1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yönlendirilmiş İmgelem

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve e-PaCk tarafından 31 Ekim 2009 başlatılmıştır.

  1. e-PaCk

    e-PaCk Forum Gururu

    Katılım:
    12 Ekim 2008
    Mesajlar:
    2.481
    Beğenileri:
    44
    Ödül Puanları:
    1.880
    Banka:
    331 ÇTL
    "Görmek için gözlerimi kapatırım."
    Paul Gauguin


    "Çoğu hastalık, fizyolojik bir zayıflıkla birleşen mutsuzluktan ibarettir"
    Rudolph Virchow (patoloji bilinin kurucusu)


    "Gerçek dünyanın sınırları vardır. Hayal dünyası ise sınırsızdır."
    Jean Jacques Rousseau



    İmgelem dünyanın hemen hemen bütün kültürlerinde bir tedavi aracı olarak kabul edilmiştir ve bir çok dinin de ayrılmaz bir parçasıdır. Navajo yerlileri kişinin kendisini sağlıklı olarak imgelediği karmaşık bir imgelemi çalışırlardı. Antik mısırlılar ve yunanlılar Aristo ve Hipokrat dahil olmak üzere imajların beyindeki ruhları serbest bıraktığı ve bu ruhlarında kalbi ve vücudun diğer organlarını etkileyerek tedaviyi sağladığına inanırlardı.

    Tüm tedavi ritüelleri öyle veya böyle imgelemi içerir. Bu bakımdan imgelem en eski ve herkesin zaten sahip olduğu bir ilaç olarak kabul edilebilir. Shaman rahipleri transa girerek ruhlar alemine bir yolculuk yaptıklarını imgeleyerek ruhlarla veya tanrı ile iletişime girmenin hastalıkları iyileştireceğine inanırlardı.

    Bazı Amerikan Kızılderilileri kumların üzerine çeşitli renkte taşlardan ve kumlardan hastalığın nasıl geldiğini açıklayan çok geniş bir resim yaparlardı ve aynı resim üzerinden tedavinin nasıl olacağını açıkladıklarına bunun iyileşme sürecine büyük katkısı olurdu.

    Antik çağda Hindu bilgeler imajların tanrının insanlarla iletişim kurma yollarından biri olduğuna inanırlardı. Bu bilgeler yogik pratiğin bir parçası olarak bir çok imgelem tekniği geliştirmişlerdir.

    Geleneksel Çin tıbbı imajinasyon ve vizüalizasyonu zihin/beden tedavisinin asıl unsuru olarak kabul etmiştir. “Qi” denilen gong ile yapılan tedavi ve türevleri buna örnek olarak verilebilir.

    Kimyasal Tıbbın babası olan Paracelsus ve batı tıbbının babalarından biri olan Galen imajinasyonu patogenezin ve tedavinin kritik elementi olarak değerlendirirler.

    Jung’a göre imgelem demek bir insanın bilinçdışına yaklaşabildiği kadar yaklaşması demektir. Yine ona göre imajinasyon bilinçdışının kendini en direkt ifade yoludur. Tüm bunlardan dolayı Jung “Aktif İmajinasyon” dediği tekniği geliştirmiştir. Bu teknikte Jung gevşeme elde edildikten sonra hastalardan semptomları üzerine konsantre olmalarını ve ardından zihinlerine gelen imgeleri tanımlamaları isterdi.

    İtalyan bir psikiyatr olan Roberto Assagioli ve Jung bilinçaltı zihnin içeriğinin sadece bastırılmış dürtülerden ve kabul edilemez isteklerden oluşmadığını (Bu konuda Freud’un düşüncesinden ayrılarak) belirtmişlerdir. Onlara göre bilinçaltı zihin aynı zamanda yaratıcılığın, iyilikseverliğin, empatinin, ilhamın ve daha bir çok insani değerlerin kaynağıdır.

