1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yılmaz Erdoğan Duvara Tosladı!..

Konusu 'Sadece Magazin Haberleri' forumundadır ve YoRuMSuZ tarafından 8 Eylül 2006 başlatılmıştır.

  1. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.430
    Beğenileri:
    7.358
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.820 ÇTL
    Sitemizde de şiirleri yayınlayıp severek okuduğumuz, tv ekranlarında sürekli izlediğimiz bu şahıs neden bölücülük silahını bize doğrultur anlamıyorum. Üstelik te TSK ni hedef alarak. Keşke edindiğimiz imajı ile hareket eden biri olsaydı. Ben şahsen bu kişliği, bu yaklaşımı bundan böyle yazdıkları ile ilgilenmemek suretiyle protesto ediyor ve siz değerli üyelerimizi de bu protestoya katılmaya davet ediyorum.

    [​IMG] Gazeteci Vesat Yener'in 28.07.2006 tarihli yazısı.

    Her filminde, her şiirinde TSK'ya dokundurmadan rahat etmeyen Yılmaz Erdoğan bu kez duvara tosladı. "Mektup" adı altında yazdığı uzun yazıda resmen çocuk katili bölücü teröristlerle Mehmetçiği bir kefeye koydu. Hürriyet tam sayfa ve CNN Kürt her saat başı bu bölücü yazıyı tekrar tekrar verdiler.

    Erdoğan yazısında Güneydoğu’da kimsenin kimseye ateş etmemesi gerektiğini belirterek şöyle devam ediyor: “Kimse ateş etmesin kimseye. Hiçbir gerekçeyle. Hatta kendini savunmak için bile... Çünkü savunmaya başlayana kadar masumsun ve masum güzel bir kelime, masum kal...”
    Yani, hain terörist çoluk çocuk öldürecek, köy basacak, vatan evladı mehmetçik ne dürüst vatandaşı ne de kendisini savunacak. Pes doğrusu!..
    Devam ediyor. “Yazgı birini kışlaya birini dağlara götürmüş. “Mırın” denir Kürçe’de “Ölüm” dür Türkçe’de. “Vah vah vah!.. Neredeyse kardeş katili teröristler için ağlamamızı istiyor!.. Erdoğan pislik terörist ile vatan borcu için gönüllü olarak askere giden ana kuzusu askerimizin aynı kaderi paylaştığını hangi cesaretle söyleyebiliyor.

    Bakın Erdoğan, kendi aşiretindeki köleliği daha kaldıramadan yazısında daha neler yumurtluyor: "Ve Türkçe, güzel kelimeleriyle her şeyi iyileştirebilir. Kürtçe"yi bu cendereden çıkarabilir. Alır bu Mezopotamyalı kardeşini, önce yaralarını iyileştirir. Onu özgürleştirir.."

    Devletine isyan et. Dağlara çık, 30 yıl önüne geleni öldürürken “gerilla” de. Hesabı sorulup çocuk katillerinin dağlara leşleri bir bir serilince utanmadan "Yazgı, kader mahkumu" deyiver. Aynı Ermeniler gibi. Fransız üniforması giyip yüzyıllarca birlikte yaşadıkları insanlara arkadan ateş açtılar. Hesapları tutmayıp boylarının ölçüsünü alınca " biz masum insanlarız. Türkler bizi katletti vs..." demeleri gibi... Her hain layık olduğu cezayı er geç alır. Yılmaz Erdoğan tiyatrosunda her fırsatta kendi çocukluğundan söz ederken, “Hakkari’ de askerler kurşun atar, biz de onları ellerimizle yakalamaya çalışarak oyun oynardık…” şeklinde anılar anlatır ve açık açık TSK ile kafa bulur. Onursuzlar da bunu yılışık yılışık alkışlar. Yılmaz Erdoğan ne “kalleş dost” ne de “mert düşman” olabilmeyi becerebilmiştir. Ciwan HACO konseri için toplanan kalabalığa “Kürtçülük” nutku atarken, “güvercin” kanadına yazdığı mektuplarda “Timsah gözyaşı” döküyor. Ama "İç ülkeden iç ülkeye" diye şiirinde kastettiği Kürdistan’dan hiç söz etmiyor bu mektubunda.

