Yılmaz Güney Seçme Şiirleri

kelebek

-ütopik-
V.I.P
Katılım
9 Hzr 2006
Mesajlar
9,721
Beğeniler
136
#1
Olmasın o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gün gelip ayrılsak da
Seninle arkadaş

Bir kıvılcım düşer önce
Büyür yavaş yavaş
Bir bakarsın volkan olmuş
Yanmışsın arkadaş

Dolduramaz boşluğunu
Ne ana ne kardaş
Bu en güzel bu en sıcak
Duygudur arkadaş

Ortak olmak her sevince
Her derde kedere
Ve yürümek ömür boyu
Beraberce el ele

Olmayacak o ta içten
Gülen gözlerde yaş
Bir gun gelir ayrılsak da
Seninle arkadaş

Yılmaz Güney
 
Katılım
26 Hzr 2006
Mesajlar
353
Beğeniler
4
Şehir
istanbul
#3
Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan. Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Şair : Yılmaz Güney
 
Katılım
26 Hzr 2006
Mesajlar
353
Beğeniler
4
Şehir
istanbul
#4
Eskiden bilmezdim yalnızlığı
Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
Bir çiçek kendi dalında
Eskiden bilmezdim yalnızlığı

Yalnızlığın içinde
Şimdi yalnız, yalnız mıyım
Kopuk muyum dalımdan
Uzağında mı kaldım ormanın
Şair : Yılmaz Güney
 

Hazangülü

Forum Onuru
Katılım
7 Hzr 2006
Mesajlar
10,245
Beğeniler
126
#5
Beni niye öldürdün G.
Seni sevmek için
Yaşamak istiyorum...

