1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yüzbaşı Şerafettin (İzmir Fatihi)

Konusu 'Kurtuluş Savaşımız ve Kahramanları' forumundadır ve wien06 tarafından 23 Eylül 2008 başlatılmıştır.

  1. wien06

    wien06 V.I.P V.I.P

    Katılım:
    30 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    6.117
    Beğenileri:
    148
    Ödül Puanları:
    4.480
    Meslek:
    Serbest
    Yer:
    Viyana
    Banka:
    292 ÇTL
    Yüzbaşı Unutuldu Kılıç da Kayboldu​


    Kurtuluş Ordusu’nun başında İzmir’e giren Yüzbaşı Şerafettin’in adını bile İzmir’de hatırlayan yok. Üstelik ‘İzmir Fatihi’nin kuşandığı özel kılıç da kayıp!İzmir’e giren Kurtuluş Ordusu’nun motivasyonunda rol oynayan “fetih kılıcı” ile kenti teslim alan “İzmir Fatihi” Yüzbaşı Şerafettin’in heyecan verici kahramanlığı bugün İzmir’de bile unutulduğu gibi ünlü kılıcı da kayıp.
    “Üçüncü Kılıç” adıyla kahraman yüzbaşının hikayesini kitaplaştıran Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Kemal Arı, “Kılıç kayboldu, Yüzbaşı Şerafettin’in ise İzmir’de izi bile yok” dedi. Arı, Yüzbaşı Şerafettin’in ailesi, Genelkurmay arşivleri ve dönemin yazılı kaynaklarından yararlanarak hazırladığı kitapta ‘3 Kılıç’ın hikayesini şöyle anlattı:

    [​IMG]

    ‘Buhara Cumhuriyeti’nden İzmir fatihine verilmek üzere kabul edilen kılıç, Batı Cephesi Komutanlığı emrine alınırken, Başkomutan, Meclis kürsüsünden bunu ulusuna duyurdu. Bu sırada Beyrut eşrafından Misbah Efendi de, aynı amaçla 500 altın lira ödül koydu. İzmir’in işgalinden sonra yüreklerde oluşan İzmir özlemi ve kenti kurtarma arzusu, toplumsal mitosa dönüştü, ordudaki subay ve erler arasında büyük bir heyecan seli yarattı. İzmir’e ulaşma düşü, yüreklerde kabarmış alevden bir topa dönüştü. 30 Ağustos günü düşmanın ana unsurlarının yok edilmesinin ardından Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın (Ordular İlk Hedefiniz Akdeniz’dir) tarihi emrini alan ordu, İzmir’e akarken, İkinci Süvari Tümen Komutanı Yarbay Zeki (Tümgeneral Zeki Soydemir), öncü olarak Birinci Süvari Alayını görevlendirdi. Öncü öncüsü olma görevi de İkinci Süvari Tümeninin 4. Alayında Bölük Komutanı olan Yüzbaşı Şerafettin’e verildi.Yüzbaşı Şerafettin özel arşivinde, bu anı (Anlatılmaz bir hızla mesafeleri aşıyor, İzmir’e doğru uçuyorduk. Kaçan düşman köyleri, kasabaları yakıyor, intikamını sivil halktan alıyordu. Adım başı rastladığımız yürekler acısı manzara, hızımızı büsbütün artırıyordu) diye anlattı. 9 Eylül sabahı 09.00′da Bornova’ya giren genç yüzbaşı, Halkapınar’a doğru yürüdü. Bir anda müfreze fabrikadan ateş yağmuruna tutuldu. Burada şehit verilen 4 erin başlarının İzmir’e dönük olduğu görüldü. Yürüyüşüne devam eden müfreze, yönünü Alsancak’a çevirdi, 80 kişilik kuvvetle şehre akmaya başladı. Müfrezesinin başında kente saat 10.30′da giren Yüzbaşı Şerafettin, Kordon’a kurşun ve şarapnel yağmuru altında 40 askerini kaybederek ulaştı. Süvariler, dört nala Kordonboyu’ndan Pasaport İskelesi’ne geldiklerinde, bir Rum’un attığı bomba, Yüzbaşı Şerafettin’in atının önünde patladı. Omzuna ve koluna şarapnel parçaları isabet eden yüzbaşı, parçalanan atını değiştirerek, yoluna devam etti. Hükümet Konağı’nın önündeyse makineli tüfek ateşiyle karşılaşan Yüzbaşı Şerafettin’i, göğsüne isabet eden mermiler de durduramadı. Atından inen Şerafettin Bey, bir gencin uzattığı Türk bayrağını alıp, görevi tamamlandı. 15 Mayıs 1919′da İzmir’in işgaliyle başlanılan nokta, 3 yıl 3 ay 24 gün sonra 9 Eylül 1922′de kurtuluşuna mekan oldu.

    BAŞKOMUTAN, KILICI VERİYOR

    Balkona çıktığında göğsündeki kanın bulaştığı bayrağı gözyaşları içinde göndere çeken Yüzbaşı Şerafettin, o dakikaları, ‘Yaraları kim düşünür, ölsem ne gam. İzmir’i kurtarmıştık ya. Bu şerefin öncüleri biz olmuştuk ya’ diye anlattı. Bu arada Yüzbaşı Zeki komutasındaki süvari birliği Sarıkışla’ya, Üsteğmen Arif ve Takım Komutanı Celal Bey ile Yedeksubay Besim Efendi de Kadifekale’ye bayrağı çektiler. Belkahve’den tarihi günü izleyen Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’nın, yanında Fevzi ve İsmet paşalarla, 10 Eylül sabahı İzmir’e gelişi görkemli oldu, kent adeta ayağa kalktı. İzmir’e girişinden iki gün sonra Başkomutan, Şerafettin Yüzbaşı’ya, ‘İzmir’ adını verdi. Genç subay, soyadı kanunun çıkmasından sonra İzmir’i kullandı. Büyük Kurtarıcı, kılıcı da, 15 Eylül’de Yüzbaşı Şerafettin’e verdi.

    VALİLİK Mİ KAYBETTİ?

    Emekliye ayrıldığında İstanbul’a yerleşen Şerafettin İzmir, 1951′de vefat edince, eşi Siret Hanım, “üçüncü kılıcı” İzmir’de açılması planlanan İnkılap Müzesi’ne verilmek üzere İstanbul Valiliği’ne verdi. Ancak kılıcın izine bir daha ulaşılamadı.

    Tarihimize ve değerlerimize ne kadar sahip çıkabildiğimizin…! birbaşka örneği de bu işte…Yaralı halde hükümet konağına çıkarak bayrağı göndere çeken bu kahramanın adını hangimiz biliyoruz…İzmir’in kurtuluşunun sembolü olan bir kılıcı kaybederek bu yurdu bize verenlere ne kadar layık olabiliyoruz…Düşünmemek elde değil…!


    KAYNAK: Aksam
     

Sayfayı Paylaş