1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yeniçeri Ocağını Söndüren Kitabe

Konusu 'Osmanlı Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 25 Ocak 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    [​IMG]
    Osmanlı Devletin üst düzey memurlarından olan ve Yeniçeri Ocağının en kıdemli generali sayılan Yeniçeri Ağası maiyeti ile birlikte Ağa Kapısı adı verilen yerde ikamet eder, çalışmalarını buradan sürdürürdü. Mekan; Süleymaniye Cami’nin kuzeyinde haliç ve boğaza nâzır inşa edilmiş adeta hünkar sarayı gibi çeşitli köşkleri, daire ve idare odaları, atölyeleri bulunan büyük bir kompleks hüviyetindeydi.

    Bugün İstanbul Üniversitesi'nin bulunduğu Eski Saray'ın yerine Seraskerlik taşınmış ilerleyen zamanda Harbiye Nezareti (Savaş Bakanlığı) olmuştu

    Bu büyük ahşap saray manzumesinin etrafı ise yüksek duvarlarla çevriliydi. Burası başta Genç Osman olayı olmak üzere nice hararetli hadiselere sahne olmuş, pek çok darbe ve ihtilal buradan planlanmıştı. Karıştığı bu karanlık olaylar sebebiyle pek hayırla anılır bir nâmı da yoktu.

    1826 ‘da Yeniçeri ocağı söndürülünce bu 465 senelik kurumla bağlantılı diğer teşkilatlarda lağv edildi. Yeniçeriliğin hatıralarını silmek için dört bir yanda değişiklikler yapıldı. En başta bu değişiklikten ocağın merkez komutanlığı olan Ağa Kapısı etkilendi.
    [​IMG]
    Yeniçeriliğin yerine, Âsakir-i Mansure-i Muhammediye adıyla yeni bir ordu kurulup ordunun başındaki en yetkili kumandana da Serasker denilerek ikametine Ağa Kapısı tahsis edildi. Fakat buranın asırlardın zihinlerde buraktığı kötü hatırasını silmek için adı değiştirildi ve buraya Bâb-ı Seraskeri (Serasker Kapısı) denildi.

    Fakat yapının ahşap olması sebebiyle yeni kurulan modern orduya hizmet edemeyeceği düşünülerek Sadrazam Mehmed Selim Paşa, II. Mahmud’a sunduğu bir takrirde Seraskerliğin Eski Saray’a naklini Ağa Kapısı’nın ise şeyhülislamlara tahsisini arz etti. O zaman kadar şeyhülislamlar diğer ilmiye sınıfına mensup yüksek dereceli bürokratlar gibi resmi işlerini kendi konaklarında sürdürüyorlardı.

    [​IMG]
    İstanbul Üniversitesi merkez kampüsünün giriş kapısı eski Harbiye Nezareti ( Savaş Bakanlığı) - Seraskerlik Kapının üzerindeki kitabede; Dâire-i Umur-u Askeriye (Askerlik İşleri Dairesi)

    II. Mahmud bu isteğin uygun olduğunu belirttiği hattı hümayununda Yeniçeriliğin hatıralarının silinmesi, hatta kazınması için Ağa Kapısı lafzını tamamen yasaklayarak Şeyhülislama tahsisinden sonra buraya Fetvahane denilmesini istiyor ısrarla belirtiyordu.


    Padişah yeniçerilikten illallah eder üsluptaki hattında “Yeniçeri nâmı mahv ve ilga oldup yerine Âsakir-i mansure-i muhammediyye kullanıldığı gibi Ağa Kapısı lafzıda lisanlardan silinir” diyor buranın Fetvahane yapılmasının bu işe vesile olmasını temenni ediyordu.

    Böylece çok az bir süre Ağa Kapısı’nda kalan Seraskerlik o zaman Eski Saray olan bugünkü İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsnün bulunduğu yere taşındı.Dolayısı ile Seraskerlik (Sonradan Harbiye Nezareti) burası oluyor Ağa Kapısı ise Fetvahane [II] adı ile Şeyhülislam’a tahsis ediliyordu.Osmanlı reform asrının önemli gelişmelerinden biri olarak devlet kurumlarının devamlı ofislere sabit bürolara kavuşması Şeyhülislam içinde tahakkuk ederek tarihlerinde ilk defa sabit bir mekana kavuştu.Böylece başlıca şer’i ve hukuki kurumlar bir yerde toplanmış oldu.
    [​IMG]
    II. Mahmud'un Ağa Kapısı'nın Fetvahaneye çevrilmesine dair Hatt-ı Hümayunu

    Fakat Şeyhülislam tam Ağa Kapısı’na taşınacakken çıkan Hocapaşa yangını ile İstanbul’un pek çok mahallesi ve Bâbıâli zarar gördü. Bunun üzerine Fetvahane bir süre Babıâli olarak kullanıldı. Bâbıâli’nin eski yerine taşınması üzerine yaklaşık 1 yıllık gecikmeyle Şeyhülislam ve mahiyeti de artık eskiden Ağa Kapısı denilen Fetvahaneye yerleşti.