    Daha sonra modern psikolojinin öncüleri imgeleme dayanan yeni psikotöropatik uygulamalar ve yaklaşımlar geliştirmişlerdir. Bu yaklaşımlar arasında en önemlilerinden biri Hanscarl Leuner’in geliştirdiği “Duygusal Yönlendirilmiş İmgelem (Guided Affective Imagery) ” dir. Robert Desoille'nin “Yönlendirilmiş Gündüz Düşü (Directed Daydream)” ve Wolfgang Luthe’nin Otojenik Gevşeme teknikleri (Autogenic Training) bu yaklaşımlar arasındadır.

    Yönlendirilmiş imgelemin yıldızı 1960’ların sonunda yeniden ve daha güçlü şekilde parlamaya başladı. Çünkü bir onkolog olan O. Carl Simonton ve karısı psikolog Stephanie Simonton birlikte yönlendirilmiş imgelemin immün sistemi kuvvetlendirerek kanser hastalarının ömrünü anlamlı derecede uzattığını ispatladılar. Simonton’lar Silva Mind control ve gevşeme tekniğini hastalarına uygulamışlardı.

    Simonton’ların çalışması tıp çevrelerinde büyük ve heyecanlı bir tartışma yaratmıştı. Ancak bu alanda pek az bilimsel çalışma yapılmıştı. Bu çalışmalar ve tartışmalar psikonöroimmunoloji sahasının ortaya çıkmasına neden oldu. Ardından bir çok araştırma yönlendirilmiş imgelem aracılığı ile insanların kendi immün sistemlerini aktive ederek sağlıklarına kavuşabileceğini (Simonton’ların hipotezi ) ispatladı. Artık biliyoruz ki psikolojik faktörler kanser hastalarının ömrünü uzatabilir.

    Daha sonra yönlendirilmiş imgelem tarihinde Dr.Irwing Oyle’nin "İçsel Rehber-Inner Advisor" kavramı ile karşılaşıyoruz. Dr.Oyle hastalarını aklın ve şefkatin imajinal bir figürü olan içsel rehberleri ile karşılaştırıyorlardı. Bu içsel rehber hastalara çoğunlukla yaşlı ve bilge bir kimse olarak görünür. Dr.Oyle “içsel rehber” kavramını Carl Jung’dan ve Silva Zihin kontrolü yöntemi konusundaki kendi deneyimlerinden temin etmiştir.

    Klasikleşmiş terapilerde ve yeni geliştirilen terapilerin hepsinde imajinasyon önemli bir rol oynamaktadır. Freud kariyerinin ilk yıllarında bazı çağrıştırıcı sahnelere konsatrasyonu içeren teknikler kullanmıştır. Carl Jung’un "active imagination" tekniğinde danışan sembolik imajlarla diyaloğa teşvik edilirdi.

    İmglem davranışçılar tarafından da kullanılmıştır. Stampfl’un emosyonel implosive terapisinde duygusal taşırma (emotional flooding) tekniğinde hasta kendisini korkutan şey ile yüzleşebilmesi için kendisini korkutan şey (fobi) ile imge dünyasında karşı karşıya bırakılır. İmajinasyon Wolpe’nin sistematik desensitizasyon tekniğinde daha yumuşak hale getirilmiştir. Sistematik duyarsızlaştırma işleminde bu yüzleşme işlemine en az kaygı uyaran imgelerden başlanır ve basamak basamak ilerlenir.

    Avrupalı psikoterapistler zengin imajinasyon teknikleri geliştirmişlerdir. Robert Desoille “reve evielle” dediği İngilizce’de “guided daydream technique” denilen tekniği geliştirmiştir. Hanscarl Leuner “Guided Affective Imagery” diye isimlendirdiği tekniği çalışmıştır. (GAI) Roberto Assagioli imajinasyonu insan bilinçdışını açıklamak için kullanmıştır.

    Singer, imaginasyonun diğer terapilerde dramatik bir biçimde kullanımına işaret ederek schorr'un değerlendirmesini daha da açar ve bunu yaparken jacob moreno'nun "psikodrama aile içi rollerin sahelenmesi" ni kaynak gösterir . Yine Fritz Perls' Gestalt Therapisinde imgelem intrapişik çatışmanın anlamını ortaya koymada önemli bir rol oynamaktadır.

