1. * 5651 Sayılı Kanun'a göre TÜM ÜYELERİMİZ yaptıkları paylaşımlardan sorumludur.
    * Telif hakkına konu olan eserlerin yasal olmayan şekilde paylaşıldığını ve yasal haklarının çiğnendiğini düşünen hak sahiplerinin İLETİŞİM bölümünden bize ulaşmaları durumunda ilgili şikayet incelenip gereği 1 (bir) hafta içinde gereği yapılacaktır.
    E-posta adresimiz

Zamanın durmayan nabzı: Takvim

Konusu 'Dünya Tarihi' forumundadır ve Suskun tarafından 4 Mart 2011 başlatılmıştır.

  1. Suskun

    Suskun V.I.P V.I.P

    Katılım:
    16 Mart 2009
    Mesajlar:
    23.242
    Beğenileri:
    276
    Ödül Puanları:
    6.230
    Yer:
    Türkiye
    Banka:
    2.052 ÇTL

    Zamanın durmayan nabzı: Takvim
    İnsanlar, akan zamanı durdurmak şöyle dursun; yaşlandıklarına bakmadan, onu saymaya kalkıştılar.

    [​IMG]


    Tarih boyunca, ya Güneş’in hareketleri, ya Ay’ın hareketleri veya her ikisinin hareketlerine göre senenin tespit olunduğu takvimler yapıldı. Şemsî sene (güneş senesi), yerkürenin güneş etrafında bir devir yaptığı zamanı ifade eder. 365.242 günüdür. Kamerî sene (ay senesi); ay küresinin, yerküresi etrafında 12 kere döndüğü zamandır. 354.367 gündür. Güneş yılı, ay yılından 11 gün uzundur.

    AY İSİMLERİ BABİL’DEN
    Hayatı ziraat üzerine kurulmuş bulunan Eski Mısır‘da, bir yılı 12 ay ve 365 gün olan güneş takvimi kullanılırdı. Aylar 30 gündü ve sonuncuya 5 gün eklenirdi. Her gün 12’şer saatlik iki kısma ayrılmıştı. Astronomide çok ileri olan Mezopotamya‘da da ay-güneş takvimi kullanılırdı. 12 aydan müteşekkil 354 günlük yıla 11 günlük kısa bir ay eklenirdi. Bâbil‘de ise üç yılda 33 günlük bir ay eklenerek yılbaşının hep 1 Nisan olması temin edilirdi. Bugün Türkiye ve Orta Doğu’da kullanılan Nisan, Haziran, Temmuz, Eylül, Teşrin, Şubat gibi ay isimleri hep Bâbillilerden alınmıştır.
    Eski Türkler ve Çinliler ile Aztekler ay-güneş takvimini kullanırdı. Her yıla bir hayvan ismi verilmişti. 12 yılda bir bu yıllar devir yapardı. Böylece yaşları ve tarihî hâdiseleri hatırlamak daha kolay olurdu. Süryânîler, Selefkos takvimi denilen ve dört yılda bir ‘artık’lanan güneş takvimini kullanırdı. Eski Yunan takviminin devamı olan bu takvimin başlangıcı, İskender’in generali Selefkos’un Bâbil’e giriş tarihi olan M.Ö. 312 idi. Yahudîler, insanlığın yaradılışı kabul ettikleri M.Ö. 3761 tarihini başlangıç tarihi alan bir ay takvimini bugün bile kullanırlar. Güneş yılı arasındaki farkı gidermek için yıllara her üç yılda bir ay eklenir.
    Eski Roma‘da 12 ay ve 354 günlük kamerî takvim kullanılırdı. Mevsime göre kaymasını önlemek için iki yılda bir 22 veya 23 gün eklenirdi. Yılın ilk ayı Mart idi. Başlangıcı, Roma’nın kurulduğu M.Ö. 753 senesiydi. Bu takvim üzerinde Julius Caesar’ın emriyle M.Ö. 46’da birtakım düzeltmeler yapıldı. Güneş esasına dayandırılan bu yeni takvim Julyen Takvimi olarak tanınır. Bir yıl, 365.25 gündür. Mart ayından itibaren aylar dönüşümlü olarak 31 veya 30 gün sayılır. Son ay Şubat üç yıl 28, dördüncü yıl 29 sayılır. Yılbaşı 1 Ocak’tır. Bir aya da Sezar’ın adı verilmiştir: July. 532 senesinde Papa Dionysus, Hıristiyan âleminde bu takvimin esas alınmasını ruhânî konsile kabul ettirdi. Hazret-i İsa’nın o zamana kadar belli olmayan doğum yılını (mîlâd) 753. Roma yılı olarak tesbit etti. Takvimin başlangıcı bu tarih oldu. Bu takvime Mîlâdî Takvim denir. Osmanlılar, buna Rûmî Takvim adını verdi.

