1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

YGS Türkçe-anlatım biçimleri testleri

Konusu 'Öğrenci Salonu' forumundadır ve dderya tarafından 12 Mart 2014 başlatılmıştır.

  1. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.303
    Beğenileri:
    7.491
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    64 ÇTL
    1. Avcılar bıçaklarını kurdun böğrüne saplıyor, vücudunu delik deşik ediyorlar. Kurt, etine kabzasına kadar saplanmış bıçaklarla kanlar içinde avcılara bakıyor. Avcılar elleri tetikte etrafını sarıyorlar. Kurt ağzından akan kanları diliyle yalıyor. Avcılara bir defa daha bakıyor. Nihayet öldürüldüğünü bilmeye tenezzül etmeksizin iri gözlerini kapıyor. Hiç ses çıkarmadan ölüyor.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    A) Açıklama B) Betimleme

    C) Öyküleme D) Tartışma

    E) Benzetme


    2. Üstleri ağır kokulu mersin ağaçlarıyla kaplı tepeler geçildikten sonra kayalar birdenbire başlar. İnsan birden ürker. Kayalarla birlikte çam ağaçları da başlar. İlk çamlar geçildikten sonra gene düzlüklere varılır. Bu düzlükler boz topraktır. Verimsiz, kıraç… Buralardan Toros’un karlı dorukları yanındaymış, elini uzatsan tutacakmışsın gibi gözükür.

    Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Örnekleme B) Öyküleme

    C) Tartışma D) Betimleme

    E) Açıklama



    3. Aşk, kalabalık şuur hallerinin toplu halde şuura yaptıkları baskındır. Aşkın seli altında ruhta ne hesap kalır, ne menfaat fikri, ne de kin. Ölçüler hesaplar ve planlar aşk tufanında silinen tarla ve bahçe sınırları gibi, eriyip giderler. Fuzuli’nin diliyle “Öyle sermestem ki idrak etmezem dünya nedir.” Sözü aşkın tam ifadesidir. Gerçekten de aşkın dünyasında sevinç ve keder, zaman ve mekan, kayıp ve kazanç denen şeyler yoktur.

    Bu paragrafın anlatımında aşağıdakilerden hangileri kullanılmıştır?

    A) Açıklama – Örnekleme

    B) Örnekleme – Tanımlama

    C) Tanımlama – Tanık gösterme

    D) Tanık gösterme – Karşılaştırma

    E) Tartışma – Tanımlama



    4. Çocuk masaya elleri dayalı, uyuklar gibi duran ölüyü izledi. Onu uyuyor sanıyordu. İçerde ağır bir ilaç kokusu vardı. Radyoda Selda Bağcan’ın “Dön gel bir tanem” şarkısı çalıyordu. Çocuk, ölüyü o-muzlarından tuttu. Dudaklarını soğumaya başlamış yanaklara sürdüğü zaman ürperdi. Annesi ölmüştü. Sarıldı. Onu kendi yatağına götürdü. Yorganı üstlerine çekti. Soğumaya başlayan vücudu ısıtmaya çalıştı. Vücudunu, yaşamını bu soğuk in-sana-annesine- aşılamaya uğraştı.

    Paragrafın anlatımında aşağıdakilerin hangisindenyararlanılmamıştır?

    A) Öyküleyici anlatımdan

    B) Dokunma duyusundan

    C) Gözlemden

    D) işitme duyusundan

    E) Tatma duyusundan



    5. insan hayatında olan veya olması ihtimali bulunan olayları belli bir hacim içinde anlatan yazılara hikaye diyoruz. Modern hikayede olaydan çok, insanın belli bir zaman dilimindeki durumu ön plana çıkarılır. Hikaye yazarları ve bazı eleştirmenler tarafından hikaye karşılığı olarak öykü de kullanılmaktadır. Klasik hikaye yazanlarda olay ön plandadır.

    Bu parçada düşünceyi geliştirmek için aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

    A) Açıklama – Örnekleme

    B) Tanımlama – Tartışma

    C) Karşılaştırma – Örnekleme

    D) Tanımlama – Karşılaştırma

    E) Tanık gösterme – Karşılaştırma


    6. Saçları güneşten sapsarı olmuş, burnuyla yanakları yara izleriyle dolu. Kirpiklerinin altındaki gülen ela gözleri öyle güzel ki… Yüzüne sarı kırmızı boyalarla GS yazmış. Yakası önlüğünün omzundan sarkıyor. Ona bakınca gülesim geliyor. Yanına gidip “adın ne senin” diye soruyorum. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