    Erick Berne’in transaksiyonel analiznde ebeveyn yetişkin ve çocuk ego durumunu (ego state) ortaya koymak amacıyla rol yapma tekniğini kullanmıştır. (Rol yapmada gelişmiş bir tür imgelemdir)

    Martha Crampton (1969) zihinsel imajların danışan ile rapportun oluşturulmasında, danışanın potansiyellerinin ve problemin değerlendirilmesinde töropatik sürece danışanın aktif olarak dahil edilmesinde oldukça kullanışlı olduğunu vurgulamaktadır.

    Peki bu nasıl olmaktadır. Rapport imgelem aracılığı ile olmaktadır çünkü imgeler aracılığı ile danışan sembolik olarak anlamlı deneyimlerini göstermektedir. Bu imajları çağrıştırarak terapist danışanın eşsiz referans çerçevesine (frame of reference) girmektedir.

    İmajlar değerlendirme için de kullanılabilirler. Bir Psikosentez terapisti danışanın kendilik algısı hakkında değerlendirme yapabilmek amacıyla bir ağaç imgelemesini isteyebilir. Büyümemiş bir ağaç potansiyellerini ortaya koyamamak ve kendini ifade edememek anlamı taşıyabilir. Buna karşılık gür gelişmiş ve bol meyvalı bir ağaç yüksek düzeyde kendini gerçekleştirmiş olmanın sembolü olabilir. Schorr (1974) imajların anlamını kavramanın yeni farkındalıklar kazandırarak değişime ulaştırdığının altını çizmektedir.

    İmgelem hipnoterapide ve hipnoanaliz de de yoğun olarak kullanılmıştır. Pelletier (1979) ego güçlendirme amacıyla danışana “hayatın güçlükleri karşısında daha da güçlenmiş, uzun ve köklü bir ağaç gibi olacaksınız” şeklinde telkinler verilmesini önermektedir.

    Paul Sacerdote (1967) hipnozla oluşturulan rüya tekniğini kısaca şöyle açıklamaktadır. Hipnoz oluşturulur. Danışana ilginç ve belki de garip bir rüya göreceği ve bu rüyanın danışanın problemlerinin çözümlenmesinde etkili olacağı telkin edilir.

    Roberto Assagioli İtalyan bir psikiyatristtir. Psikosentez Psikoterapisini geliştirmiştir. Bu yaklaşımın merkezi imajinatif exersizleri kullanmaktır.

    Assagioli kişisel bilinçdışı ile kontak kurma (sembollerin kullanılması ile) konusunda Desoille’nin, Leuner’in ve Happich’ın çalışmalarından etkilenmiştir. Kolektif bilinçdışı konusunda ise Jung, Maslow and William James’in çalışmalarından etkilenmiştir. Assagioli’nin tekniğinde danışanın bir tutum veya kişilik dinamiğinin temsili olan bir sembol ile iletişime geçer.

    İnsanoğlunun ruh sağlığını iyileştirme yöntemi olarak imgeleme yönteminin kullanılması, oldukça uzun ve çeşitlilik içeren bir geçmişe sahiptir. Plasebo, telkin ve pozitif beklenti itimadının içerdiği hayati önemi göz önünde bulundurduğumuzda, imgelemenin, iyileştirme yöntemi tecrübelerinde kritik bir bileşen olarak rol oynadığını idrak ederiz.



    Yönlendirilmiş İmgelem bilinçaltı zihnin doğal dili olan imgelemeden faydalanmamızı sağlar. Aynı zamanda hastanın idrak, duygusal yoğunluk ve fiziksel düzlemde var olan daha derin kaynaklar ile bağ kurmasına yardımcı olan bir yöntem olarak ele alınabilir. Rehberin görevi, hastaya daha hoş imgelemler sunmaktansa, bilinçaltı imgelemlerine ilişkin daha ileri düzeyde bir farkındalık geliştirmelerini kolaylaştırmak ve hastaların bu imgelemleri kendi yararları için kullanabilmelerine yardımcı olmaktır. Bu süreç, hastaları eğittiği ve eşzamanlı olarak onları güçlendirdiği için, engin bir psikolojik değişimin oluşmasına meydan verir.



