1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yaşar Kemal - Yer Demir Gök Bakır - Özet

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve e-PaCk tarafından 18 Mart 2009 başlatılmıştır.

  1. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    Yaşar Kemal - Yer Demir Gök Bakır

    Ortalık kar içindeydi. Kar dereleri tepeleri silme doldurmuştu. Dünya yalnız bir aklıktı. Bu aklığın üstünde en küçük bir leke bile yoktu. Bir kuş, bir sinek lekesi bile. Gökyüzü de apaktı. Yalnızca uzakta, güneyde Torosun ormanlığının üstünde sıcacık yeşile kaçan bir mavilik kalkıyordu. Bu duruluk sonsuz aklığın üstüne serilmiş küçücük bir mendile benziyordu. Bir de uzaktan Hasanla Ummahana bakınca yuvadan düşmüş, yuvarlanan, uçmak için kanat çırpan, çabalayan kırlangıç yavrularını görür gibi oluyordu insan.

    İşte bu dünyanın aklığına Çukurova güneşi gibi bir de belalı güneş vurmuş, karların üstüne öylesine bir de ipilti çökmüş, göz açıp da bakamazsın.

    Bastıkça, donmuş, gıcılaşmış kar çatırdıyor. Ummahanın da ayağı yalın, Hasanın da ayağı yalın. Ayakları kızarmış. Kızgın demire basmış gibi oluyorlar. O yüzden de yürüyüşleri bir tuhaf...


    [​IMG]

    Kitap Özeti

    Başı dara düşener, yarattıları düş dünyasında bulurlar yollarını. Ayakta kalabilmek için sığındıkları bu dünya bir yandan onları yaşatırken, bir yandan da hikayelerini örer. Dağın Öte Yüzü üçlüsü darda kalanların yarattıkları düş dünyasının büyük ve görkemli hikayesidir.

    Üçlünün ikici kitabı Yer Demir Gök Bakır bütün mümkünlerini yitirmiş köylülerin kendi yarattıklarını ermişin işaret ettiklerine bakarak hayatta kalmalarını anlatır. Roman kendi mitini yaratmanın tanığı, düş dünyasının gücünün kanıtıdır.

    Fransız Eleştirmenler Derneği'nce "Yılın en güzel romanı" seçildi.

    Kitap Özeti 2

    Yaşar Kemal, “Dağın Öte Yüzü” adlı çalışmasının ikinci kitabı olan Yer Demir Gök Bakır’da sadece köylülerin içinde bulunduğu dönemde yaşadıkları çaresizliği anlatmakla kalmamış, onların bu zorluklar sonucunda bir ermiş yaratıp, ona sığınmalarının öyküsünü de okuyucuya aktarmaya çalışmıştır. Yani o, köylünün bulunduğu zor durumu, törelerin onların üzerinde oluşturduğu korku dolu baskıyı köylünün düşleri sayesinde oluşan bir mitos aracılığıyla hafifletmiş, böylece o dönemde yaşanılan gerçeklerin keskinliğini hayal gücünün ürünü olan mitoslarla yumuşatmıştır.

    Yer Demir Gök Bakır’ın en önemli özelliği de budur bana göre. Yaşar Kemal’in eserlerinin arasında en çok mitosa, destansı anlatıma başvurduğu eser olması. ( Yaşar Kemal kendini anlatıyor, 1994, s.191) Çünkü Yaşar Kemal’i asıl Yaşar Kemal yapan nitelik onun gerçekleri anlatış biçimi değil, okuyucuyu büyülü anlatımı sayesinde gerçekleri anlatırken gerçeklerden uzaklaştırabilme, onları bir düş dünyasına taşıyabilme becerisidir. Yani, Yaşar Kemal, insanlığı asıl yaşama bağlayan niteliğin gerçekler değil de düşler olduğunu savunur.

    Genel Özet

    Yaşar Kemal, “Dağın Öte Yüzü” adlı çalışmasının ikinci kitabı olan Yer Demir Gök Bakır’da sadece köylülerin içinde bulunduğu dönemde yaşadıkları çaresizliği anlatmakla kalmamış, onların bu zorluklar sonucunda bir ermiş yaratıp, ona sığınmalarının öyküsünü de okuyucuya aktarmaya çalışmıştır. Yani o, köylünün bulunduğu zor durumu, törelerin onların üzerinde oluşturduğu korku dolu baskıyı köylünün düşleri sayesinde oluşan bir mitos aracılığıyla hafifletmiş, böylece o dönemde yaşanılan gerçeklerin keskinliğini hayal gücünün ürünü olan mitoslarla yumuşatmıştır.

