1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yılmaz Güney Seçme Şiirleri

Konusu 'Şairlerden' forumundadır ve kelebek tarafından 28 Haziran 2006 başlatılmıştır.

  1. kelebek

    kelebek -ütopik- V.I.P

    Katılım:
    9 Haziran 2006
    Mesajlar:
    8.680
    Beğenileri:
    132
    Ödül Puanları:
    4.730
    Banka:
    573 ÇTL
    Olmasın o ta içten
    Gülen gözlerde yaş
    Bir gün gelip ayrılsak da
    Seninle arkadaş

    Bir kıvılcım düşer önce
    Büyür yavaş yavaş
    Bir bakarsın volkan olmuş
    Yanmışsın arkadaş

    Dolduramaz boşluğunu
    Ne ana ne kardaş
    Bu en güzel bu en sıcak
    Duygudur arkadaş

    Ortak olmak her sevince
    Her derde kedere
    Ve yürümek ömür boyu
    Beraberce el ele

    Olmayacak o ta içten
    Gülen gözlerde yaş
    Bir gun gelir ayrılsak da
    Seninle arkadaş

    Yılmaz Güney
     
  2. YoRuMSuZ
    Avare

    YoRuMSuZ Biz işimize bakalım!

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    24.415
    Beğenileri:
    7.327
    Ödül Puanları:
    11.330
    Cinsiyet:
    Bay
    Banka:
    8.717 ÇTL
    Yüreğine sağlık ne güzel anlatılmış yaşam, mutluluk, saygı, sevgi ...
     
  3. bahar_23

    bahar_23 Aktif

    Katılım:
    26 Haziran 2006
    Mesajlar:
    348
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    ögrenci
    Yer:
    istanbul
    Banka:
    1 ÇTL
    Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
    Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
    Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
    Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
    Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
    Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
    Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
    Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili...
    Bir gün akıp gideceğiz hayata...
    Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
    Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
    Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

    Şair : Yılmaz Güney
     
  4. bahar_23

    bahar_23 Aktif

    Katılım:
    26 Haziran 2006
    Mesajlar:
    348
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    ögrenci
    Yer:
    istanbul
    Banka:
    1 ÇTL
    Eskiden bilmezdim yalnızlığı
    Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
    Bir çiçek kendi dalında
    Eskiden bilmezdim yalnızlığı

    Yalnızlığın içinde
    Şimdi yalnız, yalnız mıyım
    Kopuk muyum dalımdan
    Uzağında mı kaldım ormanın
    Şair : Yılmaz Güney
     
  5. Hazangülü

    Hazangülü Forum Onuru

    Katılım:
    7 Haziran 2006
    Mesajlar:
    9.885
    Beğenileri:
    117
    Ödül Puanları:
    4.480
    Banka:
    976 ÇTL
    Beni niye öldürdün G.
    Seni sevmek için
    Yaşamak istiyorum...