    Mesela bir hastadan gözlerini kapatması ve zihnine, problemi teşkil eden sebep hakkında bir imgelemede bulunması için müsaade etmesi istenebilir. Daha sonra Yönlendirilmiş İmgelem teknikleri kullanılarak, hasta bu imaj ile hayali bir diyalog içine sokularak problemin çözümü için taşıdığı anlam ve önemi kavraması sağlanabilir. Bu imajlar, problem hakkında olduğu gibi, hastanın inançları, beklentileri, korkuları, kaynakları ve çözümleri hakkında da önemli bilgiler teşkil edebilir. Birçok hasta problemleri ve bunların çözümleri için hesap edilmemiş ön sezgilere sahip olduğundan, imgeleme süreci, bu iç görüleri hasta ve klinisyenin gözleri önüne serer.



    Fiziksel olarak, imgeleme otonom sinir sistemini direk olarak etkileme kapasitesine sahiptir ve ortaya çıkardığı güç, hastaya iyileşme sürecinde yardımcı olacak psikolojik değişimlerin sağlanmasında kullanılabilir. Ek olarak, birçok çalışma göstermiştir ki belli bazı imgelem teknikleri, iyileşme sürecini hızlandırmaya yardımcı olan bağışıklık sistemi ve endokrin tepkilerine yol açacak bir takım psikolojik değişimlere neden olur.



    Geniş bir spektrumda medikal ve psikolojik problemlere sahip olan hastalar üzerinde çalışan ve sağlık problemleri ile güçsüzlükleri öğrenmeye istekli olan ve aynı zamanda Yönlendirilmiş İmgelem Akademisini kuran Dr. Martin Rossman ve David Bresler, geçen 25 sene boyunca, sağaltıcı ve eğitsel yöntemlere dair geniş çaplı araştırmalar yaptılar. Ve, yoğun bir Yönlendirilmiş İmgelem ’in göreceli olarak kısa zamanlarda sağaltıcı hedeflere ulaşılmasında etkili olduğunu tespit ettiler.



    Yönlendirilmiş İmgelem yaklaşımı, derleyici, tüme dayalı, ve anti dogmatik olduğu gibi, hipnoz, Junk Psikolojisi, psikosentez, kendini gerçekleştirme, ego saptaması psikolojisi ile dayanışma içindedir. Zihin tarafından belli bir dereceye kadar etkilenmeyen çok az duygusal veya davranışsal bozukluk ya da hastalık mevcuttur. Yönlendirilmiş imgelem hastada mevcut bulunan ve doğuştan gelen, saklı kalmış rehabilitasyona girme ve iyileşme yeteneklerini ortaya çıkartmaya yardımcı olur. yönlendirilmiş imgelem tekniklerinin uygun yönergeler eşliğinde öğrenilmesi kolay olup doğru kullanıldığında nerdeyse hiçbir yan etki teşkil etmez ve diğer herhangi bir terapi yöntemine yardımcı olarak kullanılabilir. Diğer bütün disiplinlerden gelen uzmanların bu teknikleri hastalarına daha etkili bir biçimde yardımcı olmak amacı ile kullanacaklarını içten biçimde ümit ediyoruz.



    Zihinsel bir imgelem duyumsal vasıflara sahip olan bir düşüncedir. Aklen gördüğümüz, duyduğumuz, tadını aldığımız, kokladığımız, dokunduğumuz veya hissettiğimiz bir şey imgedir. “Yönlendirilmiş İmgelem” terimi, bilinçaltı elementlerinin bilinç üstü ile iletişimini sağlayan, basit göz önünde canlandırma ve imajinasyonu kullanan telkin, mecaz, hikaye anlatımı, fantazi keşfi, oyun oynama, rüya yorumlama, çizme ve aktif imgelemeyi kapsayan geniş bir yelpazeyi kapsar.



    Bir alternatif ya da tamamlayıcı bir yaklaşım olarak ele alındığında, yönlendirilmiş imgelem toplumun geniş bir kitlesi tarafından kabul görmekte ve psikolojik rahatlama, endişe ve depresyonu yok etme, fiziksel ve psikolojik semptomları yenme, sağlığı tehdit eden alışkanlıkları yenme ve hastaların operasyonlara hazırlanma ve prosedürleri daha kolay tolere etmelerine yardım etmektedir.



