1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yedi Kargalar

Konusu 'Çocuk Masalları' forumundadır ve KıRMıZı tarafından 28 Nisan 2008 başlatılmıştır.

  1. KıRMıZı
    Aşık

    KıRMıZı TeK BaşıNa CUMHURİYET V.I.P

    Katılım:
    22 Şubat 2008
    Mesajlar:
    27.187
    Beğenileri:
    4.785
    Ödül Puanları:
    11.580
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Karmaşıkkk
    Yer:
    TÜRKİYE
    Banka:
    387 ÇTL
    YEDİ KARGALAR

    Bir adamın yedi oğlu varmış.O kadar istermiş de bir kızı olmazmış.günün birinde karısı ona müjde vermiş :gebe olduğunu söylemiş. Çocuk dünyaya gelmiş. Bu seferki kızmış. Buna çok sevinmişler ama , çocuk pek cılız , pek ufacık bir şeymiş. Bu yüzden de evde vaftiz edilmesi gerekmiş.

    Vaftiz suyu getirsin diye babası , oğullarından birini kuyuya yollamış. Öbür altı oğlan da onun peşinden gitmişler.hepsi de suyu önce kendisi doldurmak istiyormuş . Bu yüzden testi suya düşmüş . Oğlanlar oldukları yerde kala kalmışlar ; ne yapacaklarını şaşırmışlar .Hiçbiri eve dönmeye cesaret edememiş.

    Çocukların hala dönmediklerini gören baba:

    --- Yetiz oğlanlar kesin oyuna daldılar! demiş

    Kızın vaftizsiz öleceğinden korkuyormuş. Canı çok sıkılmış:

    ---İnşallah hepiniz karga olursunuz! diye ilenmiş. Daha sözünü bitirmeden başının üstünde bir hışırtı ilişmiş. Havaya bakmış ;kömür gibi kara yedi tane karganın uçup gittiğini görmüş.

    Anne baba bu ilenci bir daha geri alamamışlar. Oğullarının yedisinde elden kaçırdıkları için çok üzülmüşler .bütün sevgilerini biricik kızlarına vermişler , onunla bir parça olsun avunmuşlar.

    Kız çok geçmeden kendini toparlamış ,gün geçtikçe güzelleşmiş ama başka kardeşleri bulunduğundan uzun zaman haberi olmamış. Ana babası bunu duyurmamaya çalışmışlar.

    Sonunda günün birinde ahalinin kendisinden söz ettikleri işitmiş . Diyorlarmış ki:

    --- Kız güzel ama , yedi ağabeysinin başlarına gelen yıkım onun yüzünden oldu.

    Bunları duyunca kız çok üzülmüş. Annesine , babasına gidip sormuş:

    ---Ağabeylerim var mıydı benim ? Onlara ne oldu ? demiş.

    Bunun üzerine ana babası bu gizliliği daha fazla saklamak istememişler. Tanrının böyle istediğini , yoksa doğumunun buna buna neden olmadığını anlatmışlar.Ama kızcağızın içine bir kurt düşmüş . Kardeşlerini kurtarmayı kafasına koymuş.Bir yerlerde durup dinlenemez olmuş . Sonunda bir gün gizlice yola çıkmış.Ağabeylerinin izini bulmaya ne pahasına olursa olsun onları kurtarmaya karar vermiş.

    Evden çıkarken ana-babamı anarım diye bir yüzük ,karnım acıkırsa diye bir dilim ekmek ,susarsam içerim diye bir testi su ,yorulursam otururum diye de bir iskemle almışmış.

    Az gitmiş uz gitmiş dere tepe düz gitmiş …Sonunda dünyanın öbür ucuna , güneşinyanına varmış ama güneş çok sıcakmış,korkunç bir şeymiş.Hem de küçük çocukları yermiş. Kız hemen burdan kaçmış ;doğru aya gitmiş. Ay da pek soğukmuş. Hem de kötü huyluymuş. Çocuğun orada olduğunu anlayınca:

    --- Burnuma insan kokusu geliyor! Diye bağırmaya başlamış.

    Kız oradan da çabucak kaçmış ;yıldızlara gitmiş.Bunlar ona güler yüz göstermişler. Her yıldız ayrı bir sandalye de oturuyormuş. Içlerinden sabah yıldızı ayağa kalkmış ;ona bir aşk kemiği vermiş:

    ---Yanında bu kemik olmazsa sırça sarayı açamazsın. Oysa kardeşlerin orada…demiş.

    Kız bu küçük kemiği almış. Bir mendilin içine sarmış , yola çıkmış. Gide gide sırça saraya varmış. Büyük kapı kilitliymiş. Kız aşk kemiğini çıkarmak için mendili açmış. Bir de ne görsün? Mendil bomboş değil mi? Meğerse kız iyi yürekli yıldızın armağanını yitirmiş. Şimdi ne yapacak. Kızcağız ağabeylerini kurtarmak istiyormuş. Oysa sırça sarayın anahtarını yitirmiş. Bunun üzerine bir bıçak almış. Küçük parmağını kesmiş. Kapıya bunu sokmuş. Bereket versin kapı açılıvermiş.

    Kız içeriye girince karşısına bir cüce çıkmış:

    --- Yavrum demiş,ne arıyorsun burada?

    Kız:

    ---Ağabeylerimi… Yedi kargaları arıyorum!

    Cüce:

    ---Bay kargalar evde değiller. Onlar dönünceye kadar bekleyeceksen gir içeri!

    Bunun üzerine cüce yedi tabak , yedi bardak içinde kargaların yemeklerini içeri getirmiş. Küçük kız her tabaktan birer lokma yemiş , her bardaktan birer yudum su içmiş. Sonuncu bardağın içine de yüzüğü koymuş.

    Birden bire havada bir hışırtı ,bir kanat hışırtı duymuş. Cüce:

    ---Bay kargalar eve geliyor!demiş.

    Kargalar gelmiş ;yiyip içmek istemişler. Tabaklarını bardaklarını görünce arka arkaya söylenmeye başlamışlar:

    ---Tabağımdan kim yemiş?

    ---Bardağımdan kim içmiş?

    ---Buna bir insan ağzı değmiş!

    Yedinci karga bardağı dikip içerken ağzına yüzük gelmiş. Bakmış. Anne babasının yüzüğünü tanımış:

    Kapının arkasında durup bu sözleri işiten kız ortaya çıkmış. Bunun üzerine kargaların hepsi yeniden insan kılığına dönmüşler. Sarmaş dolaş olmuşlar. Hep birlikte evin yolunu tutmuşlar.
     

Sayfayı Paylaş