1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yeniden Hayat...

Konusu 'Hikayeler / Efsaneler' forumundadır ve cırcırböcee tarafından 28 Kasım 2006 başlatılmıştır.

  1. cırcırböcee

    cırcırböcee V.I.P V.I.P

    Katılım:
    13 Haziran 2006
    Mesajlar:
    3.525
    Beğenileri:
    66
    Ödül Puanları:
    2.880
    Banka:
    335 ÇTL
    Utangaç gülücükler eşliğinde başlamıştı herşey.Herşey birden ve aniden ortaya çıkmıştı.Nefeslerimiz sessiz sedasız buluşmuşken kör bir kuyuda, aşk dalıvermişti yüreğimden içeri...

    Ve martıların çığlıklarında buluşmuştu sessizliğimiz umarsızca.Yüreklerimiz,kanatırcasına akmıştı birbirine o kör kuyuda.

    Halbuki kesiklerim vardı,kırıklıklarım..
    Derindi..
    Yeni ve derindi yaralarım...

    Yorgunluklarım kağımın önünü mesken tutmuş beklemedeydi, korkularım ise an ve an penceremin önünde gözetlemekteydi beni.

    Ve ben...
    Ben odamın tam ortasındaki kör kuyuda saklanmaktayken sevgili, sen girdin içeri..

    Sessiz sedasız atmaya çalışırken adımlarını duymasın diye onlar; martılar çığlık çığlığa bağırmaya başladılar bulabilesin diye beni.

    Martılar...
    Özel dostlarım..
    Ah martılar..
    Hep sesim oldular..

    İlk nefesini duyduğumda, titrek bir kedi gibi sindim iyice köşeye çaresiz...
    Sandım ki...
    Sandım ki, beni buldular.
    Sandım ki kesiklerimi yine açmaya geldiler ...
    Sandım ki başka bir kör kuyuya atmak için buldular beni...

    Bu kaçıncı kör kuyuydu girdiğim içine yada bu kaçıncı saklanma çabam...

    Bir gölge halinde izlerken silüetini titrek;bu sefer ateş böcekleri bir bir yanıp sönmeye başladılar ve ben yüzündeki tebessümü farkettiğimde anladım bulunmadığımı..
    Beni bulamadıklarını...
    O an anladım hiç bulunamayacağımı..

    -Geldin mi?

    -Şşştt...Ağlama...

    -.....

    -Artık ben varım..

    -Ama

    -Aması yok..Hadi ver elini..

    -Nereye peki?

    -Yukarı..Dışarı...KAranlıktan ,buradan uzağa...

    -Ama...

    -Aması yok hadi...

    Derin bir sessizlik bastırdı birden...

    Kalkmak isteyip de kalkamamak...

    ........

    Hayat..
    Tek özlemim...
    Ve şimdi, onu kazanabileceğimi düşündüğüm anda kalkamıyorum ayağa...
    Elin havada bekliyor..
    Gücümü toplayana kadar sabredebilir misin acaba?

    Bir damla bile kanamaya mecalim kalmamışken, yeniden kanayabilmem ve güçlenmem için beklerken sevgili, sen de bekler misin beni?

    -Anlat..

    -Neyi?

    -Düşündüklerini.

    -...

    -Anlat ki gör seni bekleyeceğimi..

    Ve...
    Yine sessizlik...

    Beklemek...
    Gerçekten bekler miydin beni?Bu kaçıncı duyuşumdu beklerimi?Sen de yitip gidersen onlar gibi?

    Elin hala havada..Hala bekliyorsun... Peki ama ne kadar daha beklersin beni?

    Sen de yitip gidersen peki ya onlar gibi?

    -Yorgunsun.

    -...

    -Susmana gerek yok,gözlerinden belli...

    Hala sessiz kalıyorum..Ama içime doldurduğun şey, her ne ise inan güçlendiriyor beni.
    Bekle..
    Biraz daha bekle..

    Yorgun..
    Evet yorgun..Bu yorgunluk nedenidir belki de iflas edişimin..

    Yitip gidenleri aramaktan vazgeçişim çok olmuş.
    Özleyecek özlemler üretmeyeli yüreğim, çok zaman geçmiş aradan..
    Çok zaman önce saklanmışım buraya sebepsiz..
    Sebepsiz değil ya neyse...
    Saklanmışlığım asır olmuş nedensiz...

    Dur bir dakika..
    Saklandım ama sen nasıl buldun beni burada?
    Beynimden geçenleri okuyabiliyor musun beklerken orada?

    Bir insana bırak, hayata tutunacak tahammülüm kalmamışken, sen tahammül edebilecek misin beklemeyi beni?

    Herkes birini özlüyor hayatta, benim özleyecek kimsem yok oysa..

    Peki sen, özleyeceğim olabilir misin sevgili söyler misin bana?

    -Gülümsedin..

    -Evet.

    -Peki, neden?

    Gözlerini şimdi daha belirgin görüyorum.Ne de güzel bakıyorsun öyle.. Bu kör kuyuda nasıl buldun beni..


    -Bir gelin gibi süslenen İstanbul sokaklarında yürümek istiyorum yalınayak.

    -Bu mu gülümsetti seni?

    Sessizlik..Başladı yine, söylemeli miyim içimdekileri?Bak hala bekliyor... Gülümse ve söyle..
    Bekliyor işte...
    Hayat'ı da almış karşında bekliyor..
    Söyle...

    -Evet ama sadece...

    -Sadece ne?

    -Sadece bu düşünce gülümsetmiyor..

    -Peki ne?

    -O sokaklarda iki çift yalın ayak istiyorum.Biri ben...

    -Diğeri de ben...

    -...

    -Öyle ise uzat elini...

    Utangaç gülücükler eşliğinde başlamıştı herşey.Herşey birden ve aniden ortaya çıkmıştı.Nefeslerimiz sessiz sedasız buluşmuşken kör bir kuyuda, aşk dalıvermişti yüreğimden içeri...

    Ve martıların çığlıklarında buluşmuştu sessizliğimiz umarsızca...

    Ateş böcekleri, koştururken yalınayak ikimiz İstanbul sokaklarında; yanıp yanıp sönüyorlardı sebepsiz...

    Yaralarım kapandı gelişinle..
    Ve...
    Hayat seninle doldu yüreğime...
     

Sayfayı Paylaş