1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yargı ve Düşünce Kalıplarında bitkiler

Konusu 'Bitkiler' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 13 Ağustos 2016 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Yargı ve Düşünce Kalıplarında bitkiler

    Bitkiler, tecrübelerin en kısa şekilde ifade edilmesinde ve çeşitli durumların değerlendirilmesinde de önemli bir yer alır. Türkler, yaptıkları iyilik karşısında herhangi bir menfaat beklemezler. Bundan menfaat umanlar, karşılık bekleyenler ise "Bir zeytin verir ağzına, bir tulum tutar altına" sözüyle yerilmiştir.

    İnsana iyi davranış ve güzel ahlâkın küçük yaşta kazandırılması gerektiği "Kuru ağaç eğilmez, kuru kiriş döğülmez" (Atalay,1985 : I.C.198) sözüyle ifade edilir.

    Başka bir atasözümüzde ise, büyüklerin hatasının ondan sonraki nesilleri de etkileyeceği, bize yüzyıllar öncesinden bildirilmiştir; "Babası ekşi elma yese oğlunun dişi kamaşır" (Atalay, 1985: II.C.311).

    İyilik ve nimetlerden hak edenin yanında hak etmeyenlerin de faydalanabileceği şu atasözü ile ifade edilmiştir. "Buğday yanında karamuk da sulanır" (Atalay, 1985 III C. 240).

    Atalarımız, işi ehline bırakmamızı, kimin neyi iyi yapıp neye zarar vereceğini iyi bilmemizi tavsiye etmektedir: "Harman dövmek çayır kuşunun işi değil."

    "Ağılda oğlak doğduğu zaman, yiyeceği ot da arıkta bitip çıkar." sözü bize, Allah'ın, herkesin nasibini vereceğini bildirir.

    Düşüncelerini sembollerle gayet ince bir şekilde dile getiren halk, sır tutmayı beceremeyenler için "ağzında bakla ıslanmamak" deyimini kullanır.

    Toplumda sevilmeyen, iyi bir yeri olmayan anne ve babanın sevilen, takdir edilen çocuklarına karşı duyulan sevgi "Anan turp, baban şalgam, sen içinde gülbeşeker" deyimiyle ifade edilir.

    Hayatta hiç bir şeyin zahmetsiz kazanılmayacağı "Armudun sapı var üzümün çöpü" deyimiyle anlatılır.

    Bitkiler, deyimlerimizde ölçü birimi olarak da kullanılmıştır: "Arpa boyu kadar gitmek".

    Bir kısmını açıklayarak vermeye çalıştığımız bitkilerle ilgili olan yargı ve düşünce kalıplarını ise şöyle sıralayabiliriz:

    "Söğüde tazelik kayına katılık yakışır."

    "Çavdar başının seyreği iyidir."

    "Abdal ata binince bey oldum sanır."

    "fialgam aşa girince yağ oldum sanır."

    "Acı patlıcanı kırağı çalmaz."

    "Aç domuz darıdan çıkmaz."

    "Adama dayanma ölür, ağaca dayanma kurur."

    "Ağaca balta vurmuşlar, sapı bedenimden demiş."

    "Ağaca çıkan keçinin dala bakan oğlağı olur."

    "Ağacı kurt, insanı dert yer."

    "Ağacın kurdu içinde olur."

    "Ağaç kökünden yıkılır."

    "Ağaç meyvası olunca kökünü aşağı salar."

    "Ağaç ne kadar uzarsa göğe ermez."

    "Ağaçtan maşa olmaz."

    "Ağaç yaş iken eğilir."

    "Armudun iyisini ayılar yer."

    "Akan su yosun tutmaz."

    "Aklına geleni işleme, her ağacı taşlama."

    "Al elmaya taş atan çok olur."

    "Ardıcın közü olmaz, yalancının sözü olmaz."

    "Arı bal alacak çiçeği bilir."

    "Arı söğüdü, akıllı, öğüdü sever."

    "Armudun önü, kirazın sonu (yenmeli)."

    "Armudu soy ye, eriği say ye."