    A) Açıklama – Tanımlama

    B) Öyküleme – Tanımlama

    C) Açıklama – Öyküleme

    D) Öyküleme – Betimleme

    E) Tartışma – Örnekleme


    7. Aşağıdakilerden hangisinde verilen dizelerde düşsel öğeleryoktur?

    A) Soğuk sularından içtim, serinledim

    Çağlayan bir nehrin sesini dinledim

    B) Ölecek miyim, tam da söyleyecek çağımda

    Söylenmedik cümlenin hasreti dudağımda

    C) Ben ki toz kanatlı bir kelebeğim

    Minicik gövdeme yüklü Kaf Dağı

    D) Boşuna gezmişim, yok tabiatta

    İçimdeki kadar iniş ve çıkış

    E) Sanki burnum değdi, burnuna yokun

    Kustum, öz ağzımdan kafatasımı



    8. Özel okullar ve bazı devlet okulları öğrencilerinin klasik önlük yerine özel formalar giymesini istiyor, işin ilginci veliler bu süslü püslü kıyafetleri istedikleri yerden de alamıyor. Okul aile birlikleri tarafından gösterilen yere gitmek zorundalar. Kurulan tezgah ortada. Kılık-kıyafet konusunda reforma gitmenin zamanı gelmedi mi? Bizim öğrencilerimizin de tek tip elbiseden kurtulmalarının zamanı gelmiştir artık. Velilerimiz de kucak dolusu para ödemekten kurtulmalıdır.

    Paragraftaki anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Örnekleme B) Karşılaştırma

    C) Tartışma D) Öyküleme

    E) Açıklama



    9. Dimitri ve İvan tahta bir masanın başında çay içiyorlardı, portakal kokuluydu, masada bir semaver duruyordu ve yeşil, çini bir sobadan odaya bir düş sıcaklığı yayılıyordu, dışarıda lacivert bir akşam iniyordu, kar yağıyordu ve saçlarına siyah şal atılı bir kadın bir aynanın derinliğinde ilk kez kendisini görüyordu. Ve öyle göründüğü halde hiç de öyle olmadığını fark ediyordu. Aynanın içindeki kadın kendisinin kendi zannettiği gibi olmadığını fark ederken aniden bir rüzgar esiyor ve karpuzu buzlu lambanın içinde alev küçülüyordu.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    A) Görsel öğelere yer verme.

    B) Niteleme sıfatlarından yararlanma.

    C) Öyküleyici bir anlatım kullanma.

    D) İşitsel öğelere yer verme.

    E) Koklama duyusuna yer verme.



    10. Doğru yoldan sapan kişi, sadece yakınlarına değil, yaşadığı çevreye de zarar verir. Bir kötünün yedi mahalleye zararı dokunur, demiş atalarımız. Bilinçli ve istenilen biçimde davranmayan insanların suçu, bazen bir topluluğu hatta bir milleti zan altında bırakabilir. Böyle insanlar toplumun yüz karasıdır. Toplumun bu lekeden hemen temizlenmesi gerekir.

    Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Öyküleme B) Tanık gösterme C) Karşılaştırma

    D) Örnekleme E) Açıklama



    11. Hikayeyi bir bakıma romanın kısa bir bölümü olarak da düşünebiliriz. Hemen hemen her iki tür de aynı tekniği kullanır. Ancak, hikayede derin ruh tahlillerine girilmez. Hayattan alınan bir kesit yoğunlaştırılır. Hikayede söz konusu edilen kişiler azdır. Bir tek insan bile hikayenin varlığı için yeterlidir. Derin ruh tahlilleri, hayat safhalarının genişçe anlatılması romanın özelliklerindendir.

    Paragrafta düşünceyi geliştirmek için aşağıdakilerden hangisineözellikle başvurulmuştur?

    A) Tanık gösterme B) Alıntılama

    C) Karşılaştırma D) Örnekleme

    E) Tanımlama



    12. Siyasetçiler dünyanın hiçbir yerinde halkın güven duyduğu insanlar değil. GALLUP ile İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin ortak girişimi olan dev araştırma, dünya halklarının yüzde 33′ünün dini liderlere, yüzde 26′sının asker, polis ve gazetecilere güvendiklerini; fakat siyasetçilere güven oranının yüzde 13′te kaldığını ortaya koydu. Yukarıdaki parçada düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?

    A) Örnekleme

    B) Tanımlama

    C) Sayısal Verilerden Yararlanma

    D) Açıklama

    E) Karşılaştırma

    CEVAPLAR:
    1. C 4. E 7. A 10. B
    2. D 5. D 8. C 11. C
    3. C 6. D 9. D 12. C
     
  2. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.303
    Beğenileri:
    7.491
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    64 ÇTL
    1. “Düşünceyi duyguyu, olayı yazı ile anlatmaya yazma diyoruz. Yazma konuşma gibi bir anlatım yoludur. Ancak ondan ayrı beceriler de gerektirir.Öğrencilerin bir konuda istenileni uygun bir biçimde yazması, onların konuşma ve düşünce yetilerine bağlıdır. Bu yönden yazma çalışmalarını konuşmalara bağlama yazılı anlatma etkinliklerinin çıkış noktası olacaktır. Çünkü öğrencilerin okul içi ve okul dışı hayatlarında ilk başvurdukları anlaşma aracı konuşmadır.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

    A) Açıklama – Öyküleme

    B) Açıklama-Tanımlama

    C) Öyküleme-Tanımlama

    D) Öyküleme – Betimleme

    E) Betimleme – Tartışma



    2. Beyaz badanalı demir kapılı evlerin önünden geçerek köyün kenarındaki evlerden birine geldik. Burası uzun kavak ağaçlarının bulunduğu, kenarları taşlarla örülmüş, bahçesinde tavukların, horozların gezindiği, kırmızı kiremitli, eski bir evdi. Biz, arabadan iner inmez boz bir köpek bize saldırdı. Elime büyük bir taş aldım köpeğe fırlatacaktım ki amcamın hanımı evin kapısında göründü.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?