    Zihinsel imajlar daha biz kelimeleri kullanmaya başlamadan önce belirirler ve kim olduğumuza dair düşünceleri, dünyanın nasıl bir yer olduğuna dair inancımızı, nelere layık olduğumuzu ve gelecekte bize neler olacağına dair inançlarımızı belirirler.



    Tüm tedavi süreçleri bu imajların açık veya üstü kapalı şekilde manipülasyonlarını içerir ve Yönlendirilmiş İmgelem var olan en eski tedavi şekli olarak yorumlanabilir.

    1970’lerin başlarında, Irving Oyle’nin öncü sayılan yapıtından ilham alan Carl ve Stephanie Simonton, Robert Assagioli, Dr. Martin Rossman ve Dr. David Bresler, kronik acıdan, bağışıklık sistemi yetersizliğinden, kanserden, kalp hastalıklarından ve diğer ciddi ve hayatı tehdit eden rahatsızlıklardan yakınan hastalar için çağdaş imajinasyon teknikleri geliştirdiler. Bu yaklaşımlar, Junk Psikolojisi, Geştalt Terapisi, Psikosentez, Erickson Hipnoterapisi, Nesne İlişkileri teorisi , Hümanistik Psikoloji ve İleri Seviye İletişim Teorilerinden yola çıkan teknikleri kendi bünyesine entegre ederek zihnin hapsolmuş kendini iyileşme yeteneklerini açığa çıkartmaya yarayan İnteraktif Yönlendirilmiş İmgelem’i ortaya çıkartmıştır.

    1989’da, klinisyenler için daha derinlemesine bir eğitim sağlamak ve imajinasyonun faydaları hakkında umuma ve profesyonellere, net bir görüş sağlamak üzere İnteraktif Yönlendirilmiş İmgelem Akademisi kuruldu. O günden beri Akademi, profesyonel bir onaya tabi oldu, birden fazla bilim dalı ile ile uğraşan bir fakülteyi geliştirdi, araştırmaları destekledi ve İnteraktif Yönlendirilmiş İmgelem için daimi olan profesyonel standartları belirledi.



    Yıllar boyunca hepimiz ana dikkatimizi bilinçli zihnimize ve dünyayı nasıl algıladığımızda belirleyici rolü olan ve orada gerçekleşmekte olan mantıklı, rasyonel ve analitik monoloğa veririz. Kolayca düşüncelerimiz içinde kaybolur ve başka bölümlerimizin de var olduğunu unuturuz.



    Oysa ki bizler aslında bilinçli zihnimizden ve onun ne düşündüklerinden daha öte varlıklarız. Bizler aynı zamanda bilinçaltımızın zenginlikleri ve bilinçli zihnimizden çok daha yoğun bir biçimde ifade edilen ona ait sezgiler, duygular, anılar, motivasyonlar, itilimler, hedefler, tutkular, ilhamlar, değerler, inançlar ve algılamalar ile karakterize ediliriz. Ama bizler batı kültüründe bu imajlara zihnimizdeki “ince sese” kıyasla çok daha az değer verme eğilimindeyizdir.


    Töropatik yönlendirilmiş imgelem, hastaların rahatlamış bir zihin durumuna girmelerini ve onları rahatsız eden imajlar ile yüzleşmelerini sağlar. Mesela birisi, belli bir medikal semptoma dair bir imajı bilinçdışı zihninden çağırabilir ve onunla neden orada olduğuna, ne istediğine, ne yöne gittiğine ve ne getireceğine dair hayali bir diyalog başlatabilir. Bu diyalogdan elde edilen bilgi en sofistike teşhis testinin sağlayabileceğinden bile daha yararlı bilgiler sağlayabilir.



    Kronik acıdan muzdarip hastalar, acının var olmadığı bir “içsel mabede” sokulabilir ve medikal kararlar almakta zorlananlar, bilge ve önemseyen bir “içsel rehber” ile tanıştırılıp ondan kafalarını kurcalayan sorunlar için yardım almaları sağlanabilir.