    Çoktandır özlediğim yanık saman kokulu bu toprak üzerinde dalıp kalmışım.
    Uyuyor muyum; yoksa rüya mı görüyorum. Bilmiyorum.. Serin bir gölge. Kafamda
    12 tonluk Bussinglerin korkunç gürültüsü. Bir şeyler düşünmek istiyorum. İki
    şeyi biraraya getiremiyorum bir türlü. Düşüncelerim hep uçuyor. Biri daha
    uçtu. Yaprakları dökülmüş kuru bir dala takıldı kaldı. Ağacı salladım,
    salladım. Düşüremedim. Sonra, düşünüm testi olup düşüverdi. Kırıldı. İçinden
    bir kız çıktı. Kızıl mısır püskülü gibi parlak, yumuşak saçları vardı. Gözleri
    mavi mi, yoksa yeşil mi? Gözünün rengini bir türlü bulamıyorum. Kızın saçları
    ıslanmış. Gözyaşlarımdandır, diyorum. Ayağa kalktı. "Benden ne istiyorsun?"
    dedi. Gülmeye çalıştım. Dudaklarımı oynatmak istedim. Dudaklarım donmuş.
    Kulaklarım oynuyor. Burnuma bir sinek kondu. Sonra, burnumdan içeri girdi.
    Gıdıklandım. Düşünümdeki kız, "Beni bırak gideyim" dedi. "Yarın sayım var."
    Kızın rengini bilmediğim gözlerine baktım. "Git" dedim. "Git. Elini kolunu
    tutan yok ya." kız gitti. Arkasından baktım. Kızın ne güzel saçları vardı.
    Sonra, tesitinin, her biri bir tarafa gitmiş parçalarına bakıyorum. Kırık
    parçaları toplayıp eski haline sokmak istiyorum. Koca bir parça eksik. Yerini
    dolduracak şey bulamıyorum..
    Karmakarışık sesler duyuyorum. Biri, göğsünü göstererek: "Burdan girmiş,
    burdan çıkmış," diyor. Ne bu girip çıkan? Memlekette trafik yok mu?
    Bilmiyorum. Başka biri: "Ciğerlerini parça parça etmiş," dedi. Bir uğultu
    duydum. Biri kulağımı kesiyordu.. Kulaklarımı aldı, cebine koydu. "Hatıra!"
    dedi. Herif, tam da seçti hatıra olacak şeyi. Ondan, ne duyarsa gelip bana
    söyler.. Başka biri saçlarıma baktı: "Saçları da esaslı," dedi. Ya herif
    kızılderiliyse. İlk işi saçlarımı kökünden söküp çadırına asmak olacak. Ya bir
    çingene çıkar da: "Derisini de ben alacam, iyi davul olur," derse. Kalkmak
    istiyorum. Yere kazıklamışlar sanki. Beyaz boyalı bir otomobil geldi. Üzerinde
    bir şeyler yazılı. Yazıları okumak istiyorum. Okuyamıyorum. Okumayı unutmuşum.
    Oysa ki ben liseyi, lise de beni bitirdi. Üstümdeki kazıkları çıkarıp beyaz
    boyalı otomobile bindirdiler.. Bir vınlama ortalığı birbirine kattı. Bana ne
    olmuştu da bu otomobile bindirdiler. Bilmiyorum.
    Penceresi, kapısı, tavanı olduğuna göre burası oda. Burada düşünülerimden
    başka herşey beyaz. Bir de, şu kızın gözleri beyaz değil. Ağzıma bir şey
    soktular. Ne soktuklarını bilmiyorum. Salt biri "Yuttu be.." dedi. Gözlerimi
    tavana diktim. Bir ışık yandı. Ortalık sarı bir ışığa boğuldu. Bakışlarım
    tavanı deldi. Tâ.. gökyüzünde bir yıldıza çarptı. Yıldız kaydı. Arkasından
    hiçbir iz bırakmadı. Öbürleri yine ıpıl ıpıl..
    Tam yıldızın altındaki köyde, bir erkek, bir kadına: "Bak Haçça" dedi.
    "Yıldızgaydı." Haça, kayan yıldıza baktı. Kafasını salladı. "Biri öldü
    desenen," dedi.
    Kayan yıldız benmişim.. İnsanın kendi yıldızını bilmesi ne iyi şey..
    Teliim ona bakar. Günün birinde yıldızı kayarsa: "Vay canına, ben öldüm," der
    ve düşer ölür.. Yıldızım, bulunduğum yerin d¤¤¤¤¤ düştü.
    Birden kapı açıldı. İçeri anam girdi. Üzerime abandı. Ağladı, ağladı...
    "Yavrum" dedi. "Yavrum," başka demedi, bayıldı. Bana ne oldu. Gözlüklü biri,
    gözlerimi kapadı.
    Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Beyazlara sarmışlardı beni. Sonra
    bir sandığa koydular. Sandığı iyice kapadılar. Güldüm. "Korkma, kaçmam,"
    dedim. Biraz sonra siyah bir otomobile bindirdiler. İşler, amma da ters
    gidiyor ha. Daha demin miydi neydi, beyaza bindik, şimdi siyaha.. Olur mu bu?
    Hem ben Fenerbahçeliyim. Oysa ki şimdi Beşiktaşlı oldum. Buna düpedüz din
    değiştirmek denir..
    Bir müddet gittik. Sonra durduk. Kapı açıldı. Hop deyip, aldılar sandığı.
    Gözleri yaşlı bir sürü insan arasından geçirdiler. Evvelce kazılmış bir kuyuya
    attılar. Üzerime toprak atmaya başladılar. Nasıl da bilirler toprağı
    sevdiğimi.. Yo.. yo.. bu kadarı çok. Sonra nefes alırken zorluk çekerim..
    Söylediklerimi duymadılar. Ellerini havaya kaldırıp bir şeyler mırıldandılar.
    Yağmur için dua ediyorlar diye düşündüm. Sonra çekip gittiler. Hey.. nereye
    gidiyorsunuz? Sağır mısınız? Söylediklerimi duymuyor musunuz? Ya.. ben size
    demedim mi, nefes alırken zorluk çekerim diye.. Arkalarından bağırdım,
    çağırdım, duyuramadım. Kalkıp arkalarından koşmak için davrandım.. Kafam sert
    bir şeye çarptı. "Ha.." dedim. "Demek ben ölmüştüm." Buranın ne penceresi, ne
    de dikiz geçilecek bir yeri var. Yaşadığım yerler bambaşkaydı. Biri geldi
    yanıma. "Hoş geldin" dedi. "Biraz sonra giriş muamelen yapılacak." Bu arada
    baş ucumda bir kız belirdi. Gözleri ağlamaktan şişmişti. Hala da ağlıyordu
    ya.. Kızın yaş dolu gözlerine baktım. "Ağlama artık" dedim. "Bilirsin,
    ağlayanları hiç sevmem. Hem ağlanacak ne var ki bunda. Ölüm işte.. Ağlasan
    geri gelecek değilim ki. Zaten gelmek istesem bile, buradan bırakmazlar. Giriş
    muamelem yapılıyormuş. Sen de git. Sevdiğim bütün insanların yaptığı gibi, sen
    de git Ölüler sevilmez artık. Ölenlerin arkasından salt söylenir. Benim
    söylenenecek bir şeyim yok ki.. Neyse uzatma da git. Beni yalnız bırak..
    Senden bir ricam var. Gözlerim G.'de kaldı. Ona söyle gözlerimi göndersin.
    Hadi git.."