    Yer Demir Gök Bakır’ın en önemli özelliği de budur bana göre. Yaşar Kemal’in eserlerinin arasında en çok mitosa, destansı anlatıma başvurduğu eser olması. ( Yaşar Kemal kendini anlatıyor, 1994, s.191) Çünkü Yaşar Kemal’i asıl Yaşar Kemal yapan nitelik onun gerçekleri anlatış biçimi değil, okuyucuyu büyülü anlatımı sayesinde gerçekleri anlatırken gerçeklerden uzaklaştırabilme, onları bir düş dünyasına taşıyabilme becerisidir. Yani, Yaşar Kemal, insanlığı asıl yaşama bağlayan niteliğin gerçekler değil de düşler olduğunu savunur.

    “...bizi yaşama bağlayan dünyamızdaki bu büyü değil mi? Bu yaşama sevinci değil mi? Bu yaşama sevincinin kaynağı yaratmak zorunda olduğumuz bu mitler değil mi biraz da?” (Yaşar Kemal kendini anlatıyor, s.192 )

    O, sözün büyüsüyle, var olan gerçekleri göstermek yerine düşleri ve aynı zamanda yaşama sevincini göstermeye çalışır okurlarına. ( a.e, s.192) Yer Demir Gök Bakır’da da bunu, eski ozanlardan, yaratılmış mitlerden bol bol faydalanarak gerçekleştirmeye çalışmıştır. Aşağıdaki alıntı eserin bu niteliğine dair bir örnektir:

    (...)O yanından geçerken bir çiçek başını kaldırır, “azıcık dur Lokman Taşbaş, azıcık dur da kulağına söyleyeceklerim var. Ben tekmil göz hastalıklarına iyi gelirim. Adımı sorarsan...” Adını söylermiş. Lokman bir yandan çiçeğin adını yazar, bir yandan da o çiçeklerden koparır, hurcuna doldururmuş.( Yer Demir Gök Bakır, s.183)

    Ancak eserin içinde yer alan mitoslar sadece eski ozanlardan veya mitlerden alıntılar yapılarak oluşturulmamış, daha çok çaresiz kalan köylülerin yaşadıkları korkuların doğal bir sonucu olarak meydana gelmiştir. Dilerseniz eserdeki mitosların gelişim sürecini incelemeden önce, genel anlamıyla mitosun ne olduğuna bir bakalım:

    Mitos kavramı eserlerde kullanılan her tür hayal ürünü olarak nitelendirilmemelidir. Örneğin, masallar ve kahramanlık hikayelerinin içerisinde yer alan hayal ürünü öğeler birer mitos değildir. Mitoslar içlerinde dini ve kutsal öğeler taşırlar. Daha açık olarak sözlük anlamıyla mitos, kuşaktan kuşağa yayılan, toplumun düş gücü etkisiyle zamanla biçim değiştiren tanrılar, tanrıçalar, evrenin doğuşu, olağanüstülükler, evliyalar vBulletin.yle ilgili imgesel, alegorik bir anlatıma sahip olan halk öyküleridir. (Türkçe Sözlük, s.200) Geçmişten günümüze kadar birbiriyle ilgili ya da ilgisiz bir çok farklı kültürde benzer mitos örneklerine rastlanmıştır. Bunun en temel sebebi ise, farklı kültürlerde olsa dahi insanlığın içinde bulunduğu bazı zor durumlarda özlediği, muhtaç olduğu şeylere aynı sihirli vasıtalarla kavuşmak istemesidir. Mesela, eski Yunan mitoslarından olan Tepegöz hikayesine Dede Korkut kitabında ve Laplarda da rastlanmıştır. (c.6, s.382 ) Ayrıca, göğe çıkma hikayeleri de insanlığın ortak mitlerinden biridir (ör: Hıdır ile İlyas).
    Mitosların doğuşu ve gelişimi konusunda farklı görüşler olmasına rağmen değişik kültürlerdeki mitosların oluşum süreci incelendiğinde, ortaya çıkan ortak sonuç toplumların çözüm bulamadığı, zor ve baş edilemez sorunları yaşadığı dönemlerde mitosları yaratmış olmasıdır. Örneğin, eski çağlarda birtakım doğal olayları bilimle açıklayamayan insanoğlu bunları yarattığı mitoslar sayesinde açıklamıştır. Ayrıca, en büyük evliyalar, dervişler, şehit ve gaziler hep toplumların çözüm bulamadığı savaş, kıtlık, yoksulluk gibi durumlarda ortaya çıkmış ve halk arasında ağızdan ağıza yayılmıştır. (ör: Battal Gazi hakkındaki efsanevi hikayeler)