    "Armut dalının dibine düşer."

    "Arpacıya borç eden ahırını tez satar."

    "Arpa eken buğday biçmez."

    "Ata arpa, yiğide pilav."

    "Atın ölümü arpadan olsun."

    "Avrat var arpa unundan aş yapar, avrat var buğday unundan keş yapar."

    "Ay ışığında ceviz silkelenmez."

    "Kavun karpuz yata yata büyür."

    "Baba oğluna bir bağ bağışlamış, oğul babasına bir salkım üzüm vermemiş."

    "Bağa bak üzüm olsun, yemeye yüzün olsun."

    "Bağ babadan zeytin dededen kalmalı."

    "Bağı ağlayanın yüzü güler."

    "Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur."

    "Balta görmedik ağaç olmaz."

    "Baş kes, yaş kesme."

    "Bir ağaçta gül de biter diken de."

    "Bir baş soğan bir kazanı kokutur."

    "Bir çiçekle yaz olmaz."

    "Bitli baklanın kör alıcısı olur."

    "Tereciye tere satılmaz."

    "Bostan gök iken pazarlık yapılmaz."

    "Buğday başak verince orak pahaya çıkar."

    "Buğday ile koyun, geri yanı oyun."

    "Buğdayım var deme ambara girmeyince, oğlum var deme yoksulluğa ermeyince."

    "Ceviz gölgesi, yavuz gölgesi; söğüt gölgesi yiğit gölgesi."

    "Çam ağacından ağıl, el çocuğundan oğul olmaz."

    "Çam sakızı çoban armağanı."

    "Çatal kazık yere batmaz."

    "Darı unundan baklava, incir ağacından oklava olmaz."

    "Deveye bindikten sonra çalı arkasına gizlenilmez."

    "Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur."

    "Diken battığı yerden çıkar."

    "Gül dikensiz olmaz."

    "Dut kurusu ile yar sevilmez."

    "Dut yaprağı açtı soyun, döktü giyin."

    "Elmanın dibi göl, armudun dibi yol."

    "Elmayı çayıra, armudu bayıra."

    "Erim er olsun da yerim çalı dibi olsun."

    "Felek, kimine kavun yedirdin, kimine kelek."

    "Gül dalından odun, beslemeden kadın olmaz."

    "Gülü seven dikenine katlanır."

    "Her ağacın meyvesi yenmez."

    "Her ağaçtan kaşık olmaz."

    "Her ağaç kökünden kurur."

    "Her çiçek koklanmaz."

    "Hıyar akçesi ile alınan eşeğin ölümü sudan olur."

    "Hocanın vurduğu yerde gül biter."

    "Isırgan ile taharat olmaz."

    "İki karpuz bir koltuğa sığmaz."

    "Karpuz kabuğu görmeden denize girme."

    "Karpuz kesmekle hararet sönmez."

    "Kavak yaprağını tepeden dökerse kış çok olur."

    "Kavun karpuz kökeninde büyür."

    "Kel yanında kabak anılmaz."

    "Koz gölgesi kız gölgesi, söğüt gölgesi yiğit gölgesi, dut gölgesi it gölgesi."

    "İte dalanmaktan çalıyı dolanmak yeğdir."

    "Meyveli ağacı taşlarlar."

    "Oğlanınki oğul balı, kızınki bahçe gülü."

    "Otu çek köküne bak."

    "Palamut çok biterse kış erken olur."

    "Sabırla koruk helva olur, dut yaprağı atlas."

    "Sarımsağı gelin etmişler, kırk gün kokusu çıkmamış."

    "Sarımsağı hesap eden paça yiyemez."

    "Sarımsak da acı ama evde lâzım bir diş."

    "Sarımsak içli dışlı, soğan yalnız başlı."

    "Serçeden korkan darı ekmez."

    "Sofu soğan yemez, bulunca sapını komaz."

    "Şeytanla kabak ekenin kabak başına patlar."

    "Şeytanla ortak buğday eken samanını alır.

    "Üzümü ye bağını sorma."

    "Üzüm üzüme baka baka kararır."