    A) Betimleme-Açıklama

    B) Açıklama – Öyküleme

    C) Öyküleme – Betimleme

    D) Örnekleme – Açıklama

    E) Öyküleme – Örnekleme



    3. Yağmur sabahleyin kesilmişti. Ova çamurdu. Ama şimdi dağa tırmanıyorlardı. Bastıkları yer küçücük taşlıydı. Taşlar ayaklarının altında kayıyordu. Hava çürük ağaç, çiçek, ot kokuyordu. Gökteki yıldızlar iri iri… Her birinin yöresini aydınlık bir halka çevirmiş.. Bir kuş vardır oğlak gibi meler, işte arada bir de o meliyordu. Biraz daha yukarılara çıkınca bir yusufçuk kuşu öttü. “Yusuuuuufcuuuuuuk!” yukarılara çıktıkça hava daha da soğuyordu.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdaki duyu organlarının hangisindenyararlanılmamıştır?

    A) İşitme B) Görme

    C) Dokunma D) Koklama

    E) Tat alma



    4. “Sanat, sanat içindir.” Görüşünü savunuyorlar bazı sanatçılarımız. Tamam, sanatı sanat için yapalım. Ama sanat halka hitap etmedikten sonra, milleti yükseltmedikten sonra, dertlere çare bulmadıktan sonra ne işe yarar? Sanat toplum için yapılmalıdır ki sanatın bir işlevi olsun. Sanat halk için yapılsın ki yeni fikirler içinde yoğrulmuş nesiller yetiştirelim.

    Bu parçanın anlatım biçimi aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Tartışma B) Öyküleme

    C) Açıklama D) Betimleme

    E) Karşılaştırma



    5. Safveti Ziya’nın “Salon Köşelerinde” romanını okudum. Kitabın iç kapağındaki nottan beş bin (hayli çok) sattığını öğreniyoruz. Dizgi hatalarını saymazsak kapağıyla, baskısının temizliğiyle pırıl pırıl cicibici bir kitap. Ama içerik diye bir şey göremedim. Eser hiç de inandırıcı değil. Batı hayranlığı kokan bu kitap gerçekten çok iyi satmış. Ali Bey “Kitaplar da kadınlar gibidir, çoğu zaman en değersizinin elbisesi kıymetli olur.” Derken gerçekten çok doğru söylemiş. Bu kitabı da sattıran kapağıdır, baskısının temizliğidir; yoksa kitabın içeriğinde özgünlük diye bir şey yok.

    Paragrafta düşünceyi geliştirme yollarından hangisine başvurulmuştur?

    A)Tanık gösterme B) Örnekleme

    C) Tanımlama D) Karşılaştırma

    E) Öyküleme



    6. Sanat Allah vergisidir diyorlar. Sanatı sadece Allah vergisi sayanlar çalışmanın gücüne inanmayanlardır. İnsan ter dökmeden ortaya güzel eserler koyamaz. Elbette sanatta ilham yoktur demiyoruz; ama sanat sadece ilhamdır dersek bu da yanlış olur. “Sanatın yüzde doksanı ter, ancak yüzde onu ilhamdır.” diyen Mehmet Akif’e katılmamak elde değil. Sanatçı eserini oluştururken eserine az ya da çok emek vermiştir, o eser için ter dökmüştür.

    Bu parçada kullanılan anlatım biçimi ve düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Öyküleme – Karşılaştırma

    B) Açıklama – Örnekleme

    C) Tartışma – Tanık gösterme

    D) Açıklama – Tanık gösterme

    E) Açıklama – Tartışma

    7. Hangi yönden geldikleri belirsiz, ala kanatlı, ulu kepezli, turuncu boyunlu, turuncu gövdeli küme küme hüthütler geldiler, pencerenin önünden geçtiler. Hüthütlerin sonu bir türlü gelmiyordu. Küme küme geliyor, ceviz ağaçlarına konuyor, ağarlar turuncuya kesiyordu. Ebabil kuşları, sakalar, öteki küçük renk renk kuşlar, sert bir yele kapılmışlar gibi oradan oraya çavıyorlardı.

    Bu paragraf için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A) Görsel ayrıntılara önem verilmiştir.

    B) Sıfatlardan yararlanılmıştır.

    C) Betimleme-Öyküleme paragrafıdır.

    D) Anlatımı sadedir.

    E) İşitsel öğelere yer verilmiştir.

    [tab:2.Sayfa]
    8. Hıdır’ın keyfine diyecek yoktu. Kah İstanbul’dan gelen oyuncaklara koşuyor, kah elindeki mikrofonla kendisini sıkıştıran kısa saçlı kıza pas veriyordu. Sekiz yıllık ömründe Hıdır köyünde ilk kez böyle bir kalabalık görüyordu.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    A) Açıklama B) Betimleme

    C) Tartışma D) Öyküleme

    E) Tanımlama



    9. Röportaj, bir gazetecinin herhangi bir yeri, bir kurumu gezerek orada gördüklerini kendi görüşleriyle birleştirerek gazetesinde yazmasıdır. Bir sanat değeri taşıyan bu yazılar çok defa resimlidir. Röportaj yazarı, gördüklerinin resimlerini de çekerek yazısıyla birlikte gazetede veya dergide çıkmasını sağlar. Röportajı son yüzyılda gazeteciliğin ortaya çıkardığı, her gün biraz daha gelişen yepyeni bir yazı türü sayabiliriz.

