1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yasaklanmadan kadına şiddet bitmez! SEMA MARAŞLI

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve LoSt_LoVe tarafından 10 Ekim 2011 başlatılmıştır.

  1. LoSt_LoVe

    LoSt_LoVe Forum Onuru

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.011
    Beğenileri:
    29
    Ödül Puanları:
    2.880
    Yer:
    En sevdiğimin yanından :=)
    Banka:
    119 ÇTL
    Neden olaylara hep tek taraflı bakar olduk? "Kadına şiddet arttı." diye basında her gün haberler çıkıyor. "Şiddet sadece kadına karşı mı arttı?" Hayır. İnsana, hayvana, eşyaya, her şeye karşı şiddet arttı.

    Şiddetin genel olarak neden bu kadar arttığını konuşmak medyanın işine gelmiyor." Ucu kendilerine dokunur." diye olabilir mi acaba?

    Hemen her gün "kadına şiddet, kadına şiddet" deyip duruyorlar. Gerçi kadına şiddetin artmasında da medyanın parmağı çok fazla.

    Çıplak kadın fotoğrafları, arka sayfa, ön sayfa güzelleriyle kadın bedenini cinsel obje haline getiren medya organları, kadının saygınlığını ve erkek gözünde değerini yok etti.

    Tecavüzlerin hiç eksik olmadığı, tecavüz sahnelerinin internette tıklanma rekorları kırdığı dizilerin çokça yayınlandığı ve izlendiği bir ülkede tecavüz ve şiddet artmasa şaşırmak gerekir.

    "Aile içi cinsel istismarlar arttı." diye güya şikayet eden gazetelerin televizyon kanallarındaki diziler: "Yengesiyle yatan yeğenler, ağabeyinin nişanlısında gözü olan kardeşler, aynı adamı seven kız kardeşler ve kızıyla aynı adama aşık olan anneler" in hikayeleri ile dolu. Her akşam ekran başındaki çocuk, genç, yetişkin milyonların zihin dünyası ne hale geliyor, bilinçaltına ne tohumlar atılıyor, bunları sorgulamak gerekmiyor mu?

    Gençlik dizilerinin konuları ihanet ve aldatmaysa, genç kız ve delikanlı anne babasıyla içki kadehi tokuşturuyorsa, gençlerde alkol tüketiminin artmasına da şaşmamak gerek.

    Kadına şiddeti önlemek için tedbirler konuşuluyor, araştırılıyor. Hapis cezası, kadınların kollarına bileklik, psikolojik yardım gibi. Bunların hiçbiri şiddete çözüm olmayacaktır. Bir kısmı kısa vadeli çözümler, bir kısmı da uzun vadede kadını daha büyük bir şiddete maruz bırakabilecek çözümler.

    Psikolojik yardım en iyisi gibi görünüyor; fakat psikolojik yardımın faydalı olması için devamlılığının olması ve yardım alan kişinin alkol problemi olmaması gerekir. Hapis cezası ise daha kötü. Koca kadına iyici kinlenip çıkacaktır hapisten.

    Kadına şiddeti bitirmek için önce sebepleri ortadan kaldırmalı. Bunun için ne yapmak lâzım, ona bakılmalı. Öncelikle:

    1-Televizyon dizilerinin konuları kesinlikle denetimden geçmeli, ailenin ahlakını ve ruh sağlığını bozacak konuların işlenmesine izin verilmemeli.

    2-Aile içi şiddet haberleri yasaklanmalı. Bir ara intihar haberleri vardı basında, o sıra intiharlar arttı. Şiddet haberleri arttıkça da şiddetin arttığını hepimiz görüyoruz. Bu yayınlar kesinlikle denetim altına alınmalı.

    3-Alkol yasaklanmalı. İçkiyi yasaklamadan, kadına şiddeti azaltmak asla mümkün olmayacaktır. Son yıllarda işlenen kadın cinayetlerini internetten araştırdım. Neredeyse hepsinde erkekler alkollü. Alkol kiminin derdini azdırır, kiminin neşesini. Derdi çok olan alkolü de alınca acısını çıkaracak yer arıyor. Karısı da en yakınında olarak zülüm görüyor. Çocuklarının ekmek parasını alkole yatıran, içince evine gelip çocuk, kadın demeden saldıran erkeklerin düzelmesinin tek çaresi alkolü bırakmaları olacaktır.

    Alkolün insanın aklını geçici sürede olsa bozduğu bilinen bir gerçek. Alkol kimine de fazlaca keyif veriyor. Maneviyat eksiği olanlar bir kaç saat şen kahkahalar atacaklar, diye bu kadar kadın zülüm görmek zorunda değil.

    Şiddetin en çok olduğu ülkeler ya açlığın, yoksulluğun çok olduğu ülkeler ya da alkol tüketiminin yüksek olduğu ülkeler. Yoksulluğun çok olduğu sömürge ülkelerde de evine ekmek götüremeyen erkeğin ruh sağlığı bozuluyor, acısını yüzüne bakmaya utandığı ailesinden çıkarıyor.

    Ülkemizde de ailede yoksulluk ve alkol bir araya gelince cinayetler önlenemiyor.

    İngiltere İç İşleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamaya göre İngiltere ve Galler'de 2010 yılında "Bir milyon kadın aile içi şiddete maruz kalmış." Bir yılda bir milyon kadın aile içi şiddet görmüş. Çok büyük bir rakam.

    İngilizler de "Ne yapabilir de kadına şiddeti azaltabiliriz?" diye araştırmalara hız vermişler. Su gibi alkol tüketilen bir ülkede alkolü yasaklamadıkça kadına şiddeti azaltamayacaklardır.

    4-İnsanların manevi yönlerini güçlendirecek çalışmalar yapılmalı. Dünyada şiddet arttı; çünkü maddi hazlara yönelim arttı, maneviyat geri planda kaldı. İnsan sadece bedeni zevklerle mutlu olacak bir varlık değil. Öyle olsaydı hayvanlardan bir farkımız kalmazdı. Ruhun da zevk alması, tatmin olması lâzım. Yaradan'ımız ilâhi kelamında "Kalpler ancak Allah'ın zikri ile mutmain olur." buyuruyor. Kur'an-ı Kerîm de "zikir" kelimesi "Allah'ı hatırlamak, namaz, dua, ve Allah'ın ismini tespih etmek" gibi geniş bir anlamda kullanılıyor. Kalp ancak Allah'a yöneldiğinde rahatlayıp huzura kavuşuyorsa, o halde maneviyatımızı güçlendirmeliyiz, etrafa saldırmamak için.

    5-Erkek düşmanlığına son verilecek çalışmalar yapılmalı. Alkoliklerin ve ruh sağlığı bozuk olanların uyguladığı şiddetin suçu, bütün erkeklerin üzerine yüklenmemeli. Hayat şartlarının çok zor olduğu günümüzde pek çok erkek ailesinin geçimi, onların rahat etmesi için büyük mücadeleler veriyor; fakat kıymeti bilinmiyor.

    Dizilerde erkeklere sürekli hakaretler ediliyor. Çocukların izlediği sihirli dizide baba bir köpeğe dönüşmüş. Çocukları köpeğe "baba" diyor. Aileyi ayakta tutan şey saygıdır. Erkeğe saygı yok olursa, aileyi ayakta tutmak biraz zor olur.

    6-Ailelere iletişim üzerine dersler verilmeli. Erkeklere öfke kontrolü, kadınlara da eşleri ile nasıl konuşacakları öğretilmeli. Bir erkeğin beden gücü inkar edilemez bir gerçek. Kızgın bir adamın karşısında yapılacak en akıllıca şey susmaktır. Fakat günümüz kadınları susmayı bilmiyor. "Kadın hakları, kadın hakları" diye kadınları kışkırtıyorlar, onlar da gaza geliyorlar.

    Kadınlar erkeklerle evin içinde iktidar mücadelesine giriyorlar. Sonuç olarak kadınlar da mutsuz oluyor erkekler de.

    Bir aile vardı. Vardı diyorum şimdi ayrıldılar. Erkeğin işi gereği silahı var, uzun boylu iri yarı bir adam. Kadın da ufak tefek; ama dili beş metre. Kocasına kızdığı zaman ağzına ne gelirse sayıyor. Şerefsiz, namussuz, ayı, sen de erkek misin?...İnsan canından korkar, adamın belinde silah var.

    Kocası kadına şiddet falan da uygulamıyordu. Sadece kadının kafasındaki koca olamamıştı. Şimdi bu adam alkol alsa bu kadının hakaretlerini böyle sabırla geçiştirebilir mi? Ayrıldıklarını duyunca sevindim; çünkü sonları hiç iyi görünmüyordu.

    Özetlersek medyaya çeki düzen vermek şartıyla, alkolü yasaklayarak ailede büyük şiddetleri, kadınlara kocalarına hakaret etmeden konuşmayı öğreterek de küçük şiddetleri en aza indirebiliriz. Tamamen bitirebiliriz, diyemiyorum; çünkü her zaman istisnalar olacaktır. Fakat bu ikisi yapılırsa çok büyük bir yol kat edileceğine eminim.

    Sema Maraşlı
     
  2. LoSt_LoVe

    LoSt_LoVe Forum Onuru

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    4.011
    Beğenileri:
    29
    Ödül Puanları:
    2.880
    Yer:
    En sevdiğimin yanından :=)
    Banka:
    119 ÇTL
    Sema Maraşlı yine süper bir bakış açısıyla kaleme almış konuyu Teşekkür ediyorum
     

Sayfayı Paylaş