Çoktandır özlediğim yanık saman kokulu bu toprak üzerinde dalıp kalmışım.
Uyuyor muyum; yoksa rüya mı görüyorum. Bilmiyorum.. Serin bir gölge. Kafamda
12 tonluk Bussinglerin korkunç gürültüsü. Bir şeyler düşünmek istiyorum. İki
şeyi biraraya getiremiyorum bir türlü. Düşüncelerim hep uçuyor. Biri daha
uçtu. Yaprakları dökülmüş kuru bir dala takıldı kaldı. Ağacı salladım,
salladım. Düşüremedim. Sonra, düşünüm testi olup düşüverdi. Kırıldı. İçinden
bir kız çıktı. Kızıl mısır püskülü gibi parlak, yumuşak saçları vardı. Gözleri
mavi mi, yoksa yeşil mi? Gözünün rengini bir türlü bulamıyorum. Kızın saçları
ıslanmış. Gözyaşlarımdandır, diyorum. Ayağa kalktı. "Benden ne istiyorsun?"
dedi. Gülmeye çalıştım. Dudaklarımı oynatmak istedim. Dudaklarım donmuş.
Kulaklarım oynuyor. Burnuma bir sinek kondu. Sonra, burnumdan içeri girdi.
Gıdıklandım. Düşünümdeki kız, "Beni bırak gideyim" dedi. "Yarın sayım var."
Kızın rengini bilmediğim gözlerine baktım. "Git" dedim. "Git. Elini kolunu
tutan yok ya." kız gitti. Arkasından baktım. Kızın ne güzel saçları vardı.
Sonra, tesitinin, her biri bir tarafa gitmiş parçalarına bakıyorum. Kırık
parçaları toplayıp eski haline sokmak istiyorum. Koca bir parça eksik. Yerini
dolduracak şey bulamıyorum..
Karmakarışık sesler duyuyorum. Biri, göğsünü göstererek: "Burdan girmiş,
burdan çıkmış," diyor. Ne bu girip çıkan? Memlekette trafik yok mu?
Bilmiyorum. Başka biri: "Ciğerlerini parça parça etmiş," dedi. Bir uğultu
duydum. Biri kulağımı kesiyordu.. Kulaklarımı aldı, cebine koydu. "Hatıra!"
dedi. Herif, tam da seçti hatıra olacak şeyi. Ondan, ne duyarsa gelip bana
söyler.. Başka biri saçlarıma baktı: "Saçları da esaslı," dedi. Ya herif
kızılderiliyse. İlk işi saçlarımı kökünden söküp çadırına asmak olacak. Ya bir
çingene çıkar da: "Derisini de ben alacam, iyi davul olur," derse. Kalkmak
istiyorum. Yere kazıklamışlar sanki. Beyaz boyalı bir otomobil geldi. Üzerinde
bir şeyler yazılı. Yazıları okumak istiyorum. Okuyamıyorum. Okumayı unutmuşum.
Oysa ki ben liseyi, lise de beni bitirdi. Üstümdeki kazıkları çıkarıp beyaz
boyalı otomobile bindirdiler.. Bir vınlama ortalığı birbirine kattı. Bana ne
olmuştu da bu otomobile bindirdiler. Bilmiyorum.
Penceresi, kapısı, tavanı olduğuna göre burası oda. Burada düşünülerimden
başka herşey beyaz. Bir de, şu kızın gözleri beyaz değil. Ağzıma bir şey
soktular. Ne soktuklarını bilmiyorum. Salt biri "Yuttu be.." dedi. Gözlerimi
tavana diktim. Bir ışık yandı. Ortalık sarı bir ışığa boğuldu. Bakışlarım
tavanı deldi. Tâ.. gökyüzünde bir yıldıza çarptı. Yıldız kaydı. Arkasından
hiçbir iz bırakmadı. Öbürleri yine ıpıl ıpıl..
Tam yıldızın altındaki köyde, bir erkek, bir kadına: "Bak Haçça" dedi.
"Yıldızgaydı." Haça, kayan yıldıza baktı. Kafasını salladı. "Biri öldü
desenen," dedi.
Kayan yıldız benmişim.. İnsanın kendi yıldızını bilmesi ne iyi şey..
Teliim ona bakar. Günün birinde yıldızı kayarsa: "Vay canına, ben öldüm," der
ve düşer ölür.. Yıldızım, bulunduğum yerin d¤¤¤¤¤ düştü.
Birden kapı açıldı. İçeri anam girdi. Üzerime abandı. Ağladı, ağladı...
"Yavrum" dedi. "Yavrum," başka demedi, bayıldı. Bana ne oldu. Gözlüklü biri,
gözlerimi kapadı.
Aradan ne kadar zaman geçti bilmiyorum. Beyazlara sarmışlardı beni. Sonra
bir sandığa koydular. Sandığı iyice kapadılar. Güldüm. "Korkma, kaçmam,"
dedim. Biraz sonra siyah bir otomobile bindirdiler. İşler, amma da ters
gidiyor ha. Daha demin miydi neydi, beyaza bindik, şimdi siyaha.. Olur mu bu?
Hem ben Fenerbahçeliyim. Oysa ki şimdi Beşiktaşlı oldum. Buna düpedüz din
değiştirmek denir..
Bir müddet gittik. Sonra durduk. Kapı açıldı. Hop deyip, aldılar sandığı.
Gözleri yaşlı bir sürü insan arasından geçirdiler. Evvelce kazılmış bir kuyuya
attılar. Üzerime toprak atmaya başladılar. Nasıl da bilirler toprağı
sevdiğimi.. Yo.. yo.. bu kadarı çok. Sonra nefes alırken zorluk çekerim..
Söylediklerimi duymadılar. Ellerini havaya kaldırıp bir şeyler mırıldandılar.
Yağmur için dua ediyorlar diye düşündüm. Sonra çekip gittiler. Hey.. nereye
gidiyorsunuz? Sağır mısınız? Söylediklerimi duymuyor musunuz? Ya.. ben size
demedim mi, nefes alırken zorluk çekerim diye.. Arkalarından bağırdım,
çağırdım, duyuramadım. Kalkıp arkalarından koşmak için davrandım.. Kafam sert
bir şeye çarptı. "Ha.." dedim. "Demek ben ölmüştüm." Buranın ne penceresi, ne
de dikiz geçilecek bir yeri var. Yaşadığım yerler bambaşkaydı. Biri geldi
yanıma. "Hoş geldin" dedi. "Biraz sonra giriş muamelen yapılacak." Bu arada
baş ucumda bir kız belirdi. Gözleri ağlamaktan şişmişti. Hala da ağlıyordu
ya.. Kızın yaş dolu gözlerine baktım. "Ağlama artık" dedim. "Bilirsin,
ağlayanları hiç sevmem. Hem ağlanacak ne var ki bunda. Ölüm işte.. Ağlasan
geri gelecek değilim ki. Zaten gelmek istesem bile, buradan bırakmazlar. Giriş
muamelem yapılıyormuş. Sen de git. Sevdiğim bütün insanların yaptığı gibi, sen
de git Ölüler sevilmez artık. Ölenlerin arkasından salt söylenir. Benim
söylenenecek bir şeyim yok ki.. Neyse uzatma da git. Beni yalnız bırak..
Senden bir ricam var. Gözlerim G.'de kaldı. Ona söyle gözlerimi göndersin.
Hadi git.."


Ölüm Beni Çağırıyor / Yılmaz Güney
 

Mavi Gül

ѕση_¢ıqℓıк
Özel üye
Katılım
3 Mys 2009
Mesajlar
4,847
Beğeniler
376
Yaş
33
Şehir
Misafir Sevmez
#6
Bu Alemde Kral Tanımam!