    10 GÜNÜMÜZÜ VERİN
    Yıl uzunluğundaki küçük farklar, zamanla büyük fark meydana getirdi. Papa XIII. Gregorius devrinde 10 güne ulaştı. 1582’de papanın emriyle yapılan düzeltme ile takvim 10 gün ilerletildi. O sene 4 Ekimin ertesi gün, 15 Ekim olarak ilan olundu. Yılbaşı da 1 Ocak’a alındı. Buna Gregoryen Takvimi denir. Mamafih halk “10 günümüzü geri verin!” diye sokaklara dökülmüştü. XX. asırda iki takvim arasındaki fark 13 günü buldu. Değişiklik önce İtalya, Portekiz, İspanya ve Almanya gibi Katolik ülkelerde kabul gördü. İngiltere 1752, İsveç 1753, Japonya 1873, Çin 1912, Rusya ve Balkan ülkeleri 1918, Yunanistan 1923 ve Türkiye 1926’da bu takvime geçti.


    [​IMG]
    En hassası Melikşah takvimi
    İslâmiyet’ten evvel, İran’da 30 günlük 12 aydan teşekkül eden güneş takvimi kullanılırdı. 5 gün fazlalık 8. aya eklenirdi. Aylar burçların başına göre başlardı. Nevruz da denilen 20 Mart yılbaşı idi. Ayın her gününün ayrı bir ismi vardı. Yıl tam 365.25 gün çekmediği için, 120 yılda bir ayarlama yapılırdı. Bu sebeple Julyen Takvimi kadar kullanışlı değildi. Selçuklu Sultanı Celâleddin Melikşah bunu ıslah ettirerek, güneş hesabına dayalı, ancak başlangıç yılı hicrete göre tesbit olunan bir takvim hazırlattı. Buna Celâlî (hicrî şemsî) Takvim denir. Bu takvimde 120 yılda bir ay değil, 4 yılda bir gün artıklama yapılırdı. Böylece Celâlî Takvim, 3770 yılda bir gün hatâ verir. Böylece 3330 yılda bir hatâ veren Gregoryen Takvimi’nden bile daha hassastır.
    Celâlî Takvimi üzerinde Türkistan’da Uluğ Bey, İlhanlılarda Gazan Han, İran’da Nâdir Şah ve Hindistan’da Ekber Şah tarafından birtakım ıslahat yapıldı. Bugün İran, Hindistan ve Afganistan’da kullanılır. Nevruz, 21 Mart (şimdi 3 Nisan) yılbaşıdır.
    Ay isimleri şunlardır:
    Ferverdin (30),
    Ordibeheşt (31),
    Tir (30),
    Hordad (30),
    Şehriver (31),
    Mordad (30),
    Aban (31),
    Azer (30),
    Dey (31),
    Behmen (30),
    Esfend (31).
    Gün isimleri de şöyledir:
    Yekşenbe,
    Düşenbe,
    Seşenbe,
    Ceharşenbe,
    Pençşenbe,
    Cuma,
    Şenbe. ​
     

Sayfayı Paylaş