    "Yanık yerin otu tez biter."

    "Yâr beni ansın bir koz ile, o da çürük çıksın."

    "Yarım elma gönül alma."

    "Yaş kesen baş keser."

    "Yılanın sevmediği ot, deliğinin ağzında biter."

    "Yurdun otlusundan kurtlusu yeğdir."

    "Yuvarlanan taş yosun tutmaz."

    "Afyonu başına vurmak"

    "Afyonu patlamak"

    "Ağaca çıksa pabucu yerde kalmamak"

    "Armut piş ağzıma düş."

    "Arpa ektim darı çıktı."

    "Ata et, ite ot vermek"

    "Ayıkla pirincin taşını."

    "Bal alacağı çiçeği bilmek"

    "Balığın kavağa çıkması"

    "Bastığı yerde ot bitmemek"

    "Mantar gibi türemek"

    "Başında kavak yelleri esmek"

    "Bindiği dalı kesmek"

    "Dikili bir ağacı olmamak"

    "Bir dalda dokuz ceviz görmeyince taş atmamak"

    "Boynu armut sapına dönmek"

    "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu."

    "Ele verir talkını, kendi yutar salkımı."

    "Bir arpa boyu"

    "Aradım bu cihanı arpa arpa."

    "Arpa arpa eyledim yüz kes hisap."

    "Arpa arpa gökler ahvalin bilir."

    "Aklına turp suyu sıkmak"

    "Alt yanı kiraz"

    "Eski pamuk bez olmaz"

    "Ceviz kabuğundan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş."

    "Dışı güzel dağ elması"

    "Çam devirmek"

    "Çanına ot tıkamak"

    "Çekirdekten yetişme"

    "Çetin ceviz"

    "Çiçeği burnunda"

    "Çöp atlamaz"

    "Çöpsüz üzüm"

    "Çöpten çelebi"

    "Dal budak salmak"

    "Dallanıp budaklanmak"

    "Bir elmanın iki yarısı"

    "Yediği naneye bak."

    "Dalına basmak"

    "Dalına binmek"

    "Darısı başına."

    "Dibine darı ekmek"

    "Diken üstünde olmak"

    "Dilenciye hıyar vermişler, eğri diye beğenmemiş."

    "Dil otu yemiş"

    "Dut yemiş bülbüle dönmek"

    "Eksik olma bayır turpu."

    "Emret fındık kabuğuna gireyim."

    "Eski çamlar bardak oldu."

    "Fare deliğe sığmamış, bir de kuyruğuna kabak bağlamış."

    "Fasulye gibi kendini nimetten saymak"

    "Fındık kabuğunu doldurmamak"

    "Dokuz arabın aklı bir incir çekirdeğini doldurmaz."

    "Hallaç pamuğu gibi atmak"

    "Ham armut gibi boğaza durmak"

    "Hastaya karpuz (çorba, kar) sormak"

    "İncir çekirdeğini doldurmamak"

    "Kabak başına patlamak"

    "Kabak çıkmak"

    "Kabak çiçeği gibi açmak"

    "Kabak tadı vermek"

    "Kabuğuna çekilmek"

    "Kırdığı koz kırkı aşmak"

    "Kozunu oynamak"

    "Laf kıtlığında asmalar budayayım."

    "Laf söyledi balkabağı."

    "Muşmula suratlı"

    "Nanemolla"

    "Nohut oda, bakla sofra"

    "Ocağına darı (incir) ekmek"

    "Pamuk ipliğiyle bağlı olmak"

    "Sarımsak yemedim ki ağzım koksun."

    "Sayılı sarımsak, dikili soğan"

    "Senin aradığın kantar Bursa'da kestane tartar."

    "Son kozunu oynamak"

    "Soyup soğana çevirmek"

    "Tereciye tere satmak"

    "Tohuma kaçmak"

    "Tohumu dökmek"

    "Turp gibi"

    "Tuttuğu dal elinde kalmak"

    "Tutunacak dalı olmamak"

    "Üstüne gül koklamak"​
     
    kardelenn bunu beğendi.

Sayfayı Paylaş