1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yunus Olmak..

Konusu 'Genel Dini Konular' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 2 Nisan 2013 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL





    Yunus Yürekli Olmak
    Yunus Emre,gönülden ibarettir.Bütün sırrı, maddeden soyutlanmakta ve dünyaya takılıp kalmamaktadır.Maddeyi mana için kurban eden,böylece ruhun derece-i hayatına çıkan bir mananın sesidir.Görürcesine inandığı mutluluk dünyası ahirettedir ve ebedidir.Ne var ki o,sonsuz saadet dünyasına bile dönüp bakmak istemez.

    “Bana seni gerek Seni” diyerek sadece Rabbi’ne yönelir ve ondan başka bir şeyi ne görür,ne de arzular.

    Canının arzuladığı tek yaratılmış, Güzeller Güzeli’dir.

    “Ya Muhammed, canım arzular seni” der ve yoluna canını kurban eder.

    Bu sebeple,ruhunun tercümanı olan Yunusumuzun eseri, sehl-i mümtenidir.Kolay görünür ama ,aynen söylemek neredeyse imkansızdır.

    Yunus Emre,söylemek için söylememiştir.Yeri ve zamanı gelince kendisini zorlayan ilhamını dile getirmiştir.Yani,söylettirilmiştir.

    Çünkü,güzellikleri,Yüceler Yücesi Rab’tan;kusurları kendisinden bilmenin olgunluğu ile hakiki kulluğa ermişti.

    Bu kulluk bilinci,ona hem çok derin,hem de çok sade ve sevimli bir samimiyet kazandırdı.

    İşte böyle bir nefs mücadelesinden galip çıkan adam olarak Yunus Emre,hem şahsiyeti,hem de söyleyişi itibariyle tek kaldı.

    Çünkü samimiyetin bu derecesi taklit bile edilemezdi.

    Buğday kaygısından kurtulup,himmet talebinde karar kılan adam,manevi mesafelerin yılmaz ve yorulmaz bir yolcusuydu.O’na, yol ehline aşk ve şevk verecek içli,derin ve etkileyici bir söyleyiş verildi.Böylece,Allah aşkından kaynaklanan deruni dünyasının inleyişleri,şevkleri,heyecanları,yedi asırdan beri mü’minlerin gönül tellerini titretir oldu.

    Asırlardır eskimedi,pörsümedi;hep taze,hep diri ve canlı kaldı.

    “Her gün yeni doğarız

    Bizden kim usanası.”

    diyerek,sürekli aşkla tazelenmenin hem yolunu,hem de güzelliğini söyledi.

    Her dem yeni olmanın ve daima taze kalmanın sırrı,Yunus yüreği taşımaktır.Yani,eskimeyen bir imanın sevdalısı,eşsiz,benzersiz bir Yaratıcı’nın candan bağlısı olmaktır.

    Bir başka deyişle,inancında ve yaşayışında halis olmaktır.Karışıksız,katışıksız,riyasız olmanın İslam’daki adı,ihlastır.

    Yunus Emre’nin söyleyişine yansımış olan ihlası,yeryüzünde Türkçe konuşuldukça,yürekleri titretmeye devam edecektir.

    Aslında yürek dilini konuşmuş olan Yunus Emre,Türkçe bilmeyen gönüllerde de tesirini göstermiştir.Özellikle de Rumeli’de yaşayan ve Türkçe bilmeyen Müslümanlar,onu en az Anadolu’daki kardeşleri kadar şevkli söylüyor,heyecanlı dinliyorlar.

    Yunus bir tane midir?

    Yoksa başka Yunus’lar da mı var?

    Yunus mu çok,Yunus’un sesi,feryadı,çığlığı ,yani yürek titreten söyleyişleri mi çeşitli?

    Galiba ikisi de doğru.

