1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yeşilay Haftası

Konusu 'Belirli Gün Ve Haftalar - Yazılar' forumundadır ve BIYIKLI tarafından 7 Ekim 2006 başlatılmıştır.

  1. BIYIKLI

    BIYIKLI V.I.P V.I.P

    Katılım:
    14 Haziran 2006
    Mesajlar:
    1.329
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    16 ÇTL
    Yeşilay Haftası hakkında genel bilgi

    Yurdumuzda alkollü içki ve uyuşturucu madde kullanmaya karşı olanlar 5 Mart 1920 tarihinde Hilâli Ahdar Derneğini kurdular. Hilâl – ay , ahdar – yeşil anlamındadır. Hilâli Ahdar, daha sonra Yeşilay adını aldı. Yeşilay Derneğinin kuruluş tarihini içine alan 1 – 7 Mart arası ülkemizde Yeşilay Haftası olarak kutlanır. Yeşilay Haftasında alkollü içkilerin, uyuşturucuların topluma, aileye, bireye zararları anlatılır.
    Uyuşturucu denilince esrar, afyon, kokain, LSD gibi uyuşturma özelliği olan maddeler akla gelir. Alkollü içkiler ise içildiğinde insanı sarhoş eden her tür içkilerdir. Alkollü içki veya uyuşturucu alanlar önce rahatlık, baş dönmesi duyar, sonra sarhoş olurlar. Sarhoşlar doğru düşünüp doğru karar veremezler. Kolay suç işlerler, içkili iken araç sürenler taşıt kazalarına neden olurlar. Alkollü içkiler, uyuşturucular insanda zamanla alışkanlık yaratır. Alkol almayı alışkanlık haline getirenlere alkolik denir. Alkolikler kazançlarını içkiye verirler. Çevrelerini rahatsız ederler. Bu yüzden alkolikler toplum içinde sevilmezler, sayılmazlar. İçki ve uyuşturucu kullanımı aile düzenini bozar.
    Uyuşturucu ve alkollü içkiler sağlığa da zararlıdır. Vücudumuzda önemli görevler yapan beyin, mide, kalp, akciğer gibi organlar içki ve uyuşturucudan etkilenir. Ülser, siroz, felç gibi hastalıkların nedeni uyuşturucu ve alkollü içkilerdir.
    Sigara : Toplumumuzda kullanımı yaygın olan bir keyif maddesidir. Sigara iştahı keser, sindirimi güçleştirir, dişleri sarartır, ülsere sebep olur. Akciğerde bronşları doldurur, öksürmeye yol açar. Sigaranın kansere de neden olduğu ileri sürülüyor.
    Ülkemizde uyuşturucu maddelerin yapımı, satışı, kullanılması, taşınması, bulundurulması yasaktır. Bu yasağa uymayanlar suç işlemiş olur. Suç işleyenlere ağır hapis cezaları uygulanır.
    Uyuşturucu maddelerin bir bölümü ilaç yapımında kullanılır. Bu amaçla bazı uyuşturucu maddelerin hükümet belirli koşullarla izin verir.
    Topluma, aileye, bireye zararlı olan içki ve uyuşturucuların kullanımını eğitim yoluyla engellemek için kurulan Yeşilay Derneği'nin simgesi; beyaz üstünde yeşil bir aydır. Yeşilay Derneği Genel Merkezi, Yeşilay adlı aylık bir dergi yayınlıyor. Bu dergi düzenli olarak alkollü içkilerin, uyuşturucuların, sigaranın topluma ve sağlığa olan zararlarıyla ilgili yayın yapıyor.
    Yeşilay Haftası boyunca öğrendiklerimizi yaşam boyu uygulayalım. Kötülüklerin anası olan uyuşturucu ve alkollü içkilerden uzak duralım.
     
