1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yaşam Hem Derstir Hem Dershane

Konusu 'Serbest Kürsü' forumundadır ve Hazangülü tarafından 17 Eylül 2009 başlatılmıştır.

  1. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    Ulusal bağlamda ahlâktan inanca, düşünceden bilime her konuyla oynayıp birçok değeri bozan, kavramların içini boşaltan siyasal iktidarın ağır baskısı altında geçen yerel seçimler hiç kimse için başarı sayılacak sonuçları vermedi. İktidar partisinin gerileyen oyları ve yitirdiği yerler gözetildiğinde, özellikle Başbakanın söylem ve eylemlerinin neden olduğu tepkilere ulaşılıyor. Anamuhalefet partisi, liderinin ve yönetiminin değil, iktidardan kurtulmak isteyenlerin isteksiz (kerhen) verdiği oylarla biraz ilerlemiş görülmektedir. Muha*lefet kanımızca bu seçimlerde zayıf kalmıştır. İktidarın boşluklarından ve yanlışlıklarından yararlanmaya ve atışmalarla, bağırıp çağırarak, yanıt yetiştirmeye çalışarak üstünlük sağla*dığını, güçlü olduğunu sanmıştır. Gü*venilecek, bağlanacak, gerçekçi, ilerici hiçbir tasarım getirememiştir. Bunca haksızlığın, adaletsizliğin, yolsuzluğun, soygunun, rüşvetin, kayırmanın, usûlsüzlüğün, ahlâksızlığın, aykırılığın, bozukluğun her alanda yaşandığı bir ortamda iktidar partisi yine büyük çoğunluğu alabiliyorsa muhalefet başarı kazandığını savunamaz ve asla övünemez. Böylesine kötü bir ortamda iktidarı alaşağı edemeyen, sarsıcı bir yıkıma uğratamayan muhalefet, etkili olmak için iyi düşünmek, iyi çalışmak, halkla ilişkilerini iyi kurmak zorunluluğunu yadsımamalıdır. Tarım, hayvancılık, orman, enerji, ulaşım, iş, sağ*lık, sanayi, madencilik, su, her şey kötüleşmiştir.

    Muhalefet partileri öncelikle anlaşıp dayanışma sağlamamakla kusurludur. Büyük*şehirler için yanlış adaylar göstermişler, taşlarını iyi oynayamamışlardır. Devlet olanaklarını kullanma, bağış-yardım, inanç sömürüsü, tehdit, baskı, şantaj, kadrolaşma, partizanlık karşısında alınan sonucu muhalefet partileri kendi başarıları saymamalı, oy verme zorunluluğuyla seçmenin kendiliğinden yaklaşımı olduğunu kavramalıdır. Başta İzmir’le Ankara’nın Çankaya ve Yenimahalle ilçelerini, Tunceli, Antalya, Aydın, Balıkesir’in seçmenlerini kutlamak ge*rekir. Oy sahtecilikleri yakınmalarının, kavga, yaralama ve öldürme olaylarıyla kanlı geçen seçimin demokratik berraklığına gölge düştüğü açıktır.

    Başbakanın karşı çıkması nedeniyle Yüksek Seçim Ku*rulu kararına aldırış etmeyerek sıkmabaşlarıyla seçim kurullarında görev yapanlar, sandıkları kaçırmaya çalışanlar, oyları yakma girişimleri, kanlı tartışmalar, elektrik kesintileri, itirazı gerektiren durumlar belirgin aykırılıklardır. Sandık kurulları yasal kurullardır. Sandık çevresi kuşkusuz ve tartışmasız kamusal alandır. Kurul üyeleri partili-memur ayrımı gözetilmeksizin seçim sü*resince kamu görevlisidir. Bu özellikleri gözardı edip inanç sömürüsünü seçimlerde bile sürdürmek içtenliksizliğin çarpıcı bir direnişidir.