    Yaşar Kemal de Yer Demir Gök Bakır adlı eserinde köylülerin mitos yaratma sürecini onların içinde bulunduğu zor ve çaresiz durumu açıklayarak anlatıyor. Eserde, köylüler, yaşadıkları korku arttıkça kendilerine tutunacak bir dal aramaya başlıyorlar ve bunun sonucunda Taşbaşı ermişlik rütbesine getiriyorlar. Yani yaratılmış olan mitos, tıpkı toplumların evliyaları, ermişleri yaratma sürecindeki gibi artan zorlukların, korku ve baskıların sonucunda oluşuyor. Bu nedenle Yer Demir Gök Bakır’daki mitos yaratma süreci köylülerin, Sefer’in, Adil’in ve Taşbaş’ın yaşadığı çaresizlik, korkular ve bunların iç dünyalarındaki mitos yaratma mekanizmasını adım adım anlatarak gelişir.

    Eserin ilk yarısında, Yalak köyündeki köylülerin o yılki pamuk hasatından boş dönmelerinin sonucu olarak yaşadıkları korku dolu bekleyiş bir şiir havası içinde anlatılır. Köylünün yaşadığı korku dolu bekleyiş ve bu korku temasının romanda bir şiirin tekrarlanan mısrası gibi yinelenerek verilmesi eserin daha sonra yer alan bölümlerindeki mitos yaratma süreci için çok önemlidir. Çünkü daha önce de belirttiğim gibi, Taşbaşı ermişliğe götürmekteki en temel sebep köylülerin ve romanda yer alan diğer kişilerin yaşadıkları bu artan korku dolu bekleyiştir. Eserde işlenen bu korku temasına, romanın başından sonuna kadar bir çok bölümde rastlanabilir. Bunlardan bazıları aşağıda yer almaktadır:

    Birinci bölümde Hasan ile Ummuhan arasında geçen konuşmaların içeriğinde yer alan korku ve uğursuzluk teması. (Yer Demir Gök Bakır, s. 17-30)

    Üçüncü bölümde Koca Halil’in evinde yaşanan korku. Koca Halil köylünün yaşanan felaketlerden dolayı kendisini sorumlu tuttuğunu düşünür ve kendisini öldürmelerinden korkar. (s.42)

    Beşinci bölümde Hüsne ile Recep’in gizli gizli buluşmalarında yer alan korku ve felaket teması. Hüsne; “Korkuyorum” der Recep’e “Başımıza bir hal gelecek. Bu köyün başına gelen hep bizim yüzümüzden, yıkanmıyoruz bile.” (s.74)

    Bu korku temalarının işlendiği bölümlerdeki mitos yaratma süreçlerine örnekler verelim şimdi:

    Birinci bölümde Hasan ile Ummuhan arasında geçen konuşmada köylülerin yaşadığı korkuyu bize aktaran Yaşar Kemal, bu konuşmaları yer yer keserek Hasan’ın iç dünyasına yönelmiştir ve onun mitos yaratma sürecini aktarmıştır bizlere. Hasan birinci bölümde mavi bir kuş motifi yaratır kafasında ve bu, onun yarattığı mitos olur.
    “O mavi kuştan yanar döner kuştan… Hani su kıyılarındaki yarları yılan deliği gibi deler, çok derinlere kadar deler, ta dibine toprağın altına kadar gider, oraya yuvasını yapar. Yuvalarının ağzında da her zaman bir çiçek biter…” (s.13)
    “(…)O yanar döner kuşu nasıl etmeli de yakalmalı? Ağaca taksan meyvesi iki kat olur. Tarlaya atsan bereketi beş kat olur… Çukurova ağaları bilseler ki böyle bir kuş var!…” (s.18)

    Üçüncü bölümde ise, Koca Halil köylülerin onu öldüreceğinden korktukça gözlerinin önüne akan bir su gelir:
    “Çınar yaprakları kırmızıydı. Ardına gün vurmuş bir kırmızılık… Korkudan sıra buldukça, hep bu geliyordu gözlerinin önüne, kim bilir neden. Bir su akıyordu. Suyun yüzü kırmızı yapraklarla döşeli. Su değil çınar yaprağı akıyor aşağılara.” (s.38)

    Romanın birinci bölümünde yer alan Hasan’ın bir mavi kuş mitosu geliştirmesi aynı zamanda tüm romandaki mitos sürecinin de küçük bir örneğidir. Çünkü, Hasan mavi kuş mitosunu yaratır, büyükleri de Adil’in korkusuyla Taşbaş mitosunu yaratır. Böylece yaşadıkları sıkıntıları, korkuları, güvensizlikleri ortadan kaldırıp, bereket ve bolluğa kavuşabileceklerdir.
    “Taşbaş Efendimiz bu köyde oldukça bu köye hiç bir musibet giremeyecek.” (s.258)
    “…Bu köyün kadınları kısır kalmayacak,
    İkiz doğuracak..”
    “Çiçekler açacak, otlar bitecek. Toprak da bereketinden çatlayacak.”(s.258)

    Taşbaş Yer Demir Gök Bakır’da özelliklle bereket getiren bir ermiş olarak karşımıza çıkar.(Türk Romanına eleştirel bir bakış 2, s.109) Örneğin; köylüler evinin eşiğinden toprak alıp tarlalara serperler ve ertesi yaz tekrar Çukurova’ya indiklerinde pamuğu bol tarlaya düşünce, “bu tarladan Taşbaşoğl’unun eli geçmiş” diyerek bu bereketi ondan bilirler.(a.e, s.109) Taşbaşın ermiş olarak bu yönünün ağır basması, köylünün içinde bulunduğu durumdan, bolluğa olan gereksinimlerinden kaynaklanmaktadır. Bu yönüyle Taşbaş, bolluğun ve bereketin simgesi olarak Adilin karşıtı konumundadır.(a.e, s.109)

    Yer Demir Gök Bakır’da yaratılan mitosların oluşum süreçlerini incelerken, Yaşar Kemal’in toplumsal gerçekleri ve ermişlerin, evliyaların toplumdaki oluşum süreçlerini,bu eserde, yine mitoslar aracılığıyla ne kadar iyi yansıttığını görüyoruz. Toplumun bulunduğu zor koşullarda düşlere ve mitoslara nasıl sığındığını bu yapıtında en iyi şekilde gösteren yazar bana göre bu başarısını yaşadığı dönemdeki toplumun mitosları yaratışına tanık olduğu için sağlıyor. (Yaşar Kemal kendini anlatıyor, s.191)

    Toplumsal gerçekleri, köylünün yaşadığı sıkıntılı dönemi, törelerin ağır yükünü sadece çıplak gerçeklere dayanarak vermeyip, tıpkı günümüz toplumlarında görüldüğü gibi yarattığı mitoslarla okuyucuya sunması Yer Demir Gök Bakır’a modern bir roman olma özelliği kazandırıyor. Eserde yer alan bu mitosların, gerçek yaşamda olduğu gibi toplumların zor ve baş edilmesi güç durumlarında ortaya çıkması ise bu eserin destansı ve modern anlatımı içerisinde olsa dahi toplumsal gerçekleri yansıtmaktan uzak olmadığını gösteriyor aynı zamanda. Zaten Yer Demir Gök Bakırın okuyucu tarafından bu kadar çok benimsenmesinin nedeni de bu toplumsal gerçekleri, düşlerle bezenmiş bir dünyada mitosların oluşturduğu büyülü bir havada anlatması değil midir? Tıpkı Yaşar Kemal’in dediği gibi;
    “Gerçek vardır gerçeklerden içeri. Büyü vardır büyülerden içeri…” (Yaşar Kemal kendini anlatıyor, s.192)
     
  2. jeriko

    jeriko Özel Üye Özel üye

    Katılım:
    4 Kasım 2008
    Mesajlar:
    5.268
    Beğenileri:
    49
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    657
    Yer:
    Anadolu (bu kadar ayrıntı iyi)
    Banka:
    314 ÇTL
    Adını e-pack yerine e-book olarak değiştirsek fena olmıyacak:)
    Ellerine sağlık.
     

Sayfayı Paylaş