    YoRuMSuZ bunu beğendi.
  2. BIYIKLI

    BIYIKLI V.I.P V.I.P

    Katılım:
    14 Haziran 2006
    Mesajlar:
    1.329
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    16 ÇTL
    * İçki güldürür, süründürür, öldürür.
    * İçki sağlığın düşmanıdır.
    * İçki kötülükler doğurur.
    * İçki aile bütçesini eritir.
    * İçki sinir ve sindirim sistemlerini bozar.
    * Sigara kanserle kardeştir.
    * Akıllı adamların tek içkisi sudur.
    * İçki bütün kötülüklerin anasıdır.
    * İçki öldürür, kumar söndürür, spor güldürür.
    * İçki insanı sefalete, rezalete hatta cinayete sürükler.
    * Alkol, veremin en yakın dostudur.
    * Alkol kapıdan girerse, mutluluk pencereden çıkar.
    * Toplumdaki pek çok facianın sorumlusu içkidir.
    * Alkol almak, gönüllü çılgınlıktır.
    * İçkinin girdiği yerden akıl, ahlâk ve utanma kaçar.
     
  3. BIYIKLI

    BIYIKLI V.I.P V.I.P

    Katılım:
    14 Haziran 2006
    Mesajlar:
    1.329
    Beğenileri:
    13
    Ödül Puanları:
    1.130
    Banka:
    16 ÇTL
    Belirli dozda alındığı zaman;
    Kişinin sinir sistemi üzerinde etki ederek,
    Akli, fiziki ve psikolojik dengesini bozan,
    Fert ve toplum içerisinde iktisadi ve sosyal çöküntü meydana getiren,
    Alışkanlık ve bağımlılık yapan,

    Kanunların kullanılmasını, bulundurulmasını ve satışını yasakladığı narkotik ve psikotrop sözcükleriyle de tanımlanan maddelere "UYUŞTURUCU MADDE" denir.

    Milattan 1550 yıl önce yazılmış Papürüs;&ztrlerde afyon, ağrı, sızı dindirici, uyuşturucu özellikleri olan bir ilaç olarak tanımlanmıştır. Esrar ve afyonun uyuşturucu etkisini ilk keşfedenlerin Sümerler olduğu bilinmektedir. Asuriler donemine ait kabartmalarda haşhaş resimleri bulunuşu, afyonun bu devirlerde kullanıldığı ve bilindiğini göstermektedir. Mezopotamyadan dünyaya yayıldığı düşünülen afyonu Sümerlerden sonra İranlılar ve Mısırlılar kullanmaya başlamış, özellikle Mısırlılar tarafından afyonun Avrupa;&ztrya yayıldığı ve ilk olarak Yunanlıların bu maddeyi öğrendikleri anlaşılmıştır. Eski Yunan rüya tanrısı Murpheus;&ztrun sembolü afyon meyveleridir. Milattan bir asır sonra yaşayan müellif Dioskoridis afyonun hammaddesi olan haşhaşın yaprak ve kellerinin uyku getirdiğini, sütünün ağrı ve sızıları kestiğini, hazmı kolaylaştırdığnı, ancak fazla oranda alındığında baygınlık ve ölüme yol açtığını belirtmiştir. Homeros Odysscia;&ztrsında afyonun etkisini anlatırken; "Kim bu ilacı içerse artık gözyaşı dökmez. Hatta babasının, dostunun ya da sevgili oğlunun gözlerinin onünde öldüklerini bile görse umursamaz" demiştir. Hippokrates, afyon üstüne yazdığı kitabında bu bitkinin mesane hastalıklarında, histeride ve ishallerde kullanılmasının faydalı olduğundan, ağrıları, sızıları giderici etkilerinden bahsetmiştir.

    Morfin ilk kez 1803 yılında afyonun terkibi analiz edilerek bulunmuştur. Eczası kalfası olan 21 yaşındaki Adam Sertürner 1817 yılında bulduğu maddeye morfin adını vermiş ve morfini önce kendi üzerinde denemiştir.

    Morfin saf halde hemen hemen hiç kullanılmaz, çünkü suda erimez, kullanılan onun çeşitli asitlerle yaptığı tuzlardır. Saf kristal morfine "Baz morfin" adı verilir.

    Morfinin uyuşturucu madde olarak yayılmasında deri altı şırınga aletinin 1853 yılında icat edilmesi büyük rol oynamıştır.

