1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Zâhir(Zahir) - Paulo Coelho

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve _nehir_ tarafından 25 Ocak 2013 başlatılmıştır.

  1. _nehir_
    Avare

    _nehir_ Schrödinger'in Kedisi ♕ Özel üye

    Katılım:
    8 Aralık 2012
    Mesajlar:
    3.777
    Beğenileri:
    4.243
    Ödül Puanları:
    8.980
    Banka:
    827 ÇTL
    Arka Kapak
    'Seni kendimden bile daha çok seviyorum.' Eğer bunu söyleyebilirsem kendimle barış içinde yaşamayı sürdürebilirim, çünkü bu aşk beni rehin aldı. Ünlü, başarılı, zengin bir yazarın savaş muhabirliği yapan karısı Esther bir gün ansızın ortadan kaybolur. Esther kaçırılmış mıdır, öldürülmüş müdür, yoksa kocasını mı terk etmiştir? Çok sevdiği karısını bulmak için yanıp tutuşan yazar, Esther'in en son birlikte görüldüğü Kazak genci Mikhail'le birlikte Fransa'dan İspanya'ya, Hırvatistan'dan Orta Asya steplerine uzanan bir yolculukta bulur kendini. Bu büyülü yolculuk giderek bir 'iç yolculuğa' dönüşecek, yazar yazgının gücü ve aşkın doğasını yeniden keşfedecek, yaşamına yeni değerler biçecektir... Günümüzün en çok okunan yazarlarından Paulo Coelho, daha önce yayınladığımız Simyacı, On Bir Dakika, Veronika Ölmek İstiyor gibi romanlarından sonra Zâhir'de de, okurlarını bir ruh yolculuğuna çıkarıyor. Zâhir'i okuduğunuzda, kendinizi daha derinden tanıyacaksınız


    Kitaptan Alıntılar:

    "Güneşin, denizlerin, rüzgarların enerjisinden yararlanabiliriz. Ancak, insanoğlunun sevginin enerjisinden yararlanmayı öğrendiği gün, ateşin keşfedildiği gün kadar önemli olacak."

    "Bir şeyin ne zaman sona erdiğini bilmek daima önemlidir. Daireleri kapanması,kapıların kapanması, kitapların biten bölümleri, adını ne koyarsak koyalım; önemli olan yaşamımızda olup bitenleri geçmişte bırakmak."

    "Kaybedecek daha fazla bir şeyim kalmadığında, bana her şeyi verdiler. Ben olmayı bıraktığımda kendimi buldum. Rezil olduğumda ve hala yürümeye devam ettiğimde kendi kaderimi seçmekte özgür olduğumu anladım. Belki de bende yanlış olan bir şey var, bilmiyorum, belki evliliğim biterken bile anlamadığım bir düştü...
    Bütün bildiğim onsuz yaşayabildiğim halde hala onu yeniden görmek, birlikteyken hiç söyleyemediğim şeyleri söylemek istediğim: seni kendimden bile çok seviyorum. Eğer bunu söyleyebilirsem o zaman kendimle barış içinde yaşamayı sürdürebilirim, çünkü bu aşk beni rehin aldı. "

    "Kimse kendisine sunu sormaz: Ben neden mutsuzum? Soru kendi içinde her şeyi mahvedebilecek virüsü taşır. Eğer bu soruyu sorarsak, bu bizi neyin mutlu ettiğini bulmak istediğimiz anlamına gelir. Eger bizi mutlu edecek olan şu anda sahip olduğumuzdan farklıysa o zaman ya bir kerede veya tümüyle değiştirmeli ya da kendimizi çok daha mutsuz hissederek olduğumuz gibi kalmaya devam etmeliyiz. "

    "İnsanlar bir sorunun üzerine gitmeye karar verir vermez düşündüklerinden çok daha fazla yetenekli olduklarını fark ediyorlar."

    "...tüm istediğim bu, ihtiyacım olduğunda daima sığınacak bir yer bulabildiğim bir dünya yaratmak: Ne bağımsız bir yaşama sahip olduğumun fark edilemeyeceği kadar uzak, ne de senin evrenine saldırıyormuşum gibi görünecek kadar yakın."

    "Bazı şeylerin gitmesini izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir. Onları serbest bırakmak. Gevşek olanı kesmek. İnsanların hiç kimsenin işaretli kağıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırırz ve bazen de kaybederiz. Hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. Daireyi tamamla. Gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. Kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtıl. Geçmişte olduğun kişi olmayı bırak ve şu anda kimsen o ol."


    -Marie, farz et ki, iki itfaiyeci küçük bir yangını söndürmek üzere ormana girdiler. Sonra işlerini bitirip bir nehir kenarına vardıklarında birinin yüzü tümüyle siyaha bulanmışken diğerinin yüzü tertemizdir. Sorum şu: Bu ikisinden hangisi yüzünü yıkayacaktır sence?
    -Aptalca bir soru bu. Elbette yüzü kirli olan.
    - Hayır, yüzü kirli olan diğerine bakacak ve kendi yüzünün de onunki gibi olduğunu sanacak. Ve tersine yüzü temiz olan da yüzü kir içinde olan meslektaşını görüp kendi kendine: Ben de kirlenmiş olmalıyım. En iyisi yıkanayım diyecektir
    - Ne anlatmaya çalışıyorsun?
    - Demek istiyorum ki, hastanede geçirdiğim süre içinde, sevdiğim kadınlarda hep kendimi aradığımı anladım. Onların sevgi dolu, tertemiz yüzlerine bakıyor ve o yüzlerde kendi yüzümün yansımasını görüyordum. Onlar, diğer yandan bana bakıyorlar ve yüzümdeki kiri görüyorlardı; ne kadar akıllı ya da ne kadar özgüvenli olurlarsa olsunlar, kendi yansımalarını bende görmeyi bırakıp olduklarından çok daha kötü olduklarını düşündüler. Lütfen, bunun sana olmasına izin verme."


    Çok yazdım geri kalanını siz keşfedin :)
     

Sayfayı Paylaş