    Yüzyıllarca Yeniçeri ocağının en büyük generaline ikametgâh olmuş, türlü ihtilal ve ayaklanmaların ev sahibi mekân Şeyhülislamlara tahsis edilince şair Keçecizâde İzzet Molla tün bu tarihi safahatı resmeden bir şiir kaleme aldı.

    Bu şiir eski Ağa Kapısı yeni Fetvahane olan mekanın giriş kapısı üzerine Yesarizade Mustafa İzzet’in hattıyla büyük bir kitâbe olarak yerleştirildi.
    [​IMG]
    Ağa Kapısı Fetvahane Olunca Giriş Kapısı Üzerine Yerleştirilen, Metni Keçecizade'ye Ait Kitâbe​


    Kitabede;
    1- )
    Devleti dâim ola hazret-i Han Mahmud’un / Sâyesinde olup âsûde hemîşe ulemâ /
    Seyf ü hâmeyle idüp destini Mevlâ teyîd / Bir eline kılıç aldı bir eline Fetva

    2-) Hakk-ı nimet ne imiş bilmeyenlerin hali budur / Âb-ı tîğ u kalemi kıldı ocağı itfâ /
    Nice nush itdiler ol şirzime-i mekrûha / Ulemanın sözünü eylemediler isgâ

    3-) Âkibet yerlerin Allah nasîb etti bize / Dar-ı Fetvaları itmiş idi anlar yağma /
    Ömrü olcukça mübarek ide bi’l-istihkâk / Müfti-i a’lem olan Tahir efendi’ye Hüdâ

    4-) Nûr-ı adli ile mahv itti zalâm-ı zulmü / Rûz u şeb eyleyelimn hüsrev-i devrâna dua /
    Melce-i ümmet ide haşre kadar bâbını Hak / Dura ol şâh-ı cihân tâ dura şer’-i Mevlâ

    5-) Hâk-i pây-i şeh-i devrâna teşekkür kıldı / İki cevher gibi tarihle izzet-i füzelâ /
    Ağa Kapısı’nı virdi bize Sultan Mahmud / Bâb-ı tezvir idi hak kıldı makam-ı iftâ (1241)


    Kısmen Günümüz Türkçesi İle

    Kılıç ve kalemini kuvvetlendirip mevla
    Bir eline kılıç aldı bir eline fetva
    Hakkın nimeti neymiş bilmeyenlerin hali bu
    Kılıç ve kaleminin suyu söndürdü ocağı

    Nice nasihat ettilerse de o kerih topluluğa
    Alimlerin sözünü dinlemediler asla
    Akibet ki Allah yerlerini nasip etti bize
    Fetvahaneleri etmişti onlar yağma

    Ömrü oldukça mübarek ede hakkıyla

    alemin müftüsü Tahir efedniye Hüda
    Adl’in nuru ile yok etti zulmün karanlığını ((Adli Sultan Mahmud’un da mahlasıdır))
    Gece gündüz dua edelim zamanın Sultanına

    Dura o dünya Sultanı, Şer’-i Mevla durana dek
    Devrin şahının ayağının toprağına teşekkür kıldı
    İki cevher gibi tarihle izzet-i füzelâ
    Ağa Kapısı’nı verdi bize Sultan Mahmud

    Bozguncu Kapısı idi hak kıldı makamı fetva – 1826
    Ümmete sığınak ede haşre kadar bu kapıyı hak​

    Cumhuriyetten sonra şeyhülis*lâmlık kaldırılıp Diyanet İşleri kurulunca Ağakapısı’da bu kuruma bağlı İstan*bul Müftülüğüne verildi. Kompleksin en gösterişli bölümü ise İstanbul Kız Lisesi yerleştirildi. Daha sonra bir yangınla harap olan bu bölümün yerinde İstanbul Üniversitesi’nin Botanik Ens*titüsü binası yapılmıştır.
    tarihvemedeniyet
     

Sayfayı Paylaş