    Yunus’un,yüreğimizin her telini bir ayrı titreten sesi,aynı makamın her an çeşitlenen,zenginleşen,bereketlenen,rengarenk bir bestesi gibi…

    Yunus,fıtratın sesidir.Bu sebeple,bozulmamış bütün fıtratlar üzerinde etkilidir.Bu gerçeği bilen anneler,çocuklarına Yunus Emre ilahileri okurlar,okuturlar.Hatta bebeklerine ninni olur,Yunus Emre’nin sesi,sözü…

    Bazen de bozulmuş yapılar onunla onarılır,boşalmış gönüller Onun güzelliğiyle donanır,gönenir.Yunus,imanları coşturur,gevşemişleri gayrete getirir.

    Yunus Emre nerelidir?

    Yunus Emre soyutlandığı dünyanın neresinde yatar şimdi?

    Hayatının teknik safhaları fazla bilinmiyor.Gönül dünyasını ne kadar çok biliyorsak,maddi ve dünyevi hayatını o kadar az biliyoruz.

    Hep eserine dikkat çekilsin,hep yüreği ve imanı görülsün diye mi,hayatının maddi ve teknik teferruatı örtüldü.

    Yunus Emre’nin de bundan memnun olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.Şahsını hep geriye çeken,gizlenmeyi,sırlanmayı seven bir anlayışın bağlısı olarak, “Mezarımın bilinmesi mühim değil,Allah bilinsin yeter” dermiş gibi geliyor bana.

    Rahmetli Münevver Ayaşlı’nın şöyle bir teklifi vardı:

    “Ortaasya’da Ahmet Yesevi’ye Hazreti Türkistan derler.Biz de Yunus Emre’ye Hazreti Anadolu diyelim.”

    Dolayısiyle Yunus Emre sadece mezarının olduğu yere ait değildir.Anıldığı yerdedir.Anadolumuzun neresinde gerçekten anılıyor ve yüreğiyle yaşanıyorsa,oralıdır Yunus Emre…

    Bir başka deyişle,sadece makamının,ya da mezarının bulunduğu yerler değil,yurdumuzun bütünü onun gönlüne muhtaçtır.Aslında, sevgisizliğin,dostsuzluğun,kabalığın alıp yürüdüğü günümüzde,ona bütün insanların ihtiyacı vardır.Yunus gönüllü insanların çoğaldığı bir dünyada kavga,gürültü,haksızlık olmaz.

    Bu yüzden açıkça söylemek gerekir ki,merkezinde Yunus’un dost yüzü gülümsemiyorsa,eğitimimiz de noksandır.Çünkü,gönülleri güzelleştirmek için Yunus’a kulak vermek ve tavsiyelerini ciddiye almak gerekir.

    “Gelin tanış olalım

    İşi kolay kılalım

    Sevelim,sevilelim

    Dünya kimseye kalmaz.

    Adımız miskindir bizim

    Düşmanımız kindir bizim.

    Biz kimseye kin tutmayız

    Kamu alem birdir bize.

    Gönül Çalab’ın tahtı

    Çalap gönüle baktı

    İki cihan bedbahtı

    Kim gönül yıkar ise.

    Yaratılanı hoş gör

    Yaratan’dan ötürü.”

    Günümüzün en önemli meselesi,bu sesin sahibini kalbimizin kulağıyla dinlemek ve gönüllerimizi Yunuslaştırmaktır.

    Özümüze dönmenin,kendimize gelmenin,Allah ve Resulullah muhabbetini coşturmanın ve gelecek nesillere taşımanın yolunu açıyor bize Yunus…

    Anadolu’dan,bizden Yunus.Biz de ondan olmalı,yürek güzelliklerini paylaşmalıyız.

    Hizmet ettiği dergaha odunun bile eğrisini getirmeyen,dosdoğru Yunus…

    Ümit ve sevgi bayrağını hep yücelerde tutmuş olan,

    “Ballar balını buldum

    Kovanım yağma olsun”

    diyen Yunus.

    Ses ve söz bayrağımız,dilimizin üstadı,dinimizin sevdalısı...

    Yunus derya,Yunus hazine…

    Fakat,bizim gönlümüz,gönlünün neresinde.

    Adı dilimizde.

    Ama bu yetmez,yetmiyor.
    Tadı da gönlümüzde olmalı.



    Alıntı...
     

Sayfayı Paylaş