1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Zaman ve Gerçek

Konusu 'İlginç Yazılar' forumundadır ve potito tarafından 5 Kasım 2010 başlatılmıştır.

  1. potito

    potito Aktif

    Katılım:
    15 Ekim 2010
    Mesajlar:
    312
    Beğenileri:
    1
    Ödül Puanları:
    630
    Banka:
    0 ÇTL
    Zaman dünyaya gelmiş en güçlü en kudretli en zengin en ukala en densizin bile önüne geçemediği anlar topluluğu. Fazla bir özelliğinizin olmadığını düşünüp çaresizliğinizle sığınabilirsiniz belki körü körüne.



    Gerçeğin adil uygulandığı hepimize eşit derecelendirmeler yaptığı ender kavramlarda biri zaman. Bunu bilmek ferahlatsa da insanı yok olma duygusu akla geldiğinde bir parça da korku salar içten içe. O anki sorununuz yaşama dair sorunlarınız algılamanız sizi ne tarafa götürürse bi taraflarında durup öyle kabulleniyoruz.
    Bir film izlemiştim alkol hakkında şöyle diyordu :


    “Alkol içerken saniyede 1000 hücre öldürür ilk başta konuşma ile ilgili hücreler ölür ağzın laf yapmaya başlar , çenen açılır. İkinci olarak dudakların serbest kalmaya başlar etrafına sırıtmaya başlarsın. Daha sonra ayakta durmakta zorlanır bulunduğun yaşadığın ortamla ilişkini sağlayan hücreler ölmeye başlar. Ferah ve aydınlanmış hissedersin. Ki öldürülmesi en zor hücreler acılar, hatıralardan silinemeyenlerdir. Onları öldürmek için daha çok, daha çok içersin , unutmayı başarabilmek kendini son yolculuğuna uğurlamakla son bulur ancak.”



    Unutmak bazen istediğimiz tek şey olur. Ona ulaşabilmek de ne kadar zordur. Aşkının sana yaptıklarını seni nasıl yavan bıraktığını unutmak. Aklına bile getirmeyi istemediğin diğeriyle birlikte neler yaptığını düşünmemek. Bilmem kaç yüz kilometre ötede veya hiç önemi yok, burnunun dibinde ama artık göremediğine, özlemle yanıp tutuştuğunu unutmak. İş yerinde çektiğin azabı, yalakalıkları, boynunu eğdiğin insanların kişiliklerini unutmak, çocuğunun yanında olamayıp ne yapıyor ne yiyor ne içiyor düşüncesini unutmak..



    Türlü sorunlarımızın çözüm yollarını aramak, cevaplarını bulamadığımız anlarda en çok destek çıkan özel bir özelliğimiz unutabilmek. Başarabilmek de kişisel bir değişim gösterir tabi. Her ne olursa olsun zaman yinede hafifletir; biraz daha, az daha, bir miktar daha zaman , sonra geriye bir bakarsınız yüreğiniz şöyle bir ah çeker hafiften küçük bir tebessüm yüzünüzde gününüze kaldığınız yerden devam. Belki de olması gereken bu. Şanslı olanlarımızda var tabi. Sonunda sevdiğine kavuşanlar, sevdiği işi yapabilme şansını yakalayanlar. Vesaire vesaire…



    Sorun olan bitenin farkında olup yaptığı her şeyin üzerine geldiğini bilen ne kadar çabalasa da işin içinden çıkamayanlarda. Burada konuya bakış açısı da farklı. Günümüzde insanların insanlıklarının sorgulanmayan hürriyetleri olarak kabul ettirilmeye çalıştırılan, güçlü olanın haklı olması gerektiği sonucuna uygun yaşayış tarzı geçerli çünkü. Senin onun bunun hürriyeti diğerinin hürriyetinin içinde saklı. Eheh ve biz cumhuriyeti yaşıyoruz. Siyasal kavramlardan uzak, halkın içinde yok sen böyle düşünüyorsun diğeri öyle düşünüyorlar la hala uğraşmak ne saçma ne kadar göz boyayıcı bir ikilem. Başındaki patronun, verdiği üç kuruş parayla senin padişahın konumunda iken sosyal yapı denen bir yapı darmadağın olmuşken parası olana kardeşim ben görmüyorum ne yaparsan yap ama paranı arttır düşünce yapısıyla neye nereye kadar bu şekilde yaşanılır bilmiyorum. Ki kişilerin elleri kolları o kadar bariz bağlanmış ki kimse sorununu çıkıp haykırabilecek durumda değil. Ekmek parası aslanın ağzında devri çoktan bitmiş . Aslan mertlik soyluluk simgesi sayılabilir. Şimdikiler artık şerefsizlikle ekmek parası veriyor. Ve buna örtbas edilen bankalar, yurt dışına çıkarılan paralar, örtülü ödenekler ve herkesin gözü önünde yaşanan bir çok örneğe rağmen hala yapanın yanına daha çok kâr kalması eklenince, sorun daha dayanılmaz hale geliyor .



    İyi örnekler ne kadar çoğalsa da milletçe sesimizin çıkmadığı her an daha da artarak devam edecek bu tür davranışlar. Ve gelecek hiç de parlak gözükmüyor uyanmanın zamanı geldi ki gelen genç nesil daha adil daha özgür daha paylaşımcı mı yetişir başka bir yola mı sapar artık dönemecin tam ortasındayız. Paylaştıkça büyümek doğruyla ayakta durmak ufkumuzu tahmin edemeyeceğimiz kadar genişletecektir ki hiç kolay değil. Zaman içinde unutulmuşlar arasında kalmamız dileğiyle..
     

Sayfayı Paylaş