1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yavuz Ertürk - Doğum..

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 13 Eylül 2012 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL




    1.

    Bir çağa uzanıyor etin.
    Dilin peltek harflerden yorgun düşmüş
    Bir ağaç gölgesi arıyor.
    Kim bilir belki sırlar
    Dökecek içindeki tüm birikintiyi
    Başın bulutlarda
    Gözüne ilişen en ufak bir deniz telaşı
    Seni daha da yoruyor.

    Hala dumanı tütüyor saçlarında yazmadığın mektupların
    Sızıyı koyduğun yerde unuttun
    Bende biriken her ne ise
    İşte orda durdun
    Bir yolu tüm çıkmaz sokaklara boğdun.
    Kılıçtan keskin ağzın
    Azgın yanlarıma sağalmaz yaralar bıraktı
    Eline uzanan bir elma gördün
    Yetmedi ona bir ad koydun.

    2.

    Camlar sır devşirir endişelerden
    Yılanlar gibi dilsiz, sözsüz bir eğlencede
    Kanunları çiğneyerek Ana oldun
    Yasa boğdun
    Çoğu yanımda zindanları
    Boşaltıp içinden atlarımı
    Kimini canlı canlı
    Kimini gözlerini milleyerek
    Kırlara saldın, sınırlar koydun
    Meydanlar yasakladın.

    Beni de salaydın ya yabana
    Ama yok
    Öyle kinle baktın ki
    Beni ayaklarına bağladın.
    Camdan göğsüm paramparça yollara, gözlere
    Yetmedi göklere.
    İçe koşuyor her günüm
    Tam şimdi
    Çok ağrılı bir gün
    Beni bekliyor.


    3.

    Ömrümü hecelesem
    Değmeyecek geride bıraktığım zamanlara
    Yoruldu içimde tepinen at
    Gevşedi yumruklarım
    Artık pes direnç yok
    Gönül şiir diyor
    Elimi-kolumu bağlıyor
    Beş ağrımın sebebi de o
    Sabah kovamı yenileyeceğim güneşin çeşmesinde
    Yeni baştan bir deve sakinliğiyle.

    Kıvırcık göğsünle eğilirsen çiçeklere
    Sevgili olursun
    Adını herkes bilir
    Serçeler, menekşe ve balıklar
    Yeni baştan bir doğum bekler
    Gece örter bütün günahlarımı
    Gün yaşlı bir ırmaktır
    Saçların düşer gözlerine
    Miskin bir yolcu dökülür rampalara
    Tutar kaldırırsın
    Belki de tanırsın.

    4.

    Sen o yaşlı ırmağa
    Büyütsün diye bir fidan
    Dikersin yine çocuklaşıp
    Çamurlu ellerini kazağına silersin
    Sabır en iyi anne
    Çocuklar can eriği gözleri kızarmış
    Uzun yollar koşup kendilerini basamak gölgesine atmış
    Kimse geride kalmamıştır.
    Ve sen birden büyüyüp
    Yaşlı ırmağı ve kök salan fidanı görürsün.

    Belki çok geç kaldık
    Selam durmak için
    Dalda kırmızılaşan güneşe
    Alna vuran ürpertiyle uyandık hatalardan
    Savrulan saçlarında
    Telaşlı bir güvercin kanadıyla
    Taştık sokaklardan
    Artık mahallelere sırtını çevirmiş
    Bir dünyaya açıldı kapılarımız
    İkimiz yan yana
    Fakat ayrı kapılarımız.

    5.

    Yosundur artık
    Yaşlı ırmak, taze fidan kurumadan
    Doğsun sevda güvercini
    Bir çatı aralığında.
    Sevgilidir.
    Ordularını hep üstüme salar
    Buzlar döşetir yollarıma
    Sonra birden yolu keser
    Ilıkça sokulur da kanıma
    Bir çadır kurar gözbebeğime.
    Artık büyümüştür
    Kahve bile içer.

    Adı bir tuzağı hatırlatır.
    Hayır hayır
    Bir şarkıda geçmez adı
    Bir ressam barıştıramazsa
    Ve buluşturamazsa bizi
    Bu doğum ertelenir
    Irmak ve fidan kurur
    Serçeler kaçar etlerinden
    Doğum durur
    Boğulur rüyalar gömdüğümüz şiir.



    Yavuz Ertürk
     

Sayfayı Paylaş