1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yaşamın Kıyısında Ayak İzleri

Konusu 'Okunası Yazılar' forumundadır ve Mavi Gül tarafından 4 Mayıs 2009 başlatılmıştır.

  1. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Ayakkabilari ile eve giren bir kultur vardir.Yurdumuzda da bu kultur yok
    degildir fakat cok yaygin degildir.Yurt disinda yasiyanlar bilir..Yabanci bir
    misafiriniz gelecekse iki buklum ayakkabilarini nasil cikar diyeceksiniz diye bir
    telasa kapilirsiniz..Ve 'cikarma' olayinin anlasilmasi epey zaman
    alir.Ayakkabisini iceri gelip koltuga oturdugun da cikaran,yahut odaya girdikten
    epey ilerleyip ,odanin tam ortasinda ayakkabilarini cikaran yabanci misafirler
    olur.

    Iste bu farkinda bile olmadan gecistirdgimiz siradan ayaklarin ve ayakkabilarin
    yasantisi,bir baska yasamin ayaklarindan oteye goturuyor bizi..cok siradan,cok
    luzumsuz gordugumuzun otelerine..
    Ayakkabilariyla iceri giren kitaplar,resimler,muzikler,filmler
    Yabanci diye bildigimiz,bu yuzden de bazi yonlerini anlamak da zorlandigimiz ve
    kabullenmek istemedigimiz olur.Cunku bir sanat eserinde insandan ve yasamdan
    yansiyanlari oldugu gibi kabul edecek gucumuz,belki de zamanimiz olmaz cogu
    zaman.Neticede bize yabancidir, onu ortaya cikaran insanin yasami,yasadiklarinin
    kagida,muzige ya da tuvale yansimasidir.

    Ve burda aklima Mevlana in sozleri geliyor
    Bir gece Şems, Mevlana’yı bir havuzun kenarında, derin düşünceler içinde otururken
    bulmuş. “Ne yapıyorsun?” diye sormuş. Mevlana: “Suyun üzerine yansıyan yıldızları
    seyrediyorum,” cevabını vermiş. Şems bir an durmuş, sonra da gülerek söyle demiş:
    “O zaman niye başını kaldırıp, göðe bakmıyorsun?”
    Gerçekle yüz yüze geldiðimiz zaman, onu kabul edebilecek kadar cesur,
    taşıyabilecek kadar güçlü müyüz?
    ” Aslında bilgi, beraberinde çok büyük bir sorumluluk getiriyor. Yaşamlarına
    bilerek bilmeyerek dokunduðumuz her insan bizden bir parça taşıyor. Bu da bencilce
    deðil, bilgece yaşamayı gerektiriyor.”

    Bir de bakiyorsunuz , karsiniza cikan bir hayati seyrederken onu okumaya
    baslamissiniz bile.
    Sanki bir kitaptan bir paragraf dusuyor kulagima, Amerikali komsum pencereden
    soruyor;Annemle babamin 60 yil once College de okurken birbirlerine yazdigi
    mektuplarini sakliyorum.Bir kutunun icinde ve ben onlara oniki yildir hic
    dokunamadim,okuyamadim.Sizce onlari okumam dogru olurmu?
    Bir suya duser gibi usulca dusuyor, icime sozler..oysa dusen sozleri tasiyacak
    kadar,cevap verecek kadar engin degil icimdeki sular..Ancak gozlerim tasiyabiliyor
    bu soruyu ve beni... dopdolu gozlerim...
    Aylar sonra komsumun Colorado dan gelen agbeyine ve esine hosgeldin icin evine
    gidiyorum. Cok eski acilmis kutu, sapsari mektuplar,gozleri mektuplardan daha
    yorgun iki kardes..
    'Hosgeldiniz' diyorum...

    Arzu İPEK
     

Sayfayı Paylaş