Sen hiç ölümün gölgesinde özgürlügü yaşadınmı
Bir garibanın elinden tutupta hiç kadere rest çektinmi
Alçağın adisine ispiyoncusuna kurşun yağdırdınmı
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam

Sen zevkini sefanı sürerken ben hayat okulunu okuyordum
Sen elin cilalı mermer taşlarında kibar beylerlen dans ederken
Ben hergün azraillen dans ediyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam

Sen sıcak yatağında rahat uyurken
Ben ise parçalanmış vucudumun acısıyla mahkeme duvarlarına
Yaslanmış,gelmeyi bilmiyen karanlığı bekliyordum
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam

İdam sehpasında bir mahkum yaşamayı ne kadar çok istiyorsa
Bende seni o kadar çok seviyorum..
Aşıma katmadım haram,güzel çirkin aramam
Yanlış yapanı tanımam... bu senin içinde geçerlidir gülüm
Dedim ya gülüm ben bu alemde kral tanımam..!

Yılmaz Güney
 

Mavi Gül

ѕση_¢ıqℓıк
Özel üye
Katılım
3 Mys 2009
Mesajlar
4,847
Beğeniler
376
Yaş
33
Şehir
Misafir Sevmez
#7
Arkadaş

Bir kıvılcım düşer önce,
Büyür yavaş yavaş,
Bir bakarsın volkan olmuş, yanmışsın arkadaş...
Dolduramaz boşluğunu ne ana, ne kardaş,
Bu en güzel, bu en sıcak duygudur arkadaş...
Ortak olmak her sevince, her derde kedere,
Ve yürümek ömürboyu,
Beraberce el ele...
Olmasın hiç,
O ta içten gülen gözlerde yaş,
bir gün yollarımız ayrılsa bile arkadaş...

Yılmaz Güney
 

Mavi Gül

ѕση_¢ıqℓıк
Özel üye
Katılım
3 Mys 2009
Mesajlar
4,847
Beğeniler
376
Yaş
33
Şehir
Misafir Sevmez
#8
Canım, Sevdiğim, Yüreğim

Bu duvarlar yetmiyor bizi ayırmaya bilesin...
Bu parmaklıklar, bu demir kapılar, bu hava, inan...
Bazen bir yumrukta yıkacak kadar güçlü,
Bazen bir serçe kadar güçsüzsem, bir nedeni vardır...
Hangi zorluğu yenmemiş insanoğlu.
Hele taşıyorsa içinde bu insanca sevgiyi.
Güzel günler zorlu duraklardan geçer sevdiğim.
Damla damla birikiyor insan.
Damla damla sevgili...
Bir gün akıp gideceğiz hayata...
Duvarlar yıkılacak, açılacak bütün kapılar bilesin.
Benim yüreğim sensin şimdi, seni vurur durur...
Ve yine damla damla çoğalıyorsun içimde.

Yılmaz Güney
 

Mavi Gül

ѕση_¢ıqℓıк
Özel üye
Katılım
3 Mys 2009
Mesajlar
4,847
Beğeniler
376
Yaş
33
Şehir
Misafir Sevmez
#9
Eskiden Bilmezdim Yalnızlığı

Eskiden bilmezdim yalnızlığı
Bir ağaç nasıl yalnız değilse ormanında
Bir çiçek kendi dalında
Eskiden bilmezdim yalnızlığı

Yalnızlığın içinde
Şimdi yalnız, yalnız mıyım
Kopuk muyum dalımdan
Uzağında mı kaldım ormanın

Yılmaz Güney
 

Mavi Gül

ѕση_¢ıqℓıк
Özel üye
Katılım
3 Mys 2009
Mesajlar
4,847
Beğeniler
376
Yaş
33
Şehir
Misafir Sevmez
#10
Hayat Bize

...hayat bize
mutlu olma şansı
vermedi sevgili
biz kendimizden
başka herkesin
üzüntüsünü üzüntümüz,
acısını acımız yaptık
çünkü. Dünyanın öbür
ucunda hiç tanımadığımız
bir insanın göz yaşı bile
içimizi parçaladı. Kedilere
ağladık, kuşların yasını tuttuk...
Yüreğimizin zayıflığı kimi zaman hayat
karşısında bizi zayıf yaptı. Aslında
ne güzel şeydir insanın insana yanması sevgili...
Ne güzeldir bilmediğin birinin derdine
üzülebilmek ve çare aramak. Ben bütün
hayatımda hep üzüldüm, hep yandım.
Yaşamak ne güzeldir be sevgili...Sevinerek,
severek, sevilerek, düşünerek... Ve o
vazgeçilmez sancılarını duyarak hayatın...

Yılmaz Güney
 

Benzer konular

Top