvermiş başka bir eve, başka bir şehire ve çocuk gitmiş başka bir okula...

    Bu okul daha da büyükmüş öbüründen. Kestirme yolu da yokmuş dışarıdan. Büyük basamakları çıkmak ve uzun koridorları geçmek gerekiyormuş sınıfa kadar.

    Ve daha ilk gün demiş ki öğretmen: "Simdi resim yapacağız!" "Güzel" demiş çocuk ve beklemiş öğretmenin ne yapacağını söylemesini. Ancak öğretmen bir şey söylemeden başlamış dolaşmaya.

    Küçük çocuğun yanına gelince sormuş:
    - "Resim yapmak istemiyor musun?"
    - "İstiyorum" demiş çocuk. "Ne yapacağız?"
    - "Ne istersen" demiş öğretmen.
    - "Herkes ayni resmi yaparsa ve ayni renkleri kullanırsa, kimin ne yaptığını ve neyin ne olduğunu nasıl anlarım ben?"
    - "Bilmem" demiş çocuk ve başlamış "YEŞİL SAPLI KIRMIZI çİçEĞİ" çizmeye...

    Helen Buckley
     

Sayfayı Paylaş