1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Zaman Şiir Zamanıydı..

Konusu 'Şiir' forumundadır ve ...SAKLI CeNNeT__ tarafından 27 Aralık 2011 başlatılmıştır.

  1. ...SAKLI CeNNeT__

    ...SAKLI CeNNeT__ ♥ Pєяναηє Döηєя Aşk ♥

    Katılım:
    6 Temmuz 2011
    Mesajlar:
    16.250
    Beğenileri:
    81
    Ödül Puanları:
    4.980
    Yer:
    ♥ Bєη Hєp Sєηdєyim ♥
    Banka:
    110 ÇTL







    Kültür mantarı gibi dört bir yanımda
    acıların bittiği zamanlardı...
    Zaman kelimeleri duvara yapıştırıp
    hoyratça sevişme zamanıydı!..
    Yelkovanla akrep ikiye bölerdi harfleri...
    Ve harfleri ünlü ünsüz diye ayırmak
    ırk ayrımından daha tehlikeliydi...


    Zaman şiir zamanıydı!..
    Belli ki hiç sevmemiştik bir çiçeği dalında...
    Ellerimiz de dikenler...
    Yüzümüzde maskeler...
    Boğulurdu bir şiir yazılacak zaman
    bir hayat kadınının gözaltı torbalarında...
    Aşkın e halini ahvalini ve devasa halini
    kirletmiştik izbe bir otel odasında...
    Zaman kusulası insan ilişkilerine başkaldırı zamanıydı!..
    Biz şiirleri devirirdik şiirler bir devri...


    Bütün çıkmaz sokaklarda şiir konuşulurdu...
    Çıksın diye ayyuka çıkmaza düşmüş bütün sevdalar...
    Vururduk yirmi dokuz harfi ensesinden...
    Sırtını dönmesine bile müsaade edilmeden...
    Ki çakışırsa gözlerimiz küllenmesin diye bir şair daha...
    Hiç kimseyi kıskanmamıştım!..
    Bir dağbaşı meyhanesinde bir çift elâ gözü yudumlamak
    yerine kelimeleri yudumlayan bir erkek kadar...


    Zaman şiir zamanıydı!..
    Karşıya giden bütün vapurlara bir şiir kesilirdi...
    Çünkü kızlar yalnız şiirle kesilir ve kızlardan karşıya
    yalnız şiirle geçilirdi...
    Gerçi yaptığımız iş marjinal bir girişimdi
    ama hangi kız çıkıp da diyecekti ki
    ''oynadın benimle kelimelerle oynadığın gibi...''
    Nihayetinde ağlamayacaktı ve götürmeyecekti
    bir şiiri gözyaşı seli...


    Bir şiirin ilk gözağrısı olabilmek için yarışırdı
    tabiat ana Tanrı'nın kucağında...
    Ağaç dalları yapıştırırdı kirazları dudaklarına...
    Ordan kalmıştı şiirlerde ki ''kiraz dudaklım'' felsefeleri...
    Ve denizlerin bütün işvesi şaire değil şiire yaranmak içindi...
    Deniz de işi bilirdi...


    Zaman şiir zamanıydı!..
    Şiir sadece yazılırdı...
    Bir ananın yavrusuna duyduğu gibi derin bir aşkla...
    Ne bakkalda ne markette satılmazdı parayla...
    Yalnızca şiiri yazan kalemler satılırdı
    memlekete ihanet sevdasına...
    Bir yat bir de kat parasına koca bir vatanın
    alnına çalınırdı bütün illegal şiirler...
    Kim sevmişti vatanı en çok kutsal yüzlü analardan başka
    ve kim sevmemişti bir şiirde dökülürdü ortaya...
    İnce mevzuydu bir ülkenin boynuna asılı
    levhaları kazıma işi...
    Kalem oynatmak benzemezdi bir dansözün
    yağlı göbeğini oynatmasına...
    Oynatmakla oynatmak arasında
    derin bir uçurum vardı zira...
    Bir yağlı göbeğe salyalarını akıtan
    memleketin ileri gelenleri akıtırdı kalem oynatana
    bilumum yağlı ilmekleri...


    Çok mu ıslak ayaklarla toprağa basmıştık ne
    mesaj kaygısı gütmeyen
    bütün şiirler saçlarımızda elektriklenirdi...
    Şiirler bir volt yüksek olsa çarpardı bizi yaralanırdık...
    Biz çarpardık bir köşebaşında şiirlere şiirler yaralanırdı...
    Karakollarda sabahlardık...
    Kan revan didaktik!..


    Zaman bir şiir uğruna kan uykusuna yatma zamanıydı!..
    Nice ihtilaller devşirilirdi rüyalarda...
    Ve nice şairler devrilirdi sabah ezanlarında..
    Ellerinde mürekkep izleri gözlerinde harflerle barışık ama
    insanlara küskün bakışlar...
    Zaman şairlerin şiirlerini öksüz bırakıp gitme zamanıydı!..




    alinti..
     

Sayfayı Paylaş