    İnteraktif, yargılayıcı olmayan, içerikten bağımsız stilde bir yöntem izleyerek, deneyimli imajinasyon pratisyenleri hastalarının kendi içsel güçlerini problemlerini çözmek için harekete geçirmelerini sağlayabilirler. İçsel kaynaklara ve çözümlere ehemmiyet veren tutarlı bir yoğunlaşma sayesinde psikolojik transfer minimuma indirilebilir ve böylece hastanın kendi ile gerekli tedbirleri alması için önemli fırsatlar doğar ve kendine yeterlilik hissi geliştirmesi sayesinde otonomunda yoğun bir iyileşme gözlemlenir.



    İmgelemin’nin derin psikolojik sonuçları vardır ve vücut ona karşı gerçek bir dışsal deneyime vereceği tepkiyi verir. Mesela bir süre sulu bir limonu yaladığınızı düşündüğünüzde bir süre sonra ağzınız sulanmaya başlar. Bir başka örnek seks fantazilerine verilen psikolojik cevaptır. Aklınıza sizi son derece kızdıracak bir şey geldiğinde vücudunuza ne olur? İmgelem, solunum, kalp atış düzeni, kan basıncı, seksüel fonksiyonlar, kortizol düzeyi, bağışıklık sistemi, kan lipitleri ve salgılamada dahil olmak üzere vücudun birçok psikolojik sistemini etkilemektedir.



    Yönlendirilmiş imgelem birçok psikolojik değişiklik yaratmak kapasitesi ve çok daha az olan yan ekileri, güvenliği ve tedbiri ile farmakoterapiye alternatif olarak yer almaktadır.



    Yönlendirilmiş imgelem gurup olarak ya da sınıf içerisinde uygulanabilecek olan bir kendini iyileştirme tekniği olarak uygulanabildiği gibi, danışmaya dayalı bir kişisel ilişki üzerine de kurulabilir. İmgelem sayesinde kendi, kendine yardımı anlatan kitap ve video kasetler, bu teknikleri kendi kendilerine öğrenmeye ve uygulamaya yetenekli olan hastalar için pahalı olmayan seçeneklerdir.



    İmajinasyon, güçlü psikolojik sonuçlar doğurması ve bilinçli zihinden başka türlü ulaşılması imkansız bir takım bilgileri transfer edebilmesi sayesinde insan sağlığını düzeltme de kullanılabilecek sonsuz sayıda olanak sağlar. Ama eğer basite indirgemek istersek, temel 3 kategorinin kullanımını dikkate almak faydalı olabilir:



    1-) Öğretmesi, öğrenilmesi kolay olan ve hastalar için evrensel bir önemi olan rahatlama ve stres azaltma.



    2-) Hastanın gevşemiş ve açık bir zihin halinde iken gerekli töropatik kazançları imgelemeye teşvik edildiği aktif göz önünde canlandırma veya yönlendirilmiş imajinasyon.



    3-) Farkındalık alanına giren imajlar, semptom, hastalık, mood, tedavi, veya mümkün olan çözümler hakkında bilgi verirler.

    Yönlendirilmiş İmgelemin Kullanım alanları (Kullanım alanı aşağıdakilere sınırlı değildir.)

    -Akut ve kronik ağrının kontrolü
    -Bağımlılıklar
    -Anksiyete bozuklukları
    -Kanser ve hayatı tehdit eden hastalıklar
    -Aile ve evlilik ilişkileri
    -Depresyon
    -Doğum
    -Post travmatik Stres bozukluğu
    -Ameliyata ve medikal prosedürlere hazırlık.
    -Uyku bozuklukları
    -Stres yönetimi

    Yönlendirilmiş imgelem zihninizi güçlendirerek sağlığı geliştirir, yaratıcılığınızı geliştirir. Bu sayede amaçlarınıza ulaşmada daha etkili olursunuz. Yönlendirilmiş imgelem ile gizli içsel kaynaklarınızı kullanarak duygu dünyanıza denge getirebilirsiniz. Yönlendirilmiş imgelem ciddi hastalıklarda yalnız başına kullanılmamakla birlikte bir çok terapi ile eşzamanlı olarak kullanılabilir.

    Psk.Tuncay ÖZER
     

Sayfayı Paylaş