    Bu parçada düşünceyi geliştirmek için aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?

    A) Betimleme B) Açıklama

    C) Karşılaştırma D) Örneklendirme

    E) Tanımlama



    10. Yeniden bir lise öğrencisi olsaydım, eskiden yaptığım gibi vaktimin hepsini çalışmaya vermezdim. Derslerime yeterince zaman ayırır bu zamanda başka şeylerle uğraşmayıp hep dersin hakkını vererek çalışırdım. Kendim de içinde olmak üzere, tanıdığım öğrencilerin çoğu ders çalışmak için ayırdığı zamanın büyük bir kısmını çalışmayarak çalışmaya hazırlanmakla geçirirler. Bu parçada kullanılan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Karşılaştırma B) Örnekleme

    C) Tanık gösterme D) Tartışma

    E) Tanımlama



    11. Kış gecelerinde gaz lambasının aydınlattığı küçücük odada kuluçkadan yeni çıkmış civcivler gibi anamın etrafında toplanır, masal anlatmasını isterdik. Bazen masal anlatır, bazen de okul sıralarında ezberlediği şiirleri okurdu bize. Anamın şiirlerinin tek konusu vardı: Atatürk. Bu şiirleri biz de ezberlerdik. Bir de ilkokul kitaplarımızda yer aldığını hayal meyal hatırladığım Ana Sevgisi başlıklı bir şiir vardı. Onu da ezberletmişti. Eve gelenlere ne kadar zeki çocuk olduğumu göstermek için annem bir bahane bulur, o şiirleri okuturdu. Aferin demeye zaten hazır olan teyzelerden, amcalardan sürekli aferin alırdım.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    A) Betimleme B) Öyküleme

    C) Açıklama D) Tanımlama

    E) Örnekleme



    12. Türkiye garip olaylarla dolu bir ülke. Hani “Ağla-sam mı gülsem mi?” deriz ya işte Öyle bir şey. ASKİ’den bir doktor erkeklere kürtaj, kadınlara prostat raporu veriyor. Yetmiyor, mantar hastalığı için karın röntgeni, soğuk algınlığı için beyin tomografisi çekilmesini istiyor. İstanbul’da bir okul müdürü kayıt parası ödemeyen gariban çocuklar için “sürgün sınıfı” kuruyor.

    Yukarıdaki paragrafta düşünceyi geliştirme yollarından hangisi ağır basmaktadır?

    A) Örnekleme

    B) Karşılaştırma

    C) Tanık gösterme

    D) İlişki kurma

    E) Sayısal verilerden yararlanma.


    CEVAPLAR:

    1 B 4 A 7 D 10 A
    2 C 5 A 8 D 11 B
    3 E 6 C 9 E 12 A
     
  3. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.303
    Beğenileri:
    7.491
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    64 ÇTL
    1. Türkiye’de bulunan yüzlerce kelebek türünden biri Osmanlı ateşi. Bilim adamları bu türün» günümüzde yalnızca Muğla ve Antalya’da ender olarak görüldüğünü belirtiyor Avrupa’da dağılımı Güney Balkanlar ve Türkiye İle sınırlı olan bu kelebek türünün kanat rengi, güneş ışığının vurduğu açıya göre parlak portakal turuncusu ve koyu ateş kırmızısı arasında değişiyor. Bundan kırk elli yıl öncesine kadar Marmara, Ege ve Akdeniz kıyılarında, özellikle küçük bataklıklarda ve sulak alanlarda yaşamını sürdürüyordu. Ancak yaşam alanını kaybeden Osmanlı ateşi artık dar bir çevrede yaşıyor.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    A) Öyküleme

    B) Betimleme

    C) Tanımlama

    D) Karşılaştırma

    E) Açıklama



    2. Bolu Dağı, dört mevsimi dört ayrı güzellik olarak yaşayan Bolu’nun yüreğidir aynı zamanda. Doğa, her mevsimde farklı düşler görüyor bu coğrafyada. Bolu’da, tepede beyaz bir gelinlik giymiş gibi duran saat kulesi, sessizce izliyor kırmızısı ak pak olan damlan. Seben’de, yayla evleri yavaş yavaş kristal bir örtünün altında sessizce kayboluyor. Bolu’da kar, beyaz bir masal gibi yağıyor.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    A) Öyküleme

    B) Betimleme

    C) Tartışma

    D) Tanık gösterme

    E) Örneklendirme



    3. Sinemanın olanaklarının edebiyattan daha üstün olduğunu söyleyenler var. Halbuki ne kadar başarılı da olsa sinemanın olanakları sınırlıdır. Etkileme gücü, inebileceği gerçekler görülenden öteyi pek aşamaz. Bir Hugo’yu, bir Proust’u, bir Hemingway]i okumak başkadır, ne kadar mükemmel olsa da onların eserlerinden yola çıkılarak yapılan bir filmi seyretmek başka. Zaten, edebiyat dünyasının büyük, ölmez eserlerinin beyazperdede gerçekteki güzelliklere hiçbir zaman erişemediğini çeşitli örneklerden biliyoruz.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?