    Ekonomik krizin, IMF ile ilişkilerin, zamların, ABD Başkanı’nın gelişiyle birbirini izleyecek ödünlerin etkisi yaşanmadan geçen seçimin herkesi uyandırması gereken bir yanı, güneydoğudaki kenetlenme, bölgeciliği a*şan, Kürtçülerin söylemleriyle amacı belirgin ayrımcılık, dış destekli tehlikeli açılımlardır. Yabancılarla işbirlikçilerinin ortaklaşa yürüttüğü yozlaştırma, Atatürk’le Atatürkçülükle ulusun bağını koparmak, böylece her etkiye açık ve elverişli toplum yapısında istediği sonucu almaktır. Ümmetçiliğin arap milliyetçiliği olduğunu u*nutup en çağdaş Türk milliyetçiliği olan Atatürk miliyetçiliğini karalamak için onu Anadolu sevgisinden, ta*rih bağlılığından soyutlayıp, ırkçılıkla bir tutma çabaları ibretle izlenmektedir. Milliyetçiliğin içini boşaltıp, an*lamını değiştiren eski-hükümlü ırkçılar şimdilerde Atatürkçülük karşıtı görüşler sıralayarak ulusu, ulusalcılığı karalamak oyunundadır. Ulusal değerlere karşı olan em*peryalizmin uşaklığına soyunan lâiklik ve Atatürkçülük paranoyakları, iktidar şakşakçılığıyla tarikat yandaşlığı sarmalında kin ve nefret kusmaktadır. Dinciliğin öne çı*kışı son cenaze törenlerindeki haykırışlarla, uzatılan-kal*dırılan parmaklarla somutlaşmıştır. İktidarın, kusurları nedeniyle eleştirilmeyi, karşıtlığı önlemek, kimi bek*lentileri gerçekleştirmek için hoşgörüsüyle, dergâha gömülme oluru ve gösterişli cenaze töreniyle sakinleştirme çabası türbe-tarikat ağırlığını yine öne çıkarmıştır. İnsanlığı, yurttaşlığı, milliyetçiliği kapsayan, evrensel il*keleri ulusallaştıran Atatürkçülük karşısında “Milliyetçi-muhafazakâr, millî-manevî değerler, Türk-İslâm sentezi” gibi söylemler yetersiz, yanıltıcı, çağdışı kalmaktadır. Olaylar, kişiler, seçimler bu gerçeği göstermektedir. Seçim sonrası gazete manşetlerindeki “Şok, ders, mesaj, uyarı, sevinç, hüzün, tepki” sözcükleriyle anlatılmak istenen sonucun kaynağında değişik öğeler bulunmaktadır.

    Eski darbecilerin “darbe yakıştırmaları”yla Atatürk’ten koparma, askerden soğutma kışkırtmaları yine de umdukları sonucu vermemiştir. Yeni Sevr’cilerin alması gereken yalnız ahlâk değil, yurttaşlık ve demokrasi dersidir. “Seçmen şunu dedi, seçmen bunu dedi” gevelemesini bırakıp, akıl yoluyla değerlendirme yapıp yaralanmak, şimdiden geleceğin önlemlerini almak ge*rekir. Gerisi boş sözdür. CHP’nin tarihiyle çelişen kimi yanlış tutumları lâiklikten uzaklaşma sayıp artan oyları bu nedene bağlayarak öven yeni dinciler ahkâm kesiyor. CHP’ni lâiklikten genel başkanı bile koparamaz. Lâikliğin ne olduğunu kavrayamayan ama işine gelmediği için istediği gibi niteleyip değerlendiren aymazlar bu çok yararlı ilkeyi zararı varmış gibi karalayarak değersiz kılma girişimlerini sür*dü*rüyorlar. Mezhep*çiliği, tarikatçılığı, gerici olayları ve açılımları görmezden gelip lâikliğe yüklenerek sergiledikleri bilgisizlik ve kötü amaçlılık tiksindirici düzeye gelmiştir. Adayların yanlış yaklaşımlarıyla duydukları mutluluk, utanç verici davranışlardır ve oylarla yanıtını almıştır.

    Güncel konu seçim sonuçları. Kırılma mı, yarılma mı, onarım mı, düzenleme mi görülecektir. Türkiye’nin kurtuluş ve kuruluş felsefesini benimseyenler giderek artmaktadır. Ulusal tehlikelere karşı uyanıklık yitirilirse hiçbir şeyimiz kalmaz.
     
  2. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    991 ÇTL
    Oy

    Demokrasinin değişik tanımları içinde geçmese de başlıca öğelerinden sayılan seçim ve siyasal partiler, özellikle muhalefet bağlamında en belirgin araç oy’dur. Yönetimi belirleyecek seçmenin siyasal yaşama katılma aracı olan oy, yurttaşın istencini belirleyen aracın adıdır. Ulusal yaşam ve demokrasi için bir sınav sayılan seçimlerde oyların bilinçli biçimde kullanılması adına, amacına en uygun beklentidir.

    “Oyları namus bilerek kullanmak” söylemi, yıllardır önemle üzerinde durduğum bir konudur.