    Yazdığı mektup bizim mütareke medyası tarafından bin bir türlü duygu sömürüsü ile servis edilmeye çalışılsa da artık mızrak çuvala sığmıyor.

    Tam da TSK’nın sınır ötesi operasyon hazırlığı yaptığı şu sırada mı depreşti Yılmaz Erdoğan’ ın yüreğindeki “barış” sevgisi. Yılmaz Erdoğan’a Doğu, Güneydoğu ve Irak’ı ondan çok daha iyi bilen bir gazeteci olarak soruyorum:


    “Türk Kürt kardeşliğine ve ateşkese bu kadar önem veriyorsan, yıllarca PKK’nın yayın organı, terör yanlısı ve aşırı Kürt milliyetçisi, Özgür Gündem’de ve PKK saflarında faaliyet gösteren kardeşin Mustafa Erdoğan’a neden bugüne kadar engel olamadın? Yoksa sen de mi aynı saflardaydın da haberimiz yoktu? Çok değil, 1997’de kardeşin meşhur değilken, PKK’nın “ kalemiz” dediği, Kuzey Irak’taki Zap kampında 5 Türk askeri rehin tutulurken kardeşin de orada yatıp kalkardı. Büyük gazete ve televizyonların Diyarbakır muhabirleri (isimleri şimdilik bende saklı) ile bölücü Özgür Gündem’in Ankara temsilcisi ve muhabiri olarak kamplara gider gelirdi. O zaman kan akmıyor muydu? O zaman kardeş değil miydik. Kardeşin yerel kıyafetlerle, “ gazeteci “ adı altında gözlerimizin önünde terörist kamplarında fink atarken, özellikle kamp komutanı azılı terörist Rıza Altun’un dizinin dibinden ayrılmıyordu. Rehin mehmetçikler adına onun da senin de ne yaptığını ben göz tanığı olarak gördüm? Delikanlıysan çık “bunları bilmiyorum” de!.. Kardeşin internetteki özgeçmişine bu çalıştığı terörist gazetesini ve o yılları koymamış, sorsana acaba neden? Belki hatırlarsın, sen de vardın. Kürt milliyetçisi kardeşin, şarkıcı Gülben’le evlendiğinde nikah şahitliğini ulusalcı(!) gazeteci Tuncay Özkan yapmıştı. Tüm medyanın önünde göstere göstere meydan okurcasına Kürtçe şarkı eşliğinde dünya evine girmişti. Kimsenin gözünden kaçmıyor? Şimdi kalkmış sanki Türkiye bir ülkeyle savaşıyormuş gibi laf ebeliği yapıp, teröristle tertemiz mehmetçiği bir görüp milleti ”Barış” a mı davet ediyorsun? Abi kardeş dünyanın terörist dediği PKK’ya halkın huzurunda siz de “terörist” deyip, çoluk çocuk masum insanları öldürmemeleri, okul, sağlık ocağı ile yol makinelerini yakmamaları için önce onlara mektup yazmanız gerekmez mi?

    Sevgili okurlar keşke türlü kelime oyunlarına hiç başvurmadan, delikanlıca çıkıp ben “Kürtçüyüm” diyebilseydi daha dürüst davranmış olurdu. Tabi böyle bir kaygısı varsa.

    Siyasal Kürtçülerin başvurdukları en büyük yöntem budur. Ağızlarını açtıklarında bol bol kardeşlik, eşitlik, barış ve sevgiden söz ederler. Ancak hava kararınca gündüz birlikte çay içtikleri komşularına kurşun yağdırmaktan geri kalmazlar.

    Mertlik, delikanlılık, barış, çocukların geçtiği yollara mayın döşeyerek olmaz! Akrabalarına ve kardeşine önce bunu da hatırlat Yılmaz !..
     

Sayfayı Paylaş