    A) Benzetme

    B) Betimleme

    C) Öyküleme

    D) Tartışma

    E) Tanımlama



    4. Hafta sonu tatilini geçirmek için Karadeniz yollarındayız. Mavi ve yeşilin iç içe olduğu uzun bir sahil, Yollar o kadar kıvrım kıvrım ki bir ara başımız dönüyor ve mola vermek zorunda kalıyoruz. Yolun sonunda en az iklimi kadar yumuşak; dağları, denizleri kadar renkli ve hareketli insanlar… Misafir ağırlamanın verdiği heyecan ve mutluluğun, yüzlerinden okunduğu sevecen insanlar ve hafta sonu hiç bitmesin isteyen bizler… Sıcacık yüreklerle tanışmanın verdiği farklı duygularla, çevremizi saran çocuklarla vedalaşarak geri dönüyoruz.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisine başvurulmuştur?

    A) Öyküleme – betimleme

    B) Açıklama – betimleme

    C) Öyküleme – örneklendirme

    D) Açıklama – tanık gösterme

    E) Betimleme – tanımlama



    5. Yazar, bazı kahramanlarını seçerek onları kayıramaz mı? Kötü romanlar bu kayırma ve yüceltme örnekleriyle doludur. Sadece kötü romanlar mı? İyi romanlarda da rastlarız, yazarın kendi kahramanlarını kayırmasına. Dostoyevski’nin Karamazof Kardeşler’de Alyaşa’yı her fırsatta nasıl kayırdığını hatırlayalım. İvan ve Mitya hep çarpık gülerler, Alyaşa ise yüzü aydınlık olarak güler.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?

    A) Öyküleme – örneklendirme

    B) Tartışma – örneklendirme

    C) Açıklama – karşılaştırma

    D) Betimleme – öyküleme

    E) Açıklama – tanık gösterme



    6. Fantastik edebiyat, bilimkurgu ya da polisiye gibi bir iki asırlık bir tür değildir. Kökü ta Odysseia’ya, mitolojilere dayanır. Tüm fantastik yolculuk öykülerinin ve bilinmeyen bir dünyayı araştırdıktan sonra eve dönüp yazılan öykülerin toplamıdır fantastik edebiyat. Bilinmeyenden, tekinsiz olandan kaçmaz; tersine, onların üstüne üstüne gider. Hep yeni, keşfedilmemiş topraklarda dolaşır, yeni haritalar çizer, akıl dışına ve doğa ötesine kolaylıkla yelken açar.

    Bu parçanın anlatımında aşağıda verilenlerin hangilerinden yararlanılmıştır?

    A) Açıklama – karşılaştırma – örneklendirme

    B) Açıklama – tanık gösterme – örneklendirme

    C) Açıklama – tanık gösterme – benzetme

    D) Tartışma – örneklendirme – tanımlama

    E) Açıklama – karşılaştırma – tanımlama



    7. Şairlerin düzyazılarının okunması bize değişik açılardan faydalar sağlar. Şiirin bir labirenti andıran karmaşık örgüsü ve kendine özgü kapalılığı içinde imgeyi gözden kaçırabiliriz. Oysa şiire göre sade bir anlatımla oluşturulan düzyazılarda, şairin imge dünyasını net bir şekilde görebiliriz. Bunlar, şiirlerin bir açıklamasıdır anlamına gelmez; ancak yine de dikkatli bir okur, bunlarda kendine yararlı bilgiler bulabilir. Sözgelimi ben, Melih Cevdet’in imge üzerine açıklamalarından yararlandım: “Çağdaş ozan Eki türlü bir deney süreci içindedir. Bunlardan ilki onun doğa ve insanlık ile karşılıklı etkileşiminden kaynaklanır. Ozanın ikinci deneyi, doğayı imgeye çevirmesiyle başlar,1‘ diyor ünlü şair.

    Bu parçanın anlatımında aşağıda verilenlerden hangisinebaşvurulmamıştır?

    A) Karşılaştırmaya B) Benzetmeye

    C) Alıntı yapmaya D) Tanımlamaya

    E) Kişisel görüşleri belirtmeye



    8. Eleştiri, yazınsal yapıtın gerçek yaşamdaki karşılığını yine dil içerisinde bulmaya çalışır. Roland Barthes’ın yaklaşımıyla, eleştiri bir yapıtın gerçekliğini açığa çıkarmak değil, dil ve konu bütünlüğünün sağlanıp sağlanmadığını saptamaktır. Yeni bir yapıtın kendi türündeki söyleyişine uygun olup olmadığını bulmaktır. Yoksa eleştiri, sanatçının gerçeklere ne derece bağlı kaldığıyla ilgilenmez.

    Bu parçanın anlatımında yazar, eleştiri ile ilgili düşüncesini inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden hangisine başvurmuştur?