    Afyonun morfin gibi alkaloitlerinden biri olan eroin Prof. Dr. Heinrick Dresser isminde bir Alman tarafından morfinmanların tedavisinde önemli bir madde olarak keşfedilmiştir.

    Marka adı olarak eski Yunancadan Tanrısal kahramanlara verilen addan esinlenilmiş, 31650 F 2456 numaralı patent dosyasına Eroin adıyla 27 Haziran 1898’de kaydedilmiştir. Aynı yıl Alman Bayer firması bu maddeyi harika bir buluş olarak piyasaya sürmüştür.

    Avrupa ve Amerika;&ztrda kısa sürede yayılan bu maddenin alışkanlık yapmayacağı zannedilirken, kısa sürede alışkanlık yaptığı ve zehirlenmelere yol açtığı görülerek yasak-lanması yoluna gidilmiştir.

    Esrarın tarihçesi konusunda yapılan araştırmalarda, bu maddenin Asuriler tarafından kullanıldığı, bu maddeye (kunu-bu) ismini verdikleri tesbit edilmiştir. Eski Yunan;&ztrda Herodot, kenevirin lifinden elbise dokunup, reçinesinin ateşe atılarak buğusundan teneffüs edilerek sarhoş olunduğunu ifade etmiştir. Sicilyalı Diodore, Teb şehrinde Mısırlı kadınların kederlerini unutmak için esrar içtiklerini belirtmiştir.

    Esrarın Hindistan, İran ve Suriye;&ztrde dini merasimlerde kullanıldığı anlaşılmıştır. Özellikle Hindistan;&ztrda dini ayinlerin bakire kızlara içirilen esrarın tesirini gösterip, bunların neşelenmeleri ve şarkı söylemeleri ile başladığı, bir müddet sonra mabetlere getirilen bu kızların, orada esrarın etkisi gectikten sonra sakin bir şekilde mabetten ayrılıp tekrar ayin yerine getirildiklerinde halk, mabetlerin kızların içlerindeki şeytanı kaçırdığı ve kendilerini teskin ettiğine inanırlardı.

    Inkaların Peru;&ztrda koka adı verilen bitkiyi yetiştirip yapraklarını yaralarda kullandıkları, Güney Amerika;&ztrda yerlilerin koka yapraklarını çiğniyerek yorgunluklarını giderdikleri bilinmektedir. Kokaini ilk keşfeden 1859 yılında Alman kimyager Niemann Goetingen;&ztrdir. Menşei Guney Amerika olan bu uyuşturucu madde daha sonra, kullanılması taşınması ve gizlenmesi eroin gibi kolay olduğundan süratle diğer ülkelere yayılmıştır.

    Yakın tarihlere kadar uyusturucu madde konusunda insanlar için en büyük tehlikenin dogal biçimdeki afyon, esrar, eroin ve kokain oldugu zannedilmiş ve uluslararası çalışmalar bu yönde yoğunlaştırılmışsa da son yıllarda bir çok ülkelerde sentetik uyuşturucu maddelerin ortaya çıkması ve bunların serbest ilaç piyasasında kolayca ucuza satılması, çok çeşitlerinin bulunması nedeniyle, dikkatler bu yöne çekilmiştir.

    Önceleri tedavi amacıyla 1920 yılında laboratuvarlarda elde edilen amphetamin Ve türevleri nezleye karşı kullanılmış, 1938 yılında İsveç;&ztrte piyasaya sürülmüş aşırı yorgunlara, yaratan işlerde çalışanlara tavsiye edilen bu sentetik ilaç, 1944 yılından sonra alışkanlık yaptığı ve zararlı etkilerinin görülmesi ile, uyuşturucu maddeler listesine alınmıştır.

    1938 yılında Albert Hofman tarafindan elde edilen LSD adlı madde insanda hayal gücünü arttıran. zekayı takviye eden, cinsel gücü arttıran bir ilaç olarak piyasaya sürülmüşse de, daha sonra alışkanlık yaptığı ve kişiyi çıldırtma, intihar ve ölümlere sürüklediği görülmüş ve yasaklanmıştır.
     

Sayfayı Paylaş