    Ölüm Beni Çağırıyor / Yılmaz Güney
     
  6. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Bu Alemde Kral Tanımam!

    Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı
    Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi
    Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı
    Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam

    Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum
    Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken
    Ben hergün azraillen dans ediyordum
    Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam

    Sen sıcak yatağında rahat uyurken
    Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına
    Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum
    Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam

    İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa
    Bende seni o kadar çok seviyorum..
    Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam
    Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm
    Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..!

    Yılmaz Güney
     
  7. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Arkadaş

    Bir kıvılcım düşer önce,
    Büyür yavaş yavaş,
    Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş...
    Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,
    Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş...
    Ortak olmak her sevince, her derde kedere,
    Ve yürümek ömürboyu,
    Beraberce el ele...
    Olmasın hiç,
    O ta içten gülen gözlerde yaş,
    bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş...

    Yılmaz Güney
     
  8. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Canım, Sevdiğim, Yüreğim

    Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
    Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
    Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
    Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
    Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
    Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
    Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
    Damla damla birikiyor insan.
    Damla damla sevgili...
    Bir gün akıp gideceğiz hayata...
    Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
    Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
    Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

    Yılmaz Güney
     
  9. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Eskiden Bilmezdim Yalnızlığı

    Eskiden bilmezdim yalnızlığı
    Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
    Bir çiçek kendi dalında
    Eskiden bilmezdim yalnızlığı

    Yalnızlığın içinde
    Şimdi yalnız, yalnız mıyım
    Kopuk muyum dalımdan
    Uzağında mı kaldım ormanın

    Yılmaz Güney
     
  10. Mavi Gül
    Avare

    Mavi Gül ѕση_¢ıqℓıк Özel üye

    Katılım:
    3 Mayıs 2009
    Mesajlar:
    4.647
    Beğenileri:
    375
    Ödül Puanları:
    3.730
    Yer:
    Misafir Sevmez
    Banka:
    677 ÇTL
    Hayat Bize

    ...hayat bize
    mutlu olma şansı
    vermedi sevgili
    biz kendimizden
    başka herkesin
    üzüntüsünü üzüntümüz,
    acısını acımız yaptık
    çünkü. Dünyanın öbür
    ucunda hiç tanımadığımız
    bir insanın göz yaşı bile
    içimizi parçaladı. Kedilere
    ağladık, kuşların yasını tuttuk...
    Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat
    karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında
    ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
    Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine
    üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün
    hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
    Yaşamak ne güzeldir be sevgili...Sevinerek,
    severek, sevilerek, düşünerek... Ve o
    vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...

    Yılmaz Güney
     

Sayfayı Paylaş