    A) Örneklendirmeye B) Betimlemeye

    C) Karşılaştırmaya D) Benzetmeye

    E) Tanık göstermeye





    9. Dünyada kulağa en hoş gelen diller İtalyanca ve Rumcadır, diyenler var. Ancak bilenler ve dışarıdan dinleyenler itiraf ederler ki dünyada kulağa en hoş gelen ve anlamayanları bile hayran bırakan bir dil varsa o da İstanbul’da ve devletin büyük şehirlerinde konuşulan Türkçedir. Kulağı yoracak, insanın tabiatına aykırı gelecek hiçbir durum yoktur Türkçede. Ne İtalyancanın birbirini takip eden “y” lerî ve şiddetli “r” leri ne de Rumca’nın peltek “z” leri ve fısıltılı “s” tekrarları vardır Türkçede.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinebaşvurulmamıştır?

    A) Tartışmaya

    B) Öznel yargılara

    C) Örneklendirmeye

    D) Karşılaştırmaya

    E) Benzetmelere



    10. Türk edebiyatının en güçlü ve etkin daman şiirdir. Ata-sözlerine, deyimlere, halk hikâyelerine bakın, geleneksel oyunlarımız Karagöz, ortaoyununa bakın. Ölçülü, uyaklı söz asıldır. Yani hepsinin de şiir üzerine temellendiğini göreceksiniz. Bugünün şiir tanımına uymasa da, destanlar manzum söylenmiş, söyleniyor. Ağıtlar yakılıyor. En güzel müzik eserlerinde bile en büyük pay, hâlâ şiirin. Bugün öteki edebiyat türleri, şiire yaşlandıkça değer kazanıyor.

    Yazar, bu parçanın ilk cümlesindeki savını inandırıcı kılmak için aşağıdakilerden hangisine özellikle başvurmuştur?

    A) Örneklere ağırlık verme

    B) Öyküleyici anlatım yolunu seçme

    C) Karşılaştırmalardan yararlanma

    D) Konuyu tartışma içinde sunma

    E) Tanımlamalara yer verme



    11. Bodrum’un bozulmamış doğasıyla insanı etkileyen Çiftlik bölgesinde ağaçlar içinde bir taş ev… Bölge sakinlerini buraya çeken en önemli şey yörenin doğası ve bu taş ev olmuş. 2000 yılında tamamlanan evin mimarı eski Bodrum göçmenlerindenmiş. Dış mekânlar yazlık, iç mekânlarsa kışlık yaşama biçimine uygun olarak düzenlenmiş. Evin etrafını çevreleyen çiçeklerle bezeli bahçenin gerisinde zeytin ve meyve ağaçları uzayıp gidiyor. Kısacası, yöre sakinleri bu bölgede yalnızlığın tadını çıkarıyorlar.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisine başvurulmamıştır?

    A) Gözlem gücüne

    B) Betimlemeye

    C) Nesnel verilere

    D) Öznelliğe

    E) Kişileştirmeye



    12. Eski saatler zemberekliydi. Çalışması için kurulmaları gerekliydi. Genellikle ihtiyarlar tarafından kullanılırdı. Bu saatler, denize daldırılmış tekne çapası gibi, yelek cebine zincirle sallandırılırdı. Günün bir vaktinde saatin kaç olduğunu öğrenmek için zincirinden tutularak cepten çıkarılır, varsa kapağı açılır, göz ucuyla bakıldıktan sonra yerine konurdu. Bir günü yirmi dörde bölen bu saatlerden bir tane edinmek, zamanı saptamak bakımından kaçınılmazdı.

    Bu parçanın anlatımında, aşağıdakilerin hangisinde verilenlerden yararlanılmıştır?

    A) Tanımlama, Örneklendirme, betimleme

    B) Açıklama, benzetme, öyküleme

    C) Karşılaştırma, örneklendirme, öyküleme

    D) Açıklama, tanık gösterme, betimleme

    E) Tanık gösterme, tartışma, öyküleme

    CEVAPLAR:
    1 E

    2-B


    3-D

    4-A



    5-B

    6-E


    7-D

    8-E

    9-E

    10-A

    11-E


    12-B


     
  4. dderya
    Ayyaş

    dderya kOkOşŞ Süper Moderatör

    Katılım:
    29 Temmuz 2013
    Mesajlar:
    11.303
    Beğenileri:
    7.491
    Ödül Puanları:
    11.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    izmir :)
    Banka:
    64 ÇTL
    1. Kıyıdaki yalılar gibi sırtınızı tepelere yaslayıp öyle bakın, bir sabah vaktiyeni uyanan Kuzguncuk’a. Denizde martılar, damlarda güvercinler karşılasın sizi. Birlikte süzülüverin içerilere sokak sokak. Bakkala, kasaba, fırına, berbere “Günaydın!” deyip ilerleyin. Ahşap evleri görün, eski yeni yan yana duran. Yenilenmeyi, tekrar yaşamayı bekleyen çürümüş tahtaları, kırıkcamları, açık kapıları.,. Yenilenmiş evlere bakıp bakıp imrendiklerini fark edeceksiniz bu eski evlerin.

    Bu parçanın anlatımı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A) Anlatıma duygular katılmıştır

    B) Kişileştirme yapılmıştır.

    C) Devrik cümlelere yer verilmiştir.

    D) Tanık göstermeye başvurulmuştur.

    E) Niteleyici sözler kullanılmıştır.



