1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yaz Aylarında Gebelik

Konusu 'Anne - Çocuk Sağlığı' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 10 Temmuz 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Yaz Aylarında Gebelik

    Gebeliklerinin bir bölümünü aşırı sıcak yaz günlerinde geçirmek zorunda olan gebelerde sıcağın getirdiği bir takım sıkıntılar olabilir. Yaz dönemindeki bu sıkıntıları genel olarak gözden geçirecek olursak sıklıkla; sıcak basmaları, avuç içi ve ayak tabanlarında yanmalar, alerjik problemler, ciltte lekelenmelerin olduğu kozmetik problemler, bulantı ve kusmalardaki artış, mantarların sebep olduğu vajinitler, halsizlik, uykusuzluk, ishal ve nefes darlığı gibi bir takım şikayetlerdir.

    Güneşin ultraviyole ışınlarının insan için pek çok faydasının yanı sıra zararları da vardır. Yaşamın diğer dönemlerinde olduğu gibi gebelik döneminde de güneşten bilinçli şekilde yararlanılmalıdır. Güneş ışınları yaşamsal bir gerekliliktir. Tüm biyolojik olayların başlaması ve sürdürülmesinde önemlidir, kemik yapımına yardım eden vitamin D’nin üretimi deride güneş ışınları sayesinde olur, hastalık yapan mikropların yok edilmesinde etkilidir ve insan psikolojisine olumlu etkisi vardır. Ancak bu ışınların güneş yanığı, deri kanseri oluşumu, çeşitli alerjik reaksiyonlar ve erken deri yaşlanmasına yol açtığı, özellikle ten rengi açık olan insanlarda bilinen gerçeklerdir. Bu nedenle gebelerin, yaşlıların ve çocukların özellikle 11:00-15:00 saatleri arasında dışarı çıkmamalarında fayda vardır. Geniş kenarlı şapkalar, güneş ışınlarını yansıtan açık renkli giysiler ve güneş gözlüklerinin kullanılması yararlı olur. Yaz aylarında herkesin ve özellikle yüksek risk grubunda olan gebelerin, güneşin zararlı ışınlarının kötü etkilerini azaltan koruyucu kremleri kullanması gereklidir. Yazın özellikle güneş ışınlarından yararlanmak için, ışınların dik gelmediği, şiddetinin daha az olduğu sabah ve öğleden sonra güneşlenmek, gebelik döneminde daha çok tercih edilmelidir.

    Gebeliğin ilk üç ayı içinde yaz sıcakları zaten var olabilecek olan; kokulara karşı hassasiyet, yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve kusma şikayetlerini daha da arttırır. Sabahları uyandıktan sonra başucunda duran galeta veya tuzlu krakerlerin yenmesi mide asidini ve sabah bulantılarını azaltır. Gebelikte özellikle ilk aylarda kokulara karşı bir hassasiyet artışı olur, bu da bulantı ve kusmaları arttırır. Bunun için özellikle mutfak kokuları ve ağır parfümlerden mümkün olduğunca uzak durmalı, yağsız gıdalar tüketilmelidir.

    Yaz ayları içinde gebeliğin genel olarak en rahat dönemi olan ikinci üç aylık dönem nispeten şanslı bir dönemdir. Genel olarak tolere edilemeyen şikayetler olmaz. Yine de, aşırı sıcak hava psikolojik gerilimi bir miktar arttırabilir.

    Gebeliğin son 3 ayında olanlar için sıcaklar çok rahatsız edici hale gelebilir. Aşırı alınan kilolar, vücuttaki ödemler hareket kabiliyetini engellerken nefes darlığı, çarpıntı, uykusuzluk, halsizlik gibi problemleri de beraberinde getirebilir. Hamileliğin son 3 ayında, gebe her 3 kadından birinde ellerde ve özellikle ayaklarda şişme görülür. Hava sıcaklığındaki ve nem oranındaki artış vücuttaki şişmeyi fazlalaştırır. Uzun süre ayakta kalınması da şikayetlerin artmasına neden olur. Her fırsatta hamilelerin oturup ayaklarını yükseğe kaldırmaları, imkan varsa ayaklara ve bacaklara masaj uygulanması tavsiye edilir. Ayak banyoları, ayak ve ayak bileklerindeki şişliklerin inmesine yardım eder.
    Gebelikte vücut ısısında bir miktar artış söz konusudur. Yaz aylarındaki havanın ısısının aşırı artışı nedeniyle yaz sıcakları gebeliği yorucu hatta bazen riskli kılar. Sıcaklık artışları kan basıncının da artmasına neden olabilir, ya da buna eğilim varsa ortaya çıkarabilir. Bu nedenle yazın ter emici, rahat, hafif, kolay değiştirilebilir ve yıkanabilir giysilerin tercih edilmesi gerekir.

