1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Yüzleşme

Konusu 'Şiir' forumundadır ve UmuT ÇiÇeĞİ tarafından 24 Temmuz 2011 başlatılmıştır.

  1. UmuT ÇiÇeĞİ

    UmuT ÇiÇeĞİ Usta

    Katılım:
    16 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    500
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    630
    Meslek:
    Öğrenci
    Yer:
    ERZURUM
    Banka:
    0 ÇTL
    Bilemezsin ne kadar kirlenmiş sokaklar;
    sen bunca acı çekmiş olmana rağmen
    yine de bilemezsin o sokaklarda
    boynunu yere eğerek yürümeyi!
    Yürümek zorunda bırakılmayı,
    varlığından utanmayı bilemezsin yine de!
    (Hani korkardım da koşaradım yürürdüm insanların arasında;
    diğerleri gururla süzerken şehvetli kızların kirletilmiş vücutlarını
    ben utançla yere eğerdim başımı! İşte öyle! )

    Anlayamazsın korkaklığımı;
    bilemezsin çünkü ne kadar utandırıldığımı!
    Bilemezsin nasıl küfretti suratıma onların pis bakışları!
    “Sen zavallısın!” dediler, “Zavallısın! Zavallısın!”
    Evet, utanıyorum ben; utanıyorum bedenimden!
    Utandırıldım bak, utandırıldım benliğimden!
    Bilemezsin, utanmak nedir kendinden,
    sürünün en ağır kurallarına uyamamak nedir?!
    Evet, utanıyorum ben;
    bak, avuçlarıma sığmıyor artık yüzüm!
    Nereye kaçabilirim kendimden?!
    Söyle nereye kadar saklarım yüzümü?
    Kendim olmayı,
    var olduğum gibi olmayı nereye kadar erteleyebilirim?
    Suçum ne peki?! Ne yaptım ben onlara?!
    Neden böyle aşağılayan gözlerle bakıyorlar bana?!
    Hayır, sandıkları gibi değil; ben seçmedim bu çirkin bedeni!
    Ama güzel bedenler giymek uğruna,
    ruhlarını çıkarıp atmayı onlar kendileri seçtiler!
    Niye aşağılıyorlar hâlâ beni: aynaya baksalar ya?!
    Eksik olan bir şey yok mu o güzel tozpembe tabloda?!
    Ruhları yok! Ruhları kayıp gitmiş parmaklarının arasından!

    Böyle zamanlarda hep: çekiliyorum kalabalık yalnızlığıma!
    Yalnızlığım alay etmiyor benimle,
    çirkinliğimi yüzüme vurmuyor bu dört duvar!
    Ağlatmıyor beni bomboş odalar;
    acıtmıyor canımı, onların acıyan bakışları kadar!

    Ben utanıyorum bu sürüden, bu sürü utandırdı beni!
    O sürünün tüm üyeleri,
    ruhsuzluklarını örtmek için güzel bedenler giymişlerdi!
    Evet, ben ruh hastasıydım belki, ama onlar tümden ruhsuzdu!
    Hasta bir ruhu, ruhsuzluğa tercih ettim!
    Yürüyemiyorum sokaklarda!
    Gittikçe daha da ağırlaşıyor istekleri!
    Artık bedenimi değiştirmem isteniyor;
    bir araba değiştirir gibi, bir kirli çamaşır değiştirir gibi!

    Yürüyemiyorum sokaklarda!
    Benim için birbirlerine diyorlar ki:
    “Acıyarak sindir onu! Hepimiz kovduk onu aramızdan!
    O bizden değil, o farklı; onun suratı acınası!
    O zavallının teki, sen de acı ona!
    Dalga geç; çirkinliğini onun yüzüne kus!
    Çünkü o, çoktan hak etti bunu!
    Yüzüne bak şunun;
    böyle bir yüzü olan biri ne hakla çıkıyor sokaklara?!
    Ne hakla selam veriyor bize?
    Ne hakla aşktan bahsediyor?!
    Acı ona! Acı ki; öğrensin artık töremizi!
    Töremiz sevmez çirkinleri! Sen de ez onu!
    Yaşayan bir kum torbası o;
    seni üzen, kızdıran ve yıpratan ne varsa
    hepsi için birer yumruk at ona; o zaman geçer acın!
    Onun sevilmeye hakkı yok,
    sırada sevilmeyi bekleyen bu kadar çok yakışıklı üyemiz var!
    Ancak acımalısın ona!
    Acı ki; çık(a)masın artık sokaklara!
    Dağlara gitsin : ancak orada arasın arkadaşlarını!
    Onun yüzüne ancak dağlardaki hayvanlar bakar!
    Acı ona! Bir tekme de sen at!
    Umursama, boşver!
    Hayalleri varmış onun, saf bir sevgi varmış avuçlarında; bize ne?!
    Bize sevgi değil, hayal değil; dış güzellik gerek!
    Tabi bir de soytarılar!
    Dalga geçip, gönlümüzü eğlendireceğimiz soytarılar!
    O da o soytarılardan biri işte;
    hadi durma, sen de gül ona kahkahalarla!
    Acıyarak gül ve dua et Tanrı'ya;
    seni onun gibi çirkin yaratmadığı için!”

    Bunları duyunca gidiyorum ben, gidiyorum intiharlarıma!
    Zebaniler bile onlar kadar acımasız değil çünkü,
    Azrail'in bile bakışları onlarınkiler kadar soğuk değil!

    İşte, dışlanmak budur,
    aşağılanmak budur ve budur yalnızlığa mahkum edilmek!
    Bırak sürü, bu durum sonsuza kadar böyle sürüp gidecek sansın;
    ben dağlara çekilir, sabırla kıyamete gün sayarım!


    Elbette, Güneş dellenecek,
    reddedecek bir sabah vakti erkenden doğmayı;
    elbette yutacak Merkür'ü, yutacak Venüs'ü ve Mars'ı!
    Ardından büyüyen açlığını yöneltecek Dünya'nın üzerine ve
    Dünya ufacık bir kartopu gibi eriyecek Güneş'in midesinde!
    İşte, cehennem budur, acı budur
    ve budur tüm günahlarla yüzleşmek!

    Rol yapmaktan bıktım artık,
    suratıma maskeler takmaktan bıktım;
    kendim olmak istiyorum!
    Bu sürünün üstüme sürdüğü çirkin kokudan sıkıldım;
    kendim gibi kokmak istiyorum!

    Rahmi Vidinlioğlu
     
Benzer Konular:
Yüklüyor...

Sayfayı Paylaş