    2. Gün usul usul iniyor Urfa’da. Bal rengi ışık, kaleyi, Balıklıgöl’ü yalayıp geçiyor; yüzyıllardır dokunulmayan balıklar altın kesiliyor. Ulu Caminin eski taş duvarları sararıyor. Günün son ışıkları, gün boyu gölgeli, kuytu çarşılarda dama oynuyor. Birden, bîr bulut beliriyor Urfa semalarında, halka halka yayılan yanık bir ses duyuluyor. Minarelerden yükselen ezanlar kaplıyor ortalığı.

    Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?

    A)İnsana özgü nitelikler doğaya aktarılmıştır

    B) Çeşitli duyulara seslenilmiştir,

    C) Yinelemelere yer verilmiştir.

    0) Gözlem gücüyle ayrıntılar seçilmiştir. E) Anlatım örneklerle zenginleştirilmiştir



    3. Asırlık çınarların, kocaman bir ele benzeyen sararmış yapraklarını döktükleri bir zamandı Ortaokula giderken kullandığım bu yollardan geçtiğim anlar, baba ocağını her ziyarete gelişimde adımlarımın beni sürüklediği ve dolaşmaktan haz duyduğum büyülü zamanlardı. Çınarın altındaki küçük birer odayı andıran dükkânları ve dükkân sahiplerini görmek, büyüdüğüm şehre karşı bende her zaman farklı duygular uyandırırdı.

    Bu parçanın anlatımı ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?

    A) Niteleyici sözcükler kullanılmıştır.

    B) Benzetmeye başvurulmuştur,

    C) Farklı duyulardan yararlanılmıştır.

    D) Anlatıma duygular katılmıştır,

    E) Gözlem gücünden yararlanılmıştır.



    4. Serin bir sonbahar sabahı… Siren sesi ve ardında bıraktığı yoğun dumanla isteksiz isteksiz uzaklaşıyor istasyondan bir yolcu treni. Görevli son kez düdüğünü çalarken, bir adam trenin açık kapısından içeri dalıyor. Tren hızlanıyor. Genç kadın el sallıyor trene, bakışlarında derin bir yalnızlık… Pencereden bakan genç adam, ince çerçeveli gözlüğünü hızlı ve alışılmış bir hareketle iyice gözlerine yaklaştırıyor ve sıradan bir “Hoşça kal.” diyor kadına. Uzaklaşıyor kadın, küçülüyor ve kayboluyor. Açık pencereden uzattığı başını geri çekiyor adam ve oturuyor yerine.

    Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?

    A) Niteleyici sözcükler kullanılmıştır.

    B) Olaylar oluş sırasına göre verilmiştir.

    C) Bitmemiş cümlelere yer verilmiştir.

    D) Kişileştirme yapılmıştır.

    E) Örneklere ağırlık verilmiştir.



    5. Bir saattir kıyıdayım. Tam karşımda denize iniyor güneş, Dalga dalga kabaran denizin içinde bir süre yıkanıp yeniden çıkıyor. Islak, uçucu, gelip geçici… Şimdi var, az sonra yok otacak. Açıkta sular ve bulutlar yanıyor. Denizin üstü, küçücük çırpıntılarla, sarılı kırmızılı alev yalımları gibi parlayarak akıyor bana doğru. Derinlerdeki mavi su kütlesiyse, küskün bir dost gibi uzaktan bakıyor.

    Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?

    A) Kişileştirmeden yararlanılmıştır.

    B) Benzetmeye yer verilmiştir.

    C) Niteleyici sözcükler kutlanılmıştır.

    D) Düşünce örneklerle açıklanmıştır.

    E) Öznel bir anlatıma başvurulmuştur.



    6. Şairler binlerce yıldır doğayı anlatmışlar. Kimi zaman abartarak, kimi zaman da olduğu gibi… Doğa şiirlerinden oluşan kitapları toplasanız, kütüphaneler almaz, dolar taşar. Gelin görün ki doğa şiirlerinin sayısı kadar kütüphane olsa, buralardaki tüm kitaplar doğayı anlatsa hiçbiri; üzerinde bir damlacık çiğ bulunan bir kayın yaprağının gerçeği kadar olamaz.

    Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?

    A) Abartılı bir anlatım söz konusudur.

    B) Anlatıma duygular katılmıştır.

    C) Karşılaştırmaya başvurulmuştur,

    D) Bitirilmemiş cümleye yer verilmiştir.

    E) Varlıklar hareket halinde verilmiştir.



    7. Soğuk bir şubat sabahı… Güneş henüz doğmadı; ama, ortalığı kaplayan yoğun sis, Venedik’i hüzünlü mantosuyla sarmış durumda Dalgaların hışırtılarını duymasam, denize bu kadar yakın olduğumu anlayamayacağım. Ama bu ses beni çekiyor, oraya kadar uzanıp gondolları görmek istiyorum. Ve yaklaştığımda Venedik’le bütünleşen, rıhtıma bağlanmış, bir aşağı bir yukarı sallanan gondolları görüyorum. Sisin içinde ne kadar da etkileyici bir manzara…

    Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakiler-den hangisisöylenemez?

    A) Bitirilmemiş cümleler kullanılmıştır.

    B) Farklı duyulardan yararlanılmıştır.

