1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yaz ve sonbaharın tehlikeli hastalığı

Konusu 'Genel Sağlık Bilgileri' forumundadır ve 'katniss' tarafından 15 Ağustos 2013 başlatılmıştır.

  1. 'katniss'

    'katniss' Üstat

    Katılım:
    13 Haziran 2013
    Mesajlar:
    1.477
    Beğenileri:
    264
    Ödül Puanları:
    2.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    memur
    Yer:
    Yerin altından
    Banka:
    1 ÇTL
    Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Yusuf Ziya Demiroğlu, yaz ve sonbaharda Çukurova, Akdeniz ve Ege bölgelerinde sıklıkla görülen 'Tatarcık Ateşi'nin genellikle yaygın kas ağrılarıyla belirti verdiğini söyledi.



    Literatürde 'üç gün ateşi', 'papatasi ateşi' adlarıyla da bilinen 'Tatarcık Ateşi'nin etkeninin, kırım kongo ile aynı aileden olan bir tür virüs olduğunu belirten Doç. Dr. Yusuf Ziya Demiroğlu, "Tatarcık ateşi bu virüsü taşıyan tatarcıkların ısırmasıyla bulaşır. Tatarcıklar 'yakağan', 'yakarca', 'gübdüşen' gibi değişik yöresel isimlerle bilinmekte olup gün batımı ile gün doğumu arasında kan emerler." dedi.



    Tatarcık Ateşi'nin belirtilerinden bahseden Doç. Dr. Demiroğlu, "Tatarcığın ısırmasından 3-6 gün sonra 39-40 dereceye ulaşan, 6-7 saat devam eden yüksek ateş, baş ağrısı, iştahsızlık, yaygın kas ağrısı, göz kürelerinin arkasında ağrı, ışığa duyarlılık, sırt ağrısı ve bazen kısa süreli ishal şikâyetleri görülür." diye konuştu.



    'Bu hastalığın özel bir tedavisi yoktur' diyen Demiroğlu, "Ateşi düşürmek ve ağrıları azaltmak amacıyla ateş düşürücü ve ağrı kesici ilaçlar verilebilir. Tedavi edilmez ise bile 3-6 gün içerisinde iyileşir. Ancak, hastalık iyi seyirli olmasına karşın hastaya hastalığın başlangıç aşamasında laboratuvar incelemeleri yapılırsa akyuvar sayısında, kan pıhtılaşmasını sağlayan pulcuklarda düşüklük ve kas ve karaciğer enzim yüksekliği gibi bulgular saptanır. Bu nedenle lösemi, kırım kongo gibi ciddi seyirli hastalıklarla karışabilir. Bu karışıklık sonucu gereksiz kemik iliği biyopsisi yapılan olgulara rastlanmaktadır." şeklinde konuştu.



    Tatarcıkların ısırmasından korunmak ve tatarcıkların kontrolü ile korunma sağlanırsa bu hastalığın önlenebileceğini işaret eden Demiroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Bu durum hastalığın yaygın olduğu bölgelere gidildiğinde kişisel olarak sinek kovucu losyonlar sürmek ve insektisit emdirilmiş cibinlikler kullanmak ile sağlanabilir. Belediyeler tarafından tatarcıkların yaşam alanları tahrip edilerek sinekle mücadele edilebilir
     

Sayfayı Paylaş