1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yorumsamacılık Nedir?

Konusu 'Felsefe / Psikoloji' forumundadır ve ZeyNoO tarafından 3 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. ZeyNoO
    Melek

    ZeyNoO ٠•●♥ KuŞ YüreKLi ♥●•٠ AdminE

    Katılım:
    5 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    58.480
    Beğenileri:
    5.784
    Ödül Puanları:
    12.080
    Cinsiyet:
    Bayan
    Meslek:
    Muhasebe
    Yer:
    ❤ Şehr-i İstanbul ❤
    Banka:
    3.064 ÇTL
    Yorumsamacılık Nedir?

    Orijin itibariyle kutsal metinlerin (özellikle İndilerin) gerçek, fakat gizli anlamlarını keşfetmeye uygulanan yorum bilimidir.

    Zamanla önce F. D. E. Schleiermacher (1768-1834), daha sonra Martin Heidegger (1889-1976) tarafından kavrama daha evrensel bir yorum kazandırılmıştır. Bugünkü anlaşılışıyla, bu terim, dünyayı fiziksel bir sistem olarak değil, fakat insan düşüncesinin ve eyleminin bir nesnesi (amaç, gaye) olarak (Lebenswelt veya insan dünyası olarak) anlama faaliyetine işaret eder.

    Modern yorumsamacı yöntemin kısmen Dilthey'in çalışmalarından kaynaklanan öncülleri şunlardır: (i) Bilimsel açıklama anlamanın yegane biçimi değildir, (ii) Beşeri dünyayı ancak onunla ilgili sorular sormak yoluyla anlayabiliriz ve her soru hem şekil hem de muhteva bakımından onun temelinde yatan bir ilgi tarafından belirlenir, (iii) Beşeri dünyayla ilgili olarak sorulacak bir soru, daha o anda, sorgulanmakta olan şeyin kısmi bir yorumunu meydana getirir.

    Bu öncüllerden "yorumsamacı daire" ortaya çıkar, ki bu şudur: Yorum başlayana kadar hiçbir yorum (açıklama) mümkün değildir. Bu dairenin bir fasit daire olduğu söylenemez, fakat, basitçe, dünyamızın bizim oluşumuzun (varlığımızın-being) daimi ifadesi (expression) olan dil içinde ve dil yoluyla bir bilinç nesnesi olarak varolduğu gerçeğini yansıtır.

    Yorumsamacı yaklaşımın edebi tenkitçilikteki daha özel uygulamaları muğlak ve karanlık olmaktan kurtulamamıştır. Buna rağmen, yorumsamacılık, Kıta Avrupa'sının (özellikle, Almanya'nın) sosyal ve ekonomik düşüncesinde hatırı sayılır ölçüde etkili olmuştur. Mesela, Hans-Georg Gadamer, hermonetiğin bilimsiciliğin yanılgılarından kaçınabilecek münasip bir sosyal bilim metodu olduğunu öne sürmüştür.

    O aynı zamanda geleneğin mahiyetinin bir felsefi açıklamasını yapmaya teşebbüs etmiştir. İnsan dünyasıyla ilgili sorulmuş tek soru değil, asla sona ermeyen daimi bir soru akımı olduğundan, ancak bu süreklilik yoluyla sosyal realite anlaşılabilir. Devamlılık dilde ve dilin sürgünleri olan kültürde ve sosyal etkileşimde görülür, ve bu, sürekliliğe gömülü gelenekle kastedilen şeydir.
     

Sayfayı Paylaş