    C) Kişileştirmeye başvurulmuştur

    D) Öğretici bir anlatıma başvurulmuştur.

    E) Gözlem gücünden yararlanılmıştır.



    8. Etrafı ekinlerin altın sarısıyla çevrili, zümrüt yeşili sarıçamların İçine daldım. Bir kış vakti gözlerine vurulduğum üç karacayı aradı gözlerim ormanın derinliklerinde. Birkaç hışırtı dışında yaprak bile kıpırdamıyordu. Keçilerin patikalarını takıp ettim, çamların reçinelerine bulaşmış karaca tüylerini aldım elime. Buralarda bir yerde olmalıydı yuvaları diyerek ormanı ortadan bölen kanyonun kıyısına ulaştım. Uçurumun kıyısındaki çalılıklar kıpırdadı; keçi sürüşüydü. Anlaşılan karacalar başka bir yuva bulmuşlardı kendilerine.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi yoktur?

    A) Betimleyici öğelere yer verme

    B) Farklı duyulardan yararlanma

    C) Yinelemelere yer verme

    D) Anlatıma duyguları katma

    E) Olayları oluş sırası ile verme



    9. Terasta öylesine sessiz oturuyorduk ki güvercinler bile alışmıştı bize. Sağımıza solumuza konuyor, çeşitli sesler çıkararak bizi yaban bilmediklerini belli ediyorlardı. Arada içlerinden birkaçı havalanıp elli metre ötedeki gölün kıyısına doğru dalışa geçiyordu, başımızdan aşağı, nazla süzülen tüyler bırakarak. Göl ise rayların ötesinde, çok geçmeden bozulacak bir dinginlikle, hafifçe çırpınıyordu. Bu çırpıntılar yavaş yavaş büyüyor, kayıklar yüzdürecek kadar yükseliyordu.

    Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?

    A) Betimleyici öğelerden yararlanılmıştır.

    B) Kişileştirmelere yer verilmiştir.

    C) İzlenimlere yer verilmiştir.

    D) Karşılaştırmaya yer verilmiştir.

    E) Birden fazla duyudan yararlanılmıştır.



    10. Kasabanın ortasından geçip kalenin altında Çoruh’a karışan şirin dere, yöre halkına hoş olmayan anılar bırakmış. Elli yıl öncesine kadar, o güzelim meyve bahçelerinin arasından akan küçük bir şuymuş. Bir gün derenin her iki yanındaki dağlarda büyük çökmeler ve kaymalar olmuş, sonra da seller birbirini izlemiş. Kasabayı önce bir uğultu sarmış, ardından korkunç bir gürültüyle sel gelmiş; Önüne kattığı taşlar, kayalar ve meyve ağaçlarıyla. Zamanla seller kesilmiş; ama o yıllardan sonra bu küçük dere, kötü anılır olmuş.

    Bu parçanın anlatımıyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisisöylenemez?

    A) Betimleme yapılmıştır.

    B) Kişisel duygulara yer verilmiştir.

    C) Tanımlamalara yer verilmiştir.

    D) Açıklama yapılmıştır.

    E) Farklı duyu organlarıyla algılanan ayrıntılara yer verilmiştir.



    11. İşte kış geldi. Hem de güle oynaya geldi bu sefer. Gökyüzünün beyaz armağanı gösterdi kendini. Bunu en az arzulayan biz büyükleriz belki de, Biz niçin isteriz karın yağmasını? Gözümüz farklı bir manzara görsün, kartopu oynayalım ya da toprağımız bereketlensin, sularımız gürleşsin diye. Bizde öyle büyük sevinçler uyandırmaz kar. En çok çocuklar arzular onu ve en çok onları mutlu eder, onları şaşkına çevirir karın yağışı. Kar yağınca sokağın kendi egemenlikleri altına gireceğini bilirler ve gözleri parlayarak, büzülen, moraran küçücük elleriyle sevinçle koşarlar sokaklara.

    Bu parçayla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?



    A) Anlatıma duygular katılmıştır.

    B) Karşılaştırma yapılmıştır.

    C) İnsana ait bir özellik doğaya aktarılmıştır.

    D) Benzetmelere yer verilmiştir

    E) Değişik yapılı cümleler kullanılmıştır.


    12. Yıllar önceydi. Gecenin şafağa yaklaşmakla olduğu sımsıcak bir yaz günü, bizi tatil için kentten götüren eski bir otobüsün içinde uyumaya çalışıyorduk. Birden bir gümleme ile irkildik. Şoför hemen fren yapıp yolun kenarında duruverdi. Otobüsün iki lastiği de patlamıştı. Lastikler kim bilir nereye tamir edilmek için sökülüp götürülürken yolcular da etrafa yayılıverdiler.

    Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerin hangisi yoktur?

    A) Öyküleyici bir yol izleme

    B) Farklı duyulara seslenme

    C) Niteleyici sözcüklere yer verme

    D) Düşünceyi örneklerle zenginleştirme

    E) Günün belli bir anını yansıtma

    CEVAPLAR:
    1-D

    2-E


    3-C

    4-E

    5-D

    6-E


    7-D

    8-C

    9-D

    10-C


    11-D

    12-D


     

Sayfayı Paylaş