    Son yerel seçimler öncesinde iktidar hoşgörüsü ve güvencesiyle başlatılıp yürütülen-sürdürülen seçmenleri etkileyip oy sağlama amaçlı yardım-bağış kampanyarının demokrasiye düşürdüğü ağır gölge ilgililerin yüzkarasıdır. Aldatma, kandırma, saptırma girişim olarak karşılanan etkileme çabaları, nesnel olarak sağlanarak, kimilerine ve kimi kesimlere ayrıcalık tanınarak yaygınlaşırsa seçim, oy ve sonuçlar anlamını yitirir. İstenilen ve beklenen sonucu sağlamamış olmasa da, oy satın almaya yönelik çalışmalarla sağlanan yandaş sayısı gelecek için tehlikelidir. Demokrasiyi soysuzlaştırma, seçmeni suçlu kılma, devlet olanaklarını çarçur ederek görevi kötüye kullanma niteliğindeki davranışların savunulacak hiçbir yönü yoktur.

    Parasal gücün kullanılmasının, âdi bir tehdit ve şantajdan farkı yoktur. Siyasal partiler kendi akçalı güçleriyle yasal ve geçerli propaganda çalışmalarını özgürce yapabilirken alanı-vereni sorumlu kılan yasadışı yönelişler kendimize kötülüktür, suçtur. Yerel seçimlerde kutuplaşma artmıştır. Sorunun üzerinde önemle durmak yurttaşlık gereğidir. Atatürkçü, ırkçı, dinci, Kürtçü, çıkarcı, ilgisiz kesim olarak adlandırılabilecek değişik anlayış, amaç ve tutumda olanlar yanında durumu oluruna bırakan ilgisiz bir kesimin varlığı da saptanmıştır.

    Seçime katılmayanlar, oy vermek istemeyenler de gözetilir, üstelik bunların sayısı 6-7 milyona yaklaşırsa görünümün iç açıcı olmadığı anlaşılır. Alanlar, meraklılar ve yandaşlarla dolmuş, liderler birbirleriyle sataşmışlar, duyulmaması gereken haykırışlar, kınama sesleriyle mitingler yapılmış, kavgalar, yaralanmalar, öldürme olayları izlenmiştir. Beklenen ve istenen, geleceğe ilişkin tasarımlar öne çıkmamıştır. Umut veren, gönendiren çözümler gündeme gelmemiştir. Tersine, ulusal sorunlar gibi uluslar arası sorunlarda da gerilemeler, çözümsüzlükler, yitikler, özellikler ödünler giderek artmış ve ağırlaşmıştır.

    Toplumsal barış, ulusal dayanışma yara almıştır. Aday belirlemesinden parti değiştirmelere uzanan çizgide nice olumsuzluk, seçim sonuçlarına yönelik itiraz ve yakınmalar, üzücü oy yakma, çalma söylentileri aykırılıkların yoğunluğunu kanıtlamıştır. Kadınların, işçilerin, çiftçilerin, memurların, emeklilerin örgütsel ağırlıkları olmamıştır. Partilere verilen oylara bakıldığında karşılaştıkları, yaşadıkları sorunların sorumlularına bu kesimlerin oylarının verdikleri anlaşılmaktadır.

    Kadınlar, kadınları dışlayanlara, işçiler ölümlerine bile göz yumanlara, memurlar haklarını vermeyenlere, çiftçiler tarımı ve hayvancılığı her bağlamda kötüleştirenlere oy verebilmişlerdir. Siyasal bilinç yeterince oluşmamış sayılabilecek bir sonuç ortaya çıkmıştır. En ilginç olanı, Atatürkçü kesimden karşı kesim partilerine oy gidebiliyor ama karşıtlardan Atatürkçü bir partiye oy gelmiyor. Kendilerinden saymadıkları kimselere ne ölçüde yapıcı, yaratıcı, başarılı olacakları anlaşılsa bile oy verilmiyor. Dinciler ve ırkçılar bölünseler de çizgilerinden ayrılmıyorlar.

    Katılıktan, sertlikten, inattan, bencillikten, partizanlıktan uzaklaşıp, ülke, ulus, devlet ve yarın için oyları kullanmak düzeyine erişilmelidir. Kendini düşünüp başkasını düşünmeyenlerin, kişisel beklentileri ve özel çıkarları için ilişkilere girip oy kullananların hiçbir demokratik değeri olamaz. Söylem gücü, gösteri yeteneği, parti süsü, olanak kapsamı geçicidir ve hiçbir şey kazandırmaz. Uygunlukla kullanılmayan oylar yapmaz, yıkar.

    Yekta Güngör Özden
     

Sayfayı Paylaş