    Aşırı sıcaklarda dikkat edilmesi gereken bir konu da besin zehirlenmeleridir. Özellikle yaz aylarında yiyecekler hızla bozularak, toksin ve bakteri oluşumuna neden olurlar. Açık yerlerde satılan ve temiz izlenimi vermeyen gıdaların tüketilmemesi gereklidir.
    Gebelikte mide kapasitesi ve barsak hareketleri azalır. Bu nedenle gebeliğin ilerleyen dönemlerinde sık sık, ancak azar azar yemek yararlıdır. Bu yemek düzeni yazın daha da önem kazanır. Böylece gebeliğe bağlı olarak büyüyen rahmin basınç etkisi azaltılacak, reflü şikayetleri olmayacak, nefes alıp vermedeki güçlük azalacaktır.
    Gebelikte bol sıvı alımına dikkat edilmelidir, vücudun susuz kalması rahimde kasılmalara, dolayısıyla erken doğum sancılarına ve erken doğuma neden olabilir. Terlemeyle vücuttan eksilen tuz ve su mutlaka yerine konmalıdır. Terleme ile kaybedilen tuz ve mineraller, dengeli bir şekilde daha çok taze meyveler ile karşılanmalıdır. Gebelikte süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi yararlıdır, gerek protein ve gerekse mineraller özellikle kalsiyum bu yolla sağlanabilir. Yağlı gıdalardan kaçınmak gerekir. Günde en az 2,5 litre sıvı alınması gereklidir. Katkı maddesi içermeyen taze meyve suları kolalı ve kutu meyve sularına tercih edilmelidir. İçerdiği tuzlar nedeniyle vücutta şişliliği arttırdığı için gazlı soda türü içeceklerden kaçınmak gerekir.

    Sıcakta terlemeyle birlikte deride birçok bölge nemli kalacağı için mantar enfeksiyonlarına yaz aylarında daha rastlanır. Bu nedenle özellikle vücudun kıvrımlı bölgeleri kuru tutulmaya çalışılmalı ve sık sık ılık duş yapılmalıdır. Özellikle vajinal enfeksiyonlar erken doğuma yol açabileceği için vajinal akıntılarda veya idrar yolları iltihabını düşündürecek bulgular, idrar yaparken yanma, koyu ve kokulu idrar, sık idrara çıkma varlığında hemen hekime başvurulmalıdır.

    Gebelikte kaplıca, hamam, sauna gibi yerlerin kullanılması önerilmez. Çünkü termojen (sıcağa bağlı) etki bebeğin gelişiminde bir takım anomalilerin ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Son aylarda gebelik öncesi dönemine göre ortama 15_20 kiloluk bir yük artışı olur. Hem bu yükün taşınabilmesi hem de doğumun kolay olabilmesi açısından egzersizler gereklidir. Hamilelikte yoğun egzersiz terleyerek aşırı su kaybına yol açtığı için uygun değildir. Yoga gibi hafif aktivitelerin yanı sıra özellikle suda egzersiz iyi bir çözümdür. Gebeler mümkün oldukça yüzmelidir: Yüzme ile vücudun neredeyse tüm kaslarını çalıştırılabilir, aynı zamanda psikolojik bir rahatlama da sağlar. Yüzme için denizi ve hijyenik durumundan emin olunan havuzlar kullanılmalıdır.

    Yaz ayları için çok önmeli bir başka konu da sıvı tüketimidir.Gebe bir kadın normal bir kadına göre vücut fonksiyonları için gerekli olan 2700 ml kadar suyun yanında 300 ml kadar daha ekstradan su tüketmelidir. Bu da kabaca bir tanımla yaklaşık 8-10 bardak kadar suya karşılık gelmektedir. Aktif olarak çalışan gebeler, egzersiz yapan gebeler 1-2 bardak daha fazla su tüketmelidir. Yaz aylarında da terleme ile sıvı kaybı attığından 1-2 bardak fazladan su tüketmek gereklidir.

    Pratik olarak sabah, öğlen, akşam her öğünde 1 er bardak su, aralarda 2 bardak su ve akşam yatmadan önce 1 bardak su tüketilebilir. Bir gün boyunca alınması gereken yaklaşık 3000 ml. lik sıvının büyük kısmı su olarak tüketilmelidir.Su ihtiyacının, musluk suyundan ziyade şişelenmiş doğal kaynak suyu ile karşılanması önerilebilir. ( Bazı musluk sularında enfeksiyon etkenleri ve ağır metallerin fazlaca bulunabilme ihtimaline karşın)

    Bilindiği gibi ülkemizde sudan sonra en çok tüketilen içecek çay, siyah çaydır. Çay çoğu zaman gebelikte rahat tüketilecek bir sıvıdır. Çay, kahve , kola gibi sıvılar içerdikleri kafein nedeniyle fazla tüketilmemelidir. Günlük kafein alımı 200 mg ile sınırlandırılmalıdır. ( 1 bardak siyah çay yaklaşık 40 mg. Kafein içerir) Kafein hem uyarıcı hem idrar söktürücü etki yapar, vücudun sıvı kaybını arttırır. Ayrıca çayın içindeki tanen adlı bazı maddeler özellikle yiyeceklerle tüketildiğinde besinlerdeki demir ve C vitamininin barsaklardan emilimini engeller ve kansızlığa neden olur. Yeşil çay kafein içeriçi çok daha az olduğundan tercih edilebilir. Günlük sıvı ihtiyacının bir kısmı su dışındaki içecek ve yiyeceklerle de tamamlanabilir. Süt, ayran, taze sıkılmış meyve suları, bazı bitki çayları , salep vs gibi içeceklerle sağlanabilir. Birçok besin maddesinin içeriğinde de su vardır. Çorba, elma, armut vs. gibi besinlerde içeriklerindeki su nedeniyle sıvı ihtiyacının bir kısmını karşılarlar. Meyve suları tüketilebilir. Ancak taze sıkılmış meyve suyu dışındakiler içeriğindeki boya, katkı maddeleri ve glikoz fazlalığı nedeniyle tavsiye edilmez